Avukatın saygınlığı, savunmanın bağımsızlığı, demokrasi ve hak arama mücadelesini ‘devletçi’ ve ‘meslekçi’ bir anlayışa sıkıştıran İstanbul Barosu yönetimdeki bu oligarşik yapıyı değiştirecek ve değişimin ‘kelebek etkisi’ni yalnızca Baro’da değil tüm ülkede kısa sürede göreceğiz.
23 yıllık AKP iktidarının yarattığı en büyük tahribatlardan birisi muhalefetin dilini de kendisine benzetmesidir. Aşağıdaki twitin de, örnek olsun Erdoğan’ın gerçek olmadığını herkesin bildiği montaj bir video ile seçim çalışması yapmasından bir farkı bulunmuyor ne yazık ki!
Baro Başkan Adayı Sayın KABOĞLU'nun akademik kimliğinin yanında;
1) Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'na başkanlık etmesi, hazırlanan 'Azınlık Raporu'
2) Türkiyeli kavramının mimarlarından olduğu
3) Yetmez ama EVETÇİ olduğu haberleri de unutulmamalıdır.
Seçimin ardından daha güncel ve yeniden okunası bir söyleşi...
Hamit Bozarslan: Türkiye Susurluk’tan çıkamıyor - İrfan Aktan https://t.co/HvjFwouFpz @artigercek aracılığıyla
Hayat ağacı yeniden yeşillenir,
toplum yeniden kucaklaşır,
ekonomi yeniden düzelir ama
kentlerin/doğanın yağması ve talanı
ve cezaevindeki dostlarımızın özgürlüğü geri gelmez.
Erdoğan en çok da bu yüzden bu seçimde kaybetmeli ve cehennemin kapıları kapatılmalıdır.
#HaydiOyVer
Siyasal hayatına Perinçek'in yanında başlamış,
Bir dönem Humeyni'den feyz almış,
Özal'a özel danışman olmuş,
Yeni Şafak'ta yazarlık yapmış,
Otokrasinin adım adım inşasına taş döşemiş bir Erdoğan hayranı söylüyor bunu.
Üstelik hep bedel ödemiş sosyalistlere.
Sensin dekor!
Arkadaşımız Hakan Bakırcıoğlu’nu, Hrant Dink Davasındaki hukuk mücadelesiyle, iyiliği ve dostluğu ile hatırlayacağız. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Cenaze töreni 4 Nisan Salı günü saat 14:00'te Kumkapı Meryem Ana Ermeni Kilisesi'nde yapılacaktır.
Çocuğun yüzündeki endişe, korku ve çaresizlik daha başka ne anlatsın Kürt meselesine ve ırkçılığa dair.
Sorsan “bu devlet size ne yaptı!”
İnanmadığım Allah hepinizin belasını versin!
Akşener başta İstanbul sermayesi ve devlet bürokrasisinin bir kısmının temsilcisi/sözcüsü sıfatıyla, “müesses nizamın” devamını AKP’siz bir AKP’de görmekte ve Kılıçdaroğlu’nu fazlaca ‘halkçı’, ‘kamucu’ ve ‘öngörülemez’ bulmaktadır.
Meselenin/çatışmanın özü budur.
Akşener daha “uyumlu” çalışabileceği seküler bir ‘Erdoğan’ı (İmamoğlu ya da Yavaş) Kılıçdaroğlu’na tercih edebilir elbette.
Ama Akşener’in Kılıçdaroğlu’na yönelik itirazı yine de yalnızca ve öncelikle kişisel bir itiraz olmazdı.
“Biz Cumhuriyeti Böyle Kazandık” güzellemelerine değil, Cumhuriyeti nasıl olup da demokratik ve sosyal bir cumhuriyete dönüştüremediğimizi, kimsesizlerin kimsesi yapamadığımızı tartışmaya ihtiyacımız var.
1: Ergenekon/Balyoz kumpaslarında FETÖ’nün yanında yer alan, FETÖ ve terör örgütü kanallarında boy gösterip Türkiye’yi “soykırımcı” ilan eden,terör örgütünün "kimyasal"yalanına sarılıp insan hakları kılıfı altında ülkesine kin kusan Şebnem K. Fincancı'yı kınıyorum!Yazıklar olsun!