ulan manifest bir yıldır "mustehcenlik" davasıyla uğraşıyor ama kadınları kliplerde twerk attırıp çeşit çeşit şekilde kullanan rapcilere hic boyle bir sey olmuyo bu yasalar sadece kadınlara mı işliyor
ulkede hicbir zaman bir erkek sanatciyi sporcuyu taninir herhangi bir kisiyi su durumda gormezsiniz cunku bizde basarili ve gorunur olmanin sadece kadinlar icin cezasi vardir
Kızlarımız kocaman bir turneyi geride bıraktı. Dün bu sene için son konserdi. Kızlar sahnede kaç kez duygusallaştı. Kaç kez birbirlerine sarılmak istediler, gözyaşlarını tutmaya çalıştılar bilmiyoruz. Ama en çok da sahneden inişleri içimize oturdu.
Normalde konser bitiminde koşarak, zıplayarak, birbirlerine sarılarak ve büyük bir sevinçle sahneden ayrılan kızlar dün “tekrar görüşmek dileğiyle”, “elveda”, “hoşçakalın” diyerek ağır adımlarla indiler.
Kızlar bu kadar ağır ve zor şeyler yaşarken bile sahneye çıkıp bizi eğlendirmek, işlerini profesyonelce yapmak ve ayakta durmak zorunda kaldılar. Öyle bir noktaya geldiler ki sahnede birbirlerine sarılmaya, el ele tutuşmaya bile korkar oldular. Neredeyse her koreografilerine defalarca revizeler geldi.
Konserden sadece saatler önce kurucuları tutuklandı. İfadesinde sorulan şeylerin başında yine Manifest vardı. Neden?
Çünkü belli ki bazıları ellerinden geldiğince Manifest’in önünü kesmeye çalışıyor.
Ama bütün bunlara rağmen kızlar hâlâ dimdik ayakta.
Bir de böyle bir dönemde, bazı “fanlar” kendi biaslarını savunmak ve mağduru oynamak için diğer kızları hedef gösterip onları insanların önüne atıyor. En çok birlik olmamız gereken zamanda, saçma sapan algılarla, 3 saniyelik kesitlerden yapılan sözde mimik analizleriyle uğraşıyoruz.
Kızlar birbirlerinin yanında dururken, biz de onların yanında durmalıyız. Birbirimizi parçalamak yerine onları ayakta tutmalıyız.
Bazıları bizi susturmaya çalıştıkça biz daha yüksek sesle alkışlayacağız. Onlar sahnede dimdik durduğu gibi, biz de onların arkasında dimdik duracağız.
Manifesti savunmak bir duruş meselesidir, çok daha güçlü döneceksiniz biliyoruz. Biz sizi bekliyor olucaz...🫂
geçen yıl manifest kızlarının soruşturmasından sonra konserlerdeki bazı politik söylemlerin ve hak hukuk adalet sloganlarının giderek kaybolması gibi bu sefer de manifest’in daha kontrollü, daha risksiz ve kimseyi rahatsız etmeyecek bir profile itilmesi şaşırtmaz beni
ben bu tutuklama kararını da biraz “bir kere uyarmıştık, artık ayağınızı denk alın” mesajı gibi okuyorum, muhtemelen bundan sonra kostümlerde, koreografilerde ve sahne üzerindeki birçok tercihte gözle görülür değişiklikler göreceğiz
çünkü manifest’in etkisi yalnızca müzikle sınırlı değil, özellikle genç kızların giyiminden saçına, makyajından kullandığı dile kadar çok kısa sürede inanılmaz bir etki yarattılar, manifestival’de seyircilerin kombinlerine baktığınızda bile bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz, rahatsızlık da tam olarak bu etkinin ne kadar hızlı ve kontrol edilemez biçimde büyüdüğü noktada başlıyor
üstelik bunun etkisi yalnızca manifest üzerinde kalmayacak, bundan sonra yeni bir kadın veya erkek grubu çıkaran her yapımcı sahnede ne giydireceğini, hangi koreografiye izin vereceğini, hangi sloganın duyulmasına göz yumacağını iki kere düşünecek, yani tek bir gruba verilen mesaj bütün yeni nesil pop sahnesini daha çekingen hale getirebilir
başta crush olmak üzere erkek grup fanlarına da küçük bir tavsiye, üyeleri sürekli birbirleriyle romantik şekilde shiplemek, her yakınlıklarını sanki ilişki varmış gibi kurgulayan editlere çevirmek size masum bir fandom eğlencesi gibi gelebilir ama bugün geldiğimiz ortamda böyle içerikler yarın “gençlere ne empoze ediliyor” tartışmasının malzemesine dönüşebilir, grubunuzu seviyorsanız çocukları gereksiz yere böyle bir ahlak paniğinin hedefi haline getirecek içeriklerde biraz daha dikkatli olmakta fayda var
Evet madem uyu*** ve kara para aklamadan suçlanmıyorsa ben Tolga Akış’ın arkasındayım!
Bu olay bariz bir şekilde Manifest grubuna yapılan bir darbedir! Hoşunuza gitmiyor diye komedyeni, gazeteciyi, siyasetçiyi ve sanatçıları öyle kafanıza göre içeri alamazsınız! Türkiye laik ve hukuk devletidir! Yeter artık…
Sevildiğini düşündüğün birinin, aslında seni hiç sevmediğini öğrendiğin günün akşamı sofraya oturup yemek yemeye çalışmak. İnsan o gün açlığını değil, kandırıldığına inanmak istemeyişini yutuyor.