Öğretmen, beş yılda bir "yenilenmesi gereken" bir meslek mensubu değil; her gün sınıfında öğrenen, öğreten, kendini geliştiren ve ülkenin geleceğini inşa eden bir eğitim neferidir.
Öğretmen, beş yılda bir "yenilenmesi gereken" bir meslek mensubu değil; her gün sınıfında öğrenen, öğreten, kendini geliştiren ve ülkenin geleceğini inşa eden bir eğitim neferidir.
Elbette mesleki gelişim önemlidir. Ancak bunun yolu öğretmenleri belirli periyotlarla akademilere çağırıp yeni bir zorunluluk ve denetim anlayışı oluşturmak değildir. Gerçek çözüm; nitelikli ve gönüllülük esasına dayalı hizmet içi eğitimler sunmak, öğretmene akademik destek sağlamak, mesleki özerkliğini güçlendirmek ve özlük haklarını iyileştirmektir.
Öğretmeni beş yılda bir akademiye çağırmayı planlayanlar, önce öğretmenin beş yılda nasıl alım gücünü kaybettiğine, nasıl itibarsızlaştırıldığına ve artan bürokratik yük altında nasıl yalnız bırakıldığına cevap vermelidir.
Sorun öğretmenin bilgisinin eskimesi değil; eğitim sisteminin kronikleşen sorunlarıdır. Öğretmeni sürekli yeni uygulamalarla meşgul etmek yerine, ekonomik kaygılardan uzaklaştırmak, mesleki itibarını yeniden tesis etmek ve huzur içinde görev yapabileceği çalışma ortamını oluşturmak asıl öncelik olmalıdır.
Öğretmeni geliştirecek olan şey; yeni zorunlu akademiler ve denetim mekanizmaları değil, hak ettiği değerin verilmesi, liyakatin esas alınması, güven duyulan bir çalışma ortamı ve güçlü özlük haklarıdır. Güçlü eğitim sistemi, öğretmene sürekli yük yükleyen değil; öğretmenine güvenen ve onu destekleyen anlayışla inşa edilir.
Mehmet Bekçi
Üniversite: “Hiçbir şey öğrenmeden geliyorlar.”
Lise: “Bu çocuklar nasıl ortaokulu bitirmiş, hayret!”
Ortaokul: “Bu çocuk ilkokulda okuma yazmayı bile doğru düzgün öğrenmemiş ki!”
İlkokul: “Anaokulunun hiçbir faydası olmamış.”
Anaokulu: “Aileden bir şey görmemiş ki…”
Aile: “Aynı anası/babası işte…”
İngiltere İRA’yı, İspanya ETA’yı bitirdi. Her 2 devlet, anayasada değişiklik yapmadan, özerklik, anadilde eğitim vb taviz vermeden tasfiye etti. İRA ve ETA deneyimi incelenmeli.
Bu Yusuf Tekin babamla aynı köyden ve babam muhtemelen babası ile yaşıt ya da büyüktür . Babam o köyde 1950’de ilkokula gitmiş ama bu beyfendinin bakanlığı döneminde şu an köyde okul yok .
Yalanda hiç bir sakınca görmeyen bakana iyi cevap olmuş.
24 yaşındaki Irmak öğretmene uyguladığı mobbing ve şiddet ses kayıtlarıyla kanıtlanan Okul Müdürü Melahat İleri’nin sadece görev yeri değiştirildi. Bir öğretmeni ölüme sürükleyenler hak ettikleri en ağır hapis cezasını almalıdır! #IrmakÖğretmenİçinAdalet
Dün yaşadığım bir olay beni düşündürdü.
Arabanın anahtarını kaybettik. Çilingir çağırdık.
Pazarlık ettik: 8.000 TL.
İşi yapan kişi 18-19 yaşlarında genç bir ustaydı.
Kapıyı 1 dakikada açtı.
Devreye bakıp aracı tanıdı.
Taşınabilir makinesiyle yeni anahtarı çıkardı.
Tabletten bağlanıp kumandayı programladı.
20-30 dakika içinde iş bitti.
Sonra “Hadi, diğer servise geçiyoruz.” deyip çıktılar.
O an şunu düşündüm:
Belki de kamuda çalışan birçok mühendisin bir ayda kazandığını bir günde kazanıyorlar.
Diğer tarafta…
12 yıl zorunlu eğitim.
1-2 yıl YKS hazırlığı.
Ülkenin en iyi üniversitelerinden birini bitirmek.
Sonra aylarca, bazen yıllarca iş aramak…
Türkiye’de yanlış olan, gençlerin çalışmaması mı?
Yoksa yıllarca diploma peşinde koşturup beceriyi ve mesleği ikinci plana atan sistem mi?
Yaşamın boyunca hep sevdiğin insanları mutlu etmek için uğraştın ve şimdi ilk kez kendin için bir şey yapmak istiyorsun ve bencil biri olmakla suçlanıyorsun değil mi? Çünkü değişimin onların konforunu bozuyor. Aldırma.
Toplumun en mutsuz kesimi öğretmenlerdir. Sırayı ihlal eden, yere tüküren, yüksek sesle müzik dinleyen, vergi kaçıran, fahiş fiyata mal satan, insanları kandıran, şiddet uygulayan, tarihi saptıran kişiler hallerinden memnunken; bunlara şahit olan öğretmenler derin üzüntü duyar,
Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
"Okullarda soba yoktu" diyen Milli Eğitim Bakanı'nın doğduğu Erzurum'un Uzundere ilçesine bağlı Gölbaşı köyünde 70'li yıllarda hem ilkokul, hem ortaokul, hem de sağlık ocağı varmış. Hepsinde de kömür sobası varmış..
Şimdi o köyde ilkokul bile yok..!
Sınıf sınıf inceledim: Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi bu yıl 128 mezun verdi. Bu 128 öğrenciden 21’i üniversite sınavında ilk 100’e girdi. Bu durum, hayatın olağan akışına aykırı görünmektedir. Konunun açıklığa kavuşturulması amacıyla mutlaka adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır.
18 yaşına geldiğinizde, anne babanızla hayat boyu geçireceğiniz zamanın yaklaşık %90-95’i bitmiş oluyor. Ülkeden ülkeye bazı küçük farklılıklar olsa da genel olarak böyle…
Anne ve babası hâlâ hayatta olanlar, bu eşsiz lütfun değerini bilmeli. Zaman sandığınız kadar uzun değil.
@onralpyilmaz 1980'ler.
Babam doktor, annem öğretmendi, ilkokulda sınıf arkadaşım okulun hademesinin oğluydu.
Ortaokulda kıraathane sahibinin ikizlerinden biri sınıf arkadaşım oldu, şimdi ikisi de fizik profesörü.
Zengin, fakir, orta sınıf her kesimden çocuklar birlikte eğitim alırdık.
1984 doğumluyum.
Ne çok gencim ne de yaşlıyım yani.
Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğdum.
Bir eğitim hayatıma bakalım.
Önce anaokulu. Küçük yazdırılıp 2 sene gitmişim. Üstüne ilkokul. Yaz oraya 5.
İlkokul sonrası anadolu lisesini kazandım
yani 2+5+7=14 sene Türkiye’nin en güneyinde bir ilçede eğitim almışım.
Okulun temizliği desen -ki okulumuzun lojmanı vardı ve hizmetli personel ailesiyle birlikte orda yaşardı-
velilerin okul yönetiminin özeni desen,
kitaplarımızın anında temini desen,
ek kitap istediğinin kısa sürede karşılanması desen,
yahu sanat spor aksiyonları desen
her şey en üst seviyede sunulmaya çalışılıyordu.
Ki ben üniversite için Ankara’ya geldiğimde, hiçkimseden farklı bir eğitim almamış olduğumu, üst düzey öğretmenlerin bana ciddi bir emek sunduğunu hatta her yönden sarıp sarmaladıklarını net şekilde anlayıvermiştim.
Ha bu arada ben öğretmenlerime bir kez bile saygısızlık etmemişimdir.
Bir kişinin bile bir öğretmene saldırdığını
elde silah arkadaşlarına zarar vermeye kalktığını görmemişimdir.
Hele velilerin okul basması vs.
hâyâl edemiyorum bak.
VELHASILKELÂM
SİZİN BU ESKİ TÜRKİYE’Yİ RUTİN
AŞAĞILAMA HÂLİNİZİN SEBEBİ NE?
HI? NE ANLATIYORSUNUZ SİZ????
➖"Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu.
➖"Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu."
💡Demiş Bakan Tekin.
👉Söylediklerin doğru değil Sayın Bakan @Yusuf__Tekin ve sen ilkokula benden beş yıl sonra başladın.
➖Ben öğrenciyken ders kitaplarımız okul açılmadan hazır olurdu.
➖Ben öğrenciyken sınıfımızda 20-25 kişi olurdu.
➖Ben öğrenciyken öğretmenlerimiz bize Cumhuriyet'i, Atatürk’ü öğretirdi.
➖Hayatı öğretirdi, ağaç dikmeyi, halı dokumayı, ahşap işlerini öğretirdi.
➖Ben öğrenciyken köyümüzde ilkokul vardı, o okulun öğretmenleri vardı, o öğretmenlerin lojmanları vardı.
➖Artık benim köyümde ilkokul yok, öğrenci yok, öğretmen yok.
➖Benim okuduğum okul harabeye döndü, lojmanlar yıkıldı.
Ahmet'in yere nasıl düştüğünü gördüm, Ahmet'in kalbine son kez nasıl baktığını gördüm...
Bana ne katilin ekonomik durumundan, psikolojisinden...
Benim vicdanım önce Ahmet'e bakıyor; masumiyetine, uğradığı haksızlığa, elinden alınan hayata...
#MattiaAhmetMinguzziİçinAdalet