Sahtekarlığın daniskası...
Her şeyiniz mi yalan olur?
Uğurcan'ın Babası Trabzon'un Yomra ilçesinden bir Çepni, annesi ise Antalya'nın Akseki ilçesinden bir Yörük...
Şampiyonlar Liginde Manchester City- Galatasaray maçında sahaya şal u şepikle giren bir Kürt ve Galatasaray kalecisi Uğurcan Çakır karşısındaki duruşu :)
@turksamanizmi@turkistanhaber_ Senin iddianın s!kim
Senden ne Türkçü olur ne de iyi Türk. Daha analitik düşünme yetişince sahip değildin ve yazdığına bak... Allahım sen Türklüğü bu tip saçma adamlardan koru.
2. "Türkçeyi Nereden Öğrendin" Vakası Dünya Kupasında Yaşandı...
TRT Spor Sunucu Serkan Yetkin:
- Türkçeyi Nereden Öğrendiniz?
İranlı Taraftar:
- Bizim Kanımız Türk
Türkiye'den ve Manas Üniversitesinin Dünyadaki başarılarından rahatsız olan bir el, Kırgızistan'ı sabote ediyor.
Uluslararası Türk-Kırgız Üniversitesi "sanki" düşman güçlerin saldırısı altında...
Manas Üniversitesinden yapılan açıklamayı aynen paylaşıyoruz. 👇
@MFA_Kyrgyzstan
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir grup, ağızlarından salyalar saçarak bilinmeyen dildeki sloganlarla Türk Bayrağı açan Gençlere tepki gösterdi.
@KHosgorulu43180@turkistanhaber_ Noldu lan gevşek? Abdullah Öcalan denen teröristin kendi ırkınızla ilgili söyledikleri zoruna mı gitti?
Rahmi Koç kılıklı zübük, sen de yazıyı okumadan anlamadan adamın Türk anasına hakaret ettin şimdi...
Ömce Apo ya laf edeceksin, sonra millete yüzün olsun.
Rahmi Koç, Afrikalı Kürtler ve Eziklik Psikolojisi İle Türkleri Dövme Gayreti...
Bir dübür, bir mabad hikayesi...
Aşağıdaki yazıyı tarafsızca ve sonuna kadar okuyun lütfen...
- Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş. soğuk ve çok kabadır.
- (Kürt Kadınları) Köylü kızın al, küçük-burjuva kızını veya erkeğini al, söyle söyle, hiçtir; bir papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz.
- Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur.
- Fikir düzeyihiç yoktur.
Bu ifadeler, Abdullah Öcalan'ın yayımladığı "Nasıl Yaşamalı" isimli kitabının (özellikle 2001 basımı) "Kadın Gerçeği" başlığı altındaki metinlerde yer almaktadır.
Şimdi size bir soru...
Siz hiç bu sözlerinden sebep terörist başı Abdullah Öcalan'a itiraz eden, sesini yükselten bir kürtçü gördünüz mü?
Peki diğer soru...
Bu sözler Rahmi Koç'un boşboğazlığından kaynaklanan sözlerinden (fıkra) daha mı masumdur?
Yıllarca Balkan Türkleri, Karadenizliler, Bursalılar vd. Türk unsurları hedef alarak anlattığınız fıkralardan, imalarda daha mı kötüdür bu fıkra?
Ne oldu da ucuz bir fıkra yüzünden Kürtatak geçirir oldunuz?
Teröristbaşı dağda sayısını bilmediğimiz kadar Kürt kadınıyla beraber olmadı mı?
Dağa çıkan binlerce Kürt kızına PKK tecavüz etmedi mi?
Kötü yola düşen Kürt kızlarını Kürt mafyası pavyonlara satmadı mı?
Her şeyi bir kenara bırakın, onbinlerce kürtün ölümüne PKK sebep olmadı mı?
Uyuşturucu ticareti başta PKK, Kürtçü grupların elinde ve kontrolünde değil mi?
On binlerce şehidin sebebi fikri temellerini daha düne kadar Kürt bağımsızlık hareketi üzerine oturtan PKK değil mi?
Türk Milleti ve diğer kardeş etnik kimlikler bunu tüm Kürtlere isnat etmemişken ve her Kürt kötüdür gibi bir psikoloji ile hareket etmemişken, siz kimsiniz de Türkleri kategorize ediyorsunuz?
Bu tavır, Türklere karşı samimiyetsizliğin daniskasıdır.
Daha düne kadar ve halen de bunlara itiraz eden, Türkleri kardeş göre ve Türklerle birlikte yaşa duygusuyla gelecek hayalleri kuran Kürtleri dahi kurşuna dizip kaçıran bir terör örgütü ve liderini eleştirdiniz mi?
Abdullah Öcalan'a kaç def lanet okudunuz?
Gereksiz ve basit bir fıkra üzerinden Türkleri psilojik olarak dövmeye ve mevzi kazanmaya çalışanlara soruyorum...
Dübürünüz yemedi, mabadınız atmadı mı o zaman?
Rahmi Koç üzerinden Atatürk ve Cumhuriyete saldırmaya çalışan soytarıları da görmüyor değiliz.
Kürt kadını Namus da (ki öyledir); Türk devleti Babamız, Türk vatanı Anamız, Türk Cumhuriyeti erkek ve Türk Bayrağı Kız kardeşimizse yüz yılı aşkın süredir bunlara saldıranlar, Türklüğün namusuna kastediyor demek olmuyor mu?
Neredeydiniz şimdiye kadar? Neredesiniz? Neden bunlara saldırırken şerefsizler sesiniz çıkmaz?
Rahmi Koç'un boşboğazlığı ve her gün Türklere söven Kürtçülerin vaftiz edilmesi...
Rahmi Koç, yaşının da verdiği bir boşboğazlıkla ve/ya kurgulanam bir sahne sonucu anlattığı fıkra ile sosyal medyada her gün Türklerin anasına, bacısına, devletine, Cumhuriyetine söven ve tüm kazanımlarına çökmeye çalışan Kürtçü sapkın bir güruhun tüm günahlarını Vaftiz eden bir papaz vazifesi gördü.
Türklere, analarına, bacılarına, devlet ve Cumhuriyetine söven herkes bir anda arındı, pür-u pak oldu...
Görüyorum ki, sosyal medya hesaplarından bir kez dahi bu azgın Kürtçü gruba itiraz etmeyenler şimdi Koç'a saldırıyor...
Buradan yanlış adama saldırıyorsunuz Koç sizden diyesim var.
Öyle ya, oğlu da her gün Türklere söven bir grubun mensubu sayılabilecek, verdiği röportajlarda Türk Devletine sataşan ve kötüleyen birinin markasını Fenerbahçe stadına vermişti.
Rahmi Koç'un hikayesi de Türklere çekilen bir operasyonda başka bir şey değildir. Kendimizi kötü hissettirerek Türklerin analarına, bacılarına, devlet ve Cumhuriyetine yapılan hakaretleri unutmamıza vesile olması için kurgulanmış olma ihtimali yüksektir.
Dyeceksiniz ki ikide bir de Ana-bacı anladık da Devlet ve Cumhuriyeti neden araya sokuşturuyorsun?
Türk Devleti ve Cumhuriyeti Türklerin ve Türk Milliyetçilerinin Namusudur.
Ha Cumhuriyet ve Devletimize laf söylenmiş, ha anamıza ve bacımıza..
Ayrıca Rahmi Koç'un kendisi de Kürt kökenli olan (iddia edilen) eski bir başbakana, Türk Dünyasının da aksakalına böyle bir fıkra anlatması ne kadar da masum, irticalen ve kurgusuz görünüyor değil mi?
Evet ben de Rahmi Koç'u bu konuda kınıyorum.
Namus abidesi olan, terörist ve Vatan haini doğurmayan, çocuklarını helal sütüyle besleyen, memlekete, Devlete düşman olmayan nesiller yetiştiren Kürt kadınları adına Rahmi Koç'u kınıyorum. Lakin, bu tavrımız hergün Türklerin tüm kutsallarına söven bişerefleri unuttuğumuz anlamına da gelmez.
Kalın sağlıcakla...
@janberkster Bu bölgeye yerleştirilen ve arazi tahsis edilenler en az 50 yıl burada kalmaya mecbur olmalıdır. Sadece eğitim, tatil ve sağlık vs gibi konularda şehir değiştirilebilmeli, haricinde göç yasak edilmelidir.
@janberkster Uyurlar gelmiyorsa Güneydoğu illerine daha önce ve tarihin farklı dönemlerinde Türkiye'ye yerleşmiş Çerkezler yerleştirilmelidir.
Önce imar (hazine arazileri yanı sıra, ağalık rejiminin son bulması için istimlak yöntemi kullanılmalı), daha sonra meskun ve istihdam yapılmalıdır.
Bu yazı bireyseldir ve tüm Çerkezleri kapsamaz.
Çerkez kardeşlerimizin bu tip fitnecilere daha çok müdahale etmesi ve haddini bildirmesi gerekmektedir.
Türkiye'de anavatanınızdan ve dahi Rusya'dan çok daha fazla Çerkez yaşıyor ve sen bir Dış Türk'ün, Türk Dünyasından bir ferdin bunu kıskandığını gördün mü?
Türk Devleti, Çerkezlere neden bakıyor da bize bakmıyor dediğini duydun mu?
Öyle ya, Türk Dünyası daha düne kadar kimin ve kaç kişinin umrundaydı?
Nerede doğarsa doğ birader. Bu topraklara Türklere sığınmak ve Rus Zulmünden kurtulmak için geldi ataların.
Diğer tüm Çerkezler, fitne saçmayan, Türklerle yaşama ve gelecek hayali kuran kim varsa devletin ve ülkenin en az Türkler kadar sahibidir ama senin, bireysel olarak ataların sığıntı...
Tabii ki tarih boyunca yaşanan tüm göçlerin sebebi bu değil ama en önemlisi bu.
Kısaca buraya dünya turu yaparken beğenip de yerleşmedi ataların.
Bu hüviyeti taşımanın, Türk Devleti tarafından korunmak ve kollanmanın vergisidir verdiğin salık (vergi).
Haraç değildir...
Ne yazık ki Türk Devleti, şahsın gibi soytarıları ve diğer tüm vatandaşların aynı kefede değerlendirir.
Türk Devleti senin verginle kurulmadı, senin verginle de ayakta durmuyor.
Sen Türk Devletinin dış politikasına karışamazsın, fitne yayamazsın. Yok Dış Türkleri önceliyor vs.
Fitne yaymayacaksın, Yayarsan biri de çıkar "Hadi Rusya'ya" der.
Bu laflar senin zat-ı şahanene ifade edilmiştir. Tüm Çerkez Kardeşlerimize söylenmemiştir.
Biz Türkler, Çerkezlere yaşamaktan, kız alıp vermekten, mezarda bile yan yana yatmaktan memnunuz. Lakin, senin gibi bir lağam faresini de bu ülkede istemiyoruz.
Nerede doğarsa doğ...
Fitne saçma hakkı yok. Ya Türk Devletine sadakatle bağlı olacaksın, ya da sınır kapısı orada...
Yalancılığın daniskası veya Kürtçü Megalomani...
Aşağıdaki paylaşımda İran topraklarında bulunan bir tarihi eser üzerinden milli bilinç yaratma gayretini göreceksiniz.
M.Ö. 4000 yılında İran'da kimler vardı?
Günümüzden 6000 yıl önce (yaklaşık MÖ 4000 yılları), İran coğrafyasında henüz Ahamenişler veya Sasaniler gibi bildiğimiz büyük Pers imparatorlukları yoktu. Bu dönem, Kalkolitik Çağ'a (Bakır Taş Çağı) denk gelir ve bölgede daha sonra büyük uygarlıklara dönüşecek olan oldukça gelişmiş, şehirleşmenin ilk adımlarını atan yerel kültürler (Susa ve Erken Elam (Susiana) Kültürü, Kaşan, Tepesarap ve Çogha Miş) hakimdi.
Bu dönemin en belirgin temsilcisi, daha sonra Elam Uygarlığı'nın temelini oluşturacak olan kültürlerdi.
Peki bu Kültürler Kürt Mü?
Susa ve Erken Elam (Susiana) Kültürü, Kaşan, Tepesarap ve Çogha Miş Kültürleri Kürtlere Mi Ait?
Elbette Hayır...
6000 yıl önceki bu medeniyetler (Erken Elamlar, Sialk kültürü vb.) ile günümüzdeki Kürtler arasında doğrudan bir dilsel veya kültürel devamlılık yoktur.
Ancak coğrafi ve tarihsel süreçler göz önüne alındığında, genetik bir etkileşimden ve bölgesel bir mirastan söz etmek mümkündür.
Bu durumu şu temel başlıklar altında açıklayabiliriz:
1. Dil ve Kültür Ayrımı (Hint-Avrupa Öncesi Dönem)
6000 Yıl Önceki Yerliler: Bahsettiğimiz Kalkolitik Çağ kültürleri ve Elamlar, Hint-Avrupa öncesi (pre-Indo-European) yerli halklardı. Örneğin, Elamca bilinen hiçbir dil ailesine (ne Hint-Avrupa ne de Sami dillerine) girmeyen, izole bir dildi.
Kürtlerin Kökeni: Kürtler ise Hint-Avrupa dil ailesinin İrani diller koluna mensup bir halktır. İrani (Hint-İrani) kavimlerin Orta Asya ve Kafkaslar üzerinden İran Platosu'na ve Zagros Dağları'na göç etmeleri, günümüzden yaklaşık 3500-4000 yıl önce (MÖ 2. binyılın sonları ile 1. binyılın başları) gerçekleşmiştir. Yani 6000 yıl önce Kürtlerin dilsel ataları henüz bu coğrafyada değildi.
2. Genetik ve Coğrafi Karışım
Doğrudan kültürel bir bağ olmasa da, güçlü bir yerel miras bağlantısı vardır.
İrani boylar (ileride Medler, Persler ve Kürtlerin ataları olacak olan gruplar) bölgeye geldiklerinde, buralar boş değildi.
Zagros Dağları'nda ve İran Platosu'nda binlerce yıldır yaşayan Gutiler, Lullubiler, Hurriler ve Elamların ardılları gibi yerli halklar vardı.
Yeni gelen İrani göçebe gruplar, kültürel ve dilsel olarak bölgeye hakim oldular, ancak yerli halkları yok etmediler; onlarla karıştılar.
Dolayısıyla, modern Kürtlerin (ve bölgedeki diğer birçok halkın) genetik havuzunda, 6000 yıl önce bu coğrafyada tarım yapan, şehirler kuran yerli Zagros ve Mezopotamya halklarının mirası yadsınamaz bir şekilde bulunmaktadır.
3. Medler ve Etnik Şekillenme
Kürtlerin tarihsel kökeni tartışılırken genellikle 6000 yıl önceki Elamlar değil, günümüzden yaklaşık 2800-3000 yıl önce Zagros bölgesinde büyük bir konfederasyon ve imparatorluk kuran Medler (MÖ 678 - MÖ 549) ön plana çıkar.
Tarihçilerin çoğu, Kürtlerin etnik oluşumunu (etnogenezini), sonradan gelen bu İrani grupların (Medler gibi) bölgenin eski, Hint-Avrupa öncesi yerli halklarıyla (Hurriler, Gutiler vb.) kaynaşması sonucu ortaya çıkan karmaşık bir süreç olarak kabul eder.
Özetle; 6000 yıl önceki medeniyetler Kürtlerin doğrudan ataları değildir. Kürtlerin dilsel ve kültürel ataları bölgeye binlerce yıl sonra gelmiştir. Ancak Kürtler, bu sonradan gelen İrani topluluklar ile 6000 yıl önceki o eski yerel kültürlerin torunlarının binlerce yıllık bir süreçte birbirine karışmasıyla şekillenmiş bir Zagros halkıdır.
Dolayısıyla Kürtlerin Alıntıladığımız tarihi eserle hiç bir bağı, bağlantısı yoktur...
Bu tip Megalomani paylaşımlar politiktir ve ruh sağlığı sorunlarından kaynaklanmaktadır.
Hâlbuki, Kürtlerin de dahil olduğu İrani ve Farsi kavimlerin insanlığa kazandırdığı binlerce tarihi eser vardır. Bunlarla neden övünülmez?
Fars üst kimliğini baskılama gayreti midir bilinmez ama teorisi olmayan yollar ile millet yaratılmaz.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın Medeniyet Birliği Paradigması:
Hoca Ahmed Yesevî Felsefesi ve Türkata Hafızası Üzerinden Yeni Bir Entegrasyon Modeli
Giriş
Türk Devletleri Teşkilatı üzerine yapılan güncel tartışmaların önemli bir kısmı; enerji koridorları, ticaret ağları, ulaştırma hatları ve jeopolitik koordinasyon ekseninde şekillenmektedir. Ancak tarihsel ölçekte kalıcı birlikler yalnız ekonomik çıkar üzerinden değil, ortak anlam dünyaları üzerinden inşa edilirler. Siyasal organizasyonların sürekliliğini sağlayan unsur çoğu zaman maddi çıkar değil; ortak hafıza, ortak metafizik ve ortak medeniyet tahayyülüdür.
Avrupa Birliği modern tarihin en başarılı entegrasyon modellerinden biri olarak görülse de, özünde bir medeniyet inşası değil; savaş yorgunu ulus-devletlerin ekonomik bağımlılık üzerinden çatışmayı engelleme projesidir. Avrupa entegrasyonunun çıkış noktası kültürel birlik değil, jeopolitik zorunluluktur. Bu nedenle Avrupa Birliği bugün teknik olarak güçlü, fakat ontolojik olarak kırılgan bir yapı görünümündedir.
Türk dünyası ise farklı bir tarihsel zemine sahiptir. Türk halklarını birbirine bağlayan unsur yalnız ekonomik menfaat değildir. Ortak tarih, ortak hafıza, müşterek semboller, dil akrabalığı ve en önemlisi ortak bir medeniyet tasavvuru mevcuttur. Bu medeniyet tasavvurunun merkezinde ise Hoca Ahmed Yesevi bulunmaktadır.
Bu bağlamda Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği, Avrupa tipi ekonomik federalizmden çok; Yesevî düşüncesi etrafında şekillenmiş bir “medeniyet koordinasyonu” olarak ele alınmalıdır. Mehmet Ali Arslan’ın Türkatalar üzerine yaptığı çalışma ise bu medeniyet sürekliliğinin sosyolojik ve antropolojik delillerinden biridir.
I. Avrupa Birliği’nin Kurucu Mantığı ile Türk Dünyasının Ontolojik Zemini Arasındaki Fark
Avrupa entegrasyonu, modern ulus-devletlerin birbirini tükettiği iki büyük savaşın ardından doğmuştur. Bu sistemin temel mantığı şuydu:
Ekonomik olarak birbirine bağımlı devletler savaşamaz.
Dolayısıyla Avrupa Birliği’nin temelinde:
kömür,
çelik,
ortak pazar,
sermaye dolaşımı,
hukuk standardizasyonu
vardır.
Bu yapı tarihsel olarak pragmatiktir; metafizik değildir.
Türk dünyasının tarihsel dokusu ise farklıdır. Türk siyasal kültürü, modern ulus-devletlerden önce de ortak bir zihniyet alanı oluşturabilmiştir. Bu alanı oluşturan ana unsur yalnız hanedanlar değil; ortak ahlâk ve irfan sistemidir. İşte burada Hoca Ahmed Yesevi merkezi rol oynar.
Yesevîlik, Türk dünyasında yalnız bir tasavvuf hareketi değildir. O, bozkırın dağınık boylarını ortak bir anlam evrenine bağlayan tarihsel omurgadır.
II. Ahmed Yesevî ve Türk Medeniyetinin İç Birliği
Hoca Ahmed Yesevi’nin tarihsel önemi, İslam’ı Türk toplumlarının ontolojik yapısına uygun bir medeniyet diline dönüştürmesidir.
Arap dünyasında din merkezli, İran dünyasında estetik merkezli, Batı’da hukuk merkezli gelişen uygarlık anlayışı;
Türk dünyasında ahlâk-merkezli ve hareket-merkezli gelişmiştir.
Ahmed Yesevî’nin sistemi:
göçebe-bozkır kültürü,
alp geleneği,
tasavvuf,
toplumsal disiplin,
adalet fikri
arasında sentez kurmuştur.
Bu nedenle Yesevîlik yalnız dinî değil, siyasal bir medeniyet teknolojisidir.
Anadolu’ya ulaşan:
Yunus Emre,
Hacı Bektaş Veli,
Ahi Evran
gibi damarların büyük kısmı Yesevî havzasından beslenmiştir.
Dolayısıyla Türk dünyasının tarihsel entegrasyonu daha önce zaten gerçekleşmiştir; fakat bu entegrasyon askerî değil, irfanî bir ağ üzerinden kurulmuştur.
III. Türkata Makalesi: Parçalanmış Coğrafyada Korunan Hafıza
Mehmet Ali Arslan’ın Türkatalar üzerine yaptığı çalışma, Türk dünyasının yüzeyde parçalanmış görünmesine rağmen derin yapıda hâlâ ortak bilinç taşıdığını göstermektedir.
Türkatalar:
Sovyet kimlik mühendisliğine rağmen,
Özbek-Kırgız-Tacik sınırları arasında yaşamalarına rağmen,
siyasî merkezlerden uzak olmalarına rağmen
kendilerini doğrudan “Türk” olarak tanımlamaktadır.
Bu durum sıradan bir etnik aidiyet değildir.
Bu, modern devletlerden eski olan bir medeniyet hafızasının devam ettiğini gösterir.
DEVAMI 👇
@OPITIIPITI07@MathhWizard Eminim senin ukalalılığına karşın ukalalık yapıyordur. Matematik işlemi ile başlayan saçma sohbeti mabadınla anlama gayreti içerisindesin halen.
Hiç düşünmüyorsun, sen sınava girdiğin sene ilk 500 de olmasan ülke, devlet ve Türk milleti ne kaybederdi?
Kayanın üstündeki tozsun..
@OPITIIPITI07@MathhWizard Evet olamaz ama bu ukalalıkla senden de olmaz. İlk mesajımdan bu yana sAna anlatmak istediğim bu ama anlayacak dimak nerede sende?
...
Gerçekten zeki olanlar adı sanı bilinmeyen mütevazi insanlar değil midir? Türkiye 1. Leri gibi... Ama senin gibi değil...