Buradayız, sözümüzü söylemeye devam ediyoruz.
ALİKEV’in X hesabı, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.
İfade özgürlüğünün ve bilgiye erişim hakkının demokratik bir toplumun temel unsurları olduğuna inanıyoruz. Gençlerin haklarını savunmaya, eşitlikten ve özgürlükten yana sözümüzü söylemeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Mevcut Instagram hesabımızın da erişime engellenmesi ihtimaline karşı, çalışmalarımızı takip edebilmeniz ve bizimle iletişimde kalabilmeniz için X ve Instagram’da yedek hesaplarımızı açtık.
Yeni hesaplarımız:
X: @alikevorg_
Instagram: @aliismailkorkmazvakfi_org
Yeni hesaplarımızı takip etmenizi ve bu duyuruyu paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmamıza destek olmanızı bekliyoruz.
Buradayız. Dayanışmayla devam ediyoruz.
ODTÜ Ormanı’nı sermayedarlara peşkeş çeken ve üzerimize sürülen iş makineleriyle canımıza kast eden Mansur Yavaş, onursuzsun! Yapılan ekolojik yıkımı ve soygunu, trafiği iyileştirme kılıfıyla gizlemekten utanmıyorsun. Sözde muhalefet ettiğin saraydan farkın ne?
Gökçek’in teşekkür ettiği Yavaş, sermayedarların cebini doldurmaya çalışırken biz Ankara’nın ciğeri olan ODTÜ Ormanı’nın tahribatına karşı mücadelemize devam edeceğiz. Bizi, üstümüze sürdükleri iş makineleri ile yıldıramayacaklar!
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
Bu haberim nedeniyle hakkımda başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdim.
Daha önce erişim engeli getirilen bu haberim için Alpedo Dondurma ile deprem davasından tutuklu patronu benden şikâyetçi olmuş…
Bu haber belgeli ve halk sağlığını ilgilendiriyor
@kilicdarogluk Bu bayramda sizin gibi zihniyetlerin artık gözümüze görünmemesini ve siyaseti artık ilkeli, duruşu olan, ahlaklı insanlara bırakmasını temenni ediyorum.Birde akıl fikir diliyorum.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Mutlak butlan kararıyla YSK da fiilen kaldırılmıştır. Bundan sonra seçim sonuçlarına mahkemeler, iktidarın istediği doğrultuda karar vereceklerdir. Yani halkın iradesinin bir hükmü kalmamıştır. Bundan sonra herkesin diplomasından sofrasındaki ekmeğine, çocuğunun geleceğinden, yaşamının her aşamadına tek kişi karar verecektir.
“20 kilometrelik bir alan devletin ihalesiyle altın madenciliği için bir şirkete verildi. Yani gözlerine kestirdikleri dağ, tepe, kaya, toprak, orman ne varsa siyanür havuzlarında eritilerek vahşi madencilik yapılacak. Biz bağımsız bir yaşam kurmak için köyümüze dönmüştük. Ama görüyoruz ki devlet bize kaçılacak bir köy bile bırakmamaya kararlı.
Düşünebiliyor musunuz? Ordu ilinin yüzde 75’i, Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi. Bakın bu iki küçük şehir tek başlarına dünyadaki fındık üretiminin yüzde 30’unu sırtlıyor.”
“20 kilometrelik alan” ifadesi, Ordu’da Altınordu ve Gölköy ilçeleri çevresinde MAPEG tarafından altın, gümüş, bakır ve çinko araması için ihaleye açılan ve ruhsatlandırılan maden sahalarının yaklaşık büyüklüğü.
Söz verdiğim gibi bu gece Tirebolu Sekü köyünde sondajın başına direnişe geldim. Burada köylü 5-10 genç hariç kimse yok. Mesut günlerdir uykusuz soğukta bekliyor.
Karadenizli Stklar, Karadenizli Milletvekilleri neredesiniz?
Kırıntı sondajı dedikleri şey 100 metrede çalışıyor. Niyetleri çok belli.
Herkesi bir vatandaş olarak bu toprakları savunmaya TİREBOLU SEKÜ köyüne bekliyoruz! Durum çok acil!
Evvet aynen beklediğim şey oluyor.Paylaşımlar birilerini korkuttu. Sekü köylüleri dün çıktığımız yere bugün tekrar çıkmak istediler. Köyün yoluna jandarma etten duvar örmüş, orman yoluna dahi insanların geçişine müsade etmiyorlar.
Gerekçe, yol güvenli değilmiş. Çift şerit müthiş stabilize bi yol yapmışlar, bizim Avcılı yolundan çok daha güvenli. Dün görmesem inanacam.
Paylaşın, paylaştırın. Köye tüm Karadeniz milletvekilleri gelmeli. Halkı yalnız bıraktılar.
“Çatlı” filmini sadece hafta sonu 99 bin kişi izlemiş. Haftanın en çok izlenen filmi. Ancak bu filmde Çatlı ve ekibinin Bahçelievler katliamındaki failliği yok!
Bizim gücümüz yüz binlere ulaşır mı bilmiyorum ama yaptığımız Çatlı serisinin 3. konuğu, 1978’de vahşice katledilen 7 TİP’linin arkadaşı Abdurrahman Atalay.
Çatlı ve ekibinin savunmasız 7 TİP’liyi nasıl öldürdüğünü Abdurrahman abiden dinleyin… Cinayetlerin faillerinden Kırcı’nın ifadesi Abdurrahman abi şöyle ifade ediyor:
“Kapıya dayandık, açın polis dedik. Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Hepsini yere yatırdık. Ne yapacağımız konusunda talimat almak için Abdullah Çatlı'ya birini gönderdik. Abdullah Çatlı, eter ve pamuk vermiş; hepsini teker teker bayıltıp öldürelim dedi.
Dışarı çıkıp arabada bekleyen Abdullah Çatlı ile konuştum. Evde öldürmek zor olacak, ikişer ikişer götürüp öldürelim dedim. Olur dedi. İki kişiyi "Reis"in arabasına bindirip Eskişehir yoluna götürdük. Müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafasına üçer el ateş ettik. Ateş eden Abdullah Çatlı'dır, silahı kullanan...
Geri döndük. Böyle zor olacağını anlayınca, tek tek boğalım bunları dedi Abdullah Çatlı. Bir tanesini zorla boğdum; boğmada da orada olan bir askı telini ve havluyu kullanmak... Bir tanesini zorla boğdum, diğer dördünü de bu şekilde öldürmek zor olacaktı. Arkadaşları gönderdim. Sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin tamamını boşalttım. Silahı da götürüp Abdullah Çatlı'ya verdim.'”
https://t.co/fNxdt2C4LR
Laikliği savunan bir bildiriye imza attıkları için insanların ifadeye çağrılması basite indirgenecek bir hukuka aykırılık değildir. Anayasal devlet anlayışından laiklik ilkesinin çıkartılmasının yargı makamları tarafından ilan edilmesidir.
Cumhuriyetin temel niteliklerini hatırlatmak, korumak ve Anayasa’yı savunmak suç olmadığı gibi her bir yurttaşın asli görevidir.
Ekrandaki yeraltı dünyasını 'mistik' göstermek için #Alevi deyişlerine sarılanlar, tehlikeli bir algı operasyonu yürütüyor: Alevileri suçlu ama içli, illegal ama 'bilge' bir portreye hapsetmeye çalışıyorlar.
Oysa o ezgilerin hamurunda haksızlık ve haraç değil; insan-ı kâmil olma gayreti ve adalet var.
Kutsalın sesini, şiddeti ve suçu meşrulaştırmak için 'derinlikli bir ambalaj' gibi kullanmaktan vazgeçin artık!