"Nur içinde yatsın" ile "Işıklar içinde uyusun" duası aynıdır. Ama bazıları "ışık" sözcüğünden hoşnutsuz oluyor.
"Nur" Arapça'dır.
"Işık" Öz Türkçe.
"Uyusun" denir, çünkü ölüm bir son değil, diriliş zamanına kadar süren bir "uyku"dur.
"Işıklar içinde uyusun" gibi duru ve tümüyle Öz Türkçe olan bir duadan kim, neden rahatsız olur?
Aslında bu tepki, kendi kültürümüze ne kadar yabancılaştığımızın en net göstergesi.
Örneğin Yunanlar "Ελαφρύ το χώμα που τον σκεπάζει" yani "Toprağı hafif olsun" olsun der. Mezarın altındaki kişinin üzerine binen toprağın ağırlığının ona eziyet vermemesi dilenir.
Aynı mantıkla Ruslar "Пусть земля будет пухом" yani "Toprak ona kuş tüyü gibi olsun" derler.
Türkler ise tam tersi "Toprağı bol olsun" derler.
Türk olmayan biri bunu kötü bir dua gibi algılar, "Toprak ona ağır gelsin, altında ezilsin" gibi algılar.
Oysa bu, eski Türk kurgan geleneğinden kalma bir duadır.
Eski Türklerde ölen kişinin mezarının üzerine herkes toprak atar, topraklar yığılarak büyük höyükler oluşturulurdu. Mezarın üstündeki toprağın bol ve yüksek olması, kişiye duyulan sevgi ve onun hatırasına verilen değerin göstergesiydi. Bu nedenle toprağı bol olsun denirdi.
Dolayısıyla "Toprağı bol olsun" aslında "Sevenin çok, hatıran ulu olsun" demek.
Özetle; dualarımız, dilimiz, deyimlerimiz bizim binlerce yıllık kimliğimiz, dünyayı ve olayları algılama biçimimizin bir yansımasıdır.
"Allah rahmet eylesin" de bizimdir, "Toprağı bol olsun" da. "Nur içinde yatsın" da bizimdir, "Işıklar içinde uyusun" da.
Bu temenniler arasında ayrım yapmak, özellikle Öz Türkçe dualara karşı gizli bir karşıtlık geliştirmek bilgisizlikten beslenen, kötü niyetli bir Türkçe düşmanlığıdır.
Allah tüm ölmüşlerimize rahmet eylesin, hepsi ışıklar içinde uyusun, geride kalanlara sabır versin.
Amin.
Çok talihsiz sözler. Yunanlar bir devletti ve onlarla savaştık. Üstelik bu savaşı kesin ve kati şekilde kazandık ve Anadolu'daki tüm hak iddialarını terk ettiler. Megali idea öldü ve bu ölüm belgesini imzaladılar. Dahası, bu ideale sahip milyonlarca Rum ülkeden gönderildi. Yunan subaylar ülkede kalmadı. Onlar için yasal bir düzenleme yapılmadı. Yunanistan savaş sonrasında Türkiye için tehlike olmaktan çıktı.
Türkiye barışı bu şartlar altında sağladı. Lozan'dan sonra Anadolu'da Venizelos'u açıkça övebilen kimse kalmamıştı. Yunan propagandası yapmak, intihardan farksızdı. Yunan işgalinin yıl dönümünde Anadolu'da torpil bile patlatamazdın. Savaşta ölen yunan subayları için tören düzenleyemezdin.
Bu şartları sağladıktan sonra ülke çıkarları için pekala barış yapabilirsin. Çözüm sürecinin bununla benzer hangi tarafı var?
Osmanlı'da Türklere 'Türk' denmiyordu, müslüman deniyordu. Türkler de Türk olduklarını bilmiyorlardı. Müslümanlardı elbette ama Şevket Süreya okuduysanız, onu da bilmiyorlardı. Kölelik, kulluk, hamallık, ırgatlık ve askerlerlik onlardaydı. Toprak ağaları, patronlar Rum ve Ermeni'ydi. Türk 7-8 sene askerlik yapar, ölmediyse köyüne döndüğünde ırgat veya hamal olmaktan başka iş yapamazdı. İstanbul'daki 'Türkler' kendilerine Türk denmesini aşağılanma sayarlardı. Aydın sınıfı Fransızca konuşur, Türkleri aşağılardı. Taa ki Namık Kemal 'Vatan yahut Silistre'yi yazana kadar. Onu da sürgün ettiler. Adam 48 yaşında sürgünde öldü. Osmanlı meclisi Rum, Ermeni, Arap, Arnavut doluydu. Hepsi kendi çıkarındaydı. Türklük bilinci ve vatan savunması fikri Harbiye'de yetişen subaylar arasında ortaya çıktı. Anadolu'da değil, Rumeli'de. Zira Anadolu'da bi şey yoktu zaten, Osmanlı sadece İstanbul'dan ibaretti aslında, bakmayın topraklarının genişliğine. İşte o subaylar İttihat Terakki'yi kurdu. Ama ölüyü diriltemediler. Ölüyü diriltmek yerine, yeni doğumu Mustafa Kemal gerçekleştirdi ve bu ülkeyi kurdu. Şimdi o günlere geri dönüş yaşanıyor. Türk, Türk olduğunu bilmiyor. Askere gidiyor, ağır vergiler altında eziliyor, kölelik yapıyor, gazisine köpek muamelesi yapılıyor. Onun kendisini temsil ettiğini düşündüğü vekiller birer birer hain çıkıyor. Çünkü bu topraklarda adam satın almak kolaydır. Paranın ucunu göster yeter. Adamın ruhu fakir çünkü. Biz satın alınamayanlarla olacağız, bir kişi bile kalsa. Çünkü Kuva bire kadar kırılmadıkça, teslim olmaz, olmayacaktır. Ben de çocuklarıma gayrimenkuller bırakmak isterdim elbette, ama sadece onurumu bırakabileceğim. Ne mutlu Türk'üm diyene.
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi
Yıllardır yeni bir kavimler göçü döneminin başladığını, Türkiye’nin geçiş coğrafyası olduğunu ve Türkiye’nin hem küresel ısınma kaynaklı kavimler göçünden hem hem Suriye’deki demografik mühendislikten en fazla etkilenen ülke olduğunu anlatıyoruz.
Kedi yavrusunun gözü 3 günde açılıyor. Aydınlarımızın gözünün açılması için 13 yıl gerekiyor. Bu güzel ülkeye yazık oluyor.
Sevgili Türk halkı, çok değil bundan 1912’de, 114 sene önce Rumeli’de 500 senelik bir vatan kaybettin. Bugün olmaz mı zannediyorsun?
735 yılında dikilen Orhun Abidelerinde Bilge Kağan “Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir?” diye seslenir.
Bundan 9 yıl sonra 744 yılında Göktürk devleti yıkılmıştır. Çok geç olmadan tehlikenin farkına varmak zorundayız. @zaferpartisi
@barisssn Tam bir manipülasyon ustasısın , hem kadro kötü yetersiz diyorsun hem bu kadroyu buraya kadar getiren hocaya yetersiz diyorsun, sorun sende değil seni konuşturanda seni akil adam sana bizim saf taraftarda