Uluova Çiftliği’nin A2 sütünün üzerinden üç bardak içildiği halde, kalan kısmının buzdolabında kendi kendine bağladığı kaymak. @akifhut ağabeye teşekkür ve hürmetle.
“Ayinesi iştir kişinin söze bakılmaz
Görünür kişinin rütbe-i aklı eserinde.”
Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Pencerelerden seyret, içlerine girme.”
Elinden geleni yap, gerisini Allah’a bırak ki gereksiz endişelerden kurtulasın. İman nazarıyla bakıp her işte bir kudretin hikmeti olduğunu idrak ettiğinde, olayların içinde boğulmaktan kurtulur, her şeye bir pencereden bakar gibi dışarıdan bakarsın. Omuzlarındaki yükü indirir; rıza, tevekkül ve sabırla o hikmetleri izleyerek Allah'ın razı olduğu bir kul olursun.
Evimize çocuklu misafir gelince ben hep çocuklarla vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Yalan söylemiyorlar. Dedikodu yapmıyorlar. Dünyalık konuşmuyorlar. Üstelik bana çok şey öğretiyorlar.
• Bir öğretmen
• Bir etkinlik planlayıcısı
• Bir dekoratör
• Bir çocuk psikoloğu
• Bir oyun terapisti
• Bir konuşma terapisti
• Bir ergen psikoloğu
• Bir diyetisyen & kişisel şef
• Bir çocuk hemşiresi
• Bir yaşam koçu
• Bir motivasyon konuşmacısı
• Bir çöpçatan
Kadın gördüğümüzde "vay be helal olsun. Ne kariyerli kadın" deriz.
Oysa bir anne yukarıdakilerin hepsini yapar ama kariyeri engellenmiş olarak görülür.
Annelik, kariyerlerin en üstündedir.
Her çocuk katil olma riski taşır. Hz. Adem’in iki çocuğunun anlatıldığı Mâide suresinin 27-31.ayetlerinde bu acı gerçek Kabil olarak ortaya çıkmıştır.
Tertemiz bir fıtratla doğan Kabil, peygamber olan babasının eğitiminden geçmesine rağmen kötülüğü tercih etmiş ve kardeşini öldürmüştür.
İnsan, hangi terbiyeyi görmüş olursa olsun, canavarlaşacak kadar alçalabilen, Allah’ın dostu olabilecek kadar yükselebilen bir varlıktır.
Rabbimiz çocukların rızkına kefildir. (İsrâ, 31) Fakat iyi insan olmalarını garanti etmemiştir.
Çocukların ahlaklı bir insan olmaları için çalışmak bizim görevimizdir.
Her ne kadar sonuçta Allah’ın dediği olsa da çocuklarımızı Habil adayı olarak yetiştirmeye gayret etmeliyiz.
Elbette çocuğun Habil olması kolay değildir. Çünkü insan robot değildir. Yazılımla değil, iradeyle gelişir.
İrade ise anne babanın doğru yönlendirmesi, nefis terbiyesi ve doğru bir arkadaş çevresi ile güçlenir.
Çocukların Habilleşme süreci öncelikle anne babaların sorumluluğundadır. Okula ya da başka bir kuruma tamamen havale edilmesi doğru değildir.
Elbette yardım alınmalı, kurumların, öğretmenlerin desteği ile süreç işletilmelidir fakat anne baba sürekli eğitimin bir parçası olmalıdır.
Anne babalar, evlatlarını yük olarak değil emanet olarak görmelidir. Onlarla yorulmalı, onlarla yetişmelidir.
Her çocuk emanet olduğu gibi nimettir. Habilleşen bir çocuk insanlığın tamamına can suyu gibidir. (Mâide, 32)
Her anne baba çocuklarının Müslümanca yetişmesi için önce kendini eğitmeli ve düzeltmelidir.
Ebeveynler, çocukların büyüme sürecini dikkatle takip etmeli hatta notlar almalıdır.
Belirli periyotlarla ehil insanlara danışmalı ve evlatları ile alakalı kararları buna göre vermelidir.
Anne babalar kendi zevklerinden kısmalı ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmelidir.
Çocukların sahibi Allah’tır. Anne babalar ise sadece emanetçidir. Onları, yaratan güce teslim etmek için son derece üstün bir çaba göstermelidir.
Mahşer günü hesap verirken evlatlardan da sorguya çekileceğimiz unutulmamalıdır.
Dünyevi zevkleri aşağılayan ve 3 günlük dünya diye çevresine şükür öğütleyenlerin; çılgınca lüks düşkünlüğü, şatafat içinde yaşamaları, hiç ölmeyecekmiş gibi mal mülk biriktirmeleri midemi bulandırıyor. İki yüzlü insanların söylediği hiçbir şeye inanmayın.
GÜNEŞİ ÜZERİNE DOĞDURAN ADAMIN, HAYATI YAKALAMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR!
Gece yarılarına kadar o parlayan ekranlara bakıp lüzumsuz videolar izliyor, sonra da ertesi gün öğlene kadar yorganın altında yatıyorsunuz. Sonra kalkıp "Zamanım yetmiyor, hayatta hiçbir şeye yetişemiyorum" diye sızlanıyorsunuz. Sen günü kaçırmışsın be adam, hayatı nasıl yakalayacaksın!
Bakınız, "Ben gece insanıyım, gece daha iyi çalışıyorum" lafı, modern çağın tembellerinin uydurduğu kocaman bir safsatadır! İnsan biyolojisi güneşe göre ayarlanmıştır. Tarihteki bütün büyük dehalara, büyük devlet adamlarına, alimlere bakın; hepsi güne erken başlar.
Sabahın o ilk saatleri, zihnin en berrak, havanın en temiz, dünyanın en sessiz olduğu vakittir. Sen o vakti horlayarak geçirirsen, öğlen sersemliğiyle uyandığında zihnin zaten yorgun başlar. Descartes sabahın köründe kalkar çalışırdı, Mimar Sinan o şantiyelere güneş doğmadan giderdi. Başarı, güneş doğarken ayakta olanların, o sessizliği üretime çevirenlerin hakkıdır.
Zinhar "Hafta sonu bari uyuyayım" demeyin. Bedenin bir ritmi, bir disiplini vardır. Disiplini olmayan bir zeka, pusulasız bir gemiye benzer; sürekli dolanır ama hiçbir limana varamaz. Geceyi uykuya, sabahı zihnin inşasına ayıracaksınız.
Bu gece o telefonu, o tableti yatak odasının dışında bırakın ve alarmınızı güneşin doğuşuna kurun. Sabahın o sessizliğinde uyanıp bir kahve yapın, bir kitap açın. O bir saatlik bereketin, günün geri kalan on saatinden nasıl daha kıymetli olduğunu göreceksiniz.
Prof Dr : İlber ORTAYLI