O Kuyularla konuşuyordu.
Hz. İmam Ali kendisine durgunluğunun sebebini soranlara şöyle cevap vermişti;
"Yol engebeli ve uzun,
Düşman fazlasıyla hileli,
Dostlar ise hem çok cahil
hem çok uzak."
Allahhumme sallı âlâ muhammed ve ali muhammed ve eccil ferecehum ve le'an e'eda ehum
Muaviye’nin asıl tarihsel günahı, Yezid’in babası olması değildir. Onun asıl günahı, Yezid’i mümkün kılan düzeni kurmasıdır. Bir insan kötü olabilir; fakat kötü insanı ümmetin başına taşıyan siyasal mimari daha büyük meseledir. Yezid’in zulmü bir sonuçtur; Muaviye’nin saltanat aklı ise o sonucun zeminidir. Hilafetin emanet fikrinden çıkarılıp hanedanî devamlılığa bağlanması, istişarenin biate indirgenmesi, muhalefetin fitne sayılması, kutsal sembollerin iktidar taktiği olarak kullanılması, ganimet düzeninin sadakat üretmesi; bütün bunlar Kerbela’dan önceki Kerbela’dır. Kan dökülmeden önce hakikat dökülmüştür.
Hüseyin için gözyaşı dökmek kolaydır; Hüseyin’in itirazını bugünün haksızlıkları karşısında yaşatmak zordur. Yezid’e lanet etmek kolaydır; Yezid’i mümkün kılan Muaviyeci mekanizmaları kendi mahallende teşhis etmek zordur.
Bugünün Türkiye’sinde de gürültü çoktur. Ekranlar bağırır, kürsüler bağırır, mitingler bağırır, sosyal medya orduları bağırır, resmî söylem bağırır. Fakat yoksulun sofrası sessizdir. Gençlerin umutsuzluğu sessizdir. Haksız yere ezilen insanların dosyaları sessizdir. Üniversitenin korkusu sessizdir. Mahkeme koridorlarında bekleyen adalet sessizdir. İşte Ali’nin adaleti bu sessizlikleri duymak isterdi. Muaviye’nin devlet aklı ise bu sessizliklerin üstüne mehter, nutuk, hamaset ve kutsal slogan bindirir. Ses yükselir; hakikat duyulmaz.
Muaviye hakikati ile ilgili daha ne anlatılır, söylenir bilmiyorum ama bu konuda gözardı edilmemesi gereken şey, Muaviye'nin gerçek çehresinin anlaşılmasının önünde ki, salavatın sonuna eklenen "ve sahbihi ecmain' anlayışının Müslümanlara dayatılmasıdır..
Bütün sahabeyi adil-kutsal sayan bir anlayış, 'sahabe miti' üreterek dine, akla, mantığa aykırı bir şekilde tüm sahabeyi dokunulmaz kılmıştır..
Amaç Muaviye ve onun gibilerinin hakikatinin-gerçeğinin anlaşılması, araştırılmasıdır..
@hallederiztamam Köpek hakikati söyleyenlere hakaret edenlerdir. Muaviye ve Yezid lanetliklerini savunmak, ancak cahilliktir. Azcık islam tarihi okuyan muaviyenin nasıl bir melun olduğunu anlar. Bu ülkede muaviye yi bir fetöcüler birde cübbeli gibi tarikatçılar sever. Onlar da ne oldukları malum
@mahmudsamiuzum Natüralizmin “tek yolu” onun gücü değil sınırıdır. Teizmde evrim mümkünse bu, teorinin zayıflığı değil kapsayıcılığıdır. Sen seçenek çokluğunu problem sayıyorsun; oysa problem, başka hiçbir seçeneğe izin vermeyen dar bir çerçevenin kendisidir.
@mahmudsamiuzum “Tanrı neden bu yolu seçti?” sorusu, Tanrı’yı insanın verimlilik kriterine indirger. Oysa hikmet sadece en kısa ya da en doğrudan yolu seçmek değildir. Aynı sonuca farklı yollarla ulaşmak, iradenin zayıflığı değil, aksine özgürlüğünün göstergesidir.
@mahmudsamiuzum Tek açıklama” dediğin natüralizm aslında açıklama değil, zorunluluk. Seçeneği olmayan bir çerçeveyle, sonsuz imkân sahibi bir iradeyi kıyaslamak hatalıdır. Zorunluluk, tercih karşısında üstünlük değildir.
@mahmudsamiuzum “Tanrı dahil olunca açıklama güçleşiyor” iddiası da eksik: Evrim mekanizmasını anlatmak, varlığın nedenini açıklamaz. 20’lik diş örneği, tasarımın yokluğunu değil, sınırlı insan bilgisini gösterir. Natüralizm açıklama sunmaz; sadece “öyle oldu” der. Bu, açıklama değil, kabuldür.
@mahmudsamiuzum İsraf ve anlamsız yok oluş” dediğin şey, insanın dar fayda ölçüsüne göre verilmiş bir hüküm. Hikmet, sadece nihai ürünle değil süreçle de ilgilidir. Sen milyarlarca yılı “boşa giden denemeler” olarak görüyorsun; ben ise bunu kudret ve iradenin zamana yayılmış tecellisi olarak..
@mahmudsamiuzum Sen “natüralizm evrimi daha iyi bekler” diyorsun; bu bir zorunluluk değil, varsayım. Kudret sahibi bir yaratıcıyı “daha kısa yol seçmeliydi” diye yargılamak, Tanrı’yı kendi akıl şemanla sınırlamaktır. Bu, felsefi olarak zayıf bir itirazdır