İbretlik, sefalet üstü bir röportaj. Nedenlerine gireceğim.
Görüş ayrılığı iyi bir şeydir, fakat hakaret, aşağılama, manipüle ile farkını bilirsen.
Bu röportajda ifade edilenlerin neresinden tutulur bilmiyorum ama ortadan başlarsak, “Anadolu’dan Görünüm – Yektan versiyonu” gibi bir durum var ortada. Akademik Anadolu’dan Görünüm de olabilir.
Felaketler çalıştığını söyleyen birinin “nasıl felaket talep ettiğini” de ibretlikle okuyoruz.
Neden mi?
Oturun bu söyleşinin akışını ve argümanlarını çıkarın. Şunlar var özetle: Örgüt halkı temsil etmez. Örgüt kendi kadrosunu infaz eder. Önderlik bir külttür. Asıl Kürtler başka yerdedir. Örgütün Kürtler adına gerçek bir talebi yoktur. Halk esir alınmıştır. İyi Kürtler ve kötü Kürtler vardır. Halk kandırılmaktadır vs vs.
Bu söylemler bir yerden tanıdık geliyor mu? 40 yıldır duyduğumuz şeyler, değil mi?
90'larda TRT ekranlarından okundu bize. Sonra itirafçı kitaplarından, sonra bakanlık kürsülerinden, sonra kontragerilla anlatılarından, sonra koruculaştırmalardan. Arkasında bir devlet olan insanlar tarafından, aynı sırayla, aynı iddialarla ve bıkmadan usanmadan söylendi.
Bu 40 yıllık envanterden öğrendiğimiz çok basit bir hikâye var. Bu cümleler kırk yıldır aynı piste iniyorsa ve sen de kalkıp aynı şeyi diyorsan, ben yanlış yolda mıyım diye dert etmiyorsan, burada olayımız da başka oluyor. Tabi burada açığa çıkan şeyi de netleştirelim. Bu sözleri sarf edenler eskiden anonimdi, şimdi imzalı. Eskiden ekrandaydı, şimdi bol dipnotlu. Eskiden özel savaş biriminden, şimdi Duke doktoralı…Bula bula bulduğun yol bu mu? Aynı şekilde röportajda ileri sürdüğü “Apocu network”, "örgüt-ulus", "nekro-despotizm" gibi kozmetik kavramlar, tam tamına kırk yıldır "özel savaş" aygıtının, kontrgerilla söylemlerinin ve savaş cephesinin ürettiği psikolojik harp materyallerinin akademik bir cila ile yeniden paketlenmesinden başka nedir? Soylu da aynı şeyleri defalarca söyledi. Soylu ile aynı ontolojik zemini paylaşan bir "siyaset bilimci” var karşımızda.
Şimdi başa dönerek devam edeyim.
1- “2004'teki savaşın İmralı'yı kontrol edenler eliyle başlatıldığı ve bunun "bir komplo teorisi değil, ayrıntılarıyla belgelenmiş bir durumdur” diyor. Çıkar göster belgeyi, arşivi, tutanağı, tanığı, yayını Yektan. Bir dakika durma…Bu bir komplo teorisi değil diyorsan, aynen öyle olduğu içindir.
Aynı paragrafta şöyle bir şey de diyor. Öcalan'ın 1999 öncesi MİT'e çalıştığı rivayetlerine "itibar etmiyorum" diyor. Kurnazlığa bakar mısınız? Yani rivayeti, reddedilmek üzere dolaşıma sokuyor. Söylemeyerek söyleme işi. Bu tatliş pratikleri nereden öğrendin?
2- Kürt hareketinin iç işleyişine dair paragraflarca sözler sarfedilmiş. Tüm tuşlara basılmış. İnfazlar, endoktrinasyon, uygulama, Bekaa, kişi kültü, Kuzey Kore, Pol Pot. Yok yok!
Peki kırk yıllık devlet şiddetine ayrılan ne olmuş? Sadece bir yan cümle. Demiş ki "Bu rejimin çiçek, böcek, papatya rejimi olmadığını biliyoruz."
Wouw! Sert olmadı mı bu?
Katliamlar, dört bin boşaltılmış köy, faili meçhuller, JİTEM, asit kuyuları, toplamda bin yıllarca cezaevi, kayıplar, on binlerce ölü, olağanüstü hal, kayyımlar… Tüm bunlar hepsi bir papatya esprisine varmış. Niye? Çünkü “felaketler antropoloğu” kendisi.
neyi uzun uzun anlatıyor ve neyi bir yan cümleye sıkıştırdığın, bir tercih meselesidir. Ve bu tercihi, dikkat dağıtmaya dönük bu tercihi, görüyoruz.
Tam da bu konu bağlamında kalarak, uzmanlık alanım Ermeni meselesi diyen birinin, devlet şiddetini böyle ele alması utanç değil de nedir? Tüm anlatıları topladığımızda devlet şiddetini bir topluluğa yönelik politika olmaktan çıkaran, tarif ettiği bir örgüte verilmiş cevap haline geldiğini görüyoruz.
3- Unuttuğu ve sığındığı konfor şu Yektan’ın. 2016 Kolombiya referandumunun en anlamlı bulgusu şuydu. Çatışmayı en ağır yaşamış bölgeler "evet" dedi, savaşı televizyondan izlemiş merkezler "hayır" dedi barışa. Barışa itiraz, acının en az hissedildiği yerde en yüksekti. Sürecin çökmesinin maliyeti Berlin'de sıfırdır. Cizre'de, Van'da, Diyarbakır'da değildir. Yektan haksız çıkarsa hiçbir şey kaybetmez; haklı çıkarsa faturayı başkaları öder, ben ödeyeceğim. Riski taşımayanın kesinliği her zaman daha yüksektir ve Yektan bu gayri ahlaki epistemolojiden tutup atıyor.
4-Kürtlerin özgür düşündüğünü kabul etmek için mutlaka seninle aynı sonuca ulaşmaları mı gerekiyor? Ona katılanları cesur, süreci destekleyenleri bağımlı kabul ediyor. İtiraz da yoksa iradeniz olmamış oluyor.
Kürtler adına konuşma tekeline itiraz ederken, kimin Kürt hareketi sayılacağına karar verme yetkisini kendinde nasıl buldun? Bir hareketin siyasetini yanlış bulman, onun toplumsal karşılığını hükümsüz mi kılar? Temsil dediğin şey, uygun bulduğun talepleri sıralayanlara verdiğin bir ruhsat mıdır Yektan?
5-Bir yanda, Öcalan'ın iradesi yoktur, tutsak bir Öcalan'ın irade sahibi olduğunu düşünmek "metafiziktir," İmralı'yı kontrol edenler hem beyazları hem siyahları oynamaktadır, ortada hakiki bir Kürt aktör yoktur diyor, diğer yanda: "Öcalan boş bir kâğıdın altına imza atmıştır." "Hesap vermesi gerekenler hesap soruyor." "Neden savaştınız?" vs.
İkisi aynı anda nasıl oluyor. Hem irade sahibi hem iradesiz? Ama şöyle oluyor bu röportajda. İrade tam olarak fatura kesileceği anda beliriyor, kredi verileceği anda kayboluyor. Güzel hile.
Bu hileyi tarihe vurduğumuzda yani tutsağın iradesi metafizikse, Hapishane Defterleri bildiğin düz Mussolini yayınıdır. Mandela'nın Pollsmoor'dan başlattığı temaslar tabi ki Pretoria'nın işidir. Söylemeye hiç gerek yok, Yektan daha iyi bilir, Bobby Sands'in seçilmesi Britanya Hükümeti'nin projesidir. Demeye çalıştığım burada şu, kendi işimize yarasın, argümanlarımızı çalıştırsın diye boş beleş alet üretemeyiz, üretmeyelim.
6-İktidarı eleştirirken ona her hamleyi yöneten, her sonucu belirleyen kusursuz bir güç atfediyor. Peki toplumun, siyasi mücadelenin ve karşı hamlenin payı nerede? İktidarın her istediğini yapabildiğini varsayan bir analiz bir akıl, onun gücünü açıklamaktan çok yenilmezlik iddiasına hizmet etmez mi? ağızdan salyalar akarak bunca hakaret edeceğine ben ne diyorum da biraz demez mi insan?
Müzakere etmek, aynı siyasi projeye katılmak anlamına mı gelir? Taraflar birbirlerinin amaçlarını sınırlamak için de gayet masaya oturur. Görüşmeyi iş birliğinin, uzlaşmayı teslimiyetin kanıtı sayacaksan, karşıt güçler arasındaki müzakereyi nasıl açıklayacaksın?
7-Kendi fikir değişikliğini sorgulama ve öğrenmeyle açıklıyorsun. İyi… Başkalarının değişimini neden aynı ihtimalle değerlendirmiyorsun? Senin vardığın yeni sonuç muhakeme, başkasınınki talimat oluyor öyle mi? Bu ayrımı kanıtlaman gerekiyor önce. Ki kanıtlanacak bir şey olmadığına göre kendine ayrıcalık tanımayı bırak.
8-Stalinist gelenek, silahlı hareketlerin genel dinamiği, Ortadoğu bağlamı, feodal miras ve daha bir sürü şey, hepsi "felaketi sıradanlaştırmak" olarak sayılıyor. Sonra da adeta ‘üstüme gelmeyin çok kötüyüm’ hezeyanı ile abartı ile bunlar "emsalsiz"dir deniyor.
Karşılaştırmayı reddedeceksen neden akademisyenim diyorsun? Yapamaz çünkü tez çöker.
"Emsalsiz" deyince açıklamayı bırakıp hükme geçme şansı veriyor.
9-Ve sonda söylediği şey. Kendi önermeleri için "zamanla çok kolay test edilebilecek" diyor. Sonra testi tarif ediyor: "At fava bekle” diyor. ,
Hele söyle, bekleyelim de neyi görelim?
Yektanın kurgusu basit… Süreç çökerse haklıdır. Süreç kazanım üretirse ona göre "despotizmin derinleşmesi"dir. Hareket direnirse rejimin oyunudur, uzlaşırsa rejimin ortağıdır. Kürtler itiraz ederse kült konuşuyordur, itiraz etmezse kült çalışıyordur.
Dikkat edilirse hiçbir sonucun yanlışlayamadığı bir önermeler kümesi var. kendisinin asla yanlışlanamadığı bir kehanetler kümesi…
Esas trajik kısım, tek bir alternatif şeyin akla gelmiyor oluşu…öneremiyor oluşu…
Hareketi Kürtlerin iradesini gasp etmekle suçlayan adam, milyonların iradesini tek cümlede iptal etme hadsizliğini son derece normal şekilde yapıyor.
Soruyorum mesela, yarın sabah ne yapacağız?
Söyleşide bu sorunun cevabı yok. Hangi araç? Hangi aktör? Hangi sıralama? Hangi ittifak, hangi koşulla?
Tek bir şey demiş. "Türkiye'de hukukun üstünlüğü arayan kesimlerle ittifak"…
Bu bir cümleden başka nedir? Bu bir strateji mi? Bu bir çıkış önermesi mi?
Hangi kesimler mesela? Kürt meselesinde ulusal bir çözümü kabul edecek hangi Türk siyasi aktörü mevcuttur? Adını ver.
Kürt siyaseti eleştiriye muhtaçtır. Süreç eleştiriye muhtaçtır. Yasanın metni eleştiriye muhtaçtır. Ama tartışma bir yöntem ister, bir ahlak ister, kaynak ister, argüman ister. . Kaynak ister. Karşı savı hesaba katmayı ister. Devlete ve harekete aynı terazinin kullanılmasını ister, yerine ne koyduğunu söylemeyi ister. Söyleşide bunların hiçbiri yok. Onların yerine mutlak sıfatlar var, hakaretler var, düne kadar saklanan bir öfke var. Savaş zamanı susan barış zamanı çıldıran ve Nihal Atsız’ı adeta yeni keşfeden bir bir karakter var.
Yektan iyi bilmelidir ki "Me sond xwerîye kû em nebin masiyen biçuk" diyen şarkı hala canlı.
Evvelin hesabıyla baharımızı solduranlara, aklımıza kara çalanlara, hükmün kibriyle Kürt'e akıl verenlere aldırmadan yürümek gerekiyor.
I Curdi sono stati la vera forza politica e militare che ha sconfitto ISIS fra l’Iraq e la Siria insieme alla Coalizione Globale contro il terrorismo. In questi anni nel nord dell’Iraq e nel nord della Siria sono riusciti a creare una società libera, tollerante, democratica e amica dell’Occidente. Ora in Rojava l’esercito dell’ex Al Qaeda, ed oggi presidente della Siria Al Jolani, ha dichiarato una guerra a tutto campo alle SDF, la coalizione fra curdi e altre minoranze. #Kobane è nuovamente sotto assedio nel silenzio della comunità internazionale e i curdi rischiano di essere spazzati via da terre che popolano da sempre. Come ha dichiarato il Gen.Mazloum Abdi Kobane (nella foto l'ho incontrato in Rojava due anni fa): chi condivide i nostri stessi valori di libertà e democrazia è il momento che faccia sentire forte la sua voce.
Non abbandoniamo i Curdi! #Kurdistan #Rojava
Senior Kurdish commander Sipan Hemo told me today that his people are living on their own lands and will continue defending their homeland with steady resolve.
He said the world should stand with the Kurds who helped defeat ISIS and safeguarded global security, a people who stood for humanity when it mattered most.
As of now, there are attacks and clashes at at least ten locations in #Rojava. Those who believe there is truly a “ceasefire” are either unaware of the situation or are seeing only what they want to see.
Mazlum Abdi said: “We have withdrawn to predominantly Kurdish areas, and the protection of these regions is a red line. We will not abandon their defense.”
#Rojava
Syria is seeing ethnic cleansing once again as minorities slaughtered, rounded up as sex slaves.
And the West shakes hands with ex Al Qaeda in Syria boss Al-Julani, who previously had a $10m bounty on his head.
Insane times.
General Mazloum Abdi has rejected the so-called “surrender agreement” proposed by the terrorist Al-Julani, stating clearly that resistance will continue until the very end.
General, we forgive you. You believed that the Kurdish people could coexist with these terrorist gangs under the banner of “People’s Brotherhood,” but reality has revealed their true nature.
We will continue to resist and make Rojava Kurdistan greater, no matter the cost, and we will stand behind you no matter what
To the free people of the world:
Do not forget the Syrian Democratic Forces (SDF), who defeated ISIS and protected the world from one of the greatest international threats. Today, the SDF and the Kurdish people face acts of genocide by the Damascus government. Stand up, speak out, and do not forget our sacrifices.
Divê her kes di nav têkoşîna ku em bi navê mirovahiyê dimeşînin de cihê xwe bigire.
Ev du hefte ne, li dijî gelê Rojava konseptek qirkirinê tê meşandin. Gelê me yê berxwedêr ku bi salan li dijî DAIŞ’ê şerkirî niha bi êrîşên DAIŞ’ê re rûbirû maye. Wek hêzên YPG û YPJ, em ê bi hemû hêza xwe gelê xwe û destkeftiyên ku me bi berdêlên mezin bi dest xistine biparêzin. Divê hemû aliyên peywendîdar ji bo parastina mirovahiyê seferber bibin û piştgiriyê bidin vê têkoşînê. Ev şer ne tenê ji bo Rojava, ji bo parastina rûmeta hemû mirovahiyê ye.
Şu ana kadar gerçekleşen tüm çekilmeler ve mevzi değişiklikleri, koalisyon güçlerinin ısrarı ve barışçıl bir çözüm arayışına duyduğumuz inanç doğrultusunda yapılmıştır. Ancak gelinen aşamada koalisyon güçleri, Kürt halkının çıkarlarına aykırı bir tutum sergileyerek Türkiye–HTŞ komplosunun parçası olduklarını açık biçimde ortaya koymuştur. Bu nedenle dünyadaki tüm Kürtleri, ABD konsoloslukları önünde barışçıl protestolara katılmaya davet ediyoruz.
All withdrawals and positional changes carried out so far were made at the insistence of coalition forces and based on our belief in a peaceful resolution. However, at this stage, the coalition forces have clearly demonstrated that they are acting against the interests of the Kurdish people and are part of the Turkey–HTS conspiracy. Therefore, we call on all Kurds around the world to take part in peaceful protests in front of U.S. consulates.
Warning ⚠️ Footage shows forces loyal to Jolani/Sharaa abusing and degrading the bodies of Kurdish fighters who were killed in their custody, including one who was beheaded.
The so‑called interim Syrian government continues to operate in ways that many observers view as indistinguishable from ISIS or Al Qaeda.
The world may finally stop pretending!
Ji bo gelê me ê Berxwedêr
ji 06 Çileyê ve, herêmên me û gelê me rasterast rastî êrîşên hov û barbaran ne tê. li hember van êrîşan de, şervanên me bi cesaret û fedakariyeke mezin şer dikin û bi awayekî bi rûmet şerê xwe dewam dikin.
Îro, dewleta Tirk û çeteyên wê yên bi zihniyeta DAIŞê, êrîşên xwe li ser gelê me zêde dikin, bi xeyala ku dikarin îradeya me bişkînin û berxwedana me têk bibin.
Em bi biryar û îradeyeke mezin dibêjin ku çawa hevalên me di sala 2014’an de li Kobanê berxwedana dîrokî kirin û Kobanê kirin goristan ji DAIŞê ya ku ji aliyê Tirkiyê ve hate piştgirîkirin re, îro jî bi heman îradeyê diyar dikin ku em ê bajarên xwe ji Dêrikê heta Hesekê û Kobanê biguherînin goristanek ji bo xwediyên zihniyeta DAIŞê yên nû, yên ku ji aliyê dewleta Tirk ve tên bi rêve birin.
Li ser vî esasî, em bang dikin li hemû ciwanên me, keç û xortên me ên Rojava, Bakur, Başûr û Rojhilatê Kurdistanê, û her weha li Ewropayê, ku bi hev re bibin yek û sînorên dagirkeran rakin û werin tevlî berxwedanê bibin.
Îro roja rûmetê ye
Îro roja berpirsyariya dîrokî ye
Û îro em careke din nîşan didin ku îradeya gelan ji her cure êrîş û dagirkeriyê bihêztir e.
Fermandariya Giştî a Hêzên Sûrya Demokratîk
19 Çile 2026
@DrewsMemed60821 Bir yandan şehitler haftası diyip anma düzenlemek diğer yandan şehit düştükleri tarihte konser vermek nasıl bir tezattır? Hadi o konser düzenliyor siz nasıl bilet aldım gidecektim diyorsunuz? Söylem pratik çelişkilerini kendi elinizle dökmüşsünüz ortaya
They asked settlers (Turkish mercenaries) to leave their home. The answer was the slaughter of their five year old child Ahmet Ali
His only “crime” was being Kurdish, occupied Efrîn, Kurds are suffering💔