Resmi görevi olmayan ama medya ve sosyal medya aracılığı ile adeta bir propaganda elemanı gibi bilgi yayan
@esenol@mehmetceyhan23@serapsimsekyvz@bengibaser@dralpersener
Ve diğerleri (burayı sizler etiketleyiniz) sizlere de soruyoruz.
Bu komisyonun raporlarına karşı bir komisyon raporu sunacak mısınız? Yoksa susmayı mı tercih edeceksiniz?
🇹🇷Herkes duysun, herkes bilsin!
Ben artık ülkemin daha iyi yönetilmesi için elimden geleni yapmaya karar verdim.
Ne partiler nede kişilerle derdim yok. Tek istediğim ülkemin iyi yönetilmesi ve hep beraber refah içinde mutlu huzurlu ve güvende yaşamak.
Bunun için uzun zamandır hayata geçirmeye çalıştığım proje nihayet hazır!
Katılmak isteyen herkesi bekliyorum.
Projenin adı TEKNO DEMOKRAS PROJESİ
Temsili demokrasi yerine halkın direkt katılımına dayalı teknoloji destekli bir demokrasi altyapısını vatandaşlar olarak inşa etmeye dayalı bir yaklaşım.
Süreç TEDAPP isimli bir uygulama üzerinden yürüyor.
Ülke ile ilgili fikri olan, derdi olan, çözümü olan herkese açık.
Bir yandan problemler tespit edip çözümler üretiyor bir yandan da her alanda online ön seçimler yaparak partilerin aday dayatmalarına karşı katılımcı demokrasiyi inşa ediyoruz.
TEDAPP bir uygulama olarak tüm kullanıcılarına hisse veriyor. Yani X gibi bir kişinin değil onu kullanan herkesin.
Aktif kullanım ile değer katan herkes hissesini arttırabilir.
Ayrıca kullanımdan kaynaklı oluşan gelirleri de paylaşıyor.
Daha fazla detay için tüm dokümantasyonu hazırlıyorum.
İlgi duyanlar hemen gelsin. Tedapp'ın hem kullanıcısı hem hissedarı olsun.
Paylaş k herkes duysun!
Bu arada X bu konunun öne çıkmasını engelliyor. Algortmayı aşarsak ve desteklerseniz herkesin haberi olur.
Bir hekimin susturulma hikâyesi
Türkiye’de bir üniversitede, görevini özveriyle yapan bir öğretim üyesi olarak yıllardır bilim üretmeye, öğrenciler yetiştirmeye, hastalarıma şifa olmaya çalışıyorum.
Ancak aynı kurumda, aynı masada oturduğum yöneticiler tarafından ardı ardına açılan asılsız soruşturmalarla susturulmak isteniyorum.
Bu süreç sadece mesleğimi değil, sağlığımı, ailemi ve onurumu da hedef aldı.
Yasal tüm yolları kullandım: YÖK, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Savcılık, hatta idare mahkemeleri… Hepsine tek tek dilekçeler verdim.
Artık sesimi kamuoyuna duyuruyorum:
Bir bilim insanının itibarı, idari hırsların kurbanı olamaz!
Sessiz kalmayın. Bu mücadele sadece benim değil, hepimizin hakkı için.Bu paylaşımı, sadece kendi hakkım için değil, susturulan tüm akademisyenlerin sesi olmak için yapıyorum
@YuksekogretimK@CSGBakanligi
@ResmiDDK
@RTErdogan@tcmeb@adalet_bakanlik@tcsaglik@iletisim
#AkademideMobbing #HekimHakkı #Adaletİstiyorum #BilimSusmaz
@tv5televizyonu elinize emeğinize sağlık... çok büyük iş olmuş, şuan izliyorum ancak indiremedim. Bu belgesel niteliğinde olan videoyu bir yere yüklediyseniz link atarsaniz memnun olurum. sizden başka 1 kişide dahi olsa yeri gelince ortaya tekrar tekrar çıkarılabilir. Rica ediyorum sizden ...
Damar Yaşını Öğren
Ölüm Korkusu Yerine Ölçüm ve Önlem
(Bilimsel çalışmalardan ulusal sağlığa uzanan çağrı)
Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, COVID-19’un damar sertliği (arteriyel yaşlanma) üzerinde hızlandırıcı etkisi olup olmadığını Pulse Wave Velocity (PWV) ile araştırdılar. Bu yöntem damar esnekliğini ölçmekte değerli olsa da; kontrol grubu olmaması, PWV’nin tek başına yeterli olmaması ve daha kolay, yaygın parametrelerle desteklenmemesi önemli metodolojik sınırlılıklar olarak öne çıkıyor.
Ama asıl soru şudur:
Hastalık ya da aşı (bundan kimse bahsetmemeye yeminli) sonrası, toplumun merak ettiği şey basittir:
“Damarlarım yaşlandı mı, yoksa hâlâ genç mi?”
Bugün elimizde PWV’nin yanı sıra daha kolay ölçülebilen ve rutin pratikte kullanılan parametreler var:
Kan basıncı
Kolesterol ve lipit profili
İnflamasyon belirteçleri
Glisemik kontrol
Bu göstergeleri bir araya getirecek ulusal bir damar yaşlanması skorlama sistemi hem bilimsel belirsizlikleri aşar hem de halkın kaygılarını giderir. Bunu kişinin e-nabzına entegre edersiniz.
Türk Kardiyoloji Derneği’ne, Sağlık Bakanlığı’na ve ilgili otoritelere çağrımdır:
COVID-19 sonrası artan toplumsal endişeyi yönetmek ve geleceğin halk sağlığı stratejisini güçlendirmek için, damar sağlığını çok boyutlu değerlendiren bir skorlama modeli geliştirelim. Bu modelle vatandaş, artık “erken mi öleceğim?” korkusuyla değil, “damarım kaç yaşında?” sorusuna ölçüm ve önlemle cevap bulabilsin.
Bu çağrım sadece bilimsel bir öneri değil; aynı zamanda toplumsal huzurun, koruyucu hekimliğin ve ulusal sağlık vizyonunun bir gereğidir.
#Halkİçinbilim #DamarYaşı #SağlıktaÖnlem
@saglikbakanligi@turkkardiyoloji@anadoluajansi@cnnturk@Haberturk@ntv@ahaber@tcbestepe@veryansintvcom
Uşak'a su sağlayan barajlardaki içme suyu tamamen bitmiş.
Şehrin tamamında suların kesileceği ve kuyulardan aktarılan suyun 16.00-22.00 saatleri arasında şebekeye verileceği de Uşaklılara bildirilmiş.
Sayıştay raporlarına göre Uşak belediyesi vatandaşa yıllık 11 milyon m3 su miktarı fatura etmiş.
Tüprag altın madeni ise kendi beyanına göre 12 milyon m3 su tüketiyormuş.
Bu verilere göre günde 250 bin kişinin tükettiği su miktarını tek başına Tüprag Altın madeni tüketiyor.
Adamlar taaa Kanada’dan gelip Uşak'ta altın maden ocağında bölgenin su kaynaklarını be ormanlarını talan ederek servet kazanmış. Altını alıp götürdüler, suyu da bitirdiler.
Bize de susuzluk ve yok edilmiş ormanlar kalmış.
Peki toprağı ve suyu yağmalanan Türk milleti bundan ne kazandı.
Bizim madencilik politikası her nasıl olduysa sigara içmek gibi. Dumanını yel alıyor, parasını el alıyor. Hastalıkları bize kalıyor.
Bu durumda Türk millleti için madeni çıkarmamak, çıkarmaktan daha rasyonel hale geliyor. Çıkarılmasa orman, su ve altın bizde kalırdı.
Şimdi su getirmek için altın (sermaye) lazım. Ancak senin elinde kalan susuz ve altınsız bir şehir.
Şimdi onu da eğer bulursak üzerine bir bardak soğuk su mu içeceğiz.
#Uşak
Lütfen yorum ve tekrar gonderi
Türk milleti
Kamuoyuna ve Yetkililere Açık Çağrıdır
Bir toplumun sağduyusu, ancak hakikatin sesine kulak verilerek korunabilir.
Ve bazen susmak da bir tür iştirake dönüşebilir.
Sayın @TC_icisleri, @saglikbakanligi, @iletisim ve @tcbestepe
ABD Sağlık Bakanlığı’nın mRNA aşı teknolojisine dair milyarlarca dolarlık projeleri durdurduğu bilgisi kamuoyuna yansımışken, ülkemizde bu teknolojiyi büyük bir kesinlikle, eleştiriye kapalılıkla savunan kişi ve kuruluşların maddi bağları, akademik liyakatleri ve etik sorumlulukları da kamu adına sorgulanmalıdır.
Aşağıda kamuoyunda etkili olan, ancak karşıt görüşlere kapalı, bilimsel sorgulama yerine medya tahakkümüne dayalı bir tutum takındığı görülen kişi ve kurumlardan bazıları yer almaktadır:
@DrRecepOzturk@esenol@mehmetceyhan23
@oergonul1
@serapsimsekyvz@bengibaser@klimik_dernegi@ttborgtr@EKMUD@dralpersener
Bu isimleri yargılamak değil, sorgulamanın eşitlik ilkesine tabi tutmak istiyoruz.
Çünkü bilim, itiraz hakkının olduğu yerde gelişir.
Sayın milletvekilleri ve yürütme erkini temsil eden yetkililer,
Bu konu sadece geçmişin değil, geleceğimizin de meselesidir.
Toplumu temsil eden sizlerin, bu konuda şeffaflık ve denetim sorumluluğunuzu hatırlamanızı diliyoruz.
Bizler bilim insanları olarak, bir teknolojinin yasaklanması ya da yüceltilmesini değil; onun bağımsızca sorgulanabilir olmasını savunuyoruz.
Bugün ABD’de yaşanan gelişmeler, 4 yıldır bizlere yöneltilen ithamları değil, sorularımızın meşruluğunu teyit etmektedir.
Şimdi yapılması gereken, kamusal zarar oluşup oluşmadığını incelemek, yetki suistimali veya çıkar çatışması varsa açıklığa kavuşturmaktır.
Bu çağrı, bir linç çağrısı değil; adil ve bağımsız denetimin sesi olma arzusudur.
Bu mesajın hedefi kimseyi yargısız infaz etmek değil, toplumsal belleği diri tutmak ve kamu çıkarını koruyacak adil mekanizmaları harekete geçirmektir.
Türk milleti
Allah aşkına veya insanlık adına
tekrar gönder ve yorum yap.
Vatansever yazılımcılar, veri bilimciler ve yapay zekâ mühendisleri!
Akademik Kriminal Takip Platformu İçin Yerli Girişim!
Bu ülkenin çocuklarının geleceği için, akademinin içini kemiren sahtekârlıkları ifşa edecek bir “Akademik Kriminal” arama motoru ve veri platformu geliştirme zamanı geldi.
Yalnızca bireysel hataları değil, yapısal yozlaşmayı tespit edecek şeffaf, veriye dayalı, etik ve denetlenebilir bir sistem kurmalıyız.
İz sürülecek parametreler (ön öneri listesi):
Yayın ve Performans Şüpheleri
Predatory (yırtıcı) dergilerde yapılan seri yayınlar
Yayınlarda intihal ve otomatik metin üretimi kullanımı
1 yılda 30 makale çıkaran “seri üretici” akademik profiller
Aynı yazar grubunun sürekli birbirine yazdığı çalışmalardan oluşan “kapalı devre atıf halkaları”
Bilimsel teşvik puanı manipülasyonları
Yönetim ve Terfi Şüpheleri
Anormal hızlı yükselme (örneğin, 3 yılda doçentlik → profesörlük)
Karı-koca, kardeş, akraba ilişkileriyle kurulmuş akademik yapılar
Rektör, dekan, müdür gibi yöneticilerle doğrudan akrabalık bağları
Akademik jüri, atama ve ödül süreçlerinde çıkar ilişkileri
Hukuki ve Etik Takip
Hakkında açılmış davalar (görevi kötüye kullanma, intihal, etik ihlal vb.)
YÖK etik kurullarınca yürütülen incelemeler
Disiplin cezası alan veya resmî uyarı alan akademik personel
Sahte diploma, sahte belge veya yabancı üniversite manipülasyonları
Siyaset ve İçtimai Yapı Etkileşimi
Siyasi görev veya parti üyeliği nedeniyle yapılan atamalar
Akademide tarikat/cemaat/örgütsel referansla kümelenme
Aynı içtimai yapıya mensup kişilerin birbirini sürekli terfi ettirmesi
Konferans, sempozyum ve ödül mekanizmalarında ideolojik eşgüdüm
Ek Özellikler:
Etik ihlallerin anonim olarak raporlanabileceği bir kanal
Teyitli verilerle oluşturulmuş "şeffaf akademik sicil"
Açık kaynaklı, gönüllülük esaslı katkıya açık sistem mimarisi
KVKK ve ilgili yasal düzenlemelere uyumlu yapı
Analizlerde yapay zekâ destekli metin, atıf ve ilişki haritalama algoritmaları
Amaç: Liyakati ve emeği savunmak. Bilimi, hilenin değil hakkın temeline oturtmak. Bu sadece akademinin değil, ülkenin onur meselesidir.
@AbbasGucluTR@aDilipak@abdullahciftcib@drahmetrasim@T3Vakfi@NevaCiftcioglu
@babas_deniz@bosunatiklama tam olarak nesini biliyorsun? hijyen yok derken oraya hic gittin mi? bir mutfağını gördün mü? ya da bir wc'ye bile girip inceledin mi? O esnafı biz biliriz de sen dediklerine bir kanıt gösterebilir misin? Lezzet yok derken neye göre? Son olarak madem biliyorsun kimi önerirsin?
Devletluya reddiye
(Köpekleri halktan evla tutan kim varsa )
Tokat yöresinde meşhur bir laf vardır: ‘Parayı fazla bulan gö...ne sürer’ derler. Ama zaman değişti, ölçü kaçtı. Artık parayı fazla bulan sadece kendi g...ne değil, kedinin köpeğin g...ne de sürüyor yetmiyor milletin onuruna, aklına, sağduyusuna adeta söver gibi davranıyor.
Bugün bazı devletlular öyle bir aymazlık içindeler ki, temsil ettikleri halkın gerçek dertlerine kulak tıkayıp; kanser hastalarının yatağına, başıboş sokak köpeklerini sokmayı toplumsal hizmet diye yutturmaya kalkıyorlar. Hem de bu köpeklere eğitim verildiğini, hastaya ‘manevi destek’ sunduğunu söyleyerek...
Ey akıl! Ey izan! Ey vicdan!
Memlekette her üç haneden birinde kanser hastası var. Ama bu illetin neden arttığını araştıran yok. Tarım zehirlerini, ağır metal maruziyetini, elektromanyetik kirliliği, hormonlu gıdaları, çarpık şehirleşmeyi sorgulayan yok. Niye yok ?
Bunlar yerine ne yapılıyor?
Sözüm ona 'manevi terapi' adı altında, halkın ağrısına ‘havlayan umutlar’ öneriliyor. Sokak köpeğine “duygu eğitimi” verip, dertli hastanın yatağının başına yollamak nasıl bir aklın, nasıl bir vicdanın ürünüdür? Sahi, hasta mı şifa bulacak, köpek mi huzura erecek? Köpeklerinize huzur arıyorsanız bunu yeri hastanın yanı mı?
Derler ki, ‘köpek başını kaldırmadan sahibine bakar, insan da öyle bakar Hakka hakikata. Şimdi ise köpeğe nerede ise secde eden bir düzen kurulmuş. Çünkü ortada bir mama lobisi var. On milyonlarca liralık mamalar ithal ediliyor; ithal mama için bütçe bulunuyor da kanser hastasına paketsiz gıda için, ağır metal testi için, temiz tarım için, doğru düzgün tedavi için bütçe bulunmuyor. Çünkü orada rant yok. Mama lobisi köpek üzerinden ihale bağlar, ama hasta üzerinden hakikat dile gelirse sistem çözülür. Rantçıları iyot gibi açığa çıkar.
Ey devletlu!
Sen halkın iradesini temsil etmeye geldin. Ama senin gündemin başıboş köpek, halkın gündemi başıboş bırakılmış sağlık.
Yenidoğan çeteleri, ilaç kartelleri....
Senin gündemin mama şirketi, halkın gündemi sağlıksız gıda, kirli hava, evladının bağımlılığı
Senin gündemin köpeğe yasa, halkın gündemi sefalet.
Ey devletlu!
Köpeğe gösterdiğin ihtimamı bir defa da hastanın gözlerine bakarak gösteremedin. Niye ?
Mama firmalarının taleplerini değil, anne sütüyle büyüyüp kemoterapiyle süründürülen çocukların feryadını duyamadın. Niye?
Unutma: Allah, adaletle hükmedenleri sever.
Ve halk, günü geldiğinde kendini 'köpek seviciliği' üzerinden pazarlayanı da, hastayı görmezden geleni de anlar,görür hiç olmadı hisseder.
Ben hocayım ve bu yönüyle hepinizden üstünüm bu irfanlı millet de sizden üstün.
Tensilcim falan da değilsiniz .
Reddettim düsüncenizi
Reddettim vicdanınızı.
Doç. Dr Ferhat Arslan
Amerikan halkı size söylüyor!
Öncekiler yalan söylemiş
Virüs laboratuvar kökenli imiş.
Şimdi kardeşim! Tam şimdi.
Bilim kurulunda ve ekranlarda bulunan her bir akademisyenin görevlerinden ilişiğini kesme vakti midir?
Madem 5 tane teğmen kılıç sallayıp devlete meydan okumuş sayılıyor ki bunu anlamam mümkün değil. O zaman millete yalan söyleyenlerde aynı akıbeti hak etmiş oldular.
Bekliyoruz
@TBMMresmi
https://t.co/bSY8792Jr9