İslam Coğrafyasına ve Ümmetimize Oynanan Büyük Oyun: Büyük Ortadoğu Projesi ve Hedefleri -1
Genel adıyla “Büyük Ortadoğu Projesi” öncelikle Ortadoğu’yu, daha sonra ise Orta Asya’yı ve Kuzey Afrika’yı kapsamına almaktadır. Projeyi yapan ABD ve müttefikleri, projenin hedeflerinin; Ortadoğu ülkelerinin demokratikleştirilmesi, insan haklarının genişletilmesi, hukuk devletinin yerleştirilmesi, sivil toplumun güçlendirilmesi, serbest piyasa ekonomisinin hâkim kılınması ve küresel terörizmin bitirilmesi olduğunu iddia etmektedirler. Minareyi çalacak olanlar kılıfını hazırlamakta ve herkesin hoşuna gidecek “demokrasi, özgürlük, insan hakları, terörün bitirilmesi, hukuk devleti” gibi yalanlar söylenilerek projenin gerçek hedefleri saklanmaktadır.
BOP’un Gerçek Hedefleri:
1. ABD ve Batı ülkelerinin istediği şekilde proje kapsamındaki ülkelerin rejimlerini dönüştürmek ya da kendileriyle iş birliği yapmayan iktidarları değiştirmek. Biraz daha özgürlükçü rejimler meydana getirerek toplumsal patlamaları ve ABD ve Batı karşıtı radikal örgütlerin ortaya çıkmasını engellemek. Yani Ortadoğu’daki diktatörlükleri ılımlı hale getirerek İslam’ı ve Müslümanları da ılımlı hale getirmek.
2. Bu coğrafyaları küresel pazarlara açmak ve bu ülkelerin özellikle yer altı kaynaklarını yönetmek ve sömürmek.
3. İsrail’in güvenliğini sağlamak ve İsrail’in “Büyük İsrail” hedefine ulaşmasını gerçekleştirmek.
ABD’nin BOP ile demokrasi ve özgürlük adı altında istemediği rejimleri yıkıp kendine boyun eğen rejimler meydana getireceği ve kısmî bir özgürlük vererek kendine düşman hareketleri sakinleştirmek istediği açıktır. ABD ve müttefikleri 20. yüzyıl boyunca diktatörlükle uyuttukları ve susturdukları Ortadoğu halklarının bu yöntemle daha fazla susturulamayacağı ve uyutulamayacağını anlamış, Ortadoğu’daki uyanışı ve İslamî hareketleri görmüş, bu sebeple yeni bir stratejiye geçmiştir. Bu yeni stratejiye göre, Ortadoğu halkları 21. yüzyıl boyunca artık diktatörlükle değil demokrasi, özgürlük ve insan hakları denilerek uyutulacaktır.
(Furkan Nesli Dergisi 165. sayı başyazısından alıntıdır.)
Takva sadece amelî meselelerle ilgili değildir. Takva, öncelikle imanî meselelerle ilgilidir. Takva; sakınmak, korunmak demektir. Evvela şirkten, ardından yanlış inançlardan korunmak manasındadır. Şirke düşen insan takva sahibi olamaz. Takva sahibi olsaydı şirke düşmezdi. Takva, evvela şirkten korunmaktır.
MürselatSuresi TefsirDersi
#AlparslanHocaylaTefsirDersi
İnsan güzel şeyler yapmayı yarınlara bırakmamalı. Her an ölüm tehlikesi var. Güzel işleri yapmakta ve tevbe konusunda acele etmeli. Çünkü belki de bir daha fırsat verilmeyecek.
MürselatSuresi TefsirDersi
#AlparslanHocaylaTefsirDersi
Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin tefsir dersi kaldığı yerden devam ediyor.
📖 Mürselât Suresi 41. Ayet
📅 17 Temmuz Cuma (Yarın)
🕘 21.00
▶️ Alparslan Kuytul YouTube Kanalı
📍 Furkan Nesli Dergisi Genel Merkezi Konferans Salonu
📱Aslında gençlik kaydırıp geçmeyeceğin tek hikayedir…
Peki, sen kendi hikayeni mi yaşıyorsun?
Sıradan bir genç olmaktan sıkıldıysan bu video tam sana göre.
@furkangencuni@temizakil@LgsGenclik
✍🏻 Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin Kaleminden
🗺️ Başyazımızda "Ortadoğu'da Neden Diktatör Rejimler Kuruldu?" sorusu ve konuya dair daha birçok sorunun cevabını bulabilirsiniz.
🖇️ https://t.co/4j77xpszEN
Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin tefsir dersi kaldığı yerden devam ediyor.
📖 Mürselât Suresi 16. Ayet
📅 26 Haziran Cuma (Yarın)
🕘 21.00
▶️ Alparslan Kuytul YouTube Kanalı
📍 Furkan Nesli Dergisi Genel Merkezi Konferans Salonu
Elazığ’da Yaşanan Hukuksuzluklar Hakkında Kamuoyuna Duyuru!
10 Ekim 2025 tarihinde Elazığ’da gerçekleştirilen Kudüs konulu konferansın duyuru çalışmaları sırasında yaşanan saldırıları, sonrasında maruz kalınan hukuksuzlukları ve dün görülen dava sürecindeki haksızlıkları kamuoyunun vicdanına sunuyoruz.
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
OSMANİYE ADLİYESİNDE YAŞANAN SKANDAL HAKKINDA ALPARSAN KUYTUL HOCAEFENDİ'DEN AÇIKLAMA
Osmaniye’de, Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, artık bazı mahkemelerin adalet dağıtan makamlar olmaktan çıkarılıp siyasi talimatların uygulandığı yerlere dönüştürüldüğünü bütün açıklığıyla göstermiştir. Bu dava, haksız yere tutuklanan Furkan gönüllülerinin 19 Eylül 2022’de tahliyesi sonrası onları karşılamaya giden arkadaşlarımıza Osmaniye Emniyetinin yaptığı hukuksuz müdahalenin devamıdır.
Karşılama ve uğurlama kanunen suç değildir. Fakat Osmaniye Emniyeti zulmen hapse attırdıkları arkadaşlarımızın karşılanmasını hazmedememiş, karşılamayı suç kabul ederek insanlara sert şekilde müdahale etmiş, kardeşlerimizi darp ederek gözaltına almış, yetmemiş bir de Emniyetin yönlendirmesiyle Savcılık tarafından 14 kişi hakkında dava açılmıştır.
11 Mayıs 2026’da görülen duruşmada ise hukuk adına büyük bir skandal yaşanmıştır. Mahkeme Hâkimi sanıklara ve avukatlara karşı baştan beri kötü davranmış, sanıkları dinlememiş, sürekli sözlerini kesmiş, söylenenleri zapta geçmemiş, avukatlara hakaret etmiş ve savunma hakkını fiilen engellemiştir. Bir mahkeme salonunda sanık dinlenmezse, avukat susturulursa, ifadeler zapta geçirilmezse orada adaletten değil ancak tiyatrodan bahsedilebilir.
Masanın uç kısmında oturması gereken Savcının duruşma boyunca Hakimle yan yana oturarak sürekli fısıldaştığı ve Hâkimi yönlendirdiği görülmüştür. Hâkimin Savcının yönlendirmesiyle zapta geçen bazı ifadeleri sildirdiğine sanıklar ve avukatlar şahittir, sosyal medyaya düşen videoda da görülmektedir.
En büyük skandal ise mahkeme kâtibinin ekranı yanlışlıkla aşağı kaydırmasıyla ortaya çıkmıştır. Savunmalar henüz bitmeden, sanıklar ve avukatlar tam olarak dinlenmeden kararın önceden yazıldığı görülmüştür.
Bu ne demektir? Demek ki savunmalar dinlenmemekte; sanıkların, avukatların ve şahitlerin ne dediğine önem verilmemektedir. Demek ki karar, mahkemenin sonunda ve Hâkim tarafından verilmemekte, daha önceden ve talimatla verilmektedir. Demek ki bu dosyada hukuk değil, talimat işlemiştir.
Avukatlar bu açık hukuksuzluğu görünce haklı olarak redd-i hâkim talebinde bulunmuştur. Hâkim ise şahitlerin huzurunda defalarca bu talebi kabul ettiğini söylemiş, hatta “sana söz veriyorum” diyerek dosyadan el çekeceğini beyan etmiştir. Fakat sanıkları ve avukatları dışarı çıkardıktan sonra büyük ihtimalle Savcının ve Emniyetin yönlendirmesiyle sözünden dönmüş ve herkesin gözü önünde kabul ettiği redd-i hâkim talebini reddettiğini zapta geçirmiştir.
Bir Hâkim kendi verdiği “redd-i hâkim talebini kabul” kararından niçin döner? Bu karardan dönmesi Hâkimin başka güçlerin talimatıyla karar verdiğinin apaçık delilidir.
Duruşma boyunca yaşananlar gösteriyor ki bu dosya bir hukuk dosyası değil, siyasi bir dosyadır. Bu dava, Furkan gönüllülerini cezalandırma ve sindirme davasıdır.
Biz bu hukuksuzluğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na taşıdık, söz konusu Hâkim ve Savcı hakkında şikayetçi olduk. Eğer bu dosya bu Hâkimde kalmaya devam ederse bu zulme sessiz kalmayacağız ve bu hukuksuzlukları tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Bir ülkede suçlu olan Emniyet olduğu halde savcılar Emniyetin talimatıyla suçsuz insanlar hakkında iddianame hazırlarsa, mahkemeler talimatla hareket ederse, savunmalar dinlenmeden kararlar yazılırsa, hâkimler savcıların ve Emniyetin yönlendirmesiyle hareket ederse, sanıkların ifadelerinden hoşuna gideni ve işine geleni yazar işlerine gelmeyeni yazmazsa orada hukuk devleti yok demektir.
Osmaniye’de yaşanan bu olay sadece 14 kişinin meselesi değildir. Bu mesele, Türkiye’de adaletin ne hale getirildiğinin açık bir göstergesidir. Zulme razı olmayacağımızı, haksızlığa boyun eğmeyeceğimizi ve adalet yerini buluncaya kadar bu davanın takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz.
OsmaniyeAdliyesinde Skandal
#OsmaniyeAdliyesi
Formaliteden Duruşma!
Talimatlı Karar!
Osmaniye Adliyesinde gerçekleştirilen duruşmada bilgisayar ekranında
hakimin önceden belirlediği karar ortaya çıktı!
OsmaniyeAdliyesinde Skandal
#OsmaniyeAdliyesi