Ben belinin kıvrımının avuçlarıma yapboz parçası gibi oturmasını düşünüyordum. Elimin üzerine değen saçlarının yumuşak temasını düşünüyordum. Öğlen ayrıldığımız anda yoksunluk çeker gibi tüm gün boyunca aradığım o çiçeksi kokusunu düşünüyordum.
#senaryodayoktu
Güneş sayesinde poz vermekte zorlanıyordum.Söyleneceğim sırada bir anda etrafı kahverengi bir camın ardından görmeye başladım.Yağız Tuna gözlüğünü çıkarıp bana takmıştı.Kulağımın arkasında kalan saçlarımı düzeltip tekrardan önüme getirirken "Hah, oldu şimdi" dedi.
#senaryodayoktu
"Tamam, izleyeceğim. Hangilerinden başlayayım? En çok hangi karakterini severim sence?"
"Filmografim geniştir, karakterlerim de öyle. Keyfine göre seç beğen al. Yağız Tuna hoş çocuktur ama. Onu tanımakla başlayabilirsin bence."
#senaryodayoktu
Dışarıdan her zaman dünyalara sahip bir insan olarak görünüyordum ama dünyalar kadar kayıplarımı ise kimse görmüyordu. Işıltılar saçan bakışlarımı biliyorlardı, onları tekrar tekrar parlatmak için ne mücadeleler verdiğimi değil.
#senaryodayoktu
Göz göze geldiğimizde birbirimizi incelemeyi bırakıp sadece gözlerimizin içine bakmaya başladık. Bir anda nabzım hızlanınca içimde panik alarmı çalmaya başladı. Bu hissin ne olduğunu biliyordum.
Ben Yağız Tuna'dan etkilenmeye başlıyordum.
#senaryodayoktu
Yağız Tuna, elleri cebinde, yüzünde bir gülümseme ile önümü kesmiş bir şekilde bana bakıyordu.
"Yolumu kesmek sende alışkanlık oldu galiba?"
"Her yerde karşıma çıkmak da sende alışkanlık oldu o zaman."
#senaryodayoktu
Arkasına daha rahat bir biçimde yaslanırken ellerimizi birbirinden ayırmadan kendi kucağına koydu.
Sıkı tutan parmaklarını gevşetmesi için,
"Elimi alabilir miyim artık," dedim.
Ellerimizi çözmeden benim bacağıma bırakırken, "Tamam, sende dursun," dedi.
#senaryodayoktu
Babamı bilek güneşinde yenersem benim karşımda daha da kimse duramaz zannediyordum. İnsan babasını bile yenmişken kime kaybedebilirdi ki daha diye düşünürdüm. Sonra o çocuk büyüdü; insan babasını kaybetmişken kimi yenebilir ki daha demeyi öğrendi.
#senaryodayoktu