“Ya istiklal, ya ölüm!” 🇹🇷
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Türk milletinin sarsılmaz iradesiyle zafere ulaştı.
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷
YPG elebaşı Mazlum Abdi örgütün feshedildiğini ve Suriye devlet kurumlarına "tamamen" entegre edildiğini duyurmuş…
YPG FESHEDİLMEDİ, SURİYE ORDUSUNUN İÇİNE YERLEŞTİRİLDİ!
Şu söylenenlere bakın: “YPG kendisini feshetti, tamamen Suriye ordusuna entegre edildi.”
Bu nasıl fesih?
Hangi silahlar, kaç adet ve hangi tutanaklarla teslim edildi?
Ağır silahlar, tanksavarlar, mühimmat depoları, İHA sistemleri ve haberleşme altyapısı kime devredildi?
YPG’nin komuta zinciri gerçekten dağıtıldı mı?
Terörist kadrolar ayıklanıp yargıya mı teslim edildi, yoksa rütbe ve makam verilerek Suriye ordusuna mı yerleştirildi?
PKK bağlantılı yabancı teröristler Suriye’den çıkarıldı mı?
Mazlum Abdi ve diğer örgüt yöneticileri hangi statüye kavuştu?
Bunların hiçbirine açık ve belgeli cevap verilmeden “YPG feshedildi” denilemez.
Örgütün tabelasını indirip silahlı kadrolarını topluca orduya almak, terör örgütünü tasfiye etmek değildir. Bu, örgütün üniformasını değiştirerek devletin içine yerleştirilmesidir.
Böyle bir entegrasyon sonucunda YPG Suriye ordusunun eline geçmemiş; tam tersine, Suriye ordusunun önemli bir bölümü YPG kadrolarının eline bırakılmış olabilir.
Gerçek tasfiye; silahların kayıt altında teslim edilmesi, örgütsel komuta zincirinin dağıtılması, paralel güvenlik ve idari yapıların kaldırılması, suç işleyenlerin yargılanması ve bütün personelin merkezi devlet tarafından tek tek denetlenmesidir.
Bunlar yapılmadıysa ortada fesih değil, PKK/YPG’nin Suriye devleti içinde meşrulaştırılması ve kurumsallaştırılması vardır.
🔴 Cihat Yaycı :
“KATİLLER YARARLANMAYACAK” DENİLEREK TÜRK MİLLETİ RAHATLATILIYOR. PEKİ GERÇEKTEN ÖYLE Mİ?
Teklifin 3 ve 6’ncı maddelerinde “kasten öldürme” kapsam dışında bırakılıyor.
Peki 20 teröristin bastığı, ateş açtığı ve askerlerimizin şehit edildiği bir karakol baskınında hangi teröristin hangi mermisinin kimi şehit ettiğini yıllar sonra nasıl ispatlayacaksınız?
Karakolu basmış, pusuyu kurmuş, ateş açmış; fakat hakkında “kasten öldürme” mahkumiyeti kurulmamış terörist bu kanundan yararlanacak mı?
Millete “öldürenler çıkmayacak” demek yetmez.
Kanuna açıkça yazın: Şehit verilen terör eylemlerine iştirak edenler de bu düzenlemeden yararlanamayacaktır.
Aksi halde “katiller yararlanmayacak” sözü hukuki güvence değil, milleti rahatlatmaya yönelik bir kandırmacaya dönüşür.
Şehidin hukukunda kelime oyunu olmaz!
Şırnak'ta teröristler,genç,yaşlı,çocuk demeden el ele verip Türk devletine karşı hendek kazıp barikat kurdular;o sırada Hollanda televizyonu bölgede belgesel çekiyordu.
Bu görüntülerden sonra başlayan operasyonlarda toplam 793 şehit verdik ! (Şırnak 2015)
Unutma...
Unuturma!!
🔴 Cihat Yaycı :
“DAHA BU BAŞLANGIÇ” DEMİŞTİM!
Silah bırakma ve örgütün feshi, meselenin sonu gibi anlatılıyordu. Daha süreç tamamlanmadan şimdi açıkça ne deniliyor?
“Fesih Kürdistan sorununu ortadan kaldırmaz.”
“Kürtlerin ulusal haklarını hükümsüz kılamaz.”
O hâlde soruyorum: “Ulusal haklar” denilerek kastedilen nedir?
Anayasal statü mü?
Ana dilde eğitim ve kamu hizmeti mi?
Özerklik mi? Federasyon mu?
Ayrı bir siyasi/toplumsal yapı mı?
Toprak ve egemenlik talebi mi?
Daha önemlisi: Türkiye’nin üniter millî devlet yapısının aşındırılarak; etnik, mezhepsel veya bölgesel kimliklerin siyasal statüye dönüştürüldüğü Lübnan, Irak veya Suriye benzeri parçalı bir yapıya sürüklenmesi mi hedefleniyor?
İşte asıl cevaplandırılması gereken soru budur.
Bir terör örgütünün silah bırakması başka şeydir; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısının, Türk Milleti kavramının ve vatandaşlık bağının pazarlık konusu hâline getirilmesi bambaşka şeydir.
Umarım Türkiye’nin geleceği birkaç örgütün, siyasi aktörün veya kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların konusu olamaz.
Daha yolun başındayız.
“Daha bu başlangıç” derken tam da bunu söylüyordum.
Terör örgütünün kan donduran katliamı.
26 Ekim gecesi Neşe Öğretmen evine gelmişti. Kapı sert bir şekilde, yıkılırcasına çalındı.
Babası, “Kim o?” dedi. Dışarıdan,
“Açın, köylünüz. Neşe Öğretmene bir şey soracağız.” dediler.
Kapı açılınca karşılarında silahlı iki terörist gördüler. Bir tanesi babasına sertçe bir tokat attı ve:
“Biz, kamuoyuna açıklama yapmadık mı? Baskıcı T.C.‘nin hiçbir öğretmenini Kürdistan’a, önderliğin emriyle, (Abdullah Öcalan) sokmayacağız demedik mi ulan?”
Arkadaki diğer terörist silahını çekti ve ayağa kalkan Neşe Öğretmenin babasının şakağına dayayıp tetiği çekti.
Teröristler, Neşe Alten Öğretmeni saçlarından sürükleyip işkence yaparak köyün çıkışına kadar götürdü. Neşe Öğretmenin feryadına, yardım çığlıklarına hiç kimse gelmedi. Sol göğsüne 5, sağ göğsüne 5 mermi sıkarak onu orada şehit ettiler.
Jandarma Komutanı olayı duyar duymaz olay yerine hareket etti. Ancak olay yerine ulaştığında gördüğü manzara dayanılacak gibi değildi.
“Masadaki ekmek ve yoğurtla, piknik tüpünün üstündeki kızartılmamış bibere takıldım. Öylece duruyorlardı. Akşam yemeklerini bile yiyememişlerdi. İçim acıdı birader. Ben bile gözyaşlarıma hâkim olamadım. Bunca olay gördüm, bundan etkilendiğim kadar hiçbirinden etkilenmedim.” diyecekti.
Şehit Neşe Alten.
Şehit Hasan Alten.
Özür isteyen Çin’e ve Sözcüsüne:
🔴 kapak gibi bir özür geldi.
Mehmed: Fetihler Sultanı ; Yapımcısı değerli @eyupgokhan 🤲 Teşekkürler
Özür talep etmişler, ancak Doğu Türkistan ve Uygur Türklerini yeterince gündeme getiremediğimiz için özür dileriz
Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesini taçlandıran Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıldönümünü gururla kutluyoruz!
Bundan tam 52 yıl önce Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’ndan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde harekete geçerek Kıbrıs Türkü’nün can güvenliğini ve Ada’daki varlığını teminat altına almıştır. Bugün Kıbrıs Türk halkı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çatısı altında, özgürce dalgalanan bayrağının altında başı dik, huzur ve emniyet içinde yaşamaktadır.
Anavatan ve Garantör Türkiye, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin menfaatlerini korumaya, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakkı olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statülerinin tanınması için tüm gücüyle çalışmaya devam edecektir.
Kıbrıs’ta barışı tesis eden, milli davamız uğruna gözünü kırpmadan şehadet mertebesine erişen Mehmetçiklerimizi ve Mücahitlerimizi rahmetle anıyor; Gazilerimize minnetlerimizi sunuyoruz.
8 yıl önce
Kaçırıldı,
İşkence gördü,
Katledildi.
23 yaşındaydı ve henüz 8 aylık Öğretmendi.
Aziz naaşı 27 gün sonra Munzur Çayına atıldı.
Şehit Öğretmenimiz Necmettin Yılmaz.
Asla unutma ve hatırla.
Kıbrıs Barış Harekâtı 52 yıl önce bugün, Yunan zulmüne karşı “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla başladı ve şanlı bir zaferle sona erdi!
Aziz Şehitlerimizin ruhları şad olsun 🇹🇷
Rum terör örgütü EOKA’nın Kıbrıs Türkü’ne yönelik katliamları öylesine acımasızdı ki, küçük çocukların bile vahşice öldürüldüğünü gören Birleşmiş Milletlerin o dönemki en yüksek rütbeli askeri bile “Ben daha önce böyle bir vahşet görmedim” demişti.
Rum vahşetini anlatan videomuzun bu bölümünde Rum teröristlerin okul çağındaki soydaşlarımızı nasıl toplu halde katlettiklerini şahitlerin anlatımıyla yayınlıyoruz.
Kıbrıs Türkü’ne yapılanları unutmayacağız, unutturmayacağız! 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
⚫️ Milli Savunma Bakanlığı, Rum terör örgütü mensubunun Türklere yönelik katliamları itiraf ettiği görüntüleri paylaştı.
➖Bakanlık, son günlerde Kıbrıs’a ilişkin iki kez video yayınladı.