Diyarbakır’da 24 yıllık evliliğinin sona ermesini davul zurnayla kutlayan kadına, eski eşinden bağlamalı yanıt geldi.
Eski eş, bağlamasıyla "Ağlama Gözlerim Mevlam Kerimdir" türküsünü çaldı:
"Envanterimde davul ve zurna olmadığı için her zamanki gibi bağlama çalıyorum."
Ekonomi yazarı mehmet Mehmet Uluğtürkan isyan etti: “Yeni havalimanını Dalaman’a tatile gidelim diye mi yaptık?”
Mehmet Uluğtürkan:
"Çukurova Uluslararası Havalimanı’nı açtık. Sandık ki, Silifke’de sabah toplanan çilek akşam Paris’te sofraya inecek. Sandık ki, süs bitkilerimiz Amsterdam’a gidecek. Narenciyemiz Dubai’de yenecek. Hastanelerimize Bağdat’tan hasta gelecek. Sanayicimiz Bükreş’ten, Münih’ten, Londra’dan müşteri ağırlayacak. Olmadı.
İki yıl önce Şakirpaşa Havalimanı'nda hangi uçuşlar varsa bugün üç aşağı beş yukarı Çukurova Havalimanı’nda da onlar var.
O zaman sormak gerekmez mi;
Neden bu kadar büyük yatırım yaptık?
Neden dönümlerce verimli tarım arazisini pistlere, yollara, bağlantı hatlarına ayırdık?
Neden Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir şehrin var olan havalimanı işlevsiz hale getirdik?
#çukurovahavaalanı #dhmi #ulaştırmabakanlığı #uraloğlu #şakirpaşahavalimanı #adanahavalimanıkapatılmasın
bu kurdukları vize haydutluğu sistemi yüzünden onbinlerce insan katılması gereken organizasyonlara katılamadı, gitmesi gereken okullara gidemedi, ailelerini, sevdiklerini göremedi. ucunda para olunca yapmayacakları eziyet yok hakkaten.
экшуалли эти видео неплохая иллюстрация что гомофобия это намеренное действие и каждодневный выбор постоянной ненависти разъедающей твой мозг до состояния плесени и что в результате это только усложнит твою жизнь
Avrupa'ya gitmek isteyen milyonlarca insan, senelerdir bir yazılım mafyasına haraç ödüyordu.
Adı vize ücreti değil. Adı, gücü elinde tutanın saltanat sefasıydı resmen.
Ve bu düzen kendiliğinden çatlamadı. Bir süredir biliniyordu, Canan Coşkun ve İbrahim Haskoloğlu gibi gazeteciler inatla üstüne gidiyordu. İkisi de susturulmaya çalışıldı ama azimle devam edilince, ülkemizde bile bir şeylerin değişebileceğini gördük sayelerinde.
Senelerdir bize yaşatılanı düşünün, randevu açılıyor, biz daha sayfayı göremeden bir yazılım saniyede yüzlerce kez deneyip hepsini kapıyor. Uyumayan, yorulmayan bir makineyle yarışıyoruz ve kaybediyoruz, her alanda... Sonra o randevular bize yüzlerce euroya geri satılıyor.
Ama asıl mesele bottan derin. Sistem en baştan, hepimizi bir aracıya muhtaç bırakacak şekilde kurulmuş. Bot sadece o boşluğu nakde çeviren araç.
Teknoloji kimsenin elinde silah olmamalı ama oluyor. Yapay zeka ölçeğinde bu işler çok daha tehlikeli bir hal alabilir. Sokaktaki başıboşluk dijital dünyaya da taşınırsa gerçekten çok daha zor durumda kalırız.
Bu yalnızca bizim ülkemizin sorunu da değil. Ama herkesin sadece kendi çıkarını düşündüğü bir dönemde, insan ister istemez karamsarlığa kapılıyor.
Yine de o gazetecilerin yaptığı tam olarak şunu kanıtlıyor: bir tek kişinin inadı bile koca bir çarkı durdurabiliyor. O yüzden hem bu işin peşini bırakmayan gazetecilere destek olmalı, hem de kendimizi sürekli geliştirmeliyiz.
Birey olarak bir şeyin peşine düşmek, sandığımızdan çok daha büyük bir şeyi değiştirebilir.
Türkiye’nin dünya kupası maçları Almanya’da devlet kanalında resmi yayınla yayınlanmayacakmış.
İnternetten izleme olabilecek ancak.
Ciddi Türk nüfusuna rağmen müzelerde bile Türkçe dil seçeneği koymayan Almanya yine şaşırmadı.
Avrupa kıçı yalayan birçok arkadaştan da bu pasif ırkçılığa karşı tepki asla gelmez.
2017 referandumunda tek adam rejimine hayır diyeceğimi açıkladıktan sonra Kanal D'den kovulmuştum malum.
O gün beni arayan ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, "bu hareketiniz bize umut oldu" demişti. Kendisine, "siz umut olabilseydiniz, biz belki işsiz kalmazdık" diye yanıt vermiştim. Yanımdaki yoldaşım Ertuğrul Albayrak şahidim. Öfkeliydim.
O yaz, Kılıçdaroğlu'nun adalet yürüyüşüne 22.gününde dahil oldum. "Neden bu kadar geciktiniz?" sorusuna, "hayal kırıklıklarımı anca unutabildim" demişim bir röportajda...(videosunu ekledim)
Kılıçdaroğlu, 2016'da "anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz" demiş, dokunulmazlıkları kaldırtmış, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere bir çok siyasetçinin hapse atılmasının önünü açmıştı.
2017'de, TİP yeniden kurulmuş ve 2018 seçimlerine HDP ile ittifak yaparak katılmıştı. O seçimde keşke yeniden kurulalı az zaman olmuş olsa da TİP'le hareket edebilseydim. Kılıçdaroğlu CHP'sine adaylık başvurusu yaptım. Kendisi beni adaylaştırmak bir yana tanımadı bile.
2023'e geldiğimizde ben artık TİP saflarındaydım. Yoldaşlarımla birlikte sokak sokak gezip, "bir oy TİP'e, bir oy Kılıçdaroğlu'na" diye oy istedik. Erdoğan karşısında muhalefetin ortak adayıydı zira. Erdoğan karşısında kim en güçlü isimse ona destek olalım dedik. Adayın belirlendiği altılı masada değildik. Kime destek olsaydık?
Şimdi o günlerde verdiğimiz destek hâlâ karşımıza çıkarılıyor. Karşımıza çıkaran da "planlarına sadık kalıp" 2.turda Erdoğan'a seçim kazandıranlar ha!
Ben, İzmir'de TİP adayı olarak 85.000 oy aldım o seçimde. %6 oyla Meclis'e giremedim çünkü Kılıçdaroğlu'nun Chp'si listelerini sağcı isimlerle doldurup seçmene de "sakın TİP'e oy vermeyin, oyları bölmeyin" propagandası yaptı!
Geldik 2026'ya. Ömrümüzden yıllar geçti, Saray rejimi kök saldı. Bugün Kılıçdaroğlu o rejimin kuklası olarak CHP'nin başına polis zoruyla geçmeyi içine sindirdi.
Şimdi bu kişinin bize bir borcu var. Elimizden alınan yıllarımızı geri ver @kilicdarogluk Hakkım sana helal değildir. Bak şu videoya, senle birlikte "hak, hukuk, adalet" diye bağırırken İstanbul asfaltında nasıl genç, nasıl toymuşum!
Güvendiğin padişahın mı bre Kılıçdaroğlu?
Ne diyordu Demirtaş?
"Saray'a yaslanmayın. Düşersiniz!"
Düşmez mi sanırsın kendini yoksa?
O Santarelli e sua síndrome de protagonista.
Quando ele estava nas fraldas, o Velasco já era treinador. Se for para se inspirar um caso de sucesso, certamente seria a Mari Steinbrecher.
Oposta em 2004 e ponteira vice campeã mundial em 2006 e campeã olímpica em 2008.