“başka türlü olabilir miydi” diye düşünmenin “aman canım, benim hikayem de böyle oluversin” günlerine gelip yüzüm gülmeye başladığında çocukça sevildiğim bir yerde gibi hissediyorum. mutfakta benim için tarçınlı bir şeyler çırpılıyormuş. öyle istemişim çünkü. yüzüm gülsün diye.
düşünebiliyor musunuz bir kadın, kocasından 17 yıl şiddet görüyor; kocasının borçlarını ödemek için çalışmak zorunda kalıyor ve kadının babası işe götürmesine rağmen yolda erkeklere bakıyorsundur diye de şiddet görüyor. beli, burnu kırılıyor. gökyüzüne bakması yasak, kocasına seni seviyorum dediği için şiddet görüyor, neymiş seni çok seviyorum dememiş. en son gün kocası oğlunu kucağına alıp kimi öldüreyim diye soruyor. ve gecesinde kadın ya ailem, çocuğum ölecek ya da ben öldüreceğim diye cinayet işliyor. suçu güzelleyecek değilim ama kadın katil de olsa mazlum. devletin koruyamadığı masum ve mazlum kadın.
kendini seçmek kulağa basit gelir ama çoğu insanın en zorlandığı derstir. çünkü kendini seçmek, herkesi memnun etme ihtiyacını bırakmaktır. her “hayır” dediğinde suçluluk duymamayı, her “evet”inde gerçekten içinden gelmeyi öğrenmektir. kendini seçmek, yalnız kalmayı göze almaktır - çünkü bazen kalabalık içinde kaybolmaktansa kendi sessizliğinde bulunmak daha değerlidir.
bu seçim bencillik değil, özsaygıdır. sen kendini seçtiğinde, evren de seni seçer. artık birilerine yaranmaya çalışmak yerine, enerjini korumayı;
sevilmek için değil, huzurlu olmak için yaşamayı öğrenirsin. işte o zaman gerçek dönüşüm başlar:
başkalarına değil, kendine sadık olduğunda frekansın değişir