"Merhaba, mailinizi aldım" mailinin dünyanın en önemli geri bildirimlerinden biri olduğunu düşünmeye başladım. Buna ek olarak birkaç gün sonra atılan "mailim geldi mi acaba maili" de çok önemli. Son olarak "spam mail" denilen kutu da gün aşırı kontrol edilmeli bence.
Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Adli Bilimler Enstitüsü ve Trafik Enstitüsü Lisansüstü Eğitim Programlarına Öğrenci Alımına İlişkin Kontenjanlar, Başvuru Şartları ve Sınav Takvimi Açıklanmıştır.
💻Ayrıntılı bilgi için;
https://t.co/vGBZeIW2H7
We would like to share our updated program with you ✨ | SHIFA-ANA Workshop II
We’re excited to share the program for our upcoming workshop:
Histories of Death and Disease in the Mediterranean World
🗓️ June 15–16, 2026
📍 ANAMED, Istanbul
Bir yıl evvel yazdığım makalenin birine dün ret geldi. Ancak ret kararı veren hakemin benim makalemi değerlendirmediginden eminim. Ne başlık benim makaleme ait. Ne de eleştiriler benim metnim ile alakalı.
Gelip içimi buraya döktüm çünkü editöre bunları yazsam bir anlam ifade etmeyecek. Hazır metnimi kendilerinden kurtarmışken yapılmış diğer anlamlı eleştirileri alır, metnimde gerekli değişiklikleri yapar başka dergi ile yoluma devam ederim.
En çarpıcı nokta da ret kararı veren hakem ile diğerlerinin ayrıldığı nokta. Her ne hikmetse diğer hakemler literatüre hakim olduğumu söylemiş ama ret kararı veren biraz literatür okusam iyi olacağını söylemiş. Hangileri mesela örnek versene biraz? 😒
Mağduriyet söylemi ile "aslında öyle bir sorun yoktu" indirgemeciliği arasında o dönemde kadınların yaşadıkları gerçeklik hala yok sayılıyor. Dilerim bu kadınların ve mücadelelerinin tarihi gerçekten cesurca ve tüm bağlamları ile yazılır.
Tek bir "boş gösteren" kavramın (siyasal islam) ardında başörtüsü ile kamuda var olma mücadelesini bu kadar yanlış okumak herkese nasip olmaz. Normalde böyle yorumlara takılmam ama yıl 2026, tarihçi hemcinslerimiz bile böyle şeyler yazabiliyor. En hafif tabirle üzücü.
Bu doğru değil. Tesettürlü kadınlar hep vardı. Kamusal alanlarda da var oldular. Karşı çıkılan ve aslında korkulan şey, siyasal İslam'ın yükselişiydi. Korkunun hedefinin kadın olmasını eleştirebilirsiniz. Ancak meselenin arkasındaki esas siyasal kaygıyı çarpıtarak o tarihi anlayamazsınız.
Dahası, unutmayın ki, o kadınların ekseriyeti de siyasal İslamcı erkeklerin iktidar mücadelesini kadınlar üzerinden vermesine itiraz etmediler. O sırada tek itiraz yoktu. Erkekler hemen arkalarında duruyorlardı. AKP de yükselişini bu dinamiğe borçlu mesela.
Yani kavganın ekseni başından itibaren kadın mücadelesi olarak değil, siyasal İslam mücadelesi olarak kurulmuştu. Ve toplumda siyasal İslam'ın yükselişi karşısında büyük bir kaygı egemendi. Bugün geldiğimiz noktada kim boşuna endişelenmişler diyebilir.
İleride bu tarih daha cesur yazıldığında Karaca gibilerin bugün tekel kurmuş bu anlatıları sarsılacak.
Orada Cumhuriyetçilerin en büyük hatası, siyasal İslamın yükselişini örgütleyen orduya güvenmeleriydi. Ve de üniversitelere boyun eğdirmek için kurulmuş YÖK'e. Kemalist aydınların tek tek öldürülmelerine göz yuman 12 Eylülcü askerdi. Tarikatların önünü açan da onlardı. Cumhuriyetçiler ve aslında tüm yurttaşlar bu vahim hatanın bedelini çok ağır şekilde ödüyorlar.