Atatürkçülerin partisi var ve adı Zafer Partisi.
Genel Başkanı Şeyh Sait’in vatan haini olduğunu söylüyor. Şeyh Sait isyanını bastırdığı için özür dilemiyor.
Atatürk’ün Tunceli dediği şehre Dersim demiyor.
Bölücüleri aday göstermiyor. DEM ile ittifak yapmıyor.
Atatürk’ten taviz vermiyor.
Atatürkçüler, Türk milliyetçileri Zafer Partisi’ne oy veriyor. @zaferpartisi
Şeyh Said'e "hain" dedim diye bana dava açmışlar. Türk devletine, genç cumhuriyete, Atatürk'e ihanet edip, hain olarak idam edilen bir haine başka ne diyecektim?
Ümit Özdağ, 3 Mayıs Türkçüler gününde birlik ve beraberlik mesajı verdi. Silivri’den, Türk milliyetçilerine bir duruş, bir tavır ve siyasal etik hassasiyeti tavsiye etti…
@umitozdag@zaferpartisi@ZaferinOtag
Sevgili Zafer Partili kardeşlerim,
18. Asliye Ceza Mahkemesi ilk duruşma gününü 11 Haziran 2025'e yani tam 58 gün sonraya verdi. Tutuklu kaldığım 85 günün üzerine 58 gün daha tutuklu kalacağım.
Hâkim, ilk duruşmayı 11 Haziran'da vermesinin gerekçesini daha önce müsait ve boş gün olmadığı şeklinde ifade etmiş. 58 gün boyunca 1 saatlik duruşmaya zamanı yokmuş.
Tutuklandıktan 142 gün sonra mahkemeye çıkacağım. Ortaya çıkan iddianame bomboş. Buna rağmen hâkim her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğumu “güçlü suç şüphesi” gerekçesi ile bir kez daha uzattı.
İstenen şey çok açık ortada…
Öcalan'ın fiziki özgürlüğünü de kapsayan, PKK’lılar için infaz indirimi çalışmaları, Adalet Bakanlığı yetkilileri ile DEM milletvekilleri arasında yapılırken Ümit Özdağ’ın özgür olmaması GEREKİYOR.
Bu tutukluluk da bu kadar geç bir duruşma tarihi verilmesi düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Zafer Partili Değerli Mücadele Arkadaşlarım,
Bildiğiniz üzere, Silivri'de Türk milliyetçiliği adına REHİN tutuluyorum ve bu hücrede bütün Türk milliyetçilerini, Atatürkçüleri temsilen bulunuyorum.
Ben Silivri'de şehitlerimizin aziz ruhu ve gazilerimizin vatan sevgisi dolu yürekleri için saygı duruşunda bulunuyorum, bulunmaya devam edeceğim. Bu yapılanlar beni yıldıramaz ve mücadele gücümü asla zayıflatamaz.
Değerli Zafer Partililer, Zafer Partisi teşkilatları,
Sizlerden isteğim genel başkan vekilimiz Sayın Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu’nun arkasında, ona destek olarak mücadeleye devam etmenizdir. Sizler dışarıda, ben Silivri’de milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti mücadelesini vereceğiz. Türk milletinin Zafer Partisi'ne desteği artarak devam edecektir.
Hepinizi sevgi ile kucaklıyorum. Hüküm sarayın, Adalet Allah’ındır.
Sevgili oğlum Alp,
Gözlerinden hasretle öpüyorum. Daha birlikte olacağımız çok diploman törenin olacak inşallah.
Sakın üzülme…
@zaferpartisi@AliSehirlioglu
Sayın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,
Partinizin Yozgat İl Kongresinde yaptığınız konuşmayı okudum. Türk hukuk sisteminin ne kadar demokratikleştiğini ifade etmişsiniz. 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat ile kıyaslamışsınız. Bir ülke hukukunun demokratikleşmesi darbe/müdahale dönemi uygulamaları ile ölçülerek tespit edilemez. Evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik hukuk ölçütleri esas alınır.
Sayın Bakan,
Aynı konuşmada Cumhurbaşkanına hakaret edilemeyeceğini de ifade etmişsiniz. Tabi ki haklısınız kimseye hakaret edilmemeli. Cumhurbaşkanına hiç edilmemeli. Ancak Erdoğan’ın ne zaman AKP Genel Başkanı ne zaman Cumhurbaşkanı olduğunu bilmek zor. Mesela Erdoğan 18 Ocak'ta Mersin AKP il kongresinde Atatürk’ü ağır şekilde eleştirdi. AKP Genel Başkanı olarak konuştu. Ben de 19 Ocak'ta AKP Genel Başkanı’na Zafer Partisi Genel Başkanı olarak Atatürk dönemi için kullandığı ifadeler ile cevap verdim.
Sayın Bakan,
20 Ocak'ta, Antalya’da yaptığım konuşma için Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiası ile sizin olurunuz ile gözaltına alındım. “Bu adam bir siyasi partinin genel başkanı, milyonlarca destekçisi var ifadeye çağırın, nereye kaçacak? Yanında 3 polis ile dolaşıyor” demediniz.
Sayın Bakan,
Adalet Bakanlığı’na gözaltı için başvuruda bulunan İstanbul Başsavcılığına “Size ne oluyor? Konuşmada hakaret var ise suç duyurusunu Antalya Başsavcılığı yapar.” demediniz. Ya da “Cumhurbaşkanı ve Özdağ Ankara’da Ankara Başsavcılığının işi bu.” da demediniz. Doğal Hâkim İlkesinin çiğnenerek beni yetkisiz bir savcının gözaltına almasına siz izin verdiniz.
Sayın Bakan,
Beni gözaltına aldırdığınız savcı beni Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan mahkemeye sevk etmedi. Bir işlem de yapmadı. Birkaç soru sordu sadece. Ancak savcı hakaret suçu olmadığını anlamış ki ben İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken Kayseri İl Emniyet Müdürlüğüne benim “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından soruşturulduğumu bildirmiş. Bu arada Sayın Bakan ne benim ne avukatlarımın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasından haberimiz yoktu. Savcı Kayseri Emniyetinden 01.07.2024 tarihinde Kayseri'de gerçekleşen olaylar ile Zafer Partisi mensuplarının katıldığına dair bir rapor olup olmadığını var ise yollanmasını istemiş. Sayın Bakan şaka gibi değil mi? Kayseri Başsavcısı devre dışı kalmış. Kayseri Emniyetinde de böyle bir rapor olmadığı için hemen iki saat içinde bir rapor hazırlanmış. Rapor imzasız ve onaysız. Eski Zafer Partililerin olaylardan sonra attığı x’leri ve takipsizlik verilen X’leri delil gibi göstermiş. Ayrıca olaylara katılan 15-25 yaş gençlerin Zafer Partisine eğilimli olduklarını ileri sürmüş. Sanırım anket çalışması yapmışlar:)) Sayın Bakan, bu ayıptır, günahtır.
Gerçek Kayseri olayları ile ilgili 189 hesap incelenmiş 108 şahıs yakalanmış 12’si tutuklanmıştır. Hiçbiri Zafer Partili değildir. Ayrıca olaylara katılan ve gözaltına alınan 468 kişiden hiçbiri de Zafer Partili değildir.
Sayın Bakan,
Sonra hiçbirisi Kayseri olaylarıyla ilgili olmayan, hiçbirisi kin nefret tahrik içermeyen 11 X paylaşımımdan dolayı savcının en üst sınırdan ceza alacağım iddiası ile tutuklanmaya sevk edildim ve kaçma şüphesiyle tutuklandım.
Sayın Bakan,
Türkiye’de evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik ölçütlerin esas alındığı bir hukuk sistemi değil, "Düşman Ceza Hukuku" uygulaması var. Muhaliflerin yasal ve anayasal hakları askıya alınıyor, kullanması engelleniyor. Bu durum o kadar vahim bir hal aldı ki Anayasa Mahkemesinin bir muhalifle ilgili almış olduğu karar dahi hükümetinizce tanınmayabiliyor. Kendimizi 1970 öncesinde ABD’nin güney eyaletlerindeki Siyahi Amerikalılar gibi hissediyoruz. Bir iktidar yanlısı yaptığı zaman suç olmayan şey biz muhalifler için suç oluyor.
Saygılarımla Sayın Bakan
@adalet_bakanlik@yilmaztunc
Silivri Cezaevi önündeki arsasının bir bölümünü Zafer Partililer #ÜmitÖzdağaÖzgürlük nöbeti tutsun diye kiraya veren arsa sahibi, jandarma tarafından ifadesi alınmak üzere karakola çağırıldı.
Bir sonraki adımınız ne olacak; Zafer Partililere ekmek satıyor diye fırıncıları mı tutuklayacaksınız?
#KahrolsunİstibdatYaşasınHürriyet
Çadırımızı sökmek için gelen Jandarma personeli tıpkı bizim gibi bu vatanın kavruk çocuklarıydı.
Bizi hep polisle/jandarmayla karşı karşıya getiren arka plandaki azmettiriciler ise vatan evlatlarını birbirine düşürmek için her türlü tezgahı kuranlardır.
Yıllardır bize boyun eğdirmek için yapmadığınız hile, kurmadığınız tuzak, oynamadığınız oyun kalmadı.
Hep sinsice, hep kurnazca, hep hilekârca geldiniz üzerimize!
Sayısız kez soruşturma açtınız, gözaltına aldınız, tutukladınız, şimdi de çadırımızı söktünüz!
Hala anlamamış olmanıza şaşırıyorum:
SİZE BOYUN EĞMEYECEĞİZ!
KAHROLSUN İSTİBDAT
YAŞASIN HÜRRİYET!
Ceza kanunumuzda,Ümit Özdağ’ın tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilecek bir suç yoktur.
Muhalefete korku vermek için siyaseten tutuklanmıştır.
Unuttukları şey ,Türk Milliyetçileri Allahtan başka hiç bir şeyden korkmazlar.
Ne mutlu türküm diyene!
Prf.Dr.Ümit Özdağ’ın Silivri Cezaevinden ilk mektubu…!
Erdoğan’a hakaret ettiğim iddiasıyla Ankara’da, 15 polisin yemek yediğim lokantaya yaptığı baskınla gözaltına alındım. Geceyi Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde geçirdim. Polis memuru arkadaşlarımın bütün iyi niyetli çabalarına rağmen, 30 santim genişliğinde, 2 metre uzunluğunda bir tahtanın üzerine yatırıldım. Eminim, İmralı’daki Abdullah Öcalan dün gece daha rahat bir yatakta yatıyordu. Bugün saat 12:00’ye kadar Vatan’da kaldım çünkü Erdoğan’a hakaret iddiasıyla beni gözaltına aldıran İstanbul Başsavcılığı, Erdoğan’a hakaret etmediğimi ve beni tutuklayamayacaklarını biliyorlardı. Bu sebeple, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’ne bu sabah hazırlatılan ve hakkında suç duyurusunda bulunacağımız bir evraka dayanarak halkı kin ve nefrete tahrik suçlamasıyla tutuklama gerçekleştirdiler. Karşımızdaki savcıların Cumhuriyet savcısı olmadığını bir kez daha gördük. Kimin savcıları olduğunu bütün kamuoyu olarak biliyorduk.
Atatürk yolunda tavizsiz mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@AliSehirlioglu@zaferpartisi@zaferpartisi53@Alidincercolak@AzmiKaramahmut@cezmi_polat@umitozdag