İspanya, İtalya, Almanya vb. Avrupa ülkelerinin vize randevularını bot yazılımlarla kapatan sözde vize şirketleri:
Vatandaşın ücretsiz olan vize randevu hakkını 250 Euro’dan 400 Euro’ya kadar satıyor. Siz aylarca bekleyi, alamazken bunlar sizin hakkınızı pazarlıyorlar.
Kısaca: Bir karaborsa sistemi kurmuşlar.
Bu şirketlerden randevu almazsanız randevu bulmanız neredeyse imkânsız. Randevular saniyeler içinde tükeniyor.
Bu korsan vize şirketleri yılda milyonlarca dolar kazanıyor.
Avrupa Birliği yetkililerine bu hafta gönderdiğim delillerin ardından inceleme başlatıldığını söylediler.
Umarım bu video bir ihbar olarak kabul edilir ve Türkiye’de bu kişiler hakkında soruşturma başlatılır.
Yaptığım bu çalışmaların gündem olması ve devamı için beni takip edip, videolarımı paylaşabilirsiniz.
14 yaşında bir çocuk, 60 yaşında adamla arasında “gönül ilişkisi” olmadığını ispatlamaya çalışıyor. Bu kararları veren hakimlerin, kendi çocuklarının yüzüne nasıl baktığına dair hiçbir fikrim yok.
Aladağ'da yurtta yanarak ölen 11 çocuğun avukatı Can Atalay tutuklu,
Soma'da katledilen işçilerin avukatı Selçuk Kozağaçlı tutuklu,
Adalet mücadelesi veren depremzedelerin sesini duyuran İsmail Arı tutuklu.
Cehennemi başka yerde aramayın…
Soma maden faciasında 301 işçi hayatını kaybetti. Davada tutuklu yargılanan sanık kalmadı. İşçi ailelerinin avukatlığını üstlenen Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ise cezaevinde.
Atatürk Havalimanı saldırısında 42 kişi makineli tüfeklerle katledildi, 300’e yakın kişi yaralandı. Katliamı gerçekleştiren IŞİD teröristleri serbest bırakıldı. Bu skandalı haberleştiren Alican Uludağ cezaevinde.
Fatmanur Çelik, bir tarikat mensubu tarafından tecavüze uğradı. Onunla zorla evlendirildi. Aynı adam, kendi öz kızına da tecavüz etti. Anne isyan etti. Anne ve 8 yaşındaki kızı öldürülüp denize atıldı. Failler dışarıda. Bu vahşeti haber yapan İsmail Arı cezaevinde.
#CanAtalay #SelçukKozaağaçlı #AlicanUludağ #İsmailArı
@CanAtalay1@selcukkozagacli@alicanuludag@ismailari_ #Soma #FatmanurÇelik #AtatürkHavalimanı
Biliyorsunuz burada haftalardır “kendi kızına tecavüz eden adam neden tutuklanmıyor?” diye tweet atıyorduk. Nihayet sonuç alındı ve olayın haberini yapan kişi tutuklandı.
5 yaşında çocuğu kafenin ortasına kaykay ile bıraktılar, çocuk cayır cayır masalar arasında sürüp zilini çalıyor. Ailesinin umurunda değil, 10 dakika sürünce artık bir teyze uyardı, onu tersliyorlar.. çocuk ise inadına anırır gibi ağlamaya bağırmaya ve zili krize girmiş gibi çalmaya devam etti. Ortalık karıştı.
Sen çocuğa o yaşta saygı, toplum kuralları, doğru davranış öğretmezsen o büyüdüğünde önü alınamaz saçma bir bireye dönüşür.
Çocuklarınıza kalabalıkta, insan içinde, sokaklarda, tiyatroda, sinemada nasıl davranması gerektiğini göstermeyip " çocuktur yapsın" diyorsanız zaten ne sizden ebeveyn olur ne de o çocuktan fayda görürsünüz.
Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde evinde ne yaparsanız yapın.. (kaldı ki komşular da bazen çok çekiyor)
Bu çocukları mal mal doğurup salmak yerine düzgün eğitim verin. Hayattaki temel sorumluluğunuz bu, onu da doğru yapın bi zahmet.
Bir öğretmenimizin mesajı
Merhabalar .. Fatmanur Çelik hocamız pazartesi sabah ilk ders için saat 9 da 10B sınıfına biyoloji dersine girmek için 207 numaralı sınıfa girdi. Ve o sınıfta kendi rehberliğinde bulunan öğrencilerin gözünün önünde katledildi. Ben bu bilgilere okulun sitesinde hala durmakta olan ders programı sayesinde ulaşıyorum. Ben ulaşabiliyorsam art niyetli herkes ulaşabilir. Okullarda kadromuz başlığı altında adımız soyadımız görünüyor. İsmimizi google da aratınca bile çıkıyor. Yetmiyor hangi gün hangi saat okulda neredeyiz görünüyor. Lütfen sesimiz olun çağrı yapın. Bu bilgiler okulların sitesinden kaldırılsın AA
Benim kızım 4,5 yaşında yaşamış olduğu öz babanın istismarı nedeniyle 20 aydır pedagoglara gidiyor, yaşadıklarının travmasını yaşıyor ve bunu ömür boyu UNUTAMAYACAK!
Suçtan kurtulmak için her yolu denedi sanık ve avukatı!
Para için iftira attı dediler, abinin evde çıplak gezdiğini iddia ettiler, kıskançlık dediler, sosyal medyada kamuoyuna seslendiğim için Mahkeme heyetini etkilemeye çalışıyor dediler, sağlam raporu çıktı itiraz ettiler ... dediler de dediler...
Sonuç ; 639 gündür kızıma yaşatılanlar için bugün sanığın akli dengesinin yerinde olup olmadığına dair gelecek ikinci rapor 3. Duruşmaya yetişmediği için yine 3,5 ay beklemek zorundayız!
Dün Hifa İkra ve annesinin ölümü beni çok derinden sarstı!
"Çocuğun beyanı" HİÇE SAYILDI, Annenin yardım çığlıkları HİÇE SAYILDI, DUYULMADI, DUYULMAK İSTENMEDİ ve bir anne kızıyla birlikte artık bu dünyada DEĞİL! YOKLAR! YOK YOK YOK !
Bunun ötesi YOK! YOK! YOK!
ÇOK ÖFKELİYİM, ÇOK DOLUYUM!
Ama bu öfke beni susturmayacak.
Bu öfke beni geri çekmeyecek.
Çünkü ben yalnızca kendi kızım için değil, sesini duyuramayan tüm çocuklar için konuşuyorum.
Bir çocuğun beyanı yok sayıldığında,
bir annenin çığlığı duyulmadığında
sonuç sadece bir dosya değil,
bir hayatın yok oluşu oluyor.
Benim kızım çok şükür yaşıyor.
ama yaşadığı travmayla bir ömür yaşayacak.
Ben susarsam, yarın başka bir çocuk susmak zorunda kalacak.
Ve adalet gelene kadar da burada olacağım.!!!
#İstismaraKarşıAdalet
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
6 yaşındaki kızımın, öz babasına karşı açılan istismar davasının 3. duruşmasına 12 gün kaldı…
🗓 27 Şubat 2026 Cuma
⏰ 10.55
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
20 aydır bir anne olarak adalet arıyorum.
Bir çocuğun sesi duyulsun, sessizlik suç olmasın diye mücadele ediyorum.
Çocuğumun adaleti için
lütfen siz de ses olun.
@elvankaral@AyseSmsr@ucimorgtr@SaadetOzkanEfe@yucelceylancom
#ÇocuğunBeyanıEsastır
#ÇocukİstismarıAffedilemez
Kendisine tecavüz eden adamla evlendirilen,
3 yaşında kızı babası tarafından istismar edilen,
Dört yıldır davası devam eden,
Sağlıklı kızını yataktan çıkamaz hale getirdikleri
Cesur, acılı annenin adliye önündeki çığlığını duydum.
Yanındayım.
Kızı 7 yaşında ve yemek yiyemiyor.
Su içemiyor.Yaşadıkları ev güvenli değil. Anne çalışmak istiyor. Kızını bırakamıyor. Bunlara sebep olan adam aramızda SERBEST
https://t.co/btmuLwEqZL
Ben bir anneyim ve çok doluyum!!!
Kızım, öz babası tarafından cinsel istismara uğradı.
20 aydır davamız sürüyor, zanlı serbest.
Bu süre boyunca kızımı terapilerle ayakta tutmaya çalıştım!
Davada ise çocuğumun ifadesi usule aykırı şekilde, mahkeme salonunda doğrudan sorularla alındı !!!
Çocuk panik yaşadı, sağlıklı ifade veremedi.
Peki Yetkili kurumlar, dernekler, STK'lar nerede aylardır?
Çocuğumun geleceğini korumaya çalıştığım için yeterince medyatik olamadık mı sizin için?
Aile Bakanlığı'nın de katıldığı davada Avukatı sadece duruşmada görüyorum ve bir çift laf etmişliğim bile yok kendisiyle! Böyle mi mağdur savunuluyor?
Bu düzen, bu iki yüzlü tiyatro, bu sahte vicdan insanın içini kaldırıyor!
Bu artık samimiyetsizlik değil, ahlaki bir çöküştür!
Bu satırları, kendini sağduyulu olarak tanımlayan ama bu çarpık medya düzenini farkında olmadan besleyen herkese yazıyorum.
Siz başka ortamlarda “özgür basın, tarafsız haber, daha adil bir ülke” istemiyor musunuz?
Peki hayalini kurduğumuz ülkenin haberciliği, gazeteciliği, medyası bu mu olmalıydı?
Bugün haberin yerini dedikodu aldı.
Gazeteciliğin yerini linç, gerçeğin yerini kurgulanmış algılar aldı.
Kelimeler artık doğruları aydınlatmak için değil, karanlığı daha inandırıcı göstermek için kullanılıyor.
Siz o haberleri okurken, o çirkin başlıklara tıklarken, aslında farkında olmadan bu çürümenin bir parçası oluyorsunuz.
Sorun bir kişi değil; sorun bu zihniyet.
Bu zihniyet öyle bir zihniyet ki, halkı yavaş yavaş manipülasyonla uyuşturuyor, vicdanı susturuyor, gerçeği magazinleştiriyor.
Birkaç tık fazla almak, biraz daha görünür olmak uğruna insan onurunu yok sayıyor.
Ve işte tam da bu yüzden, aklımızla alay edercesine aynı kalıplar tekrar ediyor.
Gerçekler çarpıtılıyor, yalanlar normalleşiyor.
Bir insan hem seçimde yolsuzluk yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem casus olabilir mi?
Olabiliyor, çünkü medya buna zemin hazırlıyor.
Siyasette, sanatta, ekranda; her yerde aynı zihniyet dolaşıyor:
Kişisel çıkar için başkalarına zarar vermek.
Bana defalarca “Sus, kariyerine zarar verir” dediler.
Evet, belki verir.
Ama bu zihniyeti kökünden söküp atamayacaksak, o kariyerin, o ekranların, o manşetlerin hiçbir anlamı yok.
Bunlara alışma. Normalleştirme. Parçası olma.