Kayyumun saraya hizmet için yaptığı zulmü görün! ADALETİNİZ BATSIN!
Yılların “CHP’lisiyiz” diyenler, bugün genel merkezde partililerine biber gazı sıktırıp jop vurduruyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları yaptığınızı görün! YAZIKLAR OLSUN.
#SahipÇıkıyoruz@eczozgurozel
Her şey çok güzel olacak tarih bu yapılanları unutmayacak bildiğim tek bir şey var bu yapılanlar başkaların koltuğu içindir başka bir şey değildir #ChpBaşkanıÖzeldir
Baba ocağımıza giden bütün yolları barikatlarla da kesseniz; biber gazı, tazyikli su da sıksanız; buradayız; tarihin doğru tarafındayız; Genel Başkanımız Özgür Özel’in yanındayız.
Şimdi anladınız CHP neden yıllarca iktidar olamamış?
CHP iktidarı için değil...
Kendi koltuğu için var olduğunu ispatladı...
Hep sağa hizmet etti...
Danışmanları sağcı...
En yıkanındakiler sağcı...
6'lı masası sağcı...
Halk yeter git dedi...
Kurultayı kaybetti...
İktidara hizmet etmeye başladı...
Hak hukuk adalet diye yollara düştü...
İnanmadığı güvenmediği adaletin sunduğu koltuğa oturmak için video yayınladı...
Ben hazırım dedi..
Hakketmediği koltuğa koştu...
Yıllarca halk peşinde koştu...
Herkesi hayal kırkılığına bir daha uğrattı...
İnanmıştık...
Güvenmiştik...
Ne çok yanılmışız...
Büyük bir pişmanlık içindeyim...
Ona oy verdiğim için...
Desteklediğim için...
Bütün Türkiye'den özür diliyorum...
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.