Bir Veli olarak benim kızımı iki erkeğin arasına oturtacaksın ve ben buna ses çıkartmayacağım öyle mi?
Siz Harem-Selamlık düzenini ihlal etmek dışında bu milletin yaşam düzenine müdahale etmiş oluyorsunuz.
O kızı zorla iki erkeğin arasına oturtmuş olmakla basbayağı, benim kızımın tercihini ihlal etmiş oluyorsunuz.
Tabii ki bu cümle, oturma düzenine orada müdahale edilmiş olma durumunda geçerlilik kazanır.
Ancal buradaki gençleri, bu salona serbest bir şekilde bırakmış olsalardı bu gençler, kesinlikle böyle oturmazlardı.
Özellikle bir erkek bir kız, bir erkek bir kız şekilde oturtulduğu ihtimali mevcutken ve biz böyle bir ortama sonradan geldik, o ortama müdahale edemedik şeklinde en azından bir beyan beklenirken Diyanetin böyle bir açıklama yapması İslami Harem-Selamlık düzeninin ihlali açısından son derece tedirgin edici bir durumdur.
Bir de cemaatlerin kontrolü Diyanete verilsin deniyor. Bu Diyanet bu inancıyla, cemaatleri kontrol etmeye kalkarsa, tüm cemaatlerdeki Harem-Selamlık düzenine şu ekrandaki oturma düzenini ya da buna benzer zihniyeti getirirse her taraf kadın erkek karışık toplantılarla dolmayacak mı?
Kadın erkek karışık toplantılarda tanışmalar, yakınlaşmalar olmuyor mu, devamında ileri gitmeler olmuyor mu?
Kadın erkek aldatmaların bir numaralı sebebi önce bu çiftlerin birbirleriyle tanışması değil mi?
Tanışan kişiler birbirlerini beğendikten sonra daha ileri gitmiyorlar mı?
Eşlerini aldatan yüz binlerce çiftler, aldattıkları kişilerle önce tanışmıyorlar mı?
Bu tür ortamlar tanışmalara imkan sunmuyor mu?
Yoksa çiftler birbirlerini sokakta görür görmez mi aldatıyorlar?
Bu aldatma sürecine, hiçbir şekilde tanışmadan mı giriyorlar?
Peki bu ortamlar tanışmaların kolaylaştırıldığı ortamlar değil mi?
Bunlar biline biline bu şekilde tutumlar nasıl sergilenilebiliyor?
Bir de Diyanet, İslam'ın Harem-Selamlık düzenini ihlal ettiği şu toplantıyı marifetmiş gibi nasıl paylaşabiliyor
Kaç gündür en az binlerce kişi, bu konudaki üzüntülerini dile getiriyor. Toplumun bu konudaki üzüntülerini dikkate almadan, adeta binlerce insanı umursamadan böyle bir paylaşım toplumun önceliklerine karşı kayıtsızlık olmuyor mu?
Yaşadığı toplumun önceliklerine kayıtsız kalına kalına Diyanet bu topluma nasıl hizmet edecek?
En az binlerce kişinin bu konuda üzüntülerini ifade etmesine rağmen Diyanetin bunu paylaşması, sizin hassasiyetleriniz benim umrumda değil demek olmuyor mu?
Kazara benim çocuğumu böyle bir toplantıya dahil etseler, bunu yapanlar hakkında her türlü yasal hakkımı kullanırdım.
Çocuklarını o şekilde oturttuğunuz ailelerden, özellikle kız çocukların velilerinden izin aldınız mı?
Bu milletin çocuklarını, neye dayanarak bir erkek bir kız, bir erkek bir kız şeklinde oturttunuz. Bu oturma düzenini, üstelik bir de paylaşmak suretiyle siz bilerek mi yapmış oldunuz?
Bunu yaparak neyi hedefliyorsunuz?
Benim kızımı ya da oğlumu bir erkek bir kız, bir erkek bir kız bir şekilde oturtan kişilerden meşru zeminde her türlü bunun hesabını sorardım.
Çocukların yaşları her ne kadar reşit de olsa bu oturma düzeni velilere sorulmuş olsaydı velilerin en az yarıdan fazlası buna kesinlikle karşı çıkacaklardı?
Ya da oradaki gençlere de sorulmuş olsaydı onlar da bu oturma düzenine şiddetle karşı çıkacaklardı?
Bu oturma düzeninin bu şekilde tespit ederek, bunun üzerine bu yetmiyormuş gibi yaptığımız çok doğru şey dercesine bir de bunu binlerce kişinin itirazına rağmen paylaşarak hedeflediğiniz şey nedir?
Kaç gündür sosyal medyada en az binlerce kişi bu oturma düzenini eleştirdikten sonra siz, bir de bunu paylaşmakla, toplumda başka bir şeyin yerleştirmeye çalışıyorsunuz?
@abakingurlek@RTErdogan sayan bakan türkiyede ki yasal bahis sitelerinde slot ve casino oyunlar oynanıyor bunlar içinde gereken yapılacak mı? türkiye halkının huzuru için?
Burada açık bir çelişki yok mu?
Neden mi bahsediyorum?
Hoca hanımın kendisi, sadece tek bir ayetten hüküm çıkarılmaz diye vurgulu bir şekilde konuşuyor. Daha sonra yine kendisi, sadece tek bir olay olan Hz Yusuf AS kıssasından evli kadının zina teşebbüsünü yumuşatıcı bir tevil yapmış oluyor ki bu tevil doğru bir tevil değildir.
Bu konuda ben yanlış mı düşünüyorum?
Hoca hanımın bu tevilinden evli kadının zina teşebbüsü hafifletilmiş, masumlaştırılmış, yumuşatılmış olmuyor mu?
Bu bağlamda bu ayetlerden asıl hedef Hz Yusuf AS'ın haramdan nasıl uzak durduğunu ve Züleyhanın, harama yani Hz Yusuf AS'a bakmakla ne kadar büyük hataya düşmek üzere olduğunu bize verir.
Yoksa buradan evli kadının zina teşebbüsünü Kur'an-ı Kerim masumlaştırdı sonucu çıkmaz.
Halbuki devamında da hoca hanım kendi tevilini temellendirmek için evli kadın olan Züleyha'nın, harama teşebbüsünü Kuran aşağılamıyor diye örnek veriyor.
Halbuki İslam, evli zina yapanın cezasının ölüm olduğuna hükmetmekle, bunun ne kadar kötü bir şey olduğunu bundan başka birçok yerde vurgulamış olmuyor mu?
İşte burada da hoca hanım Kurandan tek bir ayetle hüküm çıkarılmaz diye kendi uyarısının tersine hareket etmiş olmuyor mu?
Sadece bu kıssayla Kuran, bu fiili ayıplamadı diyerek evli kadının zina teşebbüsünü yumuşatmış olmuyor mu?
Halbuki Kuran zinayı defalarca vurguluyor hatta evlinin zinasının daha şiddetli olduğunu üzerine basa basa söylüyor.
Sadece bu kıssada söylenmemişse evli bir kadının zina teşebbüsü yumuşatılarak, masum gösterilerek aktarılabilir mi?
Ki Hoca Hanımın söylediği bu görüş, Mustafa Sabri Efendi, Zahidül Kevseri gibi büyük Osmanlı Ulemasının küfrüne hükmettiği Musa Carullah denilen reformist kişiye aittir.
Hoca hanım inşallah ağzından çıkan bu sözlerin inananı değildir.
Zira Musa Carullah bu sözünde ve Cehennem ebedi değildir, Nüzulü İsa yoktur, kuzey bölgelerinde yatsı namazı kılınmaz vs gibi daha başka birçok sözünde Allahu Teala'ya iftirada bulunan ve zındıklığına hükmedilen bir kişidir.
Az önce dediğimiz gibi İnşallah hoca hanım kendi söylediği bu kanaatlere inanmıyordur.
Hoca hanım hakkında böyle temennide bulunuyoruz ama hoca hanım Diyanet İşleri Başkanlığının bile açıklama yaptığı kaldığı, Kuran Allah kelamı değildir diye Cenab-ı Hakka ve Efendimiz SAV'e iftira atan Mustafa Öztürke de hocam hitabında bulunup yazısını tavsiye etmişti.
Hoca hanımın Musa carullah gibi Mustafa Öztürk gibi böyle reformistlerle ne tür bir yakınlığı olabilir ki.
Ayrıca buradaki konu Hz Yusuf AS'ın sadaketi ve bir kadının harama bakma meselesi olduğu için Kur'an-ı Kerim sadece ona dikkat çekiyor, Züleyhayı ayıplama hususuna hiç girmiyor bile çünkü konu bu değildir.
Buna örnek olarak mesela Ashab-ı Kehf kıssasını düşünün.
Ashab-ı Kehf kıssasında geçen 7 kişiyi Roma imparatoru Diocletianus, sığındıkları mağaraya kapatıp, mağaranın önünü taşlarla tıkamak suretiyle onların orada açlık çeke çeke ölmesini hedeflemişti.
Şimdi bu kıssanın peşinde Cenab-ı Hak, biz, Diocletianusu kahrettik onu helak ettik diye açıklama yapmıyor.
Bu durumda biz Cenab-ı Hak Diocletianusa hiçbir ceza vermedi onu yaptığı ile baş başa bıraktı sonucunu çıkarmamız ne derece doğrudur.
Ama kur'an-ı Kerim ayetine baktığınızda Ashab-ı Kehf kıssasında Diocletianusun azaba düçar olduğuna ilişkin açıklama yok, Şimdi biz Cenab-ı Hak Diocletianusu affetti diyebilir miyiz.
Çünkü buradaki kıssa, Ashab-ı Kehfin o mağarada 300 yıl nasıl uyutulduğu meselesidir.
Diocletianusun azaba düşürülmemesi gibi bir ifade yoksa Diocletianus Allah tarafından hiçbir şekilde cezalandırılmadığı sonucu çıkartılabilir mi?
Tıpkı bu örnekte olduğu gibi Hz Yusuf AS, Züleyha kıssasında Allah Züleyhanın bu fiilini ayıplamadıysa bu fiil masumlaştırılabilir mi?
Kuran ve ve Hadislerde zinanın ne kadar ağır bir suç olduğu ve belki de yüzlerce kez vurguladığı halde, üstelik bir de evlinin zinası bu tekil misalle ve asıl konusu ve vurgusu bu olmayan örnekle yumuşatılma sonucu çıkarılabilir mi?
@yavuzagiraliog istanbulu soyan turist ekrem yalanoğlunun çaldığı soyduğu istanbul hakkında bir eleştiri konuşman oldu mu ? başörtüsüne islama kinin nefretini belli ettin sana gram güvenilmez!