YİNE SUÇ YOK, SUÇ İCADI VAR!
İzmir’de gözaltına alınan 40 kız öğrenciden 34’ü tutuklandı. Suçları; birlikte ev tutup aynı evde kalmak, kira paylaşmak, arkadaşlarıyla görüşmek.
Bunun adı SOSYAL SOYKIRIM.
İzmir’de bugün tutuklanan kız öğrenciler arasında, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi bir genç de vardı. Mezun olmasına sadece bir ay kalmıştı. Bu ay son sınavlarına girecek, doktorluk hayaline kavuşacaktı. Şimdi ise İzmir Şakran Cezaevi’nde.
Bir doktor adayı daha eğitiminden, geleceğinden ve özgürlüğünden mahrum bırakıldı.
Gurur duyun.
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
https://t.co/abn21m8ewj
@unal_Ts61Ts@myikar@ademyarslan Ben Almanya'da ev doktoruma sordum kendisi bana eğer kör olmak istiyorsan erken ölmek istiyorsan kullanabilirsiniz dedi bana.. Extra araştırdığım da yapılan bazi fare deneylerinde bazi kanser türlerini tetiklediğini okudum
Annem 60'ından sonra 40 yaşında ama hâlâ sabi bir çocuk gibi Ayşecim ile 10 senedir defalarca katetti ziyaret günlerinde o yolları karda, kışta, yazda yağmurda...
Her defasında geride parmaklıklar arkasında gözyaşlarını içine akıtan bir eş, baba kaldı mahzun.
#AliUnalEvineDonsun
Ali Ünal; kıymetli Babam,
10 yıldır hürriyetinden mahkum edilmiş vaziyette, hapiste.
70 yaşını aştı.
Daha ne kadar orada kalacak?
Hiçbir şekilde kaçma şüphesi olmayan, suçlandığı "darbe teşebbüsü"nden beraat eden Babam çok geç olmadan #AliUnalEvineDonsun
Bir kişi Boydak Ailesi'nin suçunun ne olduğunu söyleyebilir mi ?
Dün gece Elif Boydak Bozdağ,babasının evindeyken uzun namlulu silahlarla gelen özel harekat polisleriyle gözaltına alındı,ters kelepçeyle emniyete, oradan da Bakırköy Kadın Cezaevi'ne götürüldü.
Bankasya da parası olana verilen 6 yıl 3'ay 'terör örgütü üyeliği' cezası onanmış. Eşi de 7/5 ceza almış ve 2 yıldır hapisteydi.
Üç çocuk hem annesiz hem babasız kaldı.
Bırakın yaldızlı lafları da izah edin; bu insanlar ülkeye hizmet etme dışında ne yaptılar ?
Değerli arkadaşlar, eğer bu videoyu görüyorsanız algoritmayı bozmak için bir nokta dahi olsa koymanızı rica ediyorum. Çünkü Edirne L Tipi Cezaevi mahşer yeri gibi.
FerahOktan AcilTahliye
8 aylık hamile Nazife Karakoç, az önce Edirne L Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi.
Karnı burnunda bir annenin daha hapisten çıkışına tanık olduk. Söylenecek söz bulmak zor…
Doğmamış çocuklara yaşatılan bu zulmü Rabbimize havale ediyoruz.
AİHMAdaletDedi
Eşi zaten tutuklu olan, 8,5 aylık hamile Nazife Karakoç’un da tutuklanmasıyla iki çocuğu annesiz de kaldı.
Nazife Hanım riskli gebeliğiyle cezaevinde yaşam mücadelesi veriyor.
Bu, hukukun ötesinde bir vicdan sınavıdır!
HamileNazife KarakoçaTahliye
Kenya’s Defining Choice: Uphold Refuge or Succumb to Political Pressure?
The ongoing detention of Ahmet Mustafa Güngör, a Turkish refugee, educator, IT professional, and father who has built a peaceful life in Kenya for over fifteen years poses a stark and urgent question: Can the foundational promises of international refugee protection withstand intense, real-world political pressure?
Güngör is a registered refugee with valid documentation issued under Kenya’s asylum system and UNHCR mandate in December 2024. He has no criminal record in the country and has been a contributing member of society, serving as IT manager at Light Academy Schools since 2011. Yet, on the night of December 20–21, 2025, his family’s home was subjected to a midnight raid by Kenya’s Anti-Terrorism Police Unit (ATPU).
The operation, initiated following a Turkish government request via mutual legal assistance channels, led to the arrest of Güngör, his wife Zeliha, their two daughters, and his in-laws. While his family was later released, Güngör remains in custody at ATPU headquarters.
The Kahawa Anti-Terrorism Court, under Principal Magistrate Gideon Kiage, has postponed until December 30 a ruling on a prosecution application to extend his detention by 15 days. The stated aim is to investigate allegations tied to a single social media post from 2018.
On the surface, this may appear to be a routine investigation. In reality, it aligns with a well-documented and dangerous pattern in Kenya, where counter-terrorism legal frameworks are increasingly misused to lend a veneer of legality to politically motivated operations targeting refugees and dissidents. This practice places individuals at severe risk and undermines the integrity of Kenya’s judicial and protection systems.
Kenyan courts have a record of rejecting extradition requests deemed unfounded or politically motivated. However, judicial rulings have not always served as a reliable firewall against harm. In a high-profile 2021 case, a court explicitly barred the deportation of an individual, who subsequently disappeared under disputed circumstances. More recently, in October 2024, four Turkish refugees under UNHCR protection were forcibly returned to Turkey without ever being presented before a court an act widely condemned by human rights organizations as a flagrant violation of the principle of non-refoulement.
Kenya is bound by this principle under the 1951 UN Refugee Convention, the 1969 OAU Refugee Convention, and its own domestic 2021 Refugee Act. The principle is eroded not only by physical removal but also by indefinite detention under duress, which can itself be a precursor to refoulement and a tool to circumvent legal safeguards.
Kenya now stands at a critical juncture. The handling of Ahmet Mustafa Güngör’s case represents a defining test of its commitment to the rule of law and its international obligations. Will it protect a long-term resident who has integrated and contributed to society, or will it allow its legal institutions to be instrumentalized by a foreign state for political ends?
@DCI_Kenya@NPSOfficial_KE@AGsKenya@Kenyajudiciary@InteriorKE@StateHouseKenya
After a long weekend, we are @Kenyajudiciary Kahawa Anti-Terrorism courts this morning with @tajimra@LawSocietyofKe@GlobalPeace@Refugees to press for bail Mustafa Gungor this morning. Teacher, father of two, is a refugee protected by international law and has been a 15 year resident. He is not a flight risk and has committed no crime.
Court link https://t.co/PIpgHYPCK5
#StopRefoulement #HumanRights #Kenya #Türkiye
SİLİVRİ'DE 12 YIL
Gazeteci Hidayet Karaca, bugün itibarıyla tam 132 ay, 574 hafta, 4.018 gündür hapiste.
Dava sürecinin tüm ayrıntıları Adem Yavuz Arslan'ın kaleminden: https://t.co/CIqj3bkJpF
Tekirdağ'da cömertliğiyle tanınan köfteci Abdullah Tırpan amca 10 aydır hapiste. Adamcağız koğuşta düştü, bilincini kaybetti, sürekli hastanelere taşınıyor. Biraz merhamet, biraz insanlık.
Türkiyedeİnsan Olmak
İngiltere Kralı 8.Edward
ABD'li dul bir kadın olan Wallis Simpson'a aşık oldu.
Evlenmek istedi
Hükûmet, Saray ve Kilise karşı çıktı
Edward da tahttan feragat etti ve evlendi. (1936)
Kral bir kadın için tahttan vazgeçer
Ama inananlar ebedi hayat için 2 günlük dünyadan vazgeçemez.
Lüks, ihtişam ve kapitalizme
abdest aldıranlar bilmeli ki;
Peygamberin cübbesi 7 yerinden yamalıydı
Halife Ömer'in cübbesi de.
Hz. Ali halifeyken parasız kaldı
ve kılıcını satılığa çıkardı
tek bir gömleği vardı
yıkandığında onun kurumasını beklerdi.
Oysa hazine dolup taşıyordu.
Bugün Fatih Altaylı için bağıran iki yüzlü erdemsizlerin
Bir dizi senaryosundan ömür çürüten Hidayet Karaca
Zaman Yazarı Ali Ünal
Taraf yazarı Mehmet Baransu için
bir fiskelik vicdanları yoktur.
Bunların vicdanları kimliğe bakar.
Yandaşları için bağırıp
ötekiler için susarlar.