Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
Türkiye’de,bazen hangi partinin Muhafazakâr olup olmadığı anlaşılmıyor
Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli,Ardahan’da bir bisiklet festivali düzenliyor ve kendisi de bisikleti ile öncülük yapıyor
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp “Ardahan Valisi bisiklet kullanırken tayt giydi” diye TBMM’de gündeme getiriyor ve Valinin tayt giymesi devlet ciddiyeti ile bağdaşmaz görevden alınmalı demiş. Vali ne yapsın? Takım elbise ile mi bisiklet festivaline katılsın? Yarışta bin kişi var,şikayetçi olan da yok
Günlük bisiklet kullanımlarında da istediğiniz kıyafeti giyebilirsiniz ama bisiklet festivali,yarışlarında bisikletçiler tayt giyer. Tayt kullanımı konfor ve sağlık açısından zorunlu
Bundan dolayı mı bilmiyorum? Vali görevden alınmış
Venezuela'da yaşanan deprem için ölü sayısı 100 bini aştığı söyleniyor. Kaçış videolarını izlemeye dayanamadım. Neler hissettiklerini o kadar iyi anlıyorum ki. Başımız sağ olsun. Çok üzgünüm.
Se dice que el número de muertos por el terremoto en Venezuela superó los 100.000. No pude soportar ver los videos de la gente huyendo. Entiendo perfectamente cómo se sienten. Mis condolencias. Estoy muy triste.
#Venezuela
Okul bahçesine girmiş aday kuralı yerine getirmiş, görevlinin buna rağmen kapıyı kapatması kabul edilebilir değil.
Bir an evvel ÖSYM’ye karşı dava açarak mağduriyetini gidermeli.
ÖSYM ek sınav yapmak durumunda kalacaktır.
CK31 grubu kedi katlediyorken tüm Hayvanseverler haykırdı, bugün kedileri katledenler yarın çocukları katledecek diye, evet şimdi öyle oldu, şiddete tepki verin, çocuğa, kadına, erkeğe, hayvana kime olursa olsun, şiddete tepki vermek gerekiyor…
BİR HAK İHLALİ DENEYİMİ: IKEA ANKARA
Dün Ege’yle uzun bir aradan sonra alışverişe çıktık.Bu,sıradan bir alışveriş değildi. Mücbir sebeplerden ertelediğimiz ihtiyaçlarını onun isteği üzerine karşılamak için titizlikle planlanmış,nokta atışı bir operasyondu.Gitmeden önce alacağımız ürünlerin her birinin mağazadaki mevcudiyet durumunu internetten kontrol edip liste yaptım. Pik saatlere denk gelmemek için sabah mağazada minimum süre,maksimum duyusal huzur hedefiyle çıktık yola.
Ancak hayat her zaman planlandığı gibi gitmiyor; hele ki engelli yakınıysanız özellikle de yolunuz ableist zihniyetle kesiştiğinde.
Kısa yolları kullansak da malum mağaza büyük. Sonlara doğruEge sıkılmaya başladı. Hızlandık. Kasa alanına geldiğimizde "Engelli Öncelikli Kasa" tabelasını görmek bizi rahatlattı.Ege’ye,"Hadi oğlum, buradan çok beklemeden çıkabiliriz," dedim.Bir yandan da olası bir kriz ihtimaline karşı acil durum ilacını hazırladım.
Önümüzde kasada işlemi devam etmekte olan bir kişi vardı ve onun arkasında sırada bekleyenler. Sırada bekleyenlere nezaketle sordum:“Engelli misiniz ya da yanınızda engelli bir birey var mı?” "Hayır" cevabını alınca durumu anlattım ve yasal öncelik hakkımızı kullanmak için işlemi devam etmekte olan kişinin arkasında sırada yerimizi aldık.
Toplumun farkındalık sınavı işte tam da burada başlıyor.
Homurdanmalar, söylenmeler, bunun neresi engelli diye birbirlerine soru sormalar, hiç anlamadım şeklinde cevaplar...Otizm görünür bir engel durumu olmadığı için bu tepkilere alışkınım ve hiç takılmadım. Ege ekolaliye başlayınca durum zaten görünür oldu. Homurtular dindi ama bu sefer başka bir şey başladı.
İşlemi zaten devam etmekte olan kadın dönüp bana “Çocuğunuzun engelli olduğunu söyleyip sırada bekleyenlerin önüne geçmeniz terbiyesizlik! ”dedi. Ege yanımda. O an vereceğim tepki sadece bana ait değil. Sakin kaldım ama pasif de değildim. "Sizin zaten başlamış olan işleminizi etkilemedik.
Bakın burası engelli öncelikli kasa. Sırada bekleyenler engelli değil. Tam olarak olmamız gereken yerdeyiz ve yasal hakkımızı kullanıyoruz. Kaba sözlerinizi de size olduğu gibi iade ediyorum." dedim.
Bu tür insanlar arsızdır. Siz net olunca ve onun istediği düzeyde kendisiyle muhatap olmadığınızda iyice coşarlar. Nitekim durmadı. Konuştu, yükseldi, suçladı. “Engelliliği avantaja çeviriyorsunuz! ” dedi.
Mesele tam olarak bu cümlede gizli.Toplumun en büyük yanılgısı; hakkı haksızlık,erişilebilirliği ise kayırma sanmasıdır. Oysa bunun adı çok nettir:Makul Uyumlulaştırma. Yani dezavantajlı bir bireyin toplumsal hayata herkesle eşit katılımını sağlamak için sunulan zorunlu destektir. Bu bir "avantaj" değil, bir haktır!
Bunu yıllar önce okulda da yaşadım. BEP hazırlanmasını, çocuğumun kendi şartlarına göre değerlendirilmesini istediğimde aynı cümle: “Engelliliği avantaja çeviriyorsunuz.”
Hayır. Avantaj değil. Hak!
Cevap vermedikçe kadın konuştu, konuştu... Son noktayı koydum:
"Lütfen susun. Oğlum yüksek sesten etkileniyor. İnternete girip 'pozitif ayrımcılık nedir' diye bakarsanız belki bugün bir şey öğrenmiş olursunuz."
Ardından asıl muhatabıma, kasiyere döndüm: “Bu süreci sizin yönetmeniz gerekiyordu.”
Çünkü mesele sadece bir bireyin fütursuzluğu değil, kurumun bu ayrımcılığa zemin hazırlayan sessizliğidir.
Sana sesleniyorum IKEA Türkiye!
@IKEA@IKEATurkiye
Hukuki Sorumluluk: Engelli bireylerin öncelik hakkını korumak sadece bir tabela asmak değil, o hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.
Personel Eğitimi: Personeliniz neden bir hak ihlali karşısında müdahale etmek yerine izleyici kalıyor?
Güvenlik Protokolü: Bir müşterinin, öncelik hakkını kullanan bir diğer müşteriye "terbiyesizlik" diyerek sözlü tacizde bulunmasına neden izin veriyorsunuz?
Tabela koymak vitrin süslemektir; uygulamak ise kurumsal sorumluluktur.
Engelli haklarını "terbiyesizlik" olarak niteleyen zihniyete mağazanızda alan açarsanız, bu sizin engellilik vizyonunuzun sadece tabeladan ibaret olduğunu gösterir.
@tihek_kurumsal
Hatay'da kontrolsüz ve güvenlik önlemleri alınmadan yapılan yıkımlara bir örnek daha
Uğur Mumcu bulvarında yapılan yıkım hava kararmış olmasına rağmen devam ediyor
Oradan geçenlerin şu an yaşıyor olmaları tamamen bir şanstan ibaret
Ne tesadüf ne ihmal
Rutin çalışmaları bu
Şehri koca bir şantiyeye dönüştürdüler. Her an bir kontrollü yıkım sırasında toz ve moloz ortasında kalabilirsiniz
Hatay'ın rutini artık bu
Üsteli yıkımların, depremzedelerin psikolojisinde yarattığı etkileri kimsenin umurunda değil
Hatay'ın Antakya ilçesine bağlı Dikmece mahallesinde yapılan deprem konutlarında yağış sonrası yaşananları bir yurttaşımız telefonuyla kayda aldı.
Yağan yağmurdan sonra TOKİ konutlarının su aldığı, bodrum ve giriş katlarının sular altında kaldığı görülüyor.
6 Şubat sabah hava aydınlanmış. 1 tane yıkılmış market buluyoruz çocuklara yiyecek ve su almak için. Yanımda bir kadın Allahım sen bizi affet diyor belki de hayatında ilk defa bir şeyler çaldığını düşünüyor. Teselli ediyoruz ağlayarak birbirimizi. O felakette bile yanlış bir şey yapmayalım diye düşündüğümüz günler. Sen o taşlaşmış kalbinle çıkıp deprem rehaveti yakıştırması yapamazsın