Sinirden elim ayağım titriyor artık.
Bu paylaşımının üzerinden daha 24 saat geçmeden bugün Maraş’ta bu sefer bir ortaokul öğrencisi yeni bir saldırı gerçekleştirdi, 4 kişiyi öldürdü onlarcasını yaraladı. Milli eğitim bakanlığının sayfasından, aynı umursamazlıkta, soğuklukta, neredeyse aynı ezber kelimelerle iki tane yalandan duyuru… @Yusuf__Tekin Senin güya yönettiğin kuruma bağlı olduğu okullarda, temizlik malzemesi bile yok, çocuklar bir öğün ücretsiz yemek yiyemesin diye kırk tane takla atıyorsunuz. Akran zorbalığı zaten almış başını gitmiş, şimdi silah kuşanıp toplu katliam yapılıyor. Senin yaptığın tek şey sabah akşam gericilik pompalamak, imam hatip övmek, onlarca çocuğun katili MESEM’i savunmak, laiklik bildirisine imza atanlara saldırmak… Yahu sen kendi çocuğunu imam hatibe göndermeyen birisin. Sor bakalım çocuklarına, okudukları okula bırak silahla girilmesini, herhangi biri elini kolunu sallaya sallaya girebiliyor mu? Sor bakalım çocukların okulda aç kalıyor mu? Derinden sarsılmışmış da üzüntüye sevk edilmişlermiş de ihmaller araştırılacakmışmış aynıları yaşanmasın diye… Yahu daha 1 gün dolmadı 1 gün… İnsan çocuğunu bir kaç saat görmese özler, kılına zarar gelse uyku uyuyamaz, bugün çocuklarını asla göremeyecek aileler var artık senin ve sizin yönetiminiz yüzünden… İhmal görmek istiyorsan kendine bakacaksın @Yusuf__Tekin İhmal senin eş anlamın… Bırak o koltukta oturmayı, şu an yargılanıyor olman lazım senin.
Yaşananlar artık tesadüf değil, ihmalin sonucu.
Okulda silah konuşuyorsa, çocuklar güvende değilse bu sadece bireysel değil, sistemsel bir çöküştür.
Bu sistemin sorumluluğunu taşıyan Yusuf Tekin artık hesap vermelidir.
Çocuklarımızın hayatı, ihmallerden daha değersiz değil.
Utanç duyulacak noktadayız.
İstifa bir seçenek değil, zorunluluktur.
#YusufTekinİstifa
Bu ülkede bir öğretmen, bir öğrencisi tarafından öldürülüyor ve cenazesinde MEB yok!
Çünkü MEB cadılar bayramını okullarda kutlatmamakla meşgul!
Çünkü MEB, bakamadığı bakanlıkta işi olmayan her şey ile meşgul!
Şiddeti önleyen tek bir mekanizma, uygulama yok!
Öğrencilere “merdiven altı öğretmen” ifadesi kullanarak öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran bir bakanın ülkesi burası!
Eğitimci olmayan ama öğretmeni küçümseyen bir bakan! Bizim aldığımız eğitimleri almayan ama bizi hor gören bir bakanın yönettiği eğitim sisteminde daha çok öğretmen değersizleşir!
Yusuf Bey, sizi milli eğitim bakanı olarak istemiyoruz.
Laikliği ayaklar altına alan, anayasaya aykırı hareket eden bir milli eğitim bakanı istemiyoruz.
Her sene eğitimi daha kötü hale getiren bir milli eğitim bakanı istemiyoruz.
Liyakatsiz bir milli eğitim bakanı istemiyoruz
Öğrencilere bir öğün vermeyen bir anlayış istemiyoruz.
Öğretmenlerimizi şiddetten koruyamayan bir sistem istemiyoruz.
Okulda işid yeminlerinin okunmasına göz yuman birisinin eğitimin başında olmasını istemiyoruz.
Yapay zeka çağında, çağın gerisinde kalan bir eğitim sistemi istemiyoruz.
Kısacası sizin zihniyetinizi istemiyoruz.
Başarısızsınız.
Sizi istemiyoruz!
Halkı kutuplaştıracağına işini yapan bir bakan istiyoruz.
İstifa edin, gidin!
"BİNLERCE HAYALİN AYNI ANDA ASKIYA ALINMASIDIR"
Seher Çoban isimli öğretmen; “Bizler bu ülkenin çocuklarıyız. Bu ülkenin üniversitelerinde okuduk, bu ülkenin sınavlarına girdik, bu ülkenin müfredatına göre yetiştik” ifadeleriyle başlarken “Hayatımızı bir gün sınıfa girip ‘öğretmenim’ denilmesini hayal ederek oluşturduk. Bugün ise 2025 yılı Akademi Giriş Sınavı kapsamında açıklanan 10 bin kişilik öğretmen kontenjanı, yalnızca bir rakam değil, binlerce hayalin aynı anda askıya alınmasıdır”
#AnkaradaOgretmenlerTekSes
Öğretmenlerin mağduriyeti her geçen yıl katlanarak artıyor.
2023’te başladı, 2024’te derinleşti, 2025’te devam etti.
Bu gidişat değişmezse önümüzdeki yıllar daha ağır olacak.
Öğretmenler seslerinin duyulmasını ve adil bir çözüm bekliyor.
#AnkaradaOgretmenlerTekSes
Bugün bir öğretmenimle görüştüm. Akademi geldiği için öğretmenlik hayalinden vazgeçmiş. Bu kadar belirsizlik sonucunda insanlar hayallerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Anne karnında KPSS ile tanışan çocuk doğduğunda AGS ile karşılaşıyor. Yürümeye de akademide başlayacak. İlk 18 aydaki ufak ayrılıklar bile bebeklerde travma yaratabiliyorken 30 bin TL maaşla hem bakıcı tutmasını hem de ev tutmasını beklemek çok da aile yapısını düşünmediğinizi gösteriyor.
Yasalar bile doğum yapan anneye 16 haftalık iznine ek 2 yıl aylıksız izin hakkı tanıyor. Eşi doğum yapan memura ise çocuğu 2 yaşına gelene dek aylıksız izin hakkı tanıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Akademi adı altında ebeveynleri çocuklarından koparıyoruz. Ne için? Atandıkları okulda müfredatı daha iyi aktarabilsin diye.
Sizler bir anneyi evladından kopardığınız zaman dünyanın en iyi müfredatını en uzman kişiler tarafından anlatsanız da boşa. Akademi sıralarında oturan anne ve babaların düşüneceği tek şey evlatları olacaktır.
Şu anda bir sınıf öğretmeniyle bir okul öncesi öğretmeninin evli olduğunu düşünelim. Sınıf öğretmeni olan kişi 7 ilden sadece Sivas'ı tercih edemiyor, okul öncesi öğretmeni de sadece Sivas'ı tercih edebiliyor. Bu iki evli öğretmenimizin aynı şehirde birlikte eğitim alması mümkün olamıyor. Hani aile yılı? Yaşanan bu durum sizce ne kadar mantıklı? Çözümünüz var mı? Çözümünüz maalesef yok.
Bir sonraki dönemde akademilerin süresini 1 yıldan birkaç aya düşürmeyeceğinizi bilmeyen yok. Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki akademilerde 500 ders anlatılabilecek bir müfredat da yok, bunu karşısında derece yapmış öğrencilere güzel bir şekilde aktarabilecek profesör de yok. Sistemin seçtiği bir başöğretmen Türkiye birincisine bizim müfredatımız böyle diye anlatamaz. Türkiye birincisi müfredatı başöğretmene anlatır. Çünkü Türkiye birincisi olmuş. Çünkü çok zor bir sınavdan neredeyse tüm soruları bilerek oralara gelmiş. Başöğretmen ise muhtemelen başka branşlardan geçiş yaparak o branştadır.
Akademilerin tamamını ziyaret edeceğim. Akademilerin tamamında eğitim gören öğretmenlerimizle iletişim hâlinde olacağım. Oradaki eğitmenlerin de her birini araştıracağım, derslerini takip edeceğim. Hele ki o akademilerde bir siyasi propaganda yapın ertesi gün basında kendinize yer bulursunuz. Bir ülkenin Millî (özellikle belirtiyorum MİLLİ) Eğitim Bakanı çıkıp da karnelerdeki Atatürk açıklamasını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile bağdaştırabilir mi ya? Bu kadarına da pes doğrusu.
Bakan bey veya bakanlıkta yetkili herhangi bir bey eğitim hakkında taleplerimizi dinlemek isterse pazartesi günü 13.00'te MEB önünde olacağız. Bekleriz @tcmeb
Atama bekleyen tüm öğretmenlerin sesi duyulmalı, bütün mağduriyetler giderilmelidir. Genç meslektaşlarımızın emekleri, başarıları, plansızlıklara kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Yetkilileri, bu haklı taleplere kayıtsız kalmamaya davet ediyoruz!
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@memetsimsek
#AnkaradaOgretmenlerTekSes
📌 19 Ocak’ta tüm öğretmen arkadaşlarımızla birlikte orada olacağız.
Bu, yalnızca bir buluşma değil; emeğiniz, geleceğiniz ve mesleğiniz için verilen haklı bir mücadelenin sesidir.
Hak arama mücadelesinde omuz omuza durmak için tüm meslektaşlarımı dayanışmaya davet ediyorum.
#19OcakMEBönündeBuluşuyoruz
1611 mülakat mağduru öğretmen, 2024 KPSS’de yetersiz kontenjanlarla dışarıda bırakılan öğretmenler,
2025 AGS kapsamında sınırlı atama sayılarıyla belirsizliğe sürüklenen öğretmenler, kontenjan dağılımları hâlâ açıklanmayan öğretmenler, 2024 EKPSS ile atama bekleyen engelli öğretmenler,
aynı sorunun farklı dönemlerde ortaya çıkan yansımalarıdır.
Bu öğretmenlerin tümü, hep bir ağızdan,
#YusufTekinGöreveSon
Bu kadar sistem belirsizliği , takvim belirsizliği, akademi belirsizliği, sınav sistemi karmaşıklığı, memnuniyetsizlik arşa çıkmış. İstifa lütfen istifa..
✍️Onur hocam, yıllardır bu sektörün içinde olan biri olarak ÖSYM’nin devlet kurumlarının talep ettiği ve belirttiği çerçeveye göre sınav yapan bir kurum olduğunu bilmediğinizi düşünmek istemiyorum.
✍️Her kurum, ÖSYM’ye sınavın hangi amaçla yapılacağını, içeriğe ilişkin beklentilerini ve hangi kitleye yönelik olduğunu iletir. ÖSYM ise bu bilgiler doğrultusunda sınavın nasıl uygulanabileceğine ilişkin hazırlığını yapar ve sınavı talep eden kurumla paylaşır. Karşılıklı mutabakat sağlandığında protokol imzalanır ve süreç bu şekilde yürütülür.
✍️Özetle ÖSYM, sınavı istek ve talep doğrultusunda hazırlayan uygulayıcı kurumdur. Son AGS güncellemesi de Millî Eğitim Bakanlığı’nın talebiyle yapılan bir düzenlemedir.
✍��Bu nedenle “istifa” denmesi gereken doğru adres, Millî Eğitim Bakanlığı’nın başında bulunan Yusuf Tekin’dir.
Gençleri mağdur eden kişi de, sorumluluğun bulunduğu kurum da bellidir.
#YusufTekinGöreveSon
#YusufTekinİSTİFA