Başaran Aksu: "Bu kadar aleni yalancılık olmaz. Suç neyse yazın lan! Kimsiniz siz? Sizin denetiminizde yaşandı bu yolsuzluk, usulsüzlük, işçinin maaşlarına çökmek. Savcıyı harekete geçir, tutukla beni. Terbiyesiz herif!"
Başaran Aksu: "Bakanlıkta bir çözüm üretmeye çalışıyoruz. Çözüm olmazsa Cumhurbaşkanı'nın etkinliği var, o etkinliğe dahil olacağız.
Sonuçta Cumhurbaşkanı'na da madencilerin parası ödendi açıklaması yaptırtan bir güç var, o gücü merak ediyoruz."
Madencilerin Ankara’daki protestosu sürüyor:
"Köle değilim. Ben de insanım. Ben de ana babanın yavrusuyum. Benim de çocuklarım var. Ben çocuklarımın ekmeğini götürmek için direniyorum"
Tüm anti-emperyalist, sol cepheyi güçlü bir eylem bütünlüğü ile yanına alıp sınıf mücadelesini güçlendirip ana muhalefet partisi olma umudu varken illa kuyruk olacaksınız dimi ?
Parti Meclisimiz geçtiğimiz hafta sonu faydalı sonuçlara yol açacağına inandığım verimli bir toplantı yaptı. Toplantımızın kamuoyuna açık sonuç bildirgesine ek olarak TBMM’de görüşülen yasal düzenleme ile ilgili duygu ve düşüncelerimi de eklemek, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum.
İktidarın biricik derdi var: Koltuk.
Ne halkın acılarını bilirler, ne de o acının dindiği bir geleceği düşlerler. O yüzden de barış hakkıyla konuşulamasın, halk omuz omuza veremesin, bu sorun olması gerektiği gibi çözülemesin istiyorlar.
Bizim bu iktidara dün olduğu gibi bugün de zerre güvenimiz yoktur. Onların fıtratı memleketin zararına davranmak üzerinedir. Yıllardır yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır!
Tam da bu nedenle, AKP’nin de işine gelecek biçimde, kamuoyunda oldukça sığ bir tartışma düzlemi oluşsun diye uğraşıyorlar. Bu süreçte kim eleştiri yapsa, itiraz etse "barış düşmanı" diye çamur atmaya kalkıyorlar. Oysa, barışın baş düşmanı Saray’dır.
Kanımca sürece dönük "eleştiriler" ikiye ayrılıyor.
Bir yanda bu kinden beslenenler, savaştan nemalananlar var. Yoksul emekçi çocuklarının yaşamı üzerinden söz, siyaset ve iktidar kuranlar, çatışma bitmesin diye ellerini ovuşturanlar var. Sıvasız evlere asılan bayraklar onların ekmek kapısıdır. Onlarla aramızda yerle gök kadar mesafe var, aynı gökyüzünün altına bile sığmayız!
Diğer yanda ise AKP’nin ikiyüzlü, pazarlıkçı sahtekârlığını teşhir edenler; ülkemizin büyük özlemi barışı bir iktidar oyununa ve katakulliye kurban etmemek için dik duranlar var. Biz işte o onurlu eleştirinin, gerçek barışın tarafındayız.
Yine bugün Meclis’te "evet" oyu verecek olanlar da ikiye ayrılacak:
Biri tarafta koltuğunu, iktidarını biraz daha uzatmak için küçük hesaplar peşinde koşanlar var.
Diğer taraf ise; "Yeter ki tek bir anamızın daha yüreği yanmasın, hiçbir evladımız yaşamdan koparılmasın, Türk ve Kürt halkına on yıllardır acı ve gözyaşı getiren bu kapı sonsuza kadar kapansın" diye çabalayanlar.
Burada da ikinci taraftayız. Biz emekçi ana ve babaların gözyaşları dinsin; savaş, şiddet ve silah hayatımızdan çıksın, haksız yere cezaevinde tutulan siyasetçiler özgürlüğüne kavuşsun, ülkemiz onurlu bir barışta buluşsun diyenlerle birlikteyiz.
Hep öyleydik, AKP’ye rağmen öyle olmaya devam edeceğiz; bizi bu yolumuzdan Saray bile döndüremez.
Bu iktidar, bu zihniyet memlekete hakiki bir barış getiremez, bunu çok iyi biliyoruz. Barışı toplumdan kaçırmak, kapalı kapıların ardına sıkıştırmak, sonunda da seçimlere bağlamak için çaba ve niyetlerini görüyoruz. Onların derdi, kendi iktidar hesaplarını yürütmektir.
Tam olarak bu niyet ve zihniyetle mücadele ettiğimiz için Komisyon sonuç raporuna hayır oyu vermiştik.
Şunu herkes bilsin: Bugün TBMM'ye gelen yasa teklifi bizim teklifimiz değildir, altına imza atmamış olmamız da bu anlama gelir. Teker teker her maddeye içerik ve usul açısından eleştirilerimiz var, sevgili Ahmet konuya ilişkin görüşlerimizi genel kurulda da paylaşacak.
Bunca haksızlığa, yanlışa, ayıba rağmen bu teklife evet diyeceğiz; çünkü barış, Saray’ın insafına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Bu karanlıkta, bu devasa hukuksuzluk deryasında bir ufak adalet kırıntısı bile koparma ihtimalimiz olacaksa, bir tek genci bile o karanlıktan söküp alacaksak o sorumluluktan kaçmayız. Çok yaralar almış, kırılgan ama direngen ve kocaman barış umudunun karşısına dikilmeyiz. Bedel ödeyenlerin el sıkıştığı yerde bizim de elimizden gelen budur.
Barışı Saray’ın insafına terk etmemek için teklife evet diyeceğiz; Saray Rejimi’ne karşı mücadelemizi bir kez de bu kutsal meseleyi sabote etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan iktidara karşı duyduğumuz öfkeyle birleştireceğiz.
Ülkemizi bu Saray karanlığından mutlaka kurtaracak, eşit-özgür yurttaşlar olarak barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi mutlaka kuracağız.
@nerdebuemin Yeni anayasanın önü bu süreçle birlikte açılacak İsrail’e bir fiske söz söyleyemeyip Savaşın başlangıcında İran’a “neden kendini savunuyorsun.” Çıkışları yapanların, İsrail sahillerine gemilerini yanaştıranların halkların çıkarı adına masaya oturacağını düşünmek..
@nerdebuemin Suriye’de Alevileri doğradılar, İsrail Golan tepelerine kadar geldi, İran bombalandı, Filistin yok edildi.. bu süreç içerisinde Türkiye’de bir barış olacak öyle mi ? Peki bu barışın özneleri Türk ve Kürt milletleri mi ? Yoksa geçen gün pakt imzaladıkları ABD ve İsrail mi ?
@pink_VAZ2107@nerdebuemin Süreci desteklemiyorum ancak “öldürme” suçu bulunan hiçkimse yasadan yararlanamıyor. Tabi ki maddeler çok bulandırılmış. Ne yapacaklarını çözmek güç
Atatürk’ün portresini yere indirdiler, parti binasını savaş alanına çevirdiler, polislere ve ülkücülere insanları dövdürdüler, plastik mermi, gaz sıktırdılar. Birde utanmadan içeride çikolata dağıttılar. Kurtuluş savaşını Yunan kazansaydı sizin yaptığınızı vallahi yapmazdı.
Hak yerini buldu.
Çalınan partimizi geri aldık.
Atatürk’ün partisi artık şaibeler ile anılamayacak.
Bu günleri de gördük ya…
Artık ölsek de gam yemeyiz…
2023’te kullanışlı aparatları deşifre ettiğimizde bizlere “Akp trollü” deniyordu. Bugün olanları deşifre edecek olsak yine aynısını diyecekler.. tarihin sürekli tekerrür etmesi bizim aptallığımızdan.
O değilde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş seçim akşamından itibaren CHP içerisindeki değişimi gür bir sesle haykırsalar, kamuoyuna kulak verselerdi şu an bu duruma gelinmezdi.
Kılıçdaroğlu’nun beyanatını değil, halkın sesini esas alsalardı bugün daha farklı şeyler konuşuluyordu.
@kansuuuu@turkcegundemtr Artık bir teröristliği kalmadı ki iktidarın içerisinden biri gibi. Sayın Bahçeli, Abdullah öcalanı kendisinden bilmiyor mu ben mi yanlış biliyorum ?