Güney Kore'de "Dopamin siteleri" popülerleşmeye başladı.
🔹 Sitelerde ücret ödemeden sahte alışveriş sepeti oluşturabiliyorsunuz.
🔹 Sahte bir sipariş oluşturabiliyorsunuz.
🔹 Hiç var olmayan bir kuryeyi takip edebiliyorsunuz.
🔹 Bu şekilde paranız varmış gibi hissedip dopamin salgılamanız amaçlanıyor.
sevgili @Swissotel_Izmir ilica halk plajiyla
kendi tarafi arasina gostermelik guvenlik koymus ki insanlar giris yasak sanip geri donsun…
ve %90 ise yariyor, bunlarin cakalliklari cidden mide bulandiriyor artik
Thanks for your critique, Janet. We actually tried a couple of episodes where House (Hugh Laurie) (please put the brackets in the right place) gets it right first time, but they were only 6 minutes long. NBC weren’t happy. Then we tried some where House never gets it right and the patient dies. The audience wasn’t happy.
One could apply your trenchant analysis to other art forms: JS Bach wrote 30 Goldberg variations on the same chord structure; Frida Kahlo painted 50 portraits of herself; Henry Moore, what??
The point is, or was, variations on a theme; if all you see is hospital, medical blah blah, then it wasn’t meant for you.
Nonetheless, I look forward to your first novel!
hepsiburada hala 50-75 lira indirim kampanyaları düzenliyor. abicim, 1 litrelik dandik kola olmuş 70 lira, beyaz eşyada yaptığın 75lira indirimin ne önemi olabilir?
bir arkadaşım var, kurumsalda muhasebeci. çalıştığı firma, çalışanlarını her yıl topluca yurt dışı tatiline çıkarıyor, geçen sene bir hafta italya yapmışlardı sanırım, şimdi japonya geziyorlar. süper valla, ne şirketler var
bir cumartesi veya pazar sabahı erken saatte sarıyer bahçeköy yokuşuna giderek, böyle virajlı rampalarda neden sollama yapmamanız gerektiği test edebilirsiniz
Eyvallah, lakin o “uygun”un tanımını biz ortalama sürücümüze bıraktıkça saçmalamalar artıyor. Hızını kes, sinyalini ver, en az 1,5-2m bırakacak şekilde hızlıca geç.
Peki bizde ne olur? Daracık virajda burnunun ucunu göremezken sollayan adamla burun buruna gelmek… 🤷🏻♂️
Türkiye'nin hiçbir zaman Çin'le rekabet etme olasılığı yoktu ki. Zilyon sene önceden de belliydi bu. Türkiye'nin doğum oranı 20 olsaydı da olmayacak işti yani.
Bir dönem vizyonsuz ve matematik bilmez patronlar hem "ucuz işgücü", hem de "Avrupa seviyesinde fiyat" hülyalarına kapıldılar. Aynı anda hem ucuzlukla, hem de kaliteyle rekabet edebileceklerini, bir yandan da işçilerini Çin'den bile ucuza çalıştırabileceklerini filan sandılar. Kendileri sonsuz kâr edecek, işçilerin kârdan aldığı pay da sürekli azalacaktı. Müşterileri de hiç kalite filan sorgulamayacaktı tabi. Bunlar ne fiyat verse alacaktı filan.
E tabi ki de öyle bir şey olmadı.
Umarım sevgili patronlar kaliteli ürünün kaliteli işçiyle geldiğini; kaliteli işçiye de doğru düzgün maaş vermeleri, gelecek için eleman yetiştirmeleri ve yetişmiş elemanı aylık 5000 TL için kaybetmemeleri gerektiğini de bir gün öğrenirler.