Deprem bahane , kazanç şahane. Özellikle İstanbul’un soluk aldığı kuzey ormanları havaalanı çevresi, Göktürk Kemerburgaz, Arnavutköy ve Trakya kesiminde ormanlar hızlı açılarak varlıklı kesime lüks konutlar, işyerleri yapılıyor. Kanal İstanbul yapılsa da yapılmasa da o bölgeler ile kuzey ormanları hızla yapılarla doluyor. İstanbul gibi tarihi, doğa harikası bir kent ortadan kaldırılıyor. Yazık ettiniz İstanbul’a!
Dur de!
Last night, Israel hijacked the Madleen and abducted civilians bringing baby formula to Palestinians facing induced starvation as part of Israel's ongoing destruction of Gaza.
Today, information provided by The Ditch indicates that #VELA vessel docking currently in #Turkey carries steel for Israel Military Industries (IMI), in the middle of genocide.
To stop and counter Israel's crimes, including the siege and the criminalization of aid, it is even more urgent for States to comply with their legal obligation to end COMPLICITY--trade, diplomatic, academic, etc.
I urge the Turkish authorities to investigate and, if confirmed, stop this ship and its illegal cargo from reaching Israel.
Together, we can make it.
@NoyLa_koc Şair burada; birinin öldüğüne inanan yok, diğerinin de yaşadığına demek istemiş.
Çünkü bahse konu yazıda, yazar, Bahçeli’den ilk olarak, Cem Garipoplu’ndan ise ikinci olarak bahsetmekte.
‘’Öldüğüne inan yok ‘’ derken yapılan espri ise anlaşılır değil.
Kimse yazmadı,çocuk için kimse yuvasını açmadı Alanya da bu çocuk üç gün kaldı,üc gün sonra sokağa atılacak 🥺
Alanya’da sokağa terkedilmiş, herkesin arkasına takılıyormuş ve çok mazlum bir çocuk. Lütfen ilanı paylaşıp onun şansı olur musunuz😢
İnstagram @patilerinhikayesii
Mamamız birikmedi birikmiyor. Rt dahi yok. Oysaki Patiliköy kurtarın biz varız diyordunuz. Neden neden en güvendiğiniz en muhteşem barınak patiliköyü unuttunuz. Tüm yük bizdeyken her zorluğu aşarken mamasız hiç bir şey yapamayız onları idare edemeyiz. Çoğu engelli sokağa bıraksak çöpü bulamayacak durumdalar. Şimdi biz ne yapalım siz söyleyin.. her ay yalvarmaktan artık utanmaktan bıktık. İnsanların bize yüklediği yük için biz yalvarıyoruz.. ne kadar acı… Salı geceye kadar kampanya sürecek. Lütfen bu çığlığımı duyurun. Çaresiz kaldık.. bir kilo mama 20 tl linkten alınca buraya geliyor.. https://t.co/MpkTy3dErE
Genel Başkanı'mız Nurullah Efe Ankut, Flash Haber Tv'de Betül Begümhan Aydoğan'a (@bgmaydogan ) konuştu:
"İşte Mustafa Kemal adlı bir komutan çıktı. Mavi gözlü, sarı saçlı bir komutan çıktı.
"Geldikleri gibi giderler", dedi.
"Ordu yok", dediler.
"Kurulur", dedi.
"Para yok", dediler.
"Bulunur", dedi.
Osmanlı'nın küllerinden Modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdu. Bize bu emaneti bıraktı. Şimdi biz bunu savunuyoruz. İktidardakiler buna namussuzca saldırıyorlar. Her gün bir saldırı var.
Ne diyor biri?
"İki ayyaş."
Ulan tırnağı olamazsın sen onun. Sen nesin?
Din alıp satmaktan, insanları Allah'la aldatmaktan başka ne marifetin var senin! Hırsızlıktan, yolsuzluktan başka ne marifetin var senin! Biz bunlara isyan ediyoruz!"
Günün manşeti;
“Emre göre lahmacun, pide vb üretimlerde iç harcınıza tavuk, kedi, köpek, sakatat, kelle vb. her türlü eti karıştırabileceksiniz ve ürünlerden numune alınıp bu doğrultuda analiz yapılamayacak”
Şükrü Durmuş-Tarım Orman İş
"Merhabaaa, beni 1 hafta kadar önce sokağa attılar, bölgedeki ev/ dükkân ne kadar yer varsa girmeye çalıştım korkudan ama kimse kabul etmedi beni🥲 En son bir apartmandan tekme ile kovalandığımı gören Bengü abla dayanamayıp beni alıp hemen kliniğe götürdü. Yaklaşık 1 yaşında bir erkeğim.. Kısırlaştım, testlerim yapıldı, iç/dış parazit ve karma/kuduz aşılarım da oldu. Gayet sağlıklıyım, Bengü abla önümüzdeki hafta yurt dışına gitmeden acilen geçici ya da kalıcı yuvaya ihtiyacım var😔 Ne yapacağını bilmez halde.. Bütün gün videodaki gibi guruldar, sizi çok severim, lütfen beni ailenize kabul edin🙏"
Hayvanlar, hayatımızın zenginliğidir. Ama kimi insanlar gerek yetiştiricilerinin cahilliğinden, gerekse mal mülk hırsları yüzünden sevmezler hayvanları.
Oysa biz, bu sevimli hayvanların içtenlikli, sadık, hile, düzen, riya bilmez hayvanların çocukluğumuzdan beri hep içinde olduk, onlarla birlikte büyüdük ve onları çok sevdik.
Onlar uğruna "belalara atladık" gözümüzü kırpmadan. İşte bunlardan biri de, şu an hayatta olmayan Narin Hanım. Onurlu, akıllı, sevecen, dengeli bir kızımızdı.
Daha önce de anlattım. Gelişi bir masal, bir rüya gibiydi. Güngören Haznedar'da oturduğumuz sokaktaki hayvan düşmanı bir zalim kadın, 15-20 günlük bir yavruyken bu kız��mız, onu almış, sokağa atacağı eski çamaşırlarının arasına koymuş, hepsini de bir naylon torbanın içine sokarak ve tabiî torbanın da ağzı bağlı bir şekilde akşam toplanacak çöp yığınlarının yanına koymuş.
O arada oradan geçen ve çöplerden işine yarayacak bir şey toplamaya çalışan Roman bir kadın, eski giysilerle dolu poşeti yırtıp açınca, arasından henüz ölmemiş olan Narin yavrucuğumuz da çıkmış.
Roman kadın, sokak komşumuzdan çok daha insan olduğu için onu kaldırımın dip tarafına yani apartman duvarının hemen yanına bırakmış.
Mahallemizin sevimli çocukları harçlıklarını bir araya getirerek bakkaldan kutu süt ve pipet alıp içirmeye çalışmışlar yavruya. Ama yavru daha böyle süt içecek yaşta değilmiş ki. İçememiş, üstüne başına dökülmüş sütler.
Mevsim bahar, ortalık serin, sokağımızda da esinti var. Hayvan soğuktan donmuş, hareketsiz şekilde ağzı yüzü yere yapışık halde ölümü beklemeye başlamış.
O arada işten dönen kızım, aslında yolun ortası kestirme oldu��u için oradan gelirdi ama o arada bir araba geçmiş, kızım da arabadan sakınmak için kaldırımdan yürümüş. Narin yavrucağı orada görebilmiş. Bakmış, hareketsiz olmakla birlikte nefes alıyor ve kalbi atıyor hayvanın.
Hemen telefon etti, baba böyle bir durum var, diye. “Hemen al, eve getir kızım”, dedim. “Annen okuldan dönünce hemen veteriner hanıma götürün”, dedim. Eşim de zaten o anda öğretmen olarak görev yaptığı okuldan dönmüş, apartman kapısında kızımla karşılaşmışlar.
Birlikte veteriner hanıma götürmüşler. Veteriner hanım bakmış, “Cat Milk” denen kedi sütü ve kedi biberonu alıp beslememizi, sıcak tutmamızı söylemiş. Bu arada pek bağlanmayın, demiş. Yani durumu kritik, demek istemiş.
Geldiler, çaydanlıktaki ılık suyla yıkadık, bedeni ısınınca canlandı, hareket eder oldu. Eczane kapanmadan biberonu ve toz halindeki “Kedi Sütü” denen mamasını da alıp geldik. İki saatte bir az az da olsa içirmeye başladık.
Hafta sonuydu. Kızım iki gün göğsünde onunla yatıp kalktı. Yani göğsünde taşıdı onu hep. O süre içinde mamadan çok az içiyor ama hiç ses çıkaramıyordu. İki günün sonunda “miyav” demeye başladı. Sonraki günlerde hızla iyileşti. Bol bol Kedi Sütü içmeye başladı. Bir aylık olur olmaz da katı yiyecekleri yer oldu.
Evde olduğum sürece hep ben baktım artık. Kanepeye oturup elime biberonunu aldım mı hemen koşar gelir kucağıma yerleşirdi ve bir biberon mamayı bitirirdi.
Büyüdü, güzel bir kız oldu. Ve yine böyle acıklı bir süreç sonunda kurtarılarak hayatta kalması sağlanan bir başka yavrumuz da onunla birlikte büyüdü. Onun hikayesini bir başka zaman anlatırız. Çiftleşmişler; hamile kaldı ve 5 yavru doğurdu. Üçü erkek, ikisi kız...
13 yıl kadar önceydi bize gelişi. Yavrularından üçü de hayatta değil şu anda. Kendisi de yaşlanıp karaciğer yetmezliğine girip öldü, 2 yıl kadar önce. İşte bu resimde hastalanmadan bir yıl kadar önceki halini görüyorsunuz.
Çok net biçimde fark edildiği gibi Meclisteki burjuva siyasetçilerinin neredeyse tamamından daha anlamlı bakıyor ve onların hepsinden daha özgüvenli, daha gururlu, daha içtenlikli bir ifade ortaya koyuyor.
İnsan nasıl sevmez bunları...
Genel Başkan'ımız Nurullah Efe Ankut
En azından lütfen izleyin. Rt yapın lütfen. Ankarada öylesine bir yer değil burası.Burası 250si engelli 1000 e yakın canın huzur güven içinde yaşama tutunduğu yer. Çorak bir araziyi gecemizi gündüzümüze katarak kışın ayazında, yazın kavurucu sıcağında tırnaklarımızla ilmek ilmek işleyerek kurduğumuz ruhsatlı bakım evi. Tam 13 yıllık büyük bir yaşatma mücadelesi bizimki … desteklerinizin kuruşuna kadar hakkı olanlara harcandığı yer. kimsenin evinde bahçesinde Gönlünde yer açmadığı biçare canları biz bağrımıza bastık. Kendi hayatlarımızdan vazgeçip , çalıştığımız işlerimizden arta kalan tüm zamanımız onlara hediye ettik. Adeta çırpınıyoruz bunca canın ihtiyaçlarına yetişebilmek için destek, kaynak bulabilmek için. Hiçbir şey buradan gördüğünüz gibi güllük gülistanlık değil! Paylaşılan videoların resimlerin ardında bizlerin nasıl bir çırpınışı var anlatılamaz. Ankara patili köy yaşam alanı bir barınak değil! Canların konforu için herşeylerinin düşünüldüğü bir yaşam alanı. Artık patili köy canlarını çoğu görmez oldu, sesimizi duymaz oldu, her birinin acı bir geçmişi var, travmaları var, kurtarılma hikayeleri var. Bunca can neden unutuldu😔 neden artık görmezden geliniyor 😔 Asla acıtasyon yaparak sizlerden bağış istemedik neyse onu paylaştık, varımıza yok, yokumuza var demedik. Bu kadar büyük kapasiteli bir alanın sürdürülebilirliği çok önemli. Biz çok yorulduk arkadaşlar. Ayda sadece iki kere mama istiyoruz.Patiliköy ve çevresinde her gün binlerce canın ihtiyaçlarına yetişmeye çalışıyoruz.her gün her gün mama ilanı açarak , mamacılara şu kadar borcumuz var diyerek ilanlar açmıyoruz. Arkadaşlar bu kadar geniş kapsamlı , yüksek kapasiteli bir bakım evi yeteri kadar mamayı toplayamıyor. Buranın ihtiyacı sadece mama değil! Beslenme öncelik ihtiyaç . Buradaki canları kurtulmuş gözüyle görüp destek olmak istemeyenler böylesi bir alanın sürekliliği olmaz ise yok olup gider. Ve buradaki bin can bilinmezliklere gider. Türkiye de tek ilk ruhsatlı denetimli örnek bir alanı çırpınarak büyük emekle kurduk. Buradaki canlar sizlerin mama bağışları ile doyuyor. Ne olursunuz patili köy canlarından desteklerinizi esirgemeyin.büyük sosyal sorumluluğumuza destek bekliyoruz. https://t.co/MpkTy3dErE
Çok az kişi paylaşıyor maalesef, ben sarf edilen emeği yazarak anlatmayı bir türlü başaramadım demek ki. Lütfen yuvanızı açın, açamıyorsanız paylaşın, “benim paylaşmam neyi değiştirir, kim görecek ki?” demeyin, tam da bu sayede yuva buluyoruz.