Bugün uyuya kalıp çekime geç gelmesine rağmen alkışlar içinde stüdyoya aldığınız Sergen’i de, sırf kötü tabak çıkardığı için ağlattıp stüdyodan çıkarttığınız Furkan'ı da asla unutmayacağız.. #MasterChefAllStar
🇹🇷Atatürk’ün bu toprakların kadınlarına en büyük armağanı özgürlüktür ve bunu ülkemizdeki hiçbir kadın unutmamalı!
Gericiliğin kadını nasıl yok ettiğini, acıklı ve etkileyici şekilde dile getiren bu satırları okumanızı öneririm👇🏻
🩸BURKA
Amerika Afganistan’ı vurdu ya, gazeteci olan eşim günlerini, hatta aylarını orada geçirdi ve Türkiye’ye dönerken, bana armağan olarak mavi, ipekli bir “burka” getirdi.
Evet evet, Afganlı kadınların Taliban döneminde giymeye zorlandıkları burkadan söz ediyorum. Burkayı bavulundan çıkarıp bana uzatırken de “Bunu giydiğin an, armağanın benden değil, Atatürk’ten olduğunu anlayacaksın,” dedi.
BURKAYI GİYİYORUM
Burkayı ambalajından çıkarıp, bu acayip örtünün neresine kafamı sokacağımı araştırdım bir müddet. İşlemelerle yapışmış yarım santimlik pencerelerden oluşan kafesi gözlerimin önüne denk düşürmeye çalıştım. Dünyayı görebilmek için!!!
Daha ilk saniyelerde kendi nefesimden tiksinmeye başlamıştım.
Soluk alıp vermek tam bir işkenceydi.
Ağzıma yapışan kumaş nefesimle ısınıyor, içerde gitgide ağırlaşan bir koku oluşuyordu. Ellerim de felaket durumdaydı doğrusu. Hareket kabiliyetimi tümüyle kaybetmiştim. Eşime, “Bunun omuz kısmı neresi?” diye sormuştum burkayı giymeye çabalarken. O da, “Omuz olursa, burka olmaz. Önemli olan kadının, hiçbir hattının belli olmaması,” demişti.
Burkayı giydim.
Aynanın karşısına geçtim ve kendimi aradım!
Yok olmuştum.
Gözlerim, yüzüm, mimiklerim, bakışım, hatta sesim yok olmuştu.
Ezilmiştim.
Küçülmüştüm.
Görüş alanım daralmıştı.
Görebildiğim dünya minik karelere bölünmüştü.
Kafamı çevirmek yetmiyor, vücudumu komple oynatırsam daha fazla bir şeyler görürüm zannediyordum.
Ama olmuyordu. Gözler 180 derece görür ya, benimkiler o an ancak 30 dereceye hakimdi.
Zannedersem bir dakika kalabildim burkanın içinde.
Bir ömür böyle yaşayanları anlayabilmek için, bir dakika zor dayandım, itiraf ediyorum.
Bir çırpıda çıkardım.
Ama, o günlerde evime gelen tüm kadınlara burkayı giydirmeye karar verdim. Benim öğrendiğimin, yani “Atatürk’ün kadınlara en büyük armağanı”nın farkına daha iyi varabilsinler diye. Çünkü ben, bir kadın için çarşafa bürünmenin ne demek olduğunu, ancak burkanın içinde bir dakika kaldığımda algılayabilmiştim.
SONRA ATATÜRK’Ü DUYARIM
Ne vakit karamsarlık dolsa içime, ATATÜRK’ü duyarım:
“Seyahatim esnasında köylerde değil, bilhassa kasabalarda ve şehirlerde kadın arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok kesif olarak kapattıklarını gördüm. Erkek arkadaşlar, bu bizim bencilliğimizin eseridir! Onlar da yüzlerini cihana gösterebilsinler ve gözleriyle cihanı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şay yoktur!” sözlerini.
Ansiklopedi karıştırıp hatırlarım Atatürk’ün bu sözlerinden sonra, Türk kadınının önce peçeyi, 25 Kasım 1925 Şapka Devrimi’nden sonra da çarşafı bıraktığını…
Gülümserim, sessiz şükranlarımla…
(Figen Ünal Şen’den alıntıdır.)
Oynat bakalım normalleşmiş mi Hatay görelim... 🙏🏼
#Antakya#Defne#depremiunutmaunutturma
Not : Defne benim ve bir çok Antakyalı için hala Antakya'dır arkadaşlar. Orası ontokyo doğol dofno diyenler gelmeden belirteyim.
Bugünden itibaren hiçbir geçici sığınmacıymış, mülteciymiş, kaçak afganmış bu ülkeye sokmayın. Artık bu felaketin etkilediği 13milyondan fazla kendi insanımıza yardım etme vakti. Sağlık, barınma ve tüm maddi imkanlarımız yabancılara değil sadece kendi insanımıza kullanılmalı.
@aykiricomtr Bu nasıl bir vicdan anlamış değilim.Cok üzüldüm çok.Yazik.Vicdan, merhamet gibi güzel duygular varken,bunları bilmeden yaşamak...Vah ki ne vah !
Bir kez daha, Yüzüncü defa:
Asgari ücret 8600 de olsa, 9000 de olsa, 10 Bin de olsa hiçbir işe yaramayacak.
İlk bir iki ay insanlar ellerine para geçeceği için sevinecekler.
AMA en geç 5-6 ay sonra o para eriyip gidecek. Alım gücünüz DÜŞECEK.
Bu yazdıklarım yine GERÇEK olacak