"Sessiz ve uyumlu insanları 'iyi insan' zannetme yanılgısı... Çoğu sadece güçsüz olduğu için veya konforu bozulmasın diye ses çıkarmıyor. Bir insanın karakteri, eline güç, imkan veya alternatif geçtiğinde takındığı tavırla ölçülür. Gerisi sadece şartların getirdiği zorunlu bir kibarlık."
İnsanlar iyi davranmayı bilmiyor değiller, sizi buna layık görmüyorlar. Yoğun değiller, vakit ayırmaya değer görmüyorlar. Kararsız değiller, sizi seçmek istemiyorlar. Kafaları karışık değiller, net olamayacak kadar az değer veriyorlar. Size bunu yansıtmıyorlarsa mesele onların karakteri değil, hayatlarındaki yerinizdir. Fark edin ve yerinizi değiştirin.
Warren Buffett’a bir röportajda soruyorlar:
“Bir ev yerine 10 eviniz, iki araba yerine 10 arabanız olsaydı daha mutlu olur muydunuz?”
Cevabı net:
“Hayır. Hatta hayatımı daha karmaşık hale getirirdi.”
Sonra ekliyor:
“400 metrelik bir yatım olabilirdi. Ama o zaman onlarca kişilik mürettebatı yönetmek zorunda kalırdım. Bazıları çalardı, bazıları kavga ederdi. Ben gemi kaptanı olmak isteseydim başka bir meslek seçerdim.”
Çoğu insan zenginliği daha fazla şeye sahip olmak sanıyor.
Oysa gerçek zenginlik:
• İstemediğin şeyleri satın almak zorunda olmamak,
• İstemediğin insanlarla çalışmak zorunda olmamak,
• Zamanını istediğin gibi kullanabilmek.
Finansal özgürlüğün özü tam olarak budur.
Sizce gerçek zenginlik para miktarı mı, yoksa zamanını kontrol edebilmek mi?
(Charlie Rose, 2009)
sınanmamış imanın, sınanmamış gücün, sınanmamış ahlakın sağlaması yoktur. tevazu, ahlak, erdem, vicdan, hakkaniyet, cömertlik, eşitlik, merhamet ve adalet diyenleri iktidara, güce, makama ve paraya kavuşunca görmek lazım bir de. iddia sahipleri, iddialarından vurulur genelde.
“laiklik elden gidiyor” diye bağıran kemalistlerden de, “din elden gidiyor” diye bağıran muhafazakârlardan da, “vatan elden gidiyor” diye bağıran milliyetçilerden de çok sıkıldım ben. hiçbirinin elden gittiği yok, elden giden ömrümüz.
kadın avrupa'daki ekonomik refahtan,
hesap veren iktidar anlayışından, hukukun üstünlüğünden etkilenmiyor; çıplaklıktan etkileniyor. ne kadar çok soyunursa o kadar çok özgürleşeceğini zanneden bir kesim var bu ülkede. bağnazlığın ve ilkelliğin farklı bir boyutudur bu da.
Bir kurumda 14 yıl çalışmış bir kişinin bir günde işsiz kalabilmesi, firmanın as kadrosundayken taşeron kısmı teklif edilerek haklarını kaybedebilmesi aslında hepimize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.
Bugün sahip olduğumuz maaşın, unvanın veya iş güvencesinin sonsuza kadar süreceğinin bir garantisi yok.
Bu yüzden;
🔹 Gelirimizin bir kısmını birikime ayırmalı,
🔹 Tek maaşa bağımlı kalmamalı,
🔹 Finansal özgürlüğe giden yolda adım adım ilerlemeliyiz.
Hayat bazen hiç beklemediğimiz kararlarla karşımıza çıkabiliyor. Böyle zamanlarda insanı ayakta tutan şey ise yıllar içinde oluşturduğu birikim ve finansal güvencedir.
Kimsenin işini kaybetmesini istemem. Ancak bu yaşananlar, bugünün şartlarına güvenip yarını ihmal etmememiz gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
Birikim yapmak bir tercih değil, zor zamanlara karşı alınmış bir önlemdir.
Türkiye'nin öncü kurumlarından birinde olduğu varsayılan bu durum o kuruma hiç yakışmadı... Konser vermek yerine çalışanların yanlarında durulmalıydı...
@KeremSerindere1 Kerem bey yorumlarda sohbete gelemedim ama sadece geçen hafta videolarınızı pür dikkat dinleyerek noktasal adımlar attım. Fonlarımda bir kaç oynama yapıp hisse alımı yaptım ve sonuçç taktire şayan👏👏 emeğinize sağlık. Her daim takipteyiz😉
Güzel bir İzmir gününde. İzmirli çok sevdiğim bir kadının satırlarıyla günüm aydınlandı. @hmelisaacar kaleminize sağlık. Özellikle gençlere felsefeye yeni giriş yapanlara şiddetle tavsiye edeceğim.
• Evde yedi tane silah bulundurmak, bir ebeveynlik sorunudur.
• Psikologun uyarmasına rağmen çocuğunu destek sürecini tamamlamamak, bir ebeveynlik sorunudur.
• Sürekli saldırganlığı tetikleyen oyunlar oynamasına rağmen onu poligona götürüp atış yaptırmak, bir ebeveynlik sorunudur.
• #EgitimdeŞiddet #ebeveynliksorunu
@hmelisaacar Kimi ruhumu aydınlatıyor kimi extra keyif veriyor. Sayıları çok değil ama derinlikte hemfikir olduklarınla muhteşem olabiliyor. Yaş ilerledikçe artık gerçek dostlukların aşktan daha kıymetli olduğunu düşünmeye başladım
@hmelisaacar Dostlukla ilgili bir konu açılması muhteşem. Ben aynı anda birden fazla kişiye en yakın dost denilebileceğini düşünüyorum ve bunu yaşıyorum. Hepsiyle kurdugum derinlik farklı kendileride farklı ama hepsinden ayrı bir tat ayrı bir keyif alıyorum. Kimi psikolojime iyi geliyor,
@hmelisaacar Bu twetinizi kaçırmışım geç bir dönüş olacak ama yazmak istedim. Sizi tanıdığımdan beri gerçekten ufkum açıldı. İçimden düşünüp asla kelimelere dökemediğim şeyleri siz bir şekilde derleyip toplayıp önüme koydunuz. Birşeylerin adını bulmuş gibi hissettim. Tespitleriniz mükemmel.
Denge esastır. Doğada da böyledir, ilişkilerde de. Fazla rüzgar fırtınaya dönüşür, fazla sessizlik çürümeye. Her şeyin yerinde ve zamanında olması gerekir; ne eksik ne fazla. İnsan ilişkileri de bu ince ayarın üzerine kurulur. Sürekli veren yorulur, sürekli alan doymaz. Sürekli susan birikir, sürekli konuşan anlaşılmaz. Oysa gerçek bağ, iki tarafın da birbirini duyabildiği, alan tanıdığı ve gerektiğinde geri çekilebildiği yerde kurulur. Denge, kontrol değil; uyumdur. Zorla sağlanmaz, hissedilerek korunur. Çünkü denge bozulduğunda, en sağlam görünen şeyler bile yavaş yavaş çözülmeye başlar.