Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
@cuneytozdemir Fikrini kendine sakla iktidar demokrasinin içine ediyor sen kalkmış özgür özel yanlış yaptı diye ahkam kesiyorsun tatlı du gazetecisi seni defolursun bir daha bu ülkeden inşallah
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;özgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönü��müş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler'in cenaze töreni Ümraniye'de Hidayet Camii’nde gerçekleştirildi
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra'nın tabutlarını kadınlar omuzladı
Kadınlar, tabutlara erkeklerin dokunmasına izin vermedi
⚫️ İsimleri Aynıydı, Kaderleri De Aynı Güne Yazıldı
Aynı şehirde, aynı gün…
Aynı isimle toprağa verilen iki kadın.
Öğrencisinin bıçaklı saldırısıyla hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik…
Ve cinsel istismara uğradığı için
8 yaşındaki kızıyla birlikte denizde ölü bulunan anne Fatmanur Çelik…
Biri sınıfta, görev başında.
Diğeri bir anne olarak, çocuğuyla birlikte.
İkisi de aynı ismi taşıyordu.
İkisi de aynı gün hayattan koparıldı.
Bu sadece bir isim benzerliği değil.
Bu, aynı ülkede art arda yaşanan ihmallerin, şiddetin ve korunamayan hayatların acı bir özeti.
Biz iki “Nur”u da koruyamadık.
Allah rahmet eylesin.
Çünkü siz burada bu çocukları,
emeğiyle alınteriyle çalışarak yaşayan milyonları değil,
onların sırtından zengin olan sırtlanları temsilen bulunuyorsunuz.@serakadigil 👏👏
Hepinize soruyorum sayın vekiller,
Bir taziye dilemeyi çok gördüğünüz bu işçi çocuklar öldü mü yoksa göz göre göre öldürüldü mü?
2026 Bütçesi üzerine Genel Kurul’da konuştum. Sonu yetişmedi, yetişse şöyle bitecekti:
Siz bu çocuklar için, onların üç kuruşla geçinmeye çalışan ana babaları için hiçbir şey yapmıyorsunuz.
Yapamazsınız da.
Nedenini siz çok iyi biliyorsunuz ama yine söyleyelim de herkes bilsin,
Çünkü siz burada bu çocukları,
emeğiyle alınteriyle çalışarak yaşayan milyonları değil,
onların sırtından zengin olan sırtlanları temsilen bulunuyorsunuz.
Özgür Özel'e ağlıyor diyerek eleştiri getirenin kanı kurumuştur.
Ağlamak insani bir duygudur.
İnsanlığı çürümüş olanlar bunu ne bilsinler.
İnsan olanlara selam olsun.
@eczozgurozel İNSANDIR.
Siyaseti ‘çocuklarıyla sahilde yürüyenler’ ile ‘ailesinden vazgeçenler’ arasında ahlaki bir taksimata dönüştürmek, en hafif ifadeyle muktedir kadrosunun hayatı borçlandırma kibridir.
Kimsenin çocuğuyla yürümesi, bir başkasının aile hayatını feda etmesine bağlı değil; geçiniz. Bu tür cümleler, kamusal görevi metafizik bir kefaret makamı gibi sunarak gücü masumlaştırma işlevi görür. Yani takdir etmekten ölmeliyiz. Kalkın alkışlıyoruz.
Gerçekte burada fedakarlık falan yok, seçilmiş bir hayat tarzının kutsanması var. Siyaseti tercih eden, karşılığında yalnızca sorumluluk alır; ailesinden vazgeçmiş olmayı erdem, başkalarının sıradan hayatını ise kendine borçlu göstermez.
Siyaset kimsenin özel hayatını ipotek altına alan bir ibadet değil, hesap verilebilir bir görev. Kutsal değil.
Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle bir süredir yoğun bakımda sürdürdüğü yaşam mücadelesini ne yazık ki kaybetti.
Ailesine, sevenlerine ve Manisa halkına başsağlığı diliyorum.Yattığı yer incinmesin.