1960'da darbe oldu, 1961'de seçim oldu ve Cumhuriyet Halk Partisi 1957 seçimlerinde %41 civarında oy alırken; darbeden sonra %36 oy aldı; darbeden önce aldığı oydan daha düşük oy aldı. Çünkü millet onu darbenin müsebbibi olarak tescillemiştir...
Peki, Demokrat Parti'den tevarüs eden Partiler kaç oy almışlardır? %60… Aslında millet istikametini belirlemiştir…
1980 darbesinden sonra 1983 darbesinde hemen şurada yatan Rahmetli Özal'a oy verdiği gibi… 28 Şubat'tan sonra 2002'de Tayyip Erdoğan'ı iktidara getirdiği gibi… 15 Temmuz'dan sonra yine Tayyip Erdoğan'a büyük destek verdiği gibi… 17-25 Aralık sürecinden sonra yerel seçimlerde yine Tayyip Erdoğan'ın partisine % 45'ler civarında oy verdiği gibi…
Bu büyük bir mücadeledir ve bu Batı ile bir mücadeledir; bu mücadele devam etmektedir…
Birileri bizi tam anlamıyla bütün değerlerimizle, bütün kültürümüzle birlikte Batı'nın uydusu haline getirmeye çalışırken; birileri de Türkiye'yi kendi zemininde bağımsız, güçlü bir ülke olabilmesi için, kendi değerleriyle bezenebilmesi için, etrafındaki coğrafyada huzuru ve güveni taşıyabilmesi için büyük bir mücadele gerçekleştirmektedir. 1960'ın tarifi tam da budur…
Abdülaziz, 1960 ve 15 Temmuz... Eğer bu üçü birlikte okunmazsa, bu eksik okuma olur. Peki sonuç nedir? 1960 darbesini yapmışlardır; ama bizi mağlup edememişlerdir. 1971'i yapmışlardır; ama bizi mağlup edememişlerdir. 1980'i yapmışlardır; ama bizi mağlup edememişlerdir. 28 Şubat'ı yapmışlardır; ama bizi mağlup edememişlerdir. 15 Temmuz'a kalkışmışlardır; ama bizi mağlup edememişlerdir.
Türkiye başarmıştır... Türkiye, o 1950 ile 60 arasında kurulan ve Türk sağının sağduyuyla beraber kurduğu o tam bağımsızlığı çizgide ve yörüngesinde tam anlamıyla ilerlemektedir...
1950-60 dönemi de tam da bugün temellere atılan “tam bağımsızlık politikasının ana nüvesini” oluşturmuştur; Türkiye'nin altyapısını gerçekleştirmiştir…
Bugün Türkiye nasıl tam bağımsız politikalara adım adım yürüyorsa, bugünün temeli o günlerde tam anlamıyla atılmıştır...
Türkiye'yi 1950-60 dönemi kendi değerleriyle beraber bütünleştirmiştir; hem altyapısını yapmıştır hem de ezanın aslıyla buluşmasından, milletin değerlerinin kendiyle buluşmasına kadar bütün adımlar o dönemde cesur bir şekilde atılmıştır
Türkiye'yi tek parti dönemi Batının bir ileri karakolu olarak tahayyül etmiştir ve bunu kabul etmiştir.
Batı Demokrat Parti'ye ve İstiklal Madalyasına sahip bir Başbakana şunu demiştir: Ya benim olacaksın ya da kara toprağın. Bu kadar çok net...
Mekanın kavramsal bütünlüğünü korumak, teoride kulağa hoş gelse de, pratikte her zaman mümkün olamaz. Selimiye icin bugün tartışmaların ve itirazların büyümesi de bu yüzden.
Süleymaniye için mekanın kavramsal bütünlüğü, yüzyillar içinde korunmuş. Selimiye kadar büyük depremler geçirip, büyük tahribatlar almamış. Bu yüzden en ilk tasarıma ulaşmak mümkün. Fakat Selimiye ciddi tamiratlar geçirmek zorunda kalmış, kubbede cökmeler olmuş. Ve tamiratlarda aslı korunmakla beraber, dönemin sanatçılarının dokunuşları da eklenmis. Yani aslında her tamirat yeni bir kavramsal bütünlük oluşturmuş.
İlk hatların Karahisari formda olması ve Abdulmecit ve Abdülhamit hanlar dönemindeki fermanların aslını korunarak tamir edilmesi yönündeki beyanları bence Selimiyedeki durumun can alıcı noktaları.
Şayet bunlar korunmamış ve her dönem yeni bir tezyinat yapılmış olsaydı, bugün biz de tarihi verilerle, dönemin farkli camilerdeki üslubu ile sıfırdan bir kubbe inşa edebilirdik. Kavramsal bütünlüğü önceleyebilirdik. Bunu da felsefi olarak tartışabilirdik. Gerçekten böyle olması gerektiğine inandığım da camiler var.
Fakat Selimiye özel bir durum. Hem aslı korunmuş, hem de dönemin sanat anlayışları ile güncellenmiş, yani her yüzyılın Osmanlı sanatını barındırıyor.
Bugün rekonstrüksüyon yaptığımızda, 350 yıl Osmanlı'ya hizmet etmiş bir caminin, sadece bir döneminin kavramsal bütünlüğünü tercih etmiş olacağız ve hem Karahisari hem Yesarizadeyi birlikte sileceğiz. Oysa Selimiye ikisinin harmonisi.
Bana kalırsa, bunun oldu bittiye gelmemesi gerek. Uzerine, 2 yahut belki 3 farkli görüşü savunan uzmanlar konuşup tartışmalı. Çünkü Selimiyenin hikayesi kendi özelinde cok detaylı. Bizim de varisleri olarak detaylıca konuşmamız lazım.
Sümeyra Gümrah, sanat galerimizdeki mimari detaylara ve ev sahipliği yaptığımız "Medeniyet Kur/an Şehir" sergimize dair çok kıymetli bir deneme kaleme almış. Kendisine teşekkür ederiz.
@DepoNo_4@Konyabuyuksehir@alartculture@y_tutuncu
Dünyanın en büyük silah gücü ABD yi dünyanın en büyük sömürge gücü İngiltere yi dünyanın en büyük açık hava fabrikası Almanya yı Muharref bir şeriat devleti yönetiyor. Siz bir de gerçeğinin gücünü hayal edin.
lhttps://twitter.com/_Ahde_Vefaa/status/1830320318637912414/video/1
Yanı başımızda tarihin en büyük katliamı yaşanıyor ama birileri bunu görmemizi istemiyor… @yhacisalihoglu hoca çocuk katillerini masumlaştıranların ağzının payını veriyor…
Şehit İsmail Haniye'nin Ayasofya Camii'nde kılınan gıyabi cenaze namazı.
Madem, Diyanet'in sayfasında paylaştığı bu video Facebook tarafından kaldırıldı biz de buradan paylaşıp yayarız.
#اسماعيل_هنية#ismailhaniye / #sansür / Resesyon
Müslüman oldukları için öldürülen bu masumların kanı Nil nehrini suluyor. Musa’nın beşiği suya bırakıldığında firavun zulmü de Yahudiler için geri dönmüş olacak. Ve o gün tüm bunları unutup Müslümanlardan medet dilenecekler.