Sene milattan sonra bin dokuz yüz otuz yedi 1937! Kimse "hepatik ensefalopati" nedir bilmiyor! Karaciğer çalışamaz ve işini yapamazsa depresyonsuz gün geçmeyeceğini bilmiyor kimse! Kimse "billurubin" denen karaciğer yetmezliği eseri artan sarı "katran selası" maddenin ve de süzülemeyen TOKSİNlerin öfke patlaması yarattığını bilmiyor... Kimse assit yani göğnünde kazan kazan su kaynaması nedir bilmiyor! Etkin tedaviler kısıtlı yok gibi! Karın boşluğunda kazan dairesince sarı sıvı var be! Bu hali ile bile Merinos Fabrikası açılışında sarı tadında ZEYBEK oynuyor; Aydın Efelerine Ödemiş yiğitlerine inat...Karaciğer denen temizlik hizmetleri ajansının çalışmamasının toksinleri yoketmemesinin neleri beraberinde getirdiğini bilen insan sayısı kısıtlı! Gazi Paşa sürekli kıvranıyor, sürekli acı ve zulmeden bir heyula KAŞINMA... Devre baksanıza! Köşk'te KARINCA BASKINI alarmı veriliyor. Koca ülkeyi İngiliz Yunan istila etmiş Ege'ye dökmüşsün ama sarılık veya billurubin hezeyanı bitirmiş her yani! İşte bilimsizlik bu kadar acı! Halbuki ciltaltı damarlara değen billurubin; kaşınma sebebi! Çin'den yani Kıtay'dan Avrupa'ya göç eden karıncaların kaşıntı yaptığı söyleniyor ama sebep karaciğer yetmezliğine bağlı kanda BİLLURUBİN yani sarılık maddesi birikimi herşeyin kaşıntının agalar! Bu hali ile bile HATAY'ı düşünüyor. Ölümden korkmak bir ahmaklıktır diyor mesela! Zalim keder ve kader ZATÜRRE ilacını bulsa o gün ölmeyecek ama işte tarih ve bilin!
"İnmedi bir gün bile gözlerimize
bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.
...
Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz
ölümün önünde sigaramızı."
Nâzım Hikmet, Bir Gemici Türküsü
Tavuklara verilecek büyüklük ve kalitede yeşil salataya 80 lira verdik.
Skimpflasyon: Kaliteyi düşürüp fiyatı aynı tutmak.
Shrinkflasyon: Miktarı azaltıp fiyatı aynı tutmak.
Bizdekiflasyon: Kaliteyi düşürüp, miktarı azaltıp fiyatı da artırmak.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?