Daha önce hiç Arapça öğrenmemiş olan arkadaşlar, afişte ve kayıt formunda yazanlar size yabancı geliyor ve bir anlam ifade etmiyorsa şöyle anlatayım, Arapça metin okumak gibi bir gayeniz varsa kursumuz sizin için biçilmiş kaftandır. Gerisi teferruat. Kuran okuyabiliyorsanız azim ve gayret dışında bir şeye ihtiyacınız yok.
Cübbeli meselesini tasavvufa karşı eleştiriler çerçevesinde ele almak, meselenin ciddiyetini gölgede bırakmakla eş değer. Evet, tasavvufta tartışmalı usuller vardır ve bu tartışmalar, bu usullerde ümmetin icmaının olmadığını bize gösterir. Dolayısıyla bunların öznel bir terbiye metodu olarak red veya kabulü, kişilerin ve grupların kendini bağlar. Ancak Cübbeli'nin son hezeyanları, meseleyi başka bir boyuta taşıyor; mesele tartışmalı bir metodda ısrar etmekten ibaret değil; adam bu metodu mutlaklaştırmaya çalışarak kendine sorgulanamaz ve denetlenemez bir alan açmaya çalışıyor. Kalabalıkları, kendi gördüğünü iddia ettiği rüyalarla sevk ü idare etmeye çalışıyor. Bu, kesinlikle karşı çıkılması gereken bir tavırdır. Bâtınîliğin âlâsıdır. Evvelden beri, "şeyhlerimiz kitaplarına aldıysa sahihtir" gibi zırvalarla hadis usulünü tarümar etmekle maruf adam, şimdi açık şekilde akideyi tarümar etmeye çalışıyor. Gidişat hayra değil. Bu, başka bir seviye. Buradaki tartışmayı tasavvuf tartışmasından veya avamî seviyede cereyan edegelen sofi-selefi çekişmesinden ibaret görmemek gerek.
Yeni videomuz yayında!
Macbook kullanıcıları için Windows kurulumu ve Şamile programının çalıştırılmasına dair sizlerden gelen soruları yanıtsız bırakmadık. Artık macOS'ta da Şamile’yi sorunsuz bir şekilde kullanabilir ve Şâmile rehberi serimizi takip edebilirsiniz.
Video linki: https://t.co/zEHFKSxaFU
Şiîlik mevzusunda mesele nedir?
1. Mesele Şia’nın Kerbela söylemi ile de ilişkili olarak sürekli bir iç iktidar kavgası yürütmesi, küfrü Ebû Cehil, cihadı Bedir-Uhud üzerinden değil, Yezid ve Kerbela üzerinden okumasıdır. Bu, Şia’yı İslam dünyasına karşı sürekli bir duruş içinde tutmaktadır.
Şia, Nûreddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin-i Eyyûbî gibi bütün Müslümanların takdirini kazanmış fatihlerin cihadını dahi küçümsemekte ve onları gözden düşürmek için çaba göstermektedir.
Şia, bu yönde oluşturduğu literatürle oryantalizm için sürekli kaynak üretme mekanizmasına dönüşmüştür.
2. Mesele, Şiî ulemanın hiyerarşik bir düzen içinde, Şiîliği yaymayı en kutsal görev bilmesi, cihadı aslında Şiîliği yayma olarak tasavvur etmesi ve bunu bir stratejiye dönüştürmüş olmasıdır. Onların bu tutumu, nihayetinde Şiî bir devleti, etraftaki Müslüman devletlerle çatışmaya sürüklediği gibi, dış güçlerle iş birliğine de götürmektedir.
3. Mesele, Şia’nın herhangi bir savaşa giriştiğinde onun propaganda kolunun sıkılan her kurşunu Şiîliği yaymak için fırsata dönüştürmesidir. Özellikle İran devriminden sonra, devrimin iç ve dış faaliyetlerinin nihayetinde Şiîlik propagandasına evirilmesidir. Böylece İslâmî motivasyon kaynağı olması beklenen devrimin Müslümanlar içi motivasyon çekişmesine dönüşmesidir.
4. Mesele, İran devriminden sonra Ali Şeriatî’nin İran’da belki sakıncalı bulunan ve bazı akademik çevrelerce çok önemsenen II. Dünya Savaşı sonrası postmodern Fransız akımlarının etkisindeki sosyoloji ile ilgili eserlerinin dahi Şiîliği yayma stratejisine alet edilmesidir.
5. Mesele, İran devriminden sonra Türkiye örneğinde Şia’nın işine geldiğinde Üstad Bediüzzaman gibi, itidal ehli İslam alemlerinin dahi, Türkiye’de Davet dergisi örneğinde olduğu gibi Şiîlik propagandası için kullanılmasıdır.
6. Mesele, İran devriminden sonra Türkiye örneğinde, Şia’nın işine geldiğinde Şeyh Said gibi şiddetli bir Şia karşıtının dahi, Tevhid dergisi örneğinde olduğu gibi, Şia propagandasına alet edilmesidir.
7. Mesele, hâlihazırdaki İran etkisindeki zihinlerin; Şiî olmayan veya Şia’ya net bir şekilde hizmet etmeyen hiçbir yapıyı İslâmî hareket kabul etmemesidir. Dolayısıyla niteliği ne olursa olsun Ehl-i Sünnet vurgusu yapsın yapmasın, Sünni dünyadaki bütün İslâmî hareketleri Amerikancı hareketler olarak nitelendirmesidir.
8. Mesele, tarih boyunca “vahdet”ten söz eden her yapının nihayetinde Şiîliği yayma stratejisine alet olması, eğer bu bir camia ise fertlerini bir bir Şiîliğe kaptırması ve Şiîleşen fertlerin nihayetinde onunla yollarını ayırmaları, Şia genel cemaatine katılmalarıdır.
Şiî ulema, “vahdet” söylemini bu bilinçle dillendirmekte, özde Sünni yapıların içine sirayet için kullanmaktadır.
9. Mesele, Şia’nın yoğun tarihsel duygular ve sağlam bir felsefi alt yapıyla Müslümanların cahillerini, gençlerini kolay Şiîleştirmesi ama onları dindar tutmak için yeterli cemaatsel bağı kuramadığında, oluşturduğu duygu ortamıyla da ilişkili olarak, fasıklığa yöneltmesidir. Bu konudaki örnekler kahredici boyuttadır.
10. Mesele, Şia’nın felsefeyle ilişkili olarak sürekli bir iç çekişme yaşaması ve nihayetinde çizgi dışı mezhepler bir yana Dürzilik, Bahailik gibi gerek tarihte gerek günümüzde yeni dinler üretmesidir. Hakikatte Şia, İslam dünyasına karşı oluşturduğu tutumla tarih boyunca İslam’dan çıkışın kapısına dönüşmüştür. Günümüz dünyasında Alevi olma iddiasındaki kimi yapıların “Biz, Müslüman değiliz!” şeklindeki tutumları bir istisna değildir. Tarihte Lübnan Dürzileri de Papalığa başvurarak biz Müslüman değiliz, dedikleri gibi bugünkü Suriye Dürzileri de biz Müslüman değiliz, diyorlar.
Bir tarafında sadece zulümle değil, Rusya ile savaşın da yer aldığı Suriye meselesi, tekfirciliği yaymak için bir fırsata dönüştürüldüğünde gençlerimizi tekfirci yapılardan korumak için nasıl uğraştıysak bugün de İran-ABD-israil savaşı, Şiiliği yaymak için bir fırsata dönüştürülüyorsa bize düşen gençlerimizi bu tuzaktan korumak için uğraşmaktır.
Bunu yapmak mezhepçilik değil, mezhep propagandasından korunmaktır. Ehl-i Sünnet çizgisinin hem akide hem tarihsel serüven olarak anlaşılması, özellikle bu tür dönemlerde zorunluluk arz etmektedir.
Meselenin özü budur.
شهادة للتاريخ
.
موقف #الخامنئي ومليشياته من المقاومة العراقية
:
فور احتلال الأمريكان للعراق ٢٠٠٣ اندلعت المقاومة العراقية في المحافظات السنّية، وغني عن التذكير معارك #الفلوجة الكبرى مع الجيش الأمريكي والتي كانت تسانده علنا المليشيات الشيعية ذات (التوجه الديني) والتي ترتبط كلها بإيران.
.
فتاوى المراجع كانت تحرّم مقاومة المحتل، وقد كانت تنسق مع بريمر لبناء دولة بمواصفات (أمريكية إيرانية) والتي ضمت أقطاب حزب الدعوة (الإسلامية) كالمالكي وغيره، و المجلس الأعلى للثروة (الإسلامية) الحكيم وهادي العامري الذين كانوا يقاتلون مع الحرس الثوري أيام الحرب الع��اقية الإيرانية، وكل هذا موثق ومعلوم.
.
بينما كانت المقاومة العراقية مشغولة 100٪ بمعاركها مع المحتل ولم تلتفت إلى السلطة وكيف تتشكل، ولا حتى إلى بناء ��لجيش الجديد وأجهزة الأمن ..الخ
.
وكانت لا تلتفت إلى الاستفزازات الطائفية،
.
لكن حينما بدأت المليشيات الشيعية باقتحام مناطق السنّة جنبا إلى جنب مع المارينز الأمريكي، وأذكر ما كتبه بعضهم على جدران الفلوجة عقب المعركة الثانية (اليوم أرضكم وغدا عرضكم) أدركت المقاومة أنها تواجه مشروعين متحالفين ومعاديين للعراق: مشروع الاحتلال الأمريكي، ومشروع تصدير الثورة الإيراني.
.
كان رأي كثير من القيادات السنية أن نفتح خطوطا مباشرة وغير مباشرة للحوار مع الطرف الإيراني، محاولين إقناعه أنه ليس من مصلحة إيران ولا المنطقة كلها ضرب المقاومة العراقية في الظهر، لأن هذا معناه استفحال الخطر الأمريكي الذي سيسحق المنطقة كلها، ولكن الإجابات كلها كانت صادمة، وسأضرب بعض الأمثلة
:
1- لقاء الشيخ حارث الضاري -رحمه الله- مع آية الله تسخيري، القيادي الإيراني المعروف، وقد صارحه الشيخ بكل شجاعة، لكنه تعنت وكابر، واللقاء مسجل ومنشور.
.
2- ثم التقيناه مرة ثانية أنا وأخي الشيخ الفيضي في البحرين، وحاولنا معه، ولكن دون نتيجة.
.
3- بعدها وبعد أن استشرت جرائم المليشيات بقتل أهل السنة وحرق مساجدهم، تدخل عدد من علماء السنة في لبنان، ورتبوا لقاء بحضورهم بيني وبين حسن نصر الله، وكانت صدمتنا الأكبر، حيث قلت له: لمصلحة من يتم طعن المقاومة العراقية في الظهر ؟ ما معنى أنكم تقاومون المشروع الصهيو أمريكي في جنوب لبنان، وتسكتون عنه في العراق؟
فقال ضمن كلام طويل: أنا جندي وفي عنقي بيعة للولي الفقيه، هو يقول: قاوموا في #فلسطين و #لبنان فنقاوم، ويقول: لا تقاوموا في العراق وأفغا نستان فلا نقاوم، ورفض أن يتدخل كوسيط لوقف عمليات القتل وحرق المساجد، ممكن مراجعة كتاب (مساجد في وجه النار) والذي وثق إحراق م��ات المساجد بصورة مباشرة ومتعمدة.
.
سلكنا طرقا أخرى مثل بعض الحركات الإسلامية السنّية في فلسطين وغيرها، لما نعلمه من علاقات وتنسيقات ومصالح مشتركة بينهم وبين إيران، وأذكر هنا كمثال محاولتي مع الأستاذ رمضان #شلح رحمه الله.
.
ومنها أيضا أننا التقينا بالشيخ حسن #الترابي في أوج حضوره السياسي الفاعل والذي أبدى تأييدا منقطع النظير للمقاومة العراقية، وقد أخبرنا هو بأن له علاقات طيبة مع #الخامنائي، فقلت له: إن المليشيات التابعة للخامنئي تقاتل المقاومة العراقية وتدخل مدننا مع المارينز الأمريكي، فهل بإمكانكم التدخل في ذلك؟ وأذكر أني قلت له ملاطفا: طالما أنتم بهذا الجاه فهذا يحتم عليكم مسؤولية عظيمة فالإمام الشافعي يقول:
وأدّ زكاة الجاه واعلم بأنها
كمثل زكاة المال تمّ نصابها
.
ولقد كانت نتيجة كل هذه المحاولات ملء السجون بكل من يشتبه به أن له صلة بالعمل المقاوم، وتم تفعيل قانون 4 إرهاب لهذا الغرض بالذات.
.
وأما استخدام (القاعدة) ثم (دا عش) في تدمير المدن السنية وقتل علماء أهل السنة فهذه قصة طويلة، فقيادات هذه المجاميع كلها تقريبا كانت تقيم في إيران مثل مفتي القاعدة المعروف أبو حفص الموريتاني الذي اعترف أن #إيران احتضنته وكثيرا من قيادتهم عشر سنوات وأكثر، وكان مجمعهم السكني في مدينة #زاهدان، ولذلك لم تقم القاعدة ولا دا عش بعملية واحدة ضد إيران، بينما نفذت مئات العمليات في الدول العربية ومنها #السعودية ، وكل عملياتها في العراق كانت في المحافظات السنية.
.
أضع هذه المعلومات المختصرة جدا وهي مجرد نماذج أمام الرأي العام، و لأولئك المنخدعين بهذا النظام بشكل خاص
.
وعتبنا الكبير على إخواننا في البلاد العربية الذين يصرّحون ويصدرون البيانات دون علم ولا معرفة، ولم يكلفوا أنفسهم حتى مجرد السؤال من إخوانهم في #العراق ثم #سوريا ، ولا أدري كيف لفقيه أو منظّر أن يعطي لنفسه صلاحية الإفتاء في هذه القضايا المعقدة معتمدا على ما يشاع في وسائل الإعلام وغيرها، والأخطر من هذا أصحاب القرار الذين تنبني على قراراتهم تبعات ثقيلة وكوارث كبيرة، ثم تجد أن معلوماته التي استند إليها كانت معلومات سطحية، أو انطباعات شخصية!
.
محمد عياش الكبيسي
Sahasında şaheser olan Ömer Nasuhi Bilmen hazretlerinin Hukuk-i İslamiye Ve İstılahat-ı Fıkhiye Kamusu maalesef günümüze kadar hak ettiği şekilde tahkikli bir baskısı yapılmamıştı.
Ravza Yayınları ilk kez bu muhteşem eserin tahkikli baskısını yayınlamaya başladı.
📢 Uzun zamandır @yasirbeyatli Hocamızın öncülüğünde geniş bir ekiple üzerinde çalıştığımız klasiklerden olan Ömer Nasuhi Bilmen’in Hukuk-ı İslamiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu’nun ilk cildi @ravzakitapcom’dan basıldı. Diğer ciltler peyderpey basılacak inşallah. Hayırlı olsun
Fatih dersiamlarımızdan Ömer Nasuhi Bilmen’in eşsiz eseri
Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kamusu,
ilk kez tahkikli ve tahricli olarak yeniden hazırlandı.
Australian Citizen Detained by Israeli Forces
Abubakir Rafiq was taken into custody following the Israeli forces’ unlawful seizure of the vessel Spectre.
We call on the Australian government to urgently intervene and demand his immediate release.
Sevgili Bekir Develi, “korkuyor musunuz? diye soranlara tekbirler ve ilahilerle cevap verdi…
Allah yâr ve yardımcınız olsun.
İnsanlığın haysiyetini kurtardınız…
Şimdiden zafere ulaştı Sumud!
Benim Gündemim Sumud
#MyAgendaSumud#FreePalestine
Kıymetli kardeşlerim!
Düşmanınız sadece bir dili anlıyor, o da
Cihad dili, Silah dili.
Gerçekten konuşulan binlerce kelimenin tepelerine atılan bir füze kadar tesiri yok.
Abdülaziz er-Rantîsî
FSM Yazma Eserler Merkezinin akademik hakemli dergisi Yazmabilim yayın hayatına başlamıştır. Mart ve Eylül aylarında yayımlanacak dergimizin ilk sayısı Eylül ayında okuyucu ile buluşacak. Mart ayındaki ikinci sayı için yazı kabulüne başladık.
Prof. Dr. Fuat Sezgin ve Dr. Ursula Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi Yazma Eser Koleksiyonundaki yazma ve Osmanlıca nadir matbu eserlerin tamamı dijitalleştirildi. Kataloğu da hazırlanan koleksiyonun tamamı, Fuat Sezgin’in vefat yıldönümü olan 30 Haziran 2025 Pazartesi günü saat 15.00’te Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığımızın resmi sayfası https://t.co/GyPiIHHEsK adresinden erişime açılacak.
📚 İSM'den Lisansüstü Öğrencilere Yepyeni Bir Hizmet: İhtisas Programı
🗒️ 2+1 Yıllık Özel Bir Program
📖 Alan Odaklı İhtisas Çalışma Grupları
✍️ Seçkin Akademik Kadro
🏠 Ücretsiz Konaklama
🤝 12 Ay Yüksek Burs
Ayrıntılı Bilgi ve Başvuru:
https://t.co/1FNDju7Bxb