yaş aldıkça, her şeye fazladan anlam katma telaşını bırakıyor insan. hayatı olduğu yerde, olduğu gibi karşılamayı öğreniyor. ve bir noktadan sonra sakinlik, abartmadan yaşamak ve yetinmeyi bilmek en büyük huzurun oluyor.
dünyadaki en güzel hislerden biri fark edilmektir. bu aralar suskunsun, bu yüzüğü ilk defa takıyorsun, bugün her zamankinden fazla sigara içtin, fazla ışık seni rahatsız eder, bu kahve sana acı, gözlerini kaçırdıysan bu konu seni üzüyordur. ben buradayım demek zorunda olmamak
bu alıntıyı çok seviyorum. çünkü hayat dalgalı bir döngü insan, muhteşemi ruhuna yakıt yapıyor ve berbat olanı sabırla atlatıyor. en çok da sıradan rutin zamanlarda nefes alıp dinleniyor ruh. yaşam tüm zıtlıkların, kalbi kıran ve ruhu iyileştiren o aleladeliğiyle bütünüyle güzel.
nilgün marmara’nın ‘beklentim yokmuş gibi davranıp, içime dünyalar kadar umudu sığdırmaktan yoruldum.’ sözleriyle hissimize tercüman olduğu o durakta, hepimiz en az bir kere beklemişizdir.
Kızım ben 28 yıldır bu hayatın içindeyim sana yol göstermeye çalışıyorum dinle niye hala inatla yaranmaya çalışıyorsun? Bazen anneni de olduğu gibi kabul etmen gerekiyor değiştiremeyeceğin birinden sevgi beklerken kendini tüketme bana biri bunları söylese dinlerdim
Danışanım aradı ne yaparsa yapsın annesinin onunla ölümüne savaştığını anlatıyor 3 yıldır aynı yerden yaralanıyor aynı konuyu taşıyor sürekli anlatıyorum insan sevilmek için kendini parçaladıkça daha çok yorulur.
eşimle sevgi potansiyelimi görüp onunla beraber daha da aydınlanıp çiçeklenmeme müsade ettiği ve sevgimi içimden geldiği gibi kalbimden taşırıp ziyan olmaksızın yaşamama izin verdiği için evleneceğim