Başımıza çok büyük bir felaket gelecek diye korkuyorum. Allah sonumuzu hayır etsin. Çıkardıkları bu yasadan sonra, insanların içindeki vahşetin ortaya çıkmasına adeta zemin hazırladılar. Masum hayvanlara yapılanları gördükçe insanın içi parçalanıyor. Buna sebep olanların, bu zulme göz yumanların iki yakası bir araya gelmesin. Bu canların ahı çok ağır.”
Aslında köpekler, çocuklarımızı, kızlarımızı, mahallemizi koruyordu.
Kim bilir kaç insanı kurtardılar. Kaç soygunu, gaspı önlediler, kaç sapığı durdurdular.
Ama ülkede vatan haini ve suçlu köpekler ilan edildi, hatta kediler.
Şu an 1 milyonu yok edildi, kalanları zindanda ǒlmeyi bekliyor.
Tarih bugünleri yazacak…
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#saldırı
#MerhametKazanacak
Bakan köpek yüzdesi veriyor boş ver.
Bizler uyarmaktan yorulduk, kötü olduk, gazel okuduk…
Onlar ise halkın annesine söven militanları ortalığa salan, taşeron trol derneğin peşinden gitmeye, söylemlerini kullanmaya devam ettiler.
#ŞiddeteHayır#saldırı
🚨 ŞİLE’DE NELER OLUYOR?
Şile’de sokak hayvanlarının toplanması sırasında yüksek doz anestezik ilaç kullanıldığı ve bazı hayvanların bu nedenle öldüğü yönünde sosyal medyada ciddi iddialar dolaşıyor.
Bu iddialar görmezden gelinmemeli, yetkili kurumlar tarafından süratle araştırılmalı ve kamuoyuna açık bir açıklama yapılmalıdır.
Hayvanlar kimler tarafından toplanıyor?
Uygulamalar veteriner hekim gözetiminde mi yapılıyor?
Hangi ilaçlar ve hangi dozlar kullanılıyor?
Toplama sırasında ölen veya zarar gören hayvan var mı?
Varsa kamera kayıtları, tutanaklar ve veteriner kayıtları ne söylüyor?
İddialar doğruysa sorumlular ortaya çıkarılmalı; doğru değilse de bu durum belgeleriyle kamuoyuna açıklanmalıdır.
Şeffaflık istiyoruz.
Denetim istiyoruz.
Açıklama bekliyoruz.
ACABA YENİ BİR PANDEMİNİN YOLU KEDİSİZ VE KÖPEKSİZ ŞEHİRLERDEN Mİ GEÇİYOR?
KÜRESELCİLER NE İSTİYOR?
DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYIN. HAYVANLARI KATLETMEYİN.
Dünya çok hızlı değişiyor.
Yapay zekâ birkaç yıl öncesine kadar yalnızca insanların yapabileceği düşünülen işleri devralmaya başladı. Önümüzdeki yıllarda insan emeğinin önemli bir bölümünün otomasyon ve yapay zekâ sistemlerinden etkilenmesi bekleniyor.
Burada zaman zaman dile getirilen “iş gücünün %70'i ortadan kalkacak” gibi kesin oranlara ihtiyatla yaklaşmak gerekir; farklı araştırmalar çok farklı sonuçlar veriyor.
Ama değişmeyen gerçek şu:
Yapay zekâ çok hızlı ilerliyor ve insan emeğinin geleceği yeniden şekilleniyor.
Aynı dönemde dünyanın birçok bölgesinde kentlerin daha kontrollü, daha steril ve serbest dolaşan hayvanların daha az görüldüğü yapılara dönüştürülmesi yönündeki politikalar dikkat çekiyor.
Bir başka tarafta biyoteknoloji olağanüstü hızla gelişiyor.
Virüsler, bakteriler, genetik yapı, mutasyonlar, patojenlerin evrimi ve bulaş mekanizmaları dünyanın birçok laboratuvarında araştırılıyor.
Bu çalışmaların büyük çoğunluğunun amacı hastalıkları anlamak, önlemek ve tedavi etmektir.
Fakat biyolojik güvenlik ve laboratuvar kaynaklı riskler de artık modern dünyanın ciddi güvenlik başlıklarından biridir.
Dünya nüfusu 8 milyarı aşmış durumda.
Ve ister istemez bazı rahatsız edici sorular ortaya çıkıyor:
Yapay zekânın insan emeğinin önemli bölümünü devraldığı gelecekte 8–10 milyar insanlık dünya nüfusu nasıl görülecek?
Kedi ve köpeklerin kamusal alandan giderek uzaklaştırılması yalnızca şehircilik ve hayvan popülasyonu politikası mı?
Kedi ve köpeklerin oluşturduğu yırtıcı baskısının azalması kemirgenlerin davranışını veya popülasyonunu nasıl değiştirebilir?
Fareler ve diğer kemirgenlerle ilişkili veba, hantavirüs ve başka zoonotik hastalıklar bu dönüşümün neresinde?
Bütün bu gelişmeler tamamen birbirinden bağımsız mı?
Yoksa insanlığı daha teknolojik, daha kontrollü ve doğadan daha kopuk bir modele taşıyan büyük bir dönüşümün farklı parçalarına mı bakıyoruz?
Bugün bütün bunların tek merkezden planlandığını veya hayvanların ortadan kaldırılmasının yeni bir pandemi hazırlığının parçası olduğunu gösteren bilimsel bir kanıt bulunmuyor.
Bunu özellikle belirtmek gerekiyor.
Ancak kanıtlanmış bir komplo bulunduğunu söylemekle, ortaya çıkan gelişmeler arasındaki olası sonuçları sorgulamak aynı şey değildir.
Bilim zaten bunu yapar.
Bir sistemi değiştirdiğinizde ikinci ve üçüncü dereceden sonuçların ne olabileceğini araştırır.
Çünkü doğada hiçbir canlı tek başına yaşamaz.
KEDİYİ ÇIKARIRSANIZ SADECE KEDİYİ ÇIKARMAZSINIZ
Kediyi denklemden çıkarırsanız yalnızca kediyi çıkarmış olmazsınız.
Köpeği çıkarırsanız yalnızca köpeği çıkarmış olmazsınız.
Av-avcı ilişkilerini değiştirebilirsiniz.
Kemirgenlerin davranışlarını değiştirebilirsiniz.
Kemirgenlerin beslenme ve hareket alanlarını değiştirebilirsiniz.
Pirelerin ve diğer parazitlerin konak ilişkilerini etkileyebilirsiniz.
İnsan-hayvan temas biçimlerini değiştirebilirsiniz.
Ve bütün bunların sonucunda;
HASTALIK EKOLOJİSİNİ DE DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ.
Bu nedenle milyonlarca kedi ve köpeğin yaşam alanlarından kısa sürede uzaklaştırılması veya öldürülmesi yalnızca bir “hayvan politikası” değildir.
Aynı zamanda büyük ölçekli bir ekolojik müdahaledir.
🔬 BİLİM NE SÖYLÜYOR?
40 kırsal yerleşimde gerçekleştirilen bir saha çalışmasında kedi ve köpeklerin birlikte bulunduğu alanlarda zararlı kemirgen aktivitesinin anlamlı biçimde daha düşük olduğu görüldü.
Araştırmacılar bu sonucu yalnızca doğrudan avlanmayla açıklamadı.
Yırtıcıların varlığı kemirgenlerin açık alanlara çıkmasını, beslenmesini ve risk alma davranışını da değiştirebiliyor.
Ekolojide buna:
“LANDSCAPE OF FEAR” — KORKU PEYZAJI
adı veriliyor.
Buradan:
“Kedi ve köpek varsa fare olmaz.”
sonucu çıkarılamaz.
Aynı araştırmada kedi veya köpeğin tek başına bulunmasıyla aynı etkinin gösterilememiş olması da bilimin ne kadar dikkatli yorumlanması gerektiğini ortaya koyuyor.
Fakat çalışma çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
MİLYONLARCA KEDİ VE KÖPEĞİ BİR EKOLOJİK SİSTEMDEN ÇIKARMADAN ÖNCE KEMİRGENLERİN NASIL TEPKİ VERECEĞİNİ HESAPLADINIZ MI?
🦠 VEBA HÂLÂ DOĞADA
Veba Orta Çağ'da kalmış bir hastalık değildir.
Hastalığa:
YERSINIA PESTIS
adlı bakteri neden olur.
Dünya Sağlık Örgütü'nün 29 Eylül 2026 tarihli güncel bilgi notuna göre Yersinia pestis bugün hâlâ küçük memelilerde ve onların pirelerinde doğal olarak bulunuyor.
İnsanlara enfekte pirelerin ısırması, enfekte dokularla temas veya pnömonik vebada solunum parçacıkları yoluyla bulaşabiliyor.
WHO verilerine göre tedavi edilmeyen bubonik vebada ölüm oranı yaklaşık:
%30–60
arasında olabilir.
Tedavi edilmeyen pnömonik ve septisemik veba ise son derece ölümcüldür.
Pnömonik veba ayrıca insandan insana solunum yoluyla bulaşabilen formdur.
Modern antibiyotikler sayesinde erken teşhis edilen veba bugün tedavi edilebilir.
Ama:
TEDAVİ EDİLEBİLMESİ, DOĞADAN YOK OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ.
🧬 VEBA BAKTERİSİ MUTASYONA UĞRAR MI?
Evet.
YERSINIA PESTIS GENETİK OLARAK DEĞİŞMEZ BİR BAKTERİ DEĞİLDİR.
Mutasyona uğrar.
Evrimleşir.
Gen kaybedebilir.
Genetik materyal kazanabilir.
Plazmidler aracılığıyla yeni genetik özellikler edinebilir.
Modern genom araştırmaları Y. pestis'in Yersinia pseudotuberculosis benzeri bir atadan evrimleşirken gen kayıpları, nokta mutasyonları ve yeni plazmidlerin kazanılması gibi değişimlerden geçtiğini gösteriyor.
Daha çarpıcı olan ise şudur:
Doğada antibiyotik direnci kazanmış Yersinia pestis izolatları da bilimsel literatürde belgelenmiştir.
Direnç hem nokta mutasyonları hem de başka bakterilerden genetik materyal taşıyan plazmidlerin kazanılması yoluyla ortaya çıkabilir.
Bunun anlamı:
“Yarın mutasyona uğramış süper veba geliyor.”
değildir.
Bugün böyle bir iddiayı destekleyen kanıt yoktur.
Ama şu cümle tamamen bilimseldir:
BAKTERİLER EVRİMLEŞİR.
Ve bu nedenle zoonotik patojenlerin sürekli izlenmesi gerekir.
⚠️ VEBA VE BİYOLOJİK SİLAH GERÇEĞİ
Bu konuda rahatsız edici fakat gerçek başka bir bilgi daha var.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi CDC, Yersinia pestis'in kasıtlı bir biyolojik saldırıda teorik olarak kullanılabileceğini ve halk sağlığı kurumlarının düşük olasılıklı da olsa böyle bir ihtimale karşı hazırlık yaptığını açıkça belirtiyor.
CDC ayrıca tarihte vebanın biyolojik silah amacıyla kullanılmasına ilişkin örnekler bulunduğunu bildiriyor.
Buradan sonra bakterinin laboratuvarda nasıl geliştirilebileceği, üretilebileceği veya yayılabileceği gibi ayrıntılara girmek gereksiz ve sorumsuz olur.
Bilmemiz gereken halk sağlığı gerçeği yeterlidir:
VEBA DOĞAL BİR ZOONOZDUR.
AMA AYNI ZAMANDA DÜNYANIN BİYOGÜVENLİK KURUMLARININ CİDDİYE ALDIĞI BİR PATOJENDİR.
Bu nedenle kemirgen rezervuarlarını ve hastalık ekolojisini hafife alamazsınız.
🇷🇺 2026: IRKUTSK'TAKİ VEBA ALARMI
Tam bu tartışmalar yapılırken Rusya'nın Sibirya bölgesindeki Irkutsk'tan dikkat çekici bir haber geldi.
Irkutsk Anti-Plague Research Institute'te çalışan 28 yaşındaki bir laboratuvar çalışanı, ağır ve nedeni başlangıçta belirlenemeyen pnömoni sonrasında 2 Ekim 2026'da hayatını kaybetti.
Olay üzerine yaklaşık 200 kişi başlangıçta karantina veya tıbbi gözlem altına alındı.
Veba ihtimali kamuoyunda tartışıldı.
Ancak Rus makamları daha sonra temaslılarda veba tespit edilmediğini bildirdi ve WHO'ya Irkutsk'ta doğrulanmış veba vakası bulunmadığı aktarıldı. Ölümün vebayla bağlantılı olduğuna dair doğrulanmış bir sonuç açıklanmış değil.
Dolayısıyla:
“RUSYA'DA VEBA SALGINI ÇIKTI.”
demek doğru değildir.
Fakat olay bize başka bir şeyi çok güçlü biçimde hatırlatıyor:
2026 YILINDA BİLE YALNIZCA VEBA ŞÜPHESİ YÜZLERCE İNSANIN TAKİP ALTINA ALINMASINA YETİYOR.
Çünkü veba hâlâ ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.
🐀 HANTAVİRÜSÜ UNUTMAYIN
Kemirgenlerle ilişkili diğer ciddi zoonotik tehditlerden biri de:
HANTAVİRÜSLERDİR.
WHO'nun Mayıs 2026 bilgi notuna göre hantavirüsler doğal olarak kemirgenleri enfekte eder.
İnsanlar çoğunlukla enfekte kemirgenlerin:
idrarı,
dışkısı,
salyası
ve bunlarla kirlenmiş materyallerle temas sonucunda enfekte olur.
Hantavirüs enfeksiyonları ağır hastalıklara ve ölüme neden olabilir.
Amerika kıtasında görülen Hantavirus Cardiopulmonary Syndrome — HCPS vakalarında ölüm oranı virüse ve salgına bağlı olarak:
%50'YE KADAR
ulaşabilir.
Dolayısıyla hantavirüs sıradan bir “fare hastalığı” değildir.
🧬 HANTAVİRÜSLER DE MUTASYONA UĞRAR
Hantavirüsler RNA virüsleridir.
RNA virüsleri genetik değişiklik geçirir.
Fakat hantavirüslerde başka önemli bir özellik daha vardır:
Genomları üç segmentten oluşur.
Bu nedenle uygun koşullarda farklı hantavirüs varyantları arasında:
REASSORTMENT
yani genom segmentlerinin yeniden eşleşmesi gerçekleşebilir.
Bilimsel literatürde bunun doğal hantavirüs evriminde gerçekleştiğine ilişkin çok sayıda örnek bulunmaktadır.
Araştırmalar reassortment olaylarının hantavirüs çeşitliliğine katkıda bulunduğunu ve bazı durumlarda konak değiştirme süreçlerinde rol oynayabileceğini gösteriyor.
Ama yine bilimsel sınırı çizelim:
“HANTAVİRÜS MUTASYONA UĞRAYIP YARIN COVID-19 GİBİ OLACAK.”
diyemeyiz.
Bugün böyle bir gelişmenin gerçekleşmek üzere olduğuna dair kanıt yoktur.
Fakat:
“HANTAVİRÜSLER İNSANDAN İNSANA ASLA BULAŞAMAZ.”
demek de doğru değildir.
🧬 ANDES HANTAVİRÜSÜ İNSANDAN İNSANA BULAŞABİLİYOR
Andes virüsü bunun en önemli örneğidir.
CDC, Andes virüsünün insandan insana geçtiği bilinen hantavirüs olduğunu açıkça belirtiyor.
Bu bulaş nadirdir ve genellikle hasta kişiyle yakın temas gerektirir.
WHO da 2026 bilgi notunda Andes virüsünde temaslılar arasında sınırlı insan-insan bulaşının belgelenmiş olduğunu bildiriyor.
Bu SARS-CoV-2 gibi kolay ve sürekli toplumsal bulaş değildir.
Ama bilim açısından çok önemli bir şey göstermektedir:
HANTAVİRÜSLERDE İNSANDAN İNSANA BULAŞ BARİYERİ MUTLAK DEĞİLDİR.
Virüsler evrimleşebilir.
Bakteriler evrimleşebilir.
Konak ilişkileri değişebilir.
Ekosistemler değişebilir.
İnsan-hayvan temas biçimleri değişebilir.
Bu yüzden yapılması gereken panik üretmek değil;
SÜRVEYANS YAPMAK,
BİLİMSEL İHTİYATI KORUMAK
ve
EKOLOJİK DENGEYİ GEREKSİZ YERE BOZMAMAKTIR.
TÜRKİYE DE BU DENKLEMİN DIŞINDA DEĞİL
Türkiye açısından hantavirüs yalnızca yabancı ülkelerle ilgili teorik bir hastalık değildir.
Batı Karadeniz bölgesinde 2009 yılında laboratuvarla doğrulanmış hantavirüs vakaları bildirilmiştir.
Türkiye'deki kemirgen popülasyonlarında da çeşitli ortohantavirüslerin varlığına ilişkin bilimsel bulgular bulunmaktadır.
Bu:
“Türkiye'de şu anda hantavirüs salgını var.”
anlamına gelmez.
Ama şu anlama gelir:
KEMİRGEN KAYNAKLI ZOONOZLAR TÜRKİYE İÇİN DE GERÇEK BİR HALK SAĞLIĞI KONUSUDUR.
PEKİ ÇÖZÜM NEDEN KATLİAM OLSUN?
İşte meselenin en önemli yerine geliyoruz.
Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarla mücadele etmenin bilimsel yolu:
HAYVANLARI KİTLESEL BİÇİMDE ÖLDÜRMEK DEĞİLDİR.
Dünya Sağlık Örgütü kuduz konusunda bunu açıkça söylüyor:
SERBEST DOLAŞAN KÖPEKLERİ ÖLDÜRMEK KUDUZ KONTROLÜNDE ETKİLİ DEĞİLDİR.
WHO'ya göre insan kuduzunu önlemenin en maliyet-etkin yollarından biri köpeklerin kitlesel olarak aşılanmasıdır.
WHO ayrıca yalnızca köpekleri ortadan kaldırmanın köpek popülasyonu yoğunluğu veya kuduz yayılımı üzerinde anlamlı bir etki oluşturduğuna dair kanıt bulunmadığını belirtiyor.
Çözüm:
Kısırlaştırmaktır.
Aşılamaktır.
Kayıt altına almaktır.
Sahiplendirmektir.
Terk etmeyi önlemektir.
Kontrolsüz üretimi engellemektir.
Veteriner sağlık sistemini güçlendirmektir.
Atıkları doğru yönetmektir.
Kemirgenleri izlemektir.
Zoonotik hastalıkları takip etmektir.
BUNUN ADI ONE HEALTH — TEK SAĞLIK'TIR.
İnsan sağlığı.
Hayvan sağlığı.
Çevre sağlığı.
Birbirinden ayrı değildir.
🌍 PEKİ BATI NEDEN KEDİSİZ VE KÖPEKSİZ SOKAKLAR İSTİYOR?
Bu soruyu da doğru biçimde sormak gerekir.
“Batı” adı altında bütün ülkelerin üzerinde anlaşılmış:
“ŞEHİRLERDE KEDİ VE KÖPEK OLMAMALIDIR.”
şeklinde tek bir politika bulunmamaktadır.
Birçok Avrupa ve Kuzey Amerika ülkesinde serbest dolaşan köpeklerin az görünmesinin arkasında onlarca yıldır oluşturulan;
sorumlu sahiplik,
kayıt,
kısırlaştırma,
veteriner hizmetleri,
terk etmeye yönelik yaptırımlar,
sahiplendirme,
kontrollü üretim,
barınak sistemleri
ve atık yönetimi bulunuyor.
O zaman Türkiye açısından sorulması gereken soru şudur:
BATI'DAKİ MODELİN SADECE “SOKAKTA KÖPEK YOK” FOTOĞRAFINI MI KOPYALIYORUZ?
Yoksa o fotoğrafın arkasındaki bütün sistemi de mi kuruyoruz?
Daha önemlisi:
Türkiye'nin kendine özgü şehir ekolojisi gerçekten araştırıldı mı?
Türkiye'nin iklimi aynı mı?
Atık sistemi aynı mı?
Kemirgen türleri ve yoğunlukları aynı mı?
Kent dokusu aynı mı?
Kedi ve köpeklerle yüzyıllar içinde oluşmuş ilişki aynı mı?
Değil.
Öyleyse başka coğrafyalarda ortaya çıkmış bir şehir modelinin Türkiye'de aynı ekolojik sonucu vereceğini otomatik olarak varsayamayız.
DAHA RAHATSIZ EDİCİ SORUYA GERİ DÖNELİM
Yapay zekâ olağanüstü hızla gelişiyor.
Biyoteknoloji gelişiyor.
Genetik araştırmalar gelişiyor.
Şehirler giderek daha kontrollü hale geliyor.
Sokaktaki hayvanların azaltılması konuşuluyor.
Dünya nüfusu 8 milyarı geçmiş durumda.
Bütün bunlar arasında planlanmış bir bağlantı bulunduğunu gösteren kanıtımız yok.
Ancak insanlığın geleceğine ilişkin şu soruları sormak meşrudur:
Yapay zekânın üretimin büyük bölümünü üstlendiği bir dünyada insan emeğinin değeri nasıl değişecek?
8–10 milyarlık dünya nüfusuna geleceğin ekonomik sistemi nasıl bakacak?
İnsanların, hayvanların ve doğal yaşamın giderek daha fazla kontrol altında tutulduğu kent modelleri neden tercih ediliyor?
Doğadan kopuk, tamamen yönetilen bir şehir modeli gerçekten insanlık için daha güvenli mi?
Yoksa doğayla kurduğumuz bağları kopararak hiç hesaplamadığımız yeni riskler mi yaratıyoruz?
Bu soruların cevaplarını bilmiyoruz.
Ama bilmiyor olmamız;
DOĞAYA GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN MÜDAHALELER YAPMAMIZ İÇİN GEREKÇE DEĞİLDİR.
Tam tersine.
İhtiyat gerektirir.
KATLİAM YERİNE BİLİM
Şunu söylemiyorum:
“KEDİ VE KÖPEKLERİ ÖLDÜRÜRSENİZ KESİN VEBA SALGINI ÇIKAR.”
Bilim böyle bir sonuç vermiyor.
Şunu da söylemiyorum:
“BİRİLERİ KEDİ VE KÖPEKLERİ YOK EDEREK BİLİNÇLİ BİÇİMDE YENİ PANDEMİ HAZIRLIYOR.”
Bunu gösterecek kanıt bulunmuyor.
Ama şunu sonuna kadar soruyorum:
KEDİ VE KÖPEKLERİ KİTLESEL BİÇİMDE ORTADAN KALDIRMADAN ÖNCE BUNUN SONUÇLARINI HESAPLADINIZ MI?
Kemirgen popülasyonlarını araştırdınız mı?
Kemirgen davranışlarını modellediniz mi?
Veba riskini değerlendirdiniz mi?
Hantavirüsü değerlendirdiniz mi?
Leptospirozu değerlendirdiniz mi?
Pireleri ve diğer vektörleri değerlendirdiniz mi?
İnsan-kemirgen temasındaki olası değişimi incelediniz mi?
Boşalan ekolojik nişi hangi canlıların dolduracağını araştırdınız mı?
Türkiye çapında gerçek bir:
ONE HEALTH ETKİ ANALİZİ
yaptınız mı?
Bunlar yapılmadıysa;
MİLYONLARCA CANLININ HAYATI VE BİR ÜLKENİN EKOLOJİSİ ÜZERİNDE GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR DENEY YAPMAYIN.
DOĞA BOŞLUK SEVMEZ
Bir popülasyonu ortadan kaldırdığınızda alan sonsuza kadar boş kalmaz.
Başka canlılar gelir.
Başka popülasyonlar büyür.
Av-avcı dengeleri yeniden kurulur.
Bazen yeni problemler ortaya çıkar.
Kedi ve köpekleri ortadan kaldırmak;
çöp sorununu çözmez.
Atık yönetimini çözmez.
Kontrolsüz üretimi çözmez.
Hayvan terkini çözmez.
Kemirgen sorununu otomatik olarak çözmez.
Zoonozları ortadan kaldırmaz.
Dolayısıyla:
SORUNU ÖLDÜREREK DEĞİL, YÖNETEREK ÇÖZÜN.
DOĞAYI KORUYUN
Doğayı korumak yalnızca ormanları korumak değildir.
Yalnızca denizleri korumak değildir.
Yalnızca “sevimli” bulduğumuz hayvanları korumak değildir.
Doğayı korumak;
insanı,
kediyi,
köpeği,
kuşu,
kemirgeni,
böceği,
toprağı,
suyu
ve bunların arasındaki milyonlarca ilişkiyi birlikte korumaktır.
Bir canlıyı sevmek zorunda değilsiniz.
Ama onun ekosistemdeki yerini anlamadan onu ortadan kaldırmaya kalkamazsınız.
Çünkü doğa insanın masa başında çizdiği cetvele göre çalışmaz.
KEDİLERİ VE KÖPEKLERİ KATLETMEYİN
Kısırlaştırın.
Aşılayın.
Tedavi edin.
Kayıt altına alın.
Sahiplendirin.
Terk etmeyi önleyin.
Kontrolsüz üretimi engelleyin.
Atıkları yönetin.
Kemirgenleri takip edin.
Zoonozları izleyin.
Bilimsel popülasyon yönetimi uygulayın.
Ama sağlıklı hayvanların topluca öldürülmesini normal bir kamu politikası haline getirmeyin.
KİTLESEL KIYIMI “ÇÖZÜM” DİYE SUNMAYIN.
Ve ahlaki, vicdani anlamıyla söylüyorum:
HAYVANLARA SOYKIRIM YAPMAYIN.
Buradaki “soykırım” ifadesi hukuki bir sınıflandırma olarak değil;
hayvanların kitlesel ve sistematik biçimde yok edilmesine karşı vicdani bir itiraz olarak kullanılmaktadır.
Çünkü yaşamın değeri yalnızca insana ait değildir.
SONUÇ
Veba hâlâ doğada.
Yersinia pestis evrimleşebilen bir bakteri.
Hantavirüsler hâlâ kemirgenlerde dolaşıyor.
Hantavirüsler genetik olarak değişebiliyor.
Andes hantavirüsünde sınırlı insandan insana bulaş zaten belgelenmiş durumda.
Kedi ve köpeklerin bazı ekosistemlerde kemirgenlerin davranışlarını değiştirebildiğine ilişkin bilimsel bulgular var.
Ve insan bütün bunların dışında değil.
İNSAN DA DOĞANIN İÇİNDE.
Bu nedenle hayvanları korumak yalnızca merhamet meselesi değildir.
Ekoloji meselesidir.
Halk sağlığı meselesidir.
Bilim meselesidir.
Gelecek meselesidir.
Ve elimizde bütün sonuçları önceden hesaplanmış sağlam bilimsel veriler yokken milyonlarca hayvanı sistemden çıkarmak;
BİLİMSEL İHTİYATLA BAĞDAŞMAZ.
Bugün “fazlalık” diyerek ortadan kaldırdığınız bir canlının yarın hangi ekolojik boşluğu bırakacağını bilmiyorsunuz.
O yüzden:
KATLİAM ÇÖZÜM DEĞİLDİR.
DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYIN.
DOĞAYI KORUYUN.
HAYVANLARI YAŞATIN.
İnsanı korumak istiyorsanız doğayı koruyun.
Doğayı korumak istiyorsanız hayvanları koruyun.
Çünkü insan doğanın sahibi değildir.
İNSAN DA BU ZİNCİRİN SADECE BİR HALKASIDIR.
TEK SAĞLIK: İNSANI, HAYVANI VE DOĞAYI BİRLİKTE KORUMAKTIR.
#MerhametKazanacak
#saldırı
#Pandemi
İngiltere’de bir sokak köpeğini polisin şok tabancası ile vurması büyük tepki gördü.
Yüzbinlerce tepki mesajı yağdı. Polis barbarlıkla suçlandı.
İngiltere’de diğer Kuzey Avrupa ülkelerinde olduğu gibi sokak köpekleri az. Olduğunda bir süre sonra toplanıp barınaklara konup sahiplendirme yapılıyor.
Lakin Londra gibi şehirleri kocaman fareleriyle meşhur. (Kedi de az.)
On beş bin kadar tilki ise Londra’da şehirde yaşıyor. (Fare avlarlar ama yetersiz.)
Ülke genelinde 150 bin şehir tilkisi var.
Alın size medeniyet!
Bozdur bozdur harca.
Kurban olduğum Balkanları, Osmanlı kültür mirası…
Hayvan dostu henüz vizesi olmayan balkan ülkelerine seyahat ediniz, Yunanistan adaları kapıda vize ile zaten bir seçenek ama daha farklı alternatifler de var.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak
Uruguay!
Hayvan hakları ve merhamet insanlığın olduğu her yerde gerçek ve samimi bir konudur.
Güsoder ve hayvan düşmanlığı ise bir grup dünyayı sömüren zevzeğin, yereldeki işbirlikçileri ile ülkeleri karıştırmak, kutuplaştırmak ve istikrarsızlaştırmak için tasarlanan taşeron, karanlık bir operasyondur!
Hedefinde sadece hayvanlar değil, devlet ve millet vardır.
#HayvanHakları
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak