28 yaşımın ortalarındayım ve şunu anlıyorum: mesele karşımızdakinin kim olduğu değil, kendimize neyi layık gördüğümüz. Gerçek farkındalık, karşımızdakini değil onu seçen yanımızı anlamakla başlıyor. Kendimizi iyileştirdikçe yanlış döngüler de bitiyor.
Ben de 28 yaşıma basmak üzereyim. İlişki konusunda öğrendiğim en önemli şey şu; hayatınıza aldığınız insanlar sizin bilinçaltıınızda yatan inançlarınızın bir tezahürüdür. Hiç kimse hayatınıza tesadüfi bir şekilde girmez. İnsanlar nasıl kişilerle birlikteyse, bunun sebebi o insanlarda o kişileri çeken özelliklerin oluşudur. Böyle bir durumda karşı tarafın toksikliklerinden bahsetmek kolaya kaçmaktır. Burada okları kendimize de yöneltmeden işin içerisinden çıkamayız. Eğer 28 yıllık yaşamın boyunca hayatına girip çıkan insanları tamamı ya da da büyük bir çoğunluğu benzer tiplemelerse, senin kendine ciddi ciddi işini sorman gerekir; ben neden hayatıma merhameti olmayan, vicdan sahibi olmayan saygısız insanları çekiyorum? İnsanlar kendilerine şu basit soruyu sorsalar yaşadıkları ilişki problemlerinin büyük bir çoğunluğunu çözerler ve aynı zamanda psikologların büyük bir çoğunluğunu işlerinden ederler.