TİP heyeti fon vurgunun siyasi ayağını açıklıyor. Çok çok önemli sorular var. TİP Milletvekili Ahmet Şık:
“Sadece Fatma Betül Sayan Kaya'dan ibaret değil, AKP içerisinde, devlet bürokrasisi içerisinde çok fazla isme, ‘danışmanlık’ yaparak bu soygun düzeninin bir parçası ve yurttaşın cebinden çalınan paralarla, gasp edilen paralarla çok büyük servet sahibi olmasını sağlamış kişi Erdin Özel’dir.
Erdin Özel’in daha önce soru önergemizde belirttiğimiz bürokrasi içerisinden birtakım isimlerle de ilişkisi olduğu iddia edilen Hayrettin Koç ile bir ilişkisi var mıdır? Hayrettin Koç'un yine AKP bürokrasisi ve devlet bürokrasisinde kimlerle ilişkide olduğu, bir mafya grubuyla da ilgisi olduğu araştırılabilecek midir?
Hayrettin Koç'un telefon trafiği, HTS kayıtları, bakın İBB soruşturmasında insanların tarlasına kadar kazdılar. Saç teline kadar araştırdılar. Her türlü altı boş iddiaya bir kanıt yaratmak için çok titiz bir soruşturma yürütüldüğünü gördük. Titiz derken bir şey bulabilmek kaygısıyla. Ben aynı titizliğin bu soruşturma için yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunudur arkadaşlar bu.
Bakın ısrarla, 100 yıllık Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunudur, adresi bellidir ve bunun bir an önce yurttaşa açıklanması bir borçtur. Yurttaş da sesini çıkarmaya devam etmek zorundadır. Dolayısıyla Erdin Özel’in ilişkilerinin irdelenmesi, özellikle Tera Yatırım Fonu'nun yurt dışında vergi cenneti olarak bilinen kimi yerlerde bankası olup olmadığı araştırılmalıdır.”
Yoğun bir mesai sürecini dün akşam tamamladık. Yaptığımız tartışmaların olumlu sonuçlarını yakında tüm Türkiye görecek ama hislerimi o zamana kadar gizleyemeyeceğim için, biraz rutin dışına çıkıp burada içimden geldiği gibi yazmak istedim.
Son 4 günde iki ayrı kampta, yüzlerce parti yöneticimiz ve kadromuzla bir aradaydık. Önce genç kadrolarımızla; ardından Genel Merkez yöneticilerimiz, il başkanlarımız, sendikalarda, kitle örgütlerinde ve farklı mücadele örgütlerinde sorumluluk üstlenen yoldaşlarımızla aralıksız bir mesai yürüttük.
Her gün 14-15 saati bulan yoğun toplantılarda dünyaya, ülkemize, partimize ve güncel mücadele başlıklarına dair değerlendirmeler yaptık. Sunumlar dinledik, notlar aldık, gerçek tartışmalar yaptık. Görev ve sorumluluklarımızı netleştirdik, hedeflerimizi somutlaştırdık. Sadece iddialarımızı değil; eksiklerimizi ve hatalarımızı da cesurca ortaya koyduk.
Zaten öyle düşünüyordum ama artık eminim: Bu memleketi patronların, tarikatların ve Saray’ın insafına teslim etmeyecek muazzam bir insan kaynağımız var. Aklıyla, yüreğiyle, bileğiyle gözünü kırpmadan, en küçük bir kişisel hesap gütmeden bu kavgaya giren binlerce yoldaşlarımız var. Şansımız mı demeliyim, en büyük zenginliğimiz mi bilmiyorum.
TİP denince pek çoğumuzun aklına üç-beş kişinin yüzü geliyor olabilir. Bunun Türkiye’de siyaseti yalnızca tek yönlü bir temsil ilişkisine indirgeyen düzenle de kuşkusuz alakası var. Ancak şunu gururla söylüyorum: Adını ve yüzünü bilmediğiniz on binlerin yarattığı Türkiye İşçi Partisi, kuruluşunun 10. yıl dönümüne yaklaşırken memleketin tarihinde yerini alacak bir büyük “İsimsizler Hareketi” haline geliyor.
Sabahın kör ayazında direksiyon sallayan şoförler; market reyonlarında gençliğini bırakan, gece yarısı sağanağın altında sipariş yetiştiren motokuryeler; hastane koridorlarında nefes nefese koşturan hemşireler, hekimler, hasta bakıcılar; çocukların gözlerine umutla bakan öğretmenler; yerin yedi kat dibinde kömür kazıyan, sokaklarda tesisat çukurlarında ter akıtan işçiler; banka gişelerinde, çağrı merkezlerinde hayatı öğütülen büro emekçileri; fabrikalarda vardiyadan vardiyaya koşturanlar…
İsimlerini bilmeseniz de hayatın her anında yanı başımızda olan yoldaşlarımız, bu hareketin isimsiz kahramanları, partimizin mihenk taşı, geleceğimizin kurucularıdır.
Bugünlerin pek çok insanın canını sıktığını, moralini bozduğunu; halkımızın hayat pahalılığı, güvencesizlik ve geleceksizlik cenderesinde neler yaşadığını çok iyi biliyoruz. Muhalefetin içinde bulunduğu sıkışma hali ve nefes darlığı nedeniyle de kendini çaresiz, umutsuz hisseden milyonlarca yurttaşımızı görüyoruz. Ama gelin biz umuda bakalım: Direnenlere, teslim olmayanlara, yenilgiyi tatsa da yılgınlığın kapısının önünden bile geçmeyenlere!
Türkiye siyasetinde hepi topu 9-10 yıllık bir geçmişe acıyı, sevinci, hataları ve başarıları sığdırdık. Ama kendimize sermayenin, karanlık odakların, yılgınlığın lekesini bile sürdürmedik. Bize güvenip yola çıkanları kimi zaman üzdük ama asla yarı yolda bırakmadık, utandırmadık, başını öne eğdirmedik. Yol yürüdükçe öğreniliyor; hata ettiğimiz, yanlış yaptığımız olmuştur ama ihanet ve teslimiyet bizim sokağımızdan bile geçmemiştir.
Bugün bu kararlı yürüyüşü sürdürürken daha fazla isimsize ihtiyacımız var. Çünkü her sabaha Türkiye’de emekçilerin iktidarını kurma hedefiyle uyananların, sınıfının muazzam kuvvetini siyasi bir iradeye dönüştürmek için daha da kalabalıklaşması gerekiyor. Daha fazla imkana, kadroya, o kadroları mümkün kılacak siyasete…
Halkımız devrimcilere güvensin; çünkü biz tertemiz duygularla memleketin eşitlik ve özgürlük kavgasına baş koyduk. Dünden daha büyük bir özgüvenle şu çağrıyı yapıyorum: Karşı-devrime direnmek, bu ablukayı dağıtmak ve halkın kendi kaderini kendi ellerine alacağı yolu açmak için bu kavgaya omuz verin.
Biz hazırız, kararlıyız; inadımız da irademiz de her zamankinden daha güçlü…
Başladığımız işi bitireceğiz! 🚩
https://t.co/BIeBYe3TSo
BİR YOL VAR!
Sömürüye, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı hep birlikte yürüyeceğimiz bir yol var!
Gücümüzü birliğimizden, sesimizi haklılığımızdan alıyoruz. Ülkemizin geleceğini halkın iradesiyle kurmak için Ayvalık’ta buluşuyoruz.
TİP Parti Sözcümüz Sera Kadıgil’in katılımıyla gerçekleştireceğimiz Ayvalık Halk Buluşması’na tüm Ayvalık halkını, emekçileri, kadınları ve gençleri davet ediyoruz.
Umudu ve mücadeleyi büyütmek için omuz omuza verelim. Çünkü biliyoruz ki: "Kurtuluş ellerimizde!"
📍 Etkinlik Bilgileri
🗓️ Tarih: 19 Temmuz Pazar
⏰ Saat: 18.00
📌 Yer: Ayvalık Cumhuriyet Meydanı
#TİP #TürkiyeİşçiPartisi #SeraKadıgil #BirYolVar #Ayvalık #AyvalıkEtkinlik #Mücadele #HalkBuluşması #KurtuluşEllerimizde
Tayfun Kahraman derhal tahliye edilmeli, ailesine, arkadaşlarına kavuşmalıdır.
Tüm Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları derhal uygulanmalı, bu Anayasa tanımaz saçmalık kesin olarak son bulmalıdır.
İlaveten; kumarhaneler kralı Lütfü Topalı öldüren ağır silahın üzerinde parmak izi çıkmıştı. Milletin arazisine çökmek ve cinayet işlemek için o kaza yapan arabanın içindeydi. Arabada uzi gibi suikast silahları vardı. O kadar cani bir pislikti. Uyuşturucu ile çocukları zehirleyen, onu bunu öldüren gaspçı haraççı adi bir alçaktan kahraman yaratmaya kalkışıyorlar.
Yarın TBMM’de Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülecek.
Verilecek bir önergeyle müteahhitlerin garanti ödemelerinden, sarayın katlanarak artan masraflarından, patronların vazgeçilen vergilerinden sadece %1.5 pay ayırıp devlet okullarında okuyan tüm öğrencilere bir öğün yemek verebilirler.
Yapmıyorlar.
Siz de günde bir öğün sağlıklı yemek yemek bu ülkede okuyan her çocuğun hakkıdır diyorsanız lütfen bir imza atın ya da daha iyisi yarın meydanlarda bize katılın.
👇🏽
https://t.co/DQRANZKJOm