Nabzındaki bir damla kan altüst eder oğlum,
Zulmün ne çıkar kolları süngüyse, tüfekse!
Mânâsı nedir sanki şu masmâvi semânın,
Altında başın dimdik eğer gezmeyecekse!
Midhat Cemâl Kuntay
DOĞRULARI HAYATIMIZDAN KOVUYORUZ
Partilerin seçimine yalnızca seçim kurulları karar verir. Asliye Hukuk veya başka bir alt mahkeme karışamaz. Yüksek mahkemenin kararını kimse değiştiremez. Anayasa böyle diyor. Kanunlar böyle diyor. Bilenler böyle diyor. Buna rağmen bir alt mahkemenin Yüksek Seçim Kurulu’nu, bilinen ve uygulananları yok sayarak Yüksek Seçim Kurulu’nu, yani anayasayı, yani kanunları dikkate almayabileceğini gördük. İsterseniz, sonuçlarına bakarak doğruyu bir kere daha boğduğumuzu da söyleyebilirsiniz.
Mesele şu veya bu parti meselesi değildir. Gücü ele geçirenlere hiçbir kuralın etki edemeyeceği yere gelirseniz, orman kanunlarına rahmet okutur haller yaşanır. Şimdi o yaşanıyor. Bir konuda vesayetten şikâyet edenler, bin türlü vesayete kapı açtılar. Gücü ele geçirince tanınmaz hale geldiler. Konuşacaksak bunları konuşacağız. Kurallara dönmenin yollarını arayacağız. Başka çare yoktur.
"KÖR KAZMA”NIN YIKIM HIRSI
Cehalet, iyi olmayan niyet ve sınırsız ihtiras bir araya geldi. Vurduğu “Kör kazma”nın yıkımı yaşanıyor. Kanaatimce bazı eski sandığımız kavramların ifade ettiği manaların hayatımıza dönmesini sağlamadan doğru yola dönüş olmaz. İz’ân ve insaf onlardandır. Kubbealtı Lügati’nde iz’ânın ilk manası “anlayış, kavrayış ve feraset”tir. İz’anlı dediğinizde, kavrayışlı, anlayışlı birini kastedersiniz. “İnsaf dinin yarısıdır” hikmeti de düzgün insanı veren ölçülerden süzülmüş gerçeği söyler.
İz’ânı, insâfı bırakmak vicdanı söndürmektir. Vicdanın söndüğü yerde, haktan hukuktan, ölçüden-adaletten, düzgün insandan bahsedemez hale gelirsiniz. “Orada mıyız?” Evet demek zor olsa da oradayız.
Din iman pazarlarını, Tanrı adına konuşanları geçin, yitiğimiz bunlardır.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
https://t.co/MUJ2UDXoDQ
KURALLAR HERKESİ ÇİZGİYE ÇEKER
CHP'de olanlar CHP'nin iç meselesi olmaktan çıktı diyemiyoruz, bilenlere göre zaten değildi.
Olanların hukuk çerçevesinde gelişmediği köy kahvelerinde bile konuşuluyor.
Siyasi partiler haddi aşarak, ölçüsüz rekabette bulunabilirler.
Rakiplerini yersiz yurtsuz, hatta yalan yanlış işlerle itham edebilirler.
Bu durumda kurallar devreye girer.
En son YSK ve mahkemeler yanlışı doğrultur.
Bu konuda bu memlekette eksiksiz mevzuat vardır.
Konulmuş kuralları bilenler böyle diyor.
Yalnız...
Ya adalet kurumu kendi ölçülerini kaybedecek derecede siyasete veya başka bir güce bağlı hareket eder görünürse ne olur?
Gerçeği bir yana, bu algı yerleşirse ne olur?
Sözü doğrudan söylemek gerekir:
Biz şimdi algı veya gerçek bunları yaşıyoruz.
Ülkenin devlet itibarı zedeleniyor.
İçerde dışarda güven aşınıyor.
Dalga dalga zararlar geliyor.
Gençler arasında memleketten kaçış düşüncesi yaygınlaşıyor.
Fırsat bulanlar gidiyor.
İnsan kaybediyoruz.
Değer kaybediyoruz.
Her bakımdan fakirleştikçe fakirleşiyoruz.
Bizim için şu veya bu kişinin, şu veya bu koltukta kalması değildir.
Memleket derdini aşan bir kişi veya kişilik derdimiz olamaz.
Herkes farklı bakabilir.
Fakat olan açık.
Sonuçları zaten yaşıyoruz.
Siyasetçilerimizi, yapacaklarının sonucunu görmeye davet etmemiz yetmez.
Kurallara dönmeyi istediğimizi belli edeceğiz.
Kurallar çerçevesinde hareket edilmesini isteyeceğiz.
Doğruluğu, iyiliği aradığımızı göstereceğiz.
Başka türlü bu çıkmazdan çıkılmaz.
Dibe doğru gideriz.
Şimdi olanlar ve beteri olur.
Faizi lanetlerken dünyanın en yüksek faizle borçlanan ülkesi oluruz.
Niye?
Çünkü bize güven zayıflamıştır.
Riskli ülkeler arasına girmişizdir.
Millî hâsılanın üçte birini tefeci bankerlere, bankalara vermek zorunda kalırız.
Baştakileri dinleyelim de, gerçeği de bilelim, halimiz budur.
Kurallara dönersek bunların önemli bir kısmı kısa zamanda düzelir.
Bunu bilelim, konuşalım ve tartışalım.
Kalbinde bahçenin gamı yer tutmasın, bırak;
Rûhunda dört fasıl sürüyor bir bahar, ısın;
Sen bir güneşle çerçevelenmiş kadar sıcak,
Gün yüzlü, sırma saçlı ve zümrüt bakışlısın!
Fâruk Nâfiz Çamlıbel
Nedir bu cevr ü tegaafül zaman zaman güzelim?
Kaçıncıdır bu eziyyetli imtihan güzelim?
Recâîzâde Mahmud Ekrem
(Hâfız Yusuf Efendi, Sûzinâk'ten bestelemiştir)
KAMP KÖRLÜĞÜNDEN KURTULAN KAZANIR
Madem girdim, devam edeyim: Bozacağınız oyun, yalan-dolan ve sahtelik ise aslında anlatmanız kolay olmalıdır. Olmuyorsa yetersizliğinize bakacaksınız. “Nerede hata ediyoruz?” demeyen çıkış yolu bulamaz. Bu durumda halkı bırakın kendinizi bile savunamazsınız. Kaldı k sizden beklenen yenmektir. Yenmek ileri atılmakla olur. Muhatabından daha iyi görünmekle olur. Onun oyununu bozmakla olur.
Başlayacağınız yer kendinizdir. Tenceresi kaynamaz olmuş vatandaş değişime hazırdır. İktidardakiler çok kötü olduğu halde size tam dönülmüyorsa asıl problem sizdeki temel anlayış kaymasıdır. Mesela, altı oktan biri milliyetçiliği dışlayan sol kliğin darlığıyla yol yürünmez. Halkı harekete geçirmekte zayıf kalıyorsanız buralara bakacaksınız.
Şikâyetle, sızlanmakla bir yere varılmaz. CHP’de yanlış konumlanışı anlayacak kültürde insanlar var. İlim, fikir ve sanat adamları var. Dünü bilen, bugünü gören, yarına neyin kalacağını düşünecekler var. Kazanacak oyun kurulamadıysa yanlışlarda ısrar etmenin manası yoktur.
CHP iktidar seçeneğidir. Ak Parti’nin yıldızı sönerken yıldızı parlamadı. Halka güven veremedi. Buna rağmen halk yönelir gibi olunca müdahaleler, mahkemeler, karıştırmalar başladı. Doğru da başka sebepler yok mu?
Söyledim, CHP Atatürk çizgisinde görünmüyor. Türk diyememekle olmaz. Bilmeden, anlamadan olmaz. Sloganlarla olmaz. Çok yönlü hücumu püskürtebilirlerse, özellikle çözümü zor görünen Kılıçdaroğlu butlânını bâtıllığa gömerlerse yeni yol haritasıyla yürümeyi düşünecekler. Butlan, kamu vicdanında kabul görmedi. Muhalefet ve ezici vatandaş çoğunluğu sakat bir karar olduğunda birleşti. Çok değerlidir. Vakit geçmeden değerlendirirlerse normale dönüş imkânı çabucak doğar.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
Yıkmaya alışanlar yapamazlar - A. Yağmur Tunalı https://t.co/MUJ2UDXoDQ @KararHaber aracılığıyla
ÖZGÜR ÖZEL’İN ÇIKMAZI
Özgür Özel CHPsinin “açılım” a yakınlığını ve propaganda dilini hep eleştirdik. Atatürk’ün partisiyiz derken Atatürk’le taban tabana zıt anlayışta konakladıklarını, çok yazdım. Başkaları da söylediler. Kös dinlediklerini gördük. Devlet yönetecek bir parti için vahimdir. Şimdi sırası mı diyecekler beni mazur görsünler, tam sırasıdır.
Butlânı, mahkemeleri geçin -oralarda muhtemelen temizdirler- hata varsa bu dediklerim ve benzerleridir. Üzerinde durulacağını umuyorum. Partiler, halka, muhataplarına karşı nobranlık edemez, kör sağır olamazlar.
CHP, Kılıçdaroğlu’nun arınma adıyla kirliliğin zirvesini temsil ettiğini de ancak bu ilkelilikle anlatabilir.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
Yıkmaya alışanlar yapamazlar - A. Yağmur Tunalı https://t.co/MUJ2UDXoDQ @KararHaber aracılığıyla
BEDAVA DANIŞMANLIK EDİYORUZ
Partiler, kurumlar, kuruluşlar ve devlet erkini teslim ettiklerimiz değerli-değersiz her fikri duymaya açık olmalılar. Duymak yetmez, iz’anla, insafla, vicdanla yorumlamaya çalışacaklar. Bu bir meziyet gibi görünse de devlet yönetmeye kalkanlar için asgari ölçüdür. Devlet yöneten veya yönetmeye talip olan kendi kampına hapsolamaz. Herkese açık olacaktır.
Yazılanlar, söylenenler partilere bedava danışmanlık hizmetidir. Evet, Erdoğan’a, Özel’e, Dervişoğlu’na ve diğerlerine danışmanlık ediyoruz.
Geçen hafta, Kılıçdaroğlu’nun durumunu mensup olduğunu söylediği Alevîlik kavramlarıyla anlatmaya çalışmıştım. O bir düşkün’dü. Başka yorumlarımla beraber ağır bulanlar oldu. Şimdi onun aparat olduğu düşüncesi dillendiriliyor ki ağırdan ağırdır.
Yaptığı bellidir ve öfkeleri çeken bir figür haline geldiği açıktır. Ak Parti’nin çöküşüne muhalefeti de ortak edecek projeyi devlet gücünü arkasına alarak gideceği yere kadar götürecektir. Bunu yapar da siyaseten öldüğü değişmez. Asıl muhatap Özgür Özel’dir, biz ona bakacağız.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
Yıkmaya alışanlar yapamazlar - A. Yağmur Tunalı https://t.co/MUJ2UDXoDQ @KararHaber aracılığıyla
"KÖR KAZMA”NIN YIKIM HIRSI
Cehalet, iyi olmayan niyet ve sınırsız ihtiras bir araya geldi. Vurduğu “Kör kazma”nın yıkımı yaşanıyor. Kanaatimce bazı eski sandığımız kavramların ifade ettiği manaların hayatımıza dönmesini sağlamadan doğru yola dönüş olmaz. İz’ân ve insaf onlardandır. Kubbealtı Lügati’nde iz’ânın ilk manası “anlayış, kavrayış ve feraset”tir. İz’anlı dediğinizde, kavrayışlı, anlayışlı birini kastedersiniz. “İnsaf dinin yarısıdır” hikmeti de düzgün insanı veren ölçülerden süzülmüş gerçeği söyler.
İz’ânı, insâfı bırakmak vicdanı söndürmektir. Vicdanın söndüğü yerde, haktan hukuktan, ölçüden-adaletten, düzgün insandan bahsedemez hale gelirsiniz. “Orada mıyız?” Evet demek zor olsa da oradayız.
Din iman pazarlarını, Tanrı adına konuşanları geçin, yitiğimiz bunlardır.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
Yıkmaya alışanlar yapamazlar - A. Yağmur Tunalı https://t.co/MUJ2UDXoDQ @KararHaber aracılığıyla
DOĞRULARI HAYATIMIZDAN KOVUYORUZ
Partilerin seçimine yalnızca seçim kurulları karar verir. Asliye Hukuk veya başka bir alt mahkeme karışamaz. Yüksek mahkemenin kararını kimse değiştiremez. Anayasa böyle diyor. Kanunlar böyle diyor. Bilenler böyle diyor. Buna rağmen bir alt mahkemenin Yüksek Seçim Kurulu’nu, bilinen ve uygulananları yok sayarak Yüksek Seçim Kurulu’nu, yani anayasayı, yani kanunları dikkate almayabileceğini gördük. İsterseniz, sonuçlarına bakarak doğruyu bir kere daha boğduğumuzu da söyleyebilirsiniz.
Mesele şu veya bu parti meselesi değildir. Gücü ele geçirenlere hiçbir kuralın etki edemeyeceği yere gelirseniz, orman kanunlarına rahmet okutur haller yaşanır. Şimdi o yaşanıyor. Bir konuda vesayetten şikâyet edenler, bin türlü vesayete kapı açtılar. Gücü ele geçirince tanınmaz hale geldiler. Konuşacaksak bunları konuşacağız. Kurallara dönmenin yollarını arayacağız. Başka çare yoktur.
Karar, 11 Haziran 2026
(Yazının tamamı bağlantı tıklanarak okunabilir)
Yıkmaya alışanlar yapamazlar - A. Yağmur Tunalı https://t.co/MUJ2UDXoDQ @KararHaber aracılığıyla
CENGİZ AYTMATOV
Türk'ün büyük evlâdı, zirvelerden seslenen romancı "Isıkgöl'ün Cengizi"ni vefat yıldönümünde hasretle anarak..
.....
"Aytmatov'un harikası bence şuradadır: Bilhassa edebiyatta, dar bir mekân ve dar bir kadro içinden dünyayı kucaklayacak eser çıkarmak çok zordur. Aytmatov'un doğduğu yer bir köy. Talas'ın Şeker Köyü.Bırakalım Şeker Köyü'nü, şimdi bile yarısı itibariyle Kırgızistan, neredeyse, modern hayatın çok da yerleşmediği, tam olarak benimsenmediği bir eski zamanda yaşıyor. Mesela, o bölgeyle ilgili tarihî bir film çekmek isteseniz,yeni plato kurmanız gerekmeyebilir. Son derecede tabii bir mekânda çalışırsınız. Yüksek yerlerde, eski hayat hemen bütünüyle korunur. Bazılarına sadece elektrik gelmiştir. Dağlarda o da yoktur. Bütün bir hayat, 100 yıl öncesinde olduğu gibi yurt denilen şahane çadırlarda geçirilir. Kılık kıyafet bile eskiyi hatırlatır. Sadece malzeme yenidir.
Böyle, yer yer arkaik çizgiler taşıyan bir memlekette, orada doğup yaşayan birinin dünyaya açılması şaşılacak şeydir. Oradan dünya ölçeğinde eser çıkarmak, zor değil, hatta imkânsıza yakın, mucizeli bir iştir."
A. Yağmur Tunalı
Gittiler, 234-235. sayfalar
Ne istersin benden akşam saatinde?
Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,
Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;
Hâtıraların bu uyanma vaktinde
Sensin hep, sen, esen dallar arasından.
Ahmed Muhib Dıranas