Tarihi resmi bir belge ve Kürtçe dersine karşı iki farklı kesiminin bariyeri
Bu yazı ile tüm Kürtlerin ve tüm kamuoyunun dikkatini bu iki olumsuz çevrenin kötülüğüne çekerek bu sorunu aşalım diye haykırıyorum.
Birinci engelleyici faktör, eğitim camiasında özellikle orta öğretim kurumlarında köşe başlarında bulunan Kürtçeye karşı duruşlu bürokrasi.
Bunlar ne mi yapıyor?
Kürtçeyi görünmez kılmak için adeta her şeyi yapıyor.
Seçmeli ders altyapısının resmen sorunlu olması da sorumluluğunu yapmayan bu resmi çevrelere can simidi oluyor.
2021 yılında bakanlık sadece 3 Kürtçe ( 1 Zazaca 2 Kurmancca) öğretmen araması yaptı.
Düşünebiliyor musun 20-30 bin atanan öğretmen arasına sadece 3 tane Kürtçe öğretmeni sıkıştırılıyor????!!!!!
Bakanlığa yaptığım ilk itiraz bu adeta yok hükmündeki 3 sayısına oldu. Bakanlığın cevabı da ektedir. Özet olarak diyor ki “ben, öğretmen atanması dahil planlamamı ders tercihine göre yaparım”
Bakan sayın Yusuf Tekin’in öğretmen atanmasına yönelik mecliste DEM partisine yönelik cevabını da aşağıda paylaşıyorum.
Bilirsiniz son 6 yıldır adeta kahramanca Kürtçe dersi için İstanbul ve bölge illerinde sınırlı sayıdaki biz Kürtçe gönüllülerinin sesini yine sosyal medya aktivistleri ve başta Rudaw medya grubu olmak üzere Kürdistan Bölgesi televizyonları epey gündem de yapmaktadırlar.
Her yıl artan oranda tercihler oluyor tercih patlamasına yine adeta iş birliği yapan resmi kesim ve görünürde Kürtçe için çalışan ancak Kürtçe dersine en büyük kötülüğü yapan sivil siyasi kesimin dolaylı işbirliği engel oluyor.
Resmi kesim, Kürtçe ders hakkını tanıtmıyor, ders tercih formlarını açıklama yaparak dağıtmıyor, öğretmen atanması yapılmıyor ve böylelikle bu hakkın görünmezliği sağlanıyor.
Gelelim Kürtçe dersini bilerek veya bilmeyerek engelleyen sivil faktöre.
Kim mi derdiniz?
Kürtçe eğitime resmen kapı aralandığı 2012 yılında PKK ve yakınlığında bulunan yasal kurumlar seçmeli Kürtçe dersini açıkça boykot ettiler. Tavır, eksikliklere dikkat çekmek yerine engellemeye yönelik sonuç doğurdu . Hem de ilk seneki boykotları sonraki yıllarda da sürdü, iki sene önce DEM parti dil kültür sorumlusu ile bir parti yöneticisi açıkça bu derse mesafeli duruşlarının sürdüğünü söyledi.
Düşünebiliyor musunuz, şimdiye kadar içinde Kürtçe yasakları da dahil olmak üzere Kürtlere yapılan resmi baskılara karşı silahlı mücadele verdiğini söyleyen PKK ve ana dil eğitim hakkını sürekli tekrarlayan Eğitim Sen ve bu iki kuruma yakın tüm kesimler boykot ve onların deyimi ile mesafeli ancak engelleyici duruşları ile Kürtçe dersinin etkin olarak uygulanmasına engel oldular.
Mevcut DEM partisinin içlerinde parti eş başkanları, meclis grup sözcüsü, milletvekilleri, dil kültür komisyonu sözcüleri dahil olmak üzere adeta her düzeydeki kişilere bazen yüz yüze bazen telefon konuşmaları ile adeta yalvararak mevcut duruşlarının da Kürtçe dersine engelleyici olduğunu söyledim, söylüyorum . Ama onların saplantılı ideolojik duruşları da Kürtçe dersinin yaygınlaşarak zorunlu derse dönüşmesine engel oldu, oluyor.
Eğer PKK güdümündeki siyasetin mahalle baskısı olmasaydı inanıyorum ki Kürtçe şimdi en azında zorunlu derse dönüşmüştü.
Paylaştığım bu resmi belge ve İstanbul Esenyurt ilçesinde sayıları hiç bir zaman 10 kişiyi bile bulmayan biz gönüllü kişilerin mücadelesi ile bu iki farklı kesimin bariyeri aşılarak İstanbul’da da Kürtçe dersi başlatılmış olmakla gelin bu soruna kalıcı çözüm bulalım istiyorum.
Okul idareleri ve bakanlık bürokrasisi yasal sorumluluğunu yapsın, DEM parti çevreleri de Kürtçe dersine karşı olan anlamsız ideolojik tavırlarına son versin
Son ders seçim döneminde binden fazla öğrenci Kürtçe dersini seçtiği halde ve üstelik okullar açıldığı halde Esenyurt’a tek bir branş öğretmen tayini yapılmış değil
Başta Milli Eğitim Bakanı olmak üzere tüm kamuoyuna çözüm üretilmesi dileği ile selam, sevgi ve saygı ile sunuyorum. 21.09.2026
Av Suphi Özgen
Kürd Dili ve Hareketi Derneği başkanı
@Yusuf__Tekin@MucahitYentur@ahmetcoskun6134@tcmeb