"Terörsüz Türkiye" sürecinin faturası gençlik hareketine kesilemez: Demokratik haklarımızı hedef alan yasaklara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz!
İçişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde “Terörsüz Türkiye sürecinde toplumsal huzuru sağlama” gerekçesiyle ‘Üniversitelerde Güvenlik Tedbirleri’ adlı bir genelge yayımladı.
Sürecin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılması dahi AKP’nin demokrasi ve özgürlükler sorununa yaklaşımının değişmediğini, toplumsal ve siyasal mücadeleleri hâlâ “terör” parantezinde ele aldığını göstermektedir.
Devlet Bahçeli’nin Türkgün gazetesindeki açıklamasında sürecin “radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi”ni kapsadığını ifade etmesi de bu yaklaşımın sınırlı olmadığını göstermektedir. Mücadeleci dinamiğin her biçiminin tasfiye saldırısının hedefi haline getirildiği bu tabloda, İçişleri Bakanlığının genelgesi öğrenci hareketinin ve üniversite öğrencilerinin hak temelli çalışmalarının da “terör” parantezine alınarak ezilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Ortada gerçek anlamda bir barış, çözüm ya da demokratikleşme programı bulunmamaktadır. Türkiye, Suriye ve Irak’ta paralel ve eşgüdümlü ilerleyen süreç; bölgedeki mücadeleci dinamikleri asimile ederek mevcut devlet yapılarıyla bütünleştirmeyi, merkezî devlet otoritelerini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bölgedeki bu yeniden yapılanmanın ABD’nin çıkarları ve bölgesel güç dengeleri ekseninde şekillendiği de göz ardı edilemez.
Hedefte yine öğrenci hareketi var!
Genelgeyle birlikte öğrencilerin başta nitelikli ve parasız yemek, barınma, ulaşım talepleri için yapacağı hak temelli eylemler, kulüp çalışmaları, kültür ve dayanışma etkinlikleri gibi tüm faaliyetler hedefe konulmaktadır. Genelgede yer alan ‘istihbarat faaliyetlerine ağırlık verilmesi’ ifadesi ise öğrencilerin ve akademisyenlerin fişlenmesinin önünü açacak uygulamalardır.
19 Mart’tan bu yana gerçekleşen demokratik eylemlerde polis şiddetinin kamuoyuna yansıyacak şekilde gözle görülür hale gelmesi yetmiyormuş gibi üniversitelerin ‘özel güvenlik birimlerinin’ yetkilerini artıracak talimatlarda bulunulması önümüzdeki dönemde iktidarın gençlik kesimlerine uygulayacağı ‘tarife’nin habercisi niteliğindedir.
Akademiye “Terörsüz Türkiye” talimatı...
Öte yandan YÖK’ün üniversitelerin yeni eğitim-öğretim yılının ilk derslerinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin işlenmesini ve bu konuda panel, konferans, çalıştay gibi etkinliklerin düzenlenmesini istemesi, akademinin KHK’lerle içinin boşaltılarak neyin hedeflendiğini açıkça ortaya koymuştur.
Halkın cebinden çıkan vergilerle finanse edilen ve sınırsız imkanlarla şımartılan faşist ve dini oluşumlara karşı tek bir maddenin yer almamasına şaşırmıyoruz. AKP iktidarının devrimci gençliği tasfiye ederek kampüslerde istediği gibi at koşturmak peşinde olduğunun farkındayız.
Baskılarınız, yasaklarınız ve fişlemeleriniz gençlik hareketini durduramayacak! Üniversiteleri sermayenin, iktidarın ve gericiliğin arka bahçesine çevirmek isteyenlere karşı sözümüz açık: Demokratik ülke, demokratik üniversite mücadelemizi büyütecek; eşitlik ve özgürlük yürüyüşümüzü kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Her şeyi kendimizden bekleriz: Bize dayatılan yoksulluk ve yasaklara karşı kurtuluş kendi ellerimizdedir. Tüm gençleri kavgamıza omuz vermeye davet ediyor, AKP faşizmine karşı mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz!
Devrimci Gençlik Dernekleri
NATO zirvesi öncesinde tutuklanan dernek üyelerimiz Sait Çetin ve Muratcan Kaya için sıra arkadaşları Mimar Sinan Üniversitesi mezuniyet töreninde destek pankartı açtı!
Sait'i, Murat'ı ve tüm NATO tutuklusu arkadaşlarımızı alacağız!
Bağımsızlık yürüyüşümüze hep birlikte devam edeceğiz!
🚩 NATO ve şürekasına boyun eğmediği için Ankara’da tutuklanan arkadaşlarımızdan biri bugün görülen duruşmada tahliye edildi!
⚡️ İşimiz daha bitmedi: Üçü, beşi değil tutuklanan tüm arkadaşlarımızı alacağız.
🚩 Kimseyi geride bırakmak yok!
🚩 Yaşamak bu değil, biliyoruz. Başını eğme, öfkeni diri tut.
⚡️ Yarın bugünden daha güçlü olacağız: 4 Ekim’de Olağanüstü Kurultay’da bir aradayız.
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
🚩 Derneğimiz 2. OLAĞANÜSTÜ KURULTAY'ına çağrı:
Devrimci Gençlik Dernekleri, Türkiye’de artan siyasal baskıların bir yansıması olarak geniş gençlik kesimlerinin siyaset yapma ile örgütlenme haklarına yönelik saldırılar karşısında çözüm üretme; gençliği bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde siyasal bir güç haline getirme hedefiyle olağanüstü kurultayını toplama kararı almıştır.
Saray rejiminin ABD emperyalizmi ile uyumlu bir biçimde hareket ettiği, ülkeyi bölgesel krizlerin içinde felakete sürüklediği kritik günlerden geçiyoruz. İktidar, emperyalist odaklarla iş birliğini güçlendirip “meşruiyet” ararken memleket sathında ise en ufak itiraza dahi tahammül göstermemektedir.
Geçtiğimiz temmuz ayında Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi öncesi Batı emperyalizminin temsilcilerinin en iyi şekilde ağırlanması için ülke çapında yüzlerce yurttaş evleri basılarak gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Bu süreçte Devrimci Gençlik Dernekleri’nden de 100’ün üzerinde arkadaşımız gözaltına alınmış, 54’ü ise tutuklanmıştır.
AKP iktidarı; dik duran ve geniş muhalefet hareketi içinde öne çıkan her türlü örgütlenmeyi hedef alarak halkın itiraz refleksini ve enerjisini yok etmek istiyor. İktidar ülke içinde meşruiyet değil, kontrol hedefliyor. Bu kontrolü de hizmet ettiği emperyalistler ile patronlar için kullanıyor. AKP, Türkiye’yi bitmek bilmeyen bir savaş, baskı ve yoksulluk girdabı içinde yönetiyor.
Bu saldırılar hepimize yöneliktir. ABD dünyanın jandarması kalabilsin, zenginler bizim yoksulluğumuz pahasına devasa servetler biriktirebilsin diye etrafımız polis ve yargı baskısıyla, tarikat ve cemaat ağlarıyla, bin çeşit faşist örgütlenme ile çeteyle çevrili.
Hem tarihten öğrendik hem de bizzat yaşadık ve gördük ki gençlik güçlüdür. Amerikan postalına da iktidar baskısına da boyun eğmez; sokağa çıkar, hakkını savunur, özgürlüğü için mücadele eder. Bugün mesele gençliğin öfkesini ve gücünü bir araya getirebilmektir. Gençliğin düşmanları güçlerini bizlerin dağınık ve tek başımıza olmamızdan alıyorlar. Bu yüzden yalnız olmayacağız, bir araya geleceğiz.
“Bireysel kurtuluş mümkün” diye düşünen herkes bir yalana inanmaya mecbur bırakılıyor. Özgür olmak için güçlü olmak, güçlü olmak için de örgütlü olmak gerekir.
Gençliğin devrimci örgütü şimdi hakiki bir yol açıyor. Bu yolda ‘EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK İÇİN İLERİ!’ parolasıyla daha güçlü bir mücadele hattı kurmak için olağanüstü kurultayımızı toplama kararı aldık.
Ortaya koyduğumuz bu perspektif çerçevesinde;
🟥 2025 yılının sonunda düzenlenen olağanüstü kurultayda alınan kararların, ortaya konan hedeflerin ve yapılan çalışmaların değerlendirilmesi,
🟥 Derneğin geniş gençlik kesimleri ile buluşma ve siyaset yapma amacıyla önümüzdeki sürece uygun yöntem ve araçlarla yeniden organize edilmesi, hedefleriyle kurultay sürecimizi örgütleyeceğiz.
Bu vesileyle 4 Ekim 2026 tarihinde yapılması kararlaştırılan kurultayın hazırlığı için ‘Kurultay Örgütlenme Komitesi’ meydana getirilmiş ve bu hususta yetkilendirilmiştir.
Devrimci Gençlik Dernekleri savaşın, yoksulluğun, baskının olmadığı; gençliğin özgürce, insanca yaşadığı bir gelecek istiyor. Bu hedefleri doğru bulan ve gerçekleşmesini isteyen tüm gençleri öfkelerini, akıllarını ve güçlerini birleştirmeye; Devrimci Gençlik Dernekleri Kurultayı’na katılmaya davet ediyoruz.
Gençlik derneği ile güçlü; bizimle yürü, gücünü herkes görsün!
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
📍Gazi Mahallesi
Bir avuç azınlık iktidarının, saraylarından halka biçtiği bu açlık sınırındaki yaşama mecbur değiliz. Günbegün artan yoksulluk, çeteler ve cinayetler kaderimiz değil!
🚩Gelin, bu pisliklere karşı örgütlü gücümüzle direnelim. Bu pislikleri ancak devrimle temizleyebiliriz!
🚩 NATO’ya karşı durduğu için 48 arkadaşımız hâlâ tutuklu.
Ortada iddianame yok, kanıt yok, suç yok. Yalnızca hakları ve özgürlükleri için itiraz eden, ayağa kalkan gençler var.
🚩 Bu zorbalığa karşı mücadeleyi büyütecek, arkadaşlarımızı geri alacağız!
⚡️ Ankara'da düzenlenen NATO zirvesine karşı durduğu için tutuklanan arkadaşımız Sinem Kaplan, 2 aylık tutukluluk sürecinin ardından bugün tahliye edildi.
🚩 Tutuklu bulunan tüm arkadaşlarımızı alacak, emperyalizme karşı bağımsızlık yürüyüşümüzü birlikte sürdüreceğiz!
Tutsak şube başkanımız Av. Ezgi Önalan, Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesinden yazdı.
“Adliyeden sokağa çıkarsınız, direniş türküleri söylersiniz, özgürlük dersiniz, sokak dersiniz, umut dersiniz… Sizi hapse atmak için daha ne gerek?”
🚩 "Buradaki tek ‘suç’ itiraz etmek, mücadele etmek, haksızlığa sessiz kalmamak."
✉️ ABD emperyalizmine ve NATO’ya karşı durduğu için mesnetsiz iddialarla 8 Temmuz’dan bu yana tutuklu bulunan Danışma Kurulu üyemiz Berkay Ustabaş’ın mesajı var.
🚩 Özgürlük mücadelesinde bize düşen sorumluluğu alacak, hak ettiğimiz bir dünyayı birlikte kuracağız.
NATO tutuklusu tüm arkadaşlarımıza özgürlük!
Silivri'den herkese selamlar.
Bildiğiniz üzere, 5 Temmuz’da Türkiye genelinde gerçekleşen bir polis operasyonunda yüzden fazla arkadaşımızla gözaltına alınıp 8 Temmuz’da tutuklandık. Bizden öncekileri de ekleyince, şu an Türkiye'nin dört bir yanındaki hapishanelerde Devrimci Gençlik Dernekleri'ne yönelik operasyonlar sebebiyle tutuklu bulunan 50 kişiyiz.
NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmamız tesadüf değildi. Bizden önce de NATO sebebiyle yüzlerce insan tutuklanmış; AKP iktidarı emperyalizme karşı güçlü bir tepki ortaya çıkmasın diye elinden geleni yapmıştı. Fakat derneğimize yönelik özel bir durumun da altını çizmek gerekiyor. 19 Mart 2025 tarihinden itibaren yoğun baskılara maruz kalmaya başladık. Devrimci Gençlik Dernekleri özellikle son bir yıl içinde gençlik arasında kitleselleştikçe ve örgütlendiği oranda gençliği AKP karşısında bir muhalefet gücü haline getirdikçe iktidarın gözünde "rahatsız edici" bir konuma geldi. NATO Zirvesi ise iktidar açısından bizlere bir “mesaj” verme vesilesi yapıldı ve bu operasyonlar gerçekleşti. Bunlar işin siyasi boyutu, yani gerçek nedeni.
İşin “hukuki” boyutuna, yani yalanların başladığı kısma gelirsek; bize yöneltilen suçlama alışıldık "örgüt üyeliği" iddiası. Biliyorsunuz, Türkiye’de yürütülen siyasi operasyonlar genellikle "terör örgütü" suçlamasına dayanıyor. Bu iddiayı desteklemek için ortaya konan sözde deliller de suçlamalar kadar absürt oluyor. Bizim dosyamızda da basın açıklamaları, eylemler ve Devrimci Gençlik Dernekleri'nin etkinlikleri alt alta "terör faaliyeti" olarak sıralanmış. Örneğin, geçtiğimiz aylarda hakları için direnen Migros işçilerine destek eylemlerine katılmak ya da 1 Mayıs'ta yürümek emniyet tarafından "terör faaliyeti" sayılmış. Ülkemizde hak arama mücadelesi hiç eksik olmadığı, bizler de yerinde duran insanlar olmadığımız için bu kısımlar oldukça uzun tutulmuş…
Deliller "terör finansmanı" kısmında daha da tuhaf bir hal alıyor. Mesela bir gencin aylar boyunca her ayın aynı günü yaptığı aynı miktardaki kira ödemesi, bir güzellik merkezine yapılan epilasyon ödemesi, bir insanın eşine gönderdiği para, iş yerinden yatan maaş ya da iki arkadaş arasında yol parası için yapılan 20 liralık bir transfer… Bunların hepsi emniyete göre "terörü" finanse etmekmiş.
Bu noktada herkesin sorması gereken bir şey var: İki üniversite öğrencisi arasındaki 20 liralık bir para transferi gerçekte neyi gösterir? Gizli bir komployu mu, yoksa üniversitede okuyan bir gencin otobüse binebilmek için bile arkadaşının desteğine ihtiyaç duyduğunu mu? Binlerce genç her gün yemek, ulaşım, kira ve ay sonunu getirebilmek; arkadaşlarıyla ya da sevgilisiyle buluşabilmek için desteğe ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyor. Buraya kadar kimse o gençlere “Aç mısın, tok musun, nerede yaşıyorsun, mezun olunca nerede çalışacaksın?” diye sormuyor. Fakat o gençlerden biri gün gelip, ona yaşatılan yoksulluğun gerçek nedenlerini ve bunun arkasında kimlerin olduğunu fark edip, tercihini Devrimci Gençlik Dernekleri’nden yana yapmışsa emniyetinden yargısına kadar herkes o gencin hesabına gelen 20 liranın peşine düşüyor. Yoksulluğumuz sadece başımızı kaldırmaya başlayınca dikkat çekiyor.
Bu saçmalıklar silsilesinin kendi içinde bir mantığı var tabii. İktidarın niyeti göstermelik de olsa "makul" bir suçlama yöneltmek, "ikna edici" deliller sunmak ya da hukuk çerçevesinde yargılama yapmak değil. Mesele toplumsal muhalefeti ve gençlik mücadelesini baskı altına almak. Buradaki tek "suç" itiraz etmek, mücadele etmek, haksızlığa sessiz kalmamak. Bu yüzden bir yığın yalan, iftira ve saçmalık üst üste diziliyor; hukuk zannedilen şey siyasi operasyonlarda dolgu malzemesi olarak kullanılıyor.
Şimdi burada, ülkesini ve halkını sevdiği için tutuklanan genç arkadaşlarımızla yan yanayız. Farklı illerde tutuklu bulunan arkadaşlarımızdan kimileri kuyu tipinin ağır koşullarına maruz kalıyor, kimileri tek kişilik hücrelerde tutuluyor, kimileri günün 24 saatini beyaz bir ışığın altında havalandırmaya çıkarılmadan geçiriyor, kimileri tek bir yatağı paylaşıyor, kimilerine ise tutuklandığı günden beri banyo imkânı verilmiyor. Haberleri sizler de takip ediyorsunuzdur.
Fakat ruh halimiz iyi, moralimiz yüksek. Dışarıda ne yapıyorsak içeride de onu yapıyoruz. Okuyoruz, düşünüyoruz, tartışıyoruz, takip ediyoruz, üretiyoruz ve mücadele ediyoruz. Bizler sonuç olarak doğru ve güzel işler yaptığımız için tutuklandık; bağımsız ve demokratik bir Türkiye istediğimiz için buradayız. Bunun huzuru da bize ihtiyacımız olan direnme enerjisini fazlasıyla veriyor.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Evet, özgür olmak istiyoruz ama mesele Silivri’den çıkmakla bitmiyor. Milyonlarca insanın sürekli biçimde yargı sopasıyla tehdit edildiği bir ülkede hapishane duvarlarının dışında olmak özgürlük değildir. Bu durum değişmeden dışarıda da özgür olamayız.
Özgürlük için sorumluluk almak, mücadele etmek gerekir. Herkes geleceği, sevdikleri, ülkesi ve halkı için bu sorumluluğu üstlenmedikçe hak ettiğimiz dünyaya kavuşamayız. Özgürlük ya hepimiz için ya da hiçbirimiz için.
Tekrar selamlar ve sevgiler. Aklımız da kalbimiz de sizlerle.
Berkay Ustabaş
Silivri 2 No’lu Hapishanesi
🚩 Bundan 45 yıl önce Mustafa Özenç, faşist cunta tarafından idam edildi.
İdama giderken mücadeleye ve geride kalan yoldaşlarına olan inancı bugün, yolumuza pusula olmaya devam ediyor.
🚩 Özenç’e sözümüz, o büyük gün geldiğinde, zafer mutlaka bizim olacak!
🚩 Memlekette Amerikan postalı istemediği, NATO’ya secde etmediği için mesnetsiz iddialarla 8 Temmuz’da tutuklanan arkadaşlarımız hakkında hâlâ iddianame hazırlanmadı!
⚡️ İrademiz ve cüretimiz; ucuz taktiklerle, ayak oyunlarıyla dört duvar arasına hapsedilemez.
🚩 Emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesi veren gençlere özgürlük!
Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan ve şube üyemiz Av. Yunusemre Işık’ın da dahil olduğu 27 tutsağın aylık tutukluluk incelemesi yapılarak tutukluluklarının devamına karar verildi.
📍İTÜ Ayazağa Kampüsü
Mühendisliği ve teknolojiyi dünyanın dört bir yanında terör estirebilmek için dizayn eden emperyalistlere karşı halk için bilimi sonuna kadar savunacağız!
Eli kanlı emperyalistlere ve terör örgütü NATO’ya defol diedikleri için tutuklanan teknik üniversiteliler emperyalizme teslim olmayacak!
Özgürlük ve bağımsızlık #YürüyüşümüzSürüyor !
ABD'ye hizmette sınır tanımayan AKP, 7-8 Temmuz'da gerçekleşen NATO Zirvesi kapsamında yüzlerce kişiyi gözaltına aldı ve onlarcasını tutukladı. Emperyalizme karşı mücadele veren 50 arkadaşımızı geri alacağız.
🚩Bağımsızlık yürüyüşümüz kurtuluşa kadar sürecek!
🚩 Emperyalizme ve NATO’ya karşı bağımsızlık yürüyüşünü sürdürdüğü için tutuklanan Genel Sekreterimiz Zeynep Büşra Islak’ın gönderdiği mektubu paylaşıyoruz:
“Şu an Türkiye’nin dört bir yanındaki hapishanelerde, NATO subaylarına selam durmadıkları için tutuklu bulunan 54 Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi arkadaşım adına hepinize selamlarımı iletiyorum.
Bizleri hapishanelere yollayanlar “sizi ülkenizi ve halkınızı sevdiğiniz için tutukluyoruz” diyemedikleri için elbette hakkımızda akla ve mantığa sığmaz bir dolu yalan söylediler. ABD’yi, İsrail’i protesto etmemizi, direnen işçilere destek vermemizi, memleketin geleceği ve bugününde söz sahibi olmak isteyişimizi suç saydılar. Hiç fark etmez, her yalanın bir son kullanma tarihi var. Bugün içeride, yarın dışarıda bağımsızlık ve özgürlük yürüyüşümüz katlanarak sürecektir.
Sevgili arkadaşlar gençlik AKP’ye boyun eğmiyor. Gençlik ülkesinde ABD postalları istemiyor. Gençlik haklarının ve özgürlüklerinin polis ve yargı eliyle elinden alınmasını istemiyor. Gençlik adalet istiyor, bağımsızlık istiyor, özgürlük istiyor, güzel bir gelecek istiyor.
Sevgili arkadaşlar özgürlük verilen değil alınan bir şeydir, tüm bu hedefler kararlı ve güçlü bir mücadeleyi gerektiriyor.
Hakkımız olan dünyayı yaratmak için mücadele eden herkese selamlarımızı iletiyoruz. Yanınızda olamasak da kalbimiz sizlerle.”