Alman sinemacı Werner Herzog:
“İnsanın durmadan kendi içine bakmasına, kendisini didikleyip aynı şeylerin etrafında dönüp durmasına karşı içimde derin bir tiksinti var. Bir psikanalistin karşısına oturmaktansa ölmeyi yeğlerim. Çünkü bana göre orada yapılan şey, daha en başından yanlıştır.
Bir evin her köşesine güçlü bir ışık tutarsanız, o ev sonunda yaşanabilir bir yer olmaktan çıkar. Ruh da böyledir. Onu, bütün gölgeleriyle, karanlıklarıyla, içinde sakladığı her şeyle bütünüyle aydınlatırsanız, insan da artık ‘yaşanabilir’ olmaktan çıkar.
Psikanalizin —başka pek çok yanlışla birlikte— 20. yüzyılı böylesine kötü hâle getiren şeylerden biri olduğuna inanıyorum. Bana kalırsa 20. yüzyıl, başından sonuna kadar bütünüyle bir hataydı.”
“That is part of the beauty of all literature. You discover that your longings are universal longings, that you're not lonely and isolated from anyone. You belong.”
― F. Scott Fitzgerald
@Acarogullari10 Niyetlerimintemizliğini,arzularımın masumiyetini bildiğim için,hayatın en tehlikelianlarında bile adımlarımı her zaman daha sağlam ve korkusuzca atabildim. Şair Juvenalis’ 'İlk ceza odur ki,hiçbir suçlu kendi içmahkemesinde kendi yargıçlığından kaçamaz veberaat edemez.' Denemeler
Luigi Pirandello’nun "Biri, Hiçbiri, Binlercesi" romanında, başkarakter Vitangelo bir gün karısıyla sohbet ederken, karısı ona burnunun sağa doğru çarpık olduğunu söyler. Yirmi sekiz yaşındaki Vitangelo o güne kadar yüzündeki bu asimetriyi hiç fark etmemiştir. Karısı bununla da kalmaz; onun kaşlarının, kulaklarının ve bacaklarının da kendisinin sandığı gibi olmadığını sıradan bir durummuş gibi tek tek sayar. Zihnine düşen bu şüpheyle sarsılan Vitangelo, karısının evden çıkmasını bekler. Sonunda aynanın karşısına geçip yansımasıyla gerçekten baş başa kaldığında ise asıl gerçekle yüzleşir: Yıllardır tanıdığı, mutlak ve tek "ben" sandığı o kişi, aslında başkalarının dışarıdan gördüğü “yabancıyla” pek de ilgili değildir.
İnsan, zihninde kurguladığı kendi imajına son derece bağlıdır ve herkesin onu tam da kendisinin hissettiği gibi algıladığını varsayar. Oysa kişinin kendi içinde inşa ettiği ve değişmez sandığı kişi, dış dünyada çoğu zaman tam karşılığını bulmaz. Hayatımızdaki her insanın zihninde bizim birbirinden tamamen farklı, bize bütünüyle yabancı bambaşka birer versiyonumuz yaşar. Çoğu insan, başkalarının gözündeki binlerce farklı kopyasıyla hiç yüzleşmeden, sadece aynadaki görmeye alıştığı yüze inanarak ömrünü tamamlar. Çünkü insanın aslında sabit tek bir kişi olmadığını ve temas ettiği herkesin zihninde kontrolü dışında yeniden yaratılan bir yabancıya dönüştüğünü kabullenmesi, yüzleşilmesi en zor gerçeklerden biridir.
It is just as foolish to complain that people are selfish and treacherous as it is to complain that the magnetic field does not increase unless the electric field has a curl. Both are laws of nature.
-- quoted in"John von Neumann (1903 - 1957)" by Eugene Wigner
Ne vous rebellez jamais contre un système tant que vous n'avez pas le levier nécessaire pour en survivre aux conséquences. Vous serez sanctionné, écarté, ou vous rendrez simplement votre vie dix fois plus difficile qu'elle ne devait l'être.
Le stratège agit autrement. Il respecte les règles en apparence, apprend le système de l'intérieur, et construit son pouvoir sans bruit : ses compétences, son réseau, son capital, sa réputation, et surtout ses alternatives. Le jour où son départ devient coûteux pour les autres et sa position difficile à remplacer, le rapport de force change de lui-même, sans qu'il ait eu besoin de le forcer.
Ne combattez jamais un système depuis une position de faiblesse. Construisez d'abord le pouvoir qui vous permettra de lui résister.
“Epicurus's old questions are still unanswered: Is he (God) willing to prevent evil, but not able? then he is impotent. Is he able, but not willing? then he is malevolent. Is he both able and willing? then whence evil?”
― David Hume
"إن أسوأ ما تفعله بنا التربية القاسية ليس كبت رغباتنا، بل جعلنا نشعر بالذنب في كل مرة نختبر فيها الفرح الصافي كأننا نسرق شيئًا ليس لنا."
- ناتاليا غينزبورغ