Parka bağlanıp terkedilmiş olarak bulduk ŞANSLI’yı. İki gözü de görmüyordu, birinden ameliyat oldu artık görebiliyor. 50 kilo, yumuşak kalpli, insanlara sevgisini yitirmemiş bu oğluma Onu sevecek bir aile, Geçici yuva veya uygun fiyatlı bir pansiyon arıyorum. Paylaşabilir misiniz
Olayın kötülüğünü, vehametini şöyle anlatayım:
Valinin oğlu t*cavüz etmiş, öldürmüş;
Valinin koruması da gömmüş.
Alenin yaşadığı acı tarifsiz.
Sim kartı, emekli bilişimci “polise” verip şifreyi kırdırmışlar. Mesajları da silmişler.
Sonra?
Askeri, dalgıçları, ambulansı, personeli…
devletin imkanlarını kendi pisliklerini örtmek için kul-lan-mış-lar.
Dönemin Jandarma Komutanı, Başsavcısı, İl Sağlık Müdürü hepsi hesap vermeli. Periferde çalışan herkes bilir ki, vali hepsini etkiler.
Devletin, senin, benim, yetimin, emeklinin emeğini, vergisini, kendi pisliklerini örtmek için kullanmışlar!!
Günlerdir bu videoyu ‘adamın biri ne güzel konuşmuş’diye paylaşıyorlar.
Adamın biri, 2017den beri tutsak Av.Selçuk Kozağaçlı ve “toplumla bütünleşecek durumda değil” denilerek tahliye edilmiyor.
Gördüğünüz gibi toplumla öyle bütünleşmiş ki tüm platformlarda herkes onu izliyor.
toplumsal mücadelede kemalistleri anlatmak için bundan daha iyi bi alegori bulunamaz sanıyorum. adam aşağı inip eyleme katılmak yerine balkondan atatürk fotosu sallıyor.
iki gündür kendisine doktor, avukat, okumuş yazmış diyen insanlara otizm, dheb, bipolar, şizofreni gibi konuları şiddete kaynak göstermenin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, sizinki gibi bir bakış açısının bu ülkedeki hiçbir sorunu çözmesi mümkün olmadığı gibi yaptığınız bu tanıları olan insanlara ciddi zarar veriyor, anlamayacağınız da net, bizim sizi bırakıp çocuklarımızı sizin gibilerden nasıl koruyacağımıza kafa yormamız gerekiyor
8. sınıf öğrencisi okula silahla girip arkadaşlarını ve öğretmenini öldürdü.
Türkiye’nin bir ucundan diğerine okul müdürleri geçen haftalarda anlatmıştı…
Bu güzel genç kız, ileri derece skolyozu ve kalp pili olan annesinin durumu ağırlaşınca, onun makrome sattığı hesaptan mum satıyor. Annesine bakıyor, geçimlerini sağlıyor, kedileri doyuruyor. Bu güzel kız bağış değil satış almak istiyor. Lütfen bir bakın mumların güzelliğine.
Bu kadar etkileşim almasına rağmen bir kişinin bile yazmamış olmasına üzüldü Liliy kızım. Ona ömürlük yuva olup yüzünü güldürecek kimse çıkabilir mi artık lütfen?
Dilan’ın ölümü üzerinden 102 gün geçti. Dilan’ın intihara sürüklenmesi ve sürecin soruşturulması ve Dilan’ın ölümüne kadar olan sürede ihmali sorumluluğu olan kişilerin yapıların belirlenmesi ve "Dilan’ın Hakikatinin” açığa çıkarılması konusunda önemli bir işleve sahip olmasını beklediğim/beklediğimiz rapor bugün yayınlandı. Raporu hem pozitif hem negatif anlamda oldukça cesur bulduğumu ifade etmeliyim. Mobing ve çalışma koşulları başlığında durum çok net ifade edilmiş, şiddet faili erkeğin uyguladığı fiziki, psikolojik şiddet de açıkca ifade edilmiş.
Ama ne yazık ki Erkek şiddetini ve kadına yönelik şiddeti konu alan soruşturma süreçlerinin diğer soruşturmalardan farklı bir yaklaşımı zorunlu kıldığı ve patriyarkanın toplumsal siyasal tüm zeminlerde çok güçlü olduğu, farklı hiyararşik ilişkiler ile işbirliği içinde yapılandığı gerçeğini gözeterek şiddete uğrayan kadını koruyan bir şekilde bu soruşturma süreçlerinin yürütülmesi ilkesi ise adeta yok sayılmış.
Kadın Cinayetleri Politiktir / Kadın intiharları Politiktir diyerek yürüttüğümüz mücadele sadece devlete dışımıza söylediğimiz bir slogan değil içeriği çok katmanlı ve kendi zeminlerimizdeki yapılarda da temel alacağımız bir prensip olmayı sürdürüyor. Dem Parti kadın meclisi üyesi ve bir feminist olarak ve de Dilan’ın mücadele arkadaşı olduğumu düşünerek sorumluluk duyuyorum, neyi nasıl farklı yapabilirdim / yapabilirdik sorgulaması bitmeyecek zaten bitmemeli de.
Rapora dönersek:
Rapor komisyonu raporun amacı bölümünde “yargısal süreçlerin yerine geçmeyi değil; olayın insan hakları, toplumsal sorumluluk ve kurumsal işleyiş boyutlarını görünür kılmayı amaçlamaktadır”diyor. Ve sonra: “Raporda yer alan değerlendirmeler, yargısal bir hüküm yerine geçmez; ancak yargının ve ilgili kamu kurumlarının hesap verebilirliğini güçlendirmeyi amaçlayan kamusal bir belge niteliği taşır. Kadın mücadele politikası klasik ceza adalet sistemi gibi çalışmaz.” diye eklemiş olmasına rağmen “ UZUN DÖNEM PSİKOSOSYAL ARKA PLAN” adeta faile/faillere mazeret bulan ve Dilan’ın mahremiyetini gözetmeyen odağa şiddete mobinge maruz kalan kadını yerleştirerek onun kişisel yaşamını tartıştırarak bir kez daha Dilan’nın yaşamını patriyarkal kodlarla yargılanmasına zemin hazırlamıştır ne yazık ki. Üstelik bu bölümde aileyi sorumlu tutan dil de kadın mücadelesi açısından oldukça sorunlu.
9. Bölümün ise bu rapora neden dahil olduğunu anlamak oldukça güç, yüz yüze görüşme yapılmamış sadece mesaj yoluyla iletilmiş tek bir kişinin iddialarını bu derece esas alan ifadeler niyet ne olursa olsun Dilan’ın hakikatine gölge düşürme dışında bir işlev taşımıyor.
Dilan’ın yaşamı bu kadar didik didik edilirken beyanlarda ismi geçen Servet ve Kesire’den söz edilmemesi (soyadlarını bilmediğimden bu şekilde yazıyorum ), şiddet faili Mazlum Toprak’ın, bu ilişkilerde hiyerarşik konumu üzerine bir şey söylenmemiş olması da bir başka sorunlu yön.
Son olarak rapordaki şu ifadeler ise bırakalım feminist ilkeleri en basit kadın hakları açısından bile kabul edilemez: “Bu olayda da Dilan’ın çocukluğunda yaşadığı istismar ve akabinde intihar girişimi neticesinde koruyucu, önleyici ve destekleyici bir mekanizmadan mahrum bırakılarak, kendi kendini yalnızlaştırarak sağaltması beklenmiş ve yaşamının kalanında da sağlıksız ilişkiler kurmasına neden olmuştur.”
Peki bundan sonra ne olacak?
Hala serbest dolaşan Şiddet faili erkek için yargı süreci nasıl takip edilecek?
İsmi geçen diğer failler hakkında yargı süreci başlatılacak mı?
Dem Partinin bu iddilar üzerine milletvekili danışman ilişkilerini yapısal olarak dönüşüme uğratması zaten elzem bir görev olarak önümüzde duruyor, ama Dilan özelinde parti zemininde de bir soruşturma, yaptırım mekanizması da başlatılmalı.
“ Özel olan Politiktir” ilkesi gereği Dilan’ın yaşadıkları ona yaşatılanlar bireysel değil yapısaldır. Aslında rapor da bunu ifade ediyor ama “O gün yaşananlar” başlığında adeta bütün yükü arkadaşlarının omuzlarına bırakarak çok büyük bir hata yapmakla kalmıyor bir kez daha yakınlarını sevdiklerini yaralıyor...
Son olarak patriyarkaya karşı mücadelede feministler olarak bir çok defa yollarımızın kesiştiği Dilan’a karşı ve bu sürecin kadına yönelik şiddet vakalarında izlenmesi gereken teamüllere uygun olarak sonlandırılması için çaba harcamamız gerektiği açık...
Şimdilik bu kadar olsun...
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Çelik için cenaze töreni düzenlendi
Törene katılan kadınlar, cenazelerin erkekler tarafından taşınmasına izin vermedi; tabutları kendileri omuzladı. "Sorumlular nerede?” diyerek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve yetkililere tepki gösterdiler
“Öğrencisi tarafından öldürülen Öğretmen arkadaşımız Fatma Nur Çelik, geçen yıl aynı okulda iki öğrenci arasında bıçaklanma olayı olunca can güvenliğimiz yok bıçaklanan biz de olabilirdik demiş. Ve kurulda bu olayı gerçekleştiren öğrencinin ismini vermişler. 3 isim söylemişler biri geçen yıl öğrenci bıçaklamış, biri bu yıl katliam yaptı, hedefte başka öğretmenler de varmış kimi odaya kitleyerek kurtarmış kendini. Kapıları tekmelemiş kırmaya çalışmış. Artık diğer öğrenci olay yapar mı ne olur yaşayıp göreceğiz”
münevver benzer şekilde katledildiğinde toplumda infial etkisi olmuş; sanatçılar stk’lar, kurumlar, sokaktaki yurttaş hepsi oldukça tepki göstermişti. toplumu kadın cinayetlerine o denli alıştırdılar ki aradan geçen 17 senede, bu cinayetler 2 gün konuşuluyor en fazla.
Bugün bir kız kardeşimizi daha uğurladık. Esra Koca'yı tanımazdım ama kendisini ve abisini çok ufak yaşta terk eden ailesinin Esra'ya nasıl bir cehennem yaşattığını dinledik bugün. Yattığı yer incitmesin.
Esra Koca, Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi. Cenazeye Ankara’daki LGBTİ+ örgütleri katıldı
https://t.co/1d3oum2ari