18 Mart 1915…
Bir milletin bağımsızlık iradesinin tüm dünyaya ilan edildiği gün.
Çanakkale’de yalnızca bir savaş kazanılmadı;
inanç, cesaret ve fedakârlıkla bir milletin kaderi yeniden yazıldı.
1923 Vakfı olarak, Cumhuriyetimizin temelini oluşturan aydınlanma ideallerini, eleştirel aklı ve bilimin ışığını rehber ediniyoruz. Temel amaçlarımızdan biri, farklılıklara saygılı, adil ve demokratik değerlere sahip, aydın bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
Bu vizyonla, 1923 Uluslararası Matematik, Bilim ve Mühendislik Fuarı’nı (1923 IMSEF) organize etmekten büyük gurur duyuyoruz. Büyük Önder Atatürk'ün "Tüm umudum gençliktedir" ilkesinden yola çıkan 1923 IMSEF, gençleri bir yarışa sokmayı değil; onları düşünmeye, gözlemlemeye, merak ettiklerini araştırmaya ve bilimsel metodolojiyi öğrenmeye teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Bu önemli organizasyon Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına da hizmet ediyor. 1923 IMSEF Uluslararası Matematik, Bilim ve Mühendislik Fuarı, bu yıl sadece sergilenecek projelerle değil, fuarın kendi organizasyon yapısıyla da dünyaya güçlü bir mesaj veriyor: "Karbon Nötr Bir Gelecek Mümkündür."
1923 IMSEF, projeleriyle dünyayı değiştirmek isteyen gençlere sadece bir sahne sunmakla kalmıyor; aynı zamanda onlara yaşanabilir bir dünya bırakmak için üzerine düşeni yapıyor. Bilimin ışığı ve doğanın dengesiyle, sürdürülebilir bir gelecek burada, gençlerin ellerinde şekilleniyor.
Organizasyonumuz ile ilgili daha detaylı bilgiye https://t.co/iqFvP93oY2 sayfasından ulaşabilirsiniz.
sen git bu vatana gül gibi iki evlat binlerce öğrenci yetiştir kanseri yendiğin günde sana çarpan adam tarafından dövülerek öldürül
teksas değil burası öyle her istediğinizi yapamazsınız
#AbdullahÖğretmen
Biraz uzun yazacağım ama artık YETTİ. Ben artık Cumhurbaşkanı'nın halkı bu denli ayrıştırmasına, nefret ve öfke kusmasına, sürekli hakaretler etmesine ciddi anlamda tiksinir ve rahatsızlık duyar oldum. Sürekli bir ötekileştirme ve hedef gösterme. Yahu gençler mutsuz, umutsuz; sebebi de bilin bakalım kim? Kendilerine iki eğlence çıkardılar diye ülkenin cumhurbaşkanı gencecik çocuklara ağıza alınmayacak çirkin ithamlarda bulunuyor. Oylarına muhtaç olduğunuz genç kesime keşke biraz edep ve saygı çerçevesinde yaklaşsanız, keşke yaşını başını almış birisi olarak biraz hoşgörü ve anlayış sahibi olsanız. Üstelik burası laik Türkiye Cumhuriyeti; herkesin alnı secdeye değecek diye bir şey yok. Her görüş ve inanca saygı duymak zorundasınız çünkü siz bu ülkeyi birlik ve dirlik içinde tutmakla yükümlüsünüz.
Ayrıca; "ayakları vatan topraklarına sağlam basan, eğitimli, donanımlı, ahlaklı bir nesil var" diyorsunuz. Bu bile korkunç bir saygısızlık ve ayrıştırma örneği. Çünkü muhafazakar kesimden olmayanları eğitimsizlikle, ahlaksızlıkla ve bu vatana saygı duymamakla, ayakları yere sağlam basmamakla itham ediyorsunuz. Hâlbuki bu eğlenceyi düzenleyenlerin büyük bir çoğunluğunun, onun bunun torpiliyle değil de kendi başarıları ve alınlarının teriyle ülkenin en prestijli üniversitelerine giden gençlerinin yaptığı bir eğlence olduğundan bile habersiz, hor görüp ötekileştirdiğiniz o gençler, emin olun vatan topraklarına ayaklarının ne kadar sağlam bastıklarını seçim zamanı oy pusulasına bastıkları damga ile gösterecekler sizlere.
Siz seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak her görüşe, her inanca ve her düşünceye saygı duyarak bu ülkeye bağlı kalıp görevinizi tarafsız bir şekilde yerine getirmelisiniz. 71 yaşına gelmiş biri olarak torununuz yaşındaki kişileri o kürsüde arkanızdaki şakşakçı eşliğinde tezahüratlarla hedef gösterip hakaret etmeniz kabul edilemez. En ufak bir eleştiriye dahi tahammülünüz olmadığı için "bana hakaret etti" diye herkesi hapse atıyorsunuz ama söz konusu kendiniz olunca bizlere en ağır ithamlarda, en kaba ve en ağza alınmayacak söylemlerde bulunuyorsunuz. Biz artık siyasette bu sokak ağzından çok bıktık. Bizleri ayrıştırıp birbirimize kırdırmanızdan yıldık, yorulduk, yıprandık. O kürsüde adeta insan kıyımına dönüşmüş cinayetleri konuşun, ekonomiyi konuşun. Ama yok, siz bunun yerine gırtlağına kadar mutsuzluğa batan ve her şeye rağmen kendilerine tek bir gün ayırıp birkaç saatliğine eğlenen gençleri hedef gösteriyorsunuz ve yamyamların önüne atıyorsunuz. Onlar bu ülkenin geleceği, onlar ana baba evladı. Bu ne biçim bir düşüncesizliktir?
Siz Recep Bey, Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına, gençlerine "kimliksiz, şarlatan, eğitimsiz, donanımsız, ayakları yere sağlam basmayan, vatanına sahip çıkmayan, saygısız" gibi söylemlerle yerden yere vuramazsınız. Mustafa Kemal Atatürk gençlere bayram armağan etti, gençlere Gençliğe Hitabe'yi armağan etti, gençlere bu ülkenin geleceğini emanet etti. Bu ülkenin kurucusu genç nesile bu kadar saygı duyup bu kadar el üstünde tutarken siz onları aşağılayamazsınız. Siz onlara hakaret edemezsiniz. Hiçbir makam, hiçbir mevki Türkiye Cumhuriyeti'nin gençlerinden daha kıymetli ve daha üstün değildir. Bu da böyle bilinsin.
Siz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ey Türk Gençliği" diye seslendiği nesile, "kimliksizler" , "şarlatanlar" diyemezsiniz. Umarım bir an önce sirkelenip, kendinize gelir ve bu Türk gençliğinden af dilersiniz. Dilemezseniz de kendiniz bilirsiniz. Elbet o hor görüp aşağıladığınız gençlik size gereken cevabı, gerektiği şekilde sandıkta verecektir.
Özgür Özel:
"Türkan Saylan’ın evini bastılar. O sırada bir polis memuru kaşla göz arasında Türkan Saylan’ın kulağına eğildi. ‘Çok ihtiyacım var, evladıma burs olabilir mi?’ dedi. Türkan Hoca, ismini aldı. Sonra polisler gittiler. Türkan Hoca bu ricayı görev bildi. Aileye ulaştı, burs ayarlandı
O gün evi basmaya gelen polisin çocuğu Çağdaş Yaşam’dan yıllarca burs aldı, mezun oldu. Demek ki neymiş? En acımasız zulümlere bile direnirken bizim gibi insanlar düşmanlarına benzemiyormuş"
https://t.co/8rrICBJTTX
Bu fotoğrafta gördüğünüz kişinin ismi Işıl. Kendisi 18 Mayıs Pazar günü vefat etti. Şimdi Işıl’ın başına gelenleri sizlere anlatıyorum. Bu yaptığım paylaşım, vefat etmiş evladı için bir babanın yardım çığlığıdır.
öğrenciler tek başına direnmeye çalışıyorlar. vekiller siz neredesiniz bu öğrencileri neden yalniz bırakıyorsunuz?
#ODTÜablukada https://t.co/X91UJCB0w9
İmamoğlu'nun diplomasının iptali sadece basit bir 'rakibini saf dışı bırakma' eylemi değil. Açık bir şekilde şu demek 'ben istediğim zaman senin tapunu, pasaportunu, hukuki ve şahsi tüm belgelerini iptal edebilirim' Bu açıkça bir hukuk darbesidir
"Diploma uygundur" diyerek istifa eden dekan Prof. Ahmet Kamil Köse'ye saygılar. Biz onun adını unutmayalım yeter. Ötekilerin adını zaten tarih utanarak yazacak.