Ben üç şey sormak istiyorum ata tohumları mı daha hastalıklı yoksa endüstriyel tohumlar mı? Eğer endüstriyel tohumlar hastalıklı değilse üretilen mahsullere onlarca kez neden zehir atılıyor?
Diğer sorum sertifikasyon için neden milyonları harcayıp şirket olmak gerekiyor? Kısa bir süre önce olduğu gibi çiftçi olmak neden yetmiyor? Normal bir insanın yerine getiremeyeceği şartlar neden koşuluyor? Hastalık şüphesi varsa alıp tohumu kontrol etmek yasaklamaktan daha iyi değil mi?
Son sorum şirketlerin her tohumunu denetleniyor mu? Yoksa tekelleşecek kadar parası ve gücü olanlar sertifikalarını aldıktan sonra istediği gibi at koşturabiliyor mu?
Birde dün sertifikalı sağlıklı denilen tohumlardan üretilen tonlarca ürün 70 kat zehir içerdiği için yine sınırdan döndü
Aynı araba, iki farklı “büyü”…
Türkiye versiyonu “Büyük düşün” diye seslenip, geniş boşlukları, köpekleri ve çocuksuz, modern yalnız hayatları ön plana çıkarıyor.
Avrupa versiyonunda ise aynı araç bol çocuklu, kostümlü, gürültülü aile kalabalıklarıyla dolu, “room for everyone” diye 7 koltuk vurgusu yapıyor.
Türkiye’ye bireysel özgürlük, çocuk yapmama, “kendi hayatını yaşa” algısı pompalanırken, kendi ülkelerinde nüfusu korumak için aile ve doğurganlık pompalıyorlar.
Oysa aynı marka, aynı araç…
Amaç net:
Başkalarının nüfusunu azaltmak, kendi medeniyetini çoğaltmak.
Modern reklam, eski sihirden daha sinsi bir araç.
Mesele köpek değil; çocuklardan kurtulmak.
İtalya köye dönenlere bırakın vergiyi üste para veriyor
İtalya, nüfusu azalan kasabaları canlandırmak için en çok teşvikleri sunan ülkelerden biridir
1 Euro’luk Evler: Sicilya ve Sardinya gibi bölgelerde terk edilmiş evler 1 € gibi sembolik fiyatlarla satılıyor. Şartı ise evin belirli bir sürede (genellikle 3 yıl) restore edilmesi.
Doğrudan Hibeler: Bazı bölgeler (örneğin Calabria veya Sardinya), belirli bir nüfusun altındaki köylere taşınanlara 15.000 € ile 30.000 € arasında nakit desteği sağlıyor.
Kira Desteği: Radicondoli gibi bazı kasabalar, taşınanların kirasının %50’sini karşılıyor.
Bizde ise kraldan fazla kralcı çulsuzlar “hani bu evin vergisi “ diyor
Tekeden süt sağacaklar
Modernizm öyle kötü birşey ki; sizi köyde koyun Çobanlığı yapmaktan utandırıp, parkta gezdirdiğiniz köpeğin pisliğini elinizde poşetle toplamayı medeniyet diye size gösterir..
Rusya’da 60 milyon
Almanya’da 5 milyon
Polonya’da 966 bin
Birleşik Arap emirliklerinde 400 bin Danimarka’da 60 bin hobi bahçesi bulunuyor
Kimse bizde olduğu gibi karşı çıkmıyor
Ataköy sahilinde kamu arazisini önce özel şirkete sattılar
Daha sonra kat sayısını 3 kat artırdılar
Toplam Arazi: 200,3 Dekar (Dönüm)
Toplam Daire Sayısı: 1.913 Adet
Toplam Dükkan Sayısı: 95 Adet
Otel: 1 Dev Lüks Otel Kompleksi
Toplam Güncel Piyasa Değeri: Yaklaşık 6,5 Milyar Dolar (Yaklaşık 286 Milyar TL)
Daire fiyatları 2.5-5 milyon dolar civarında
Bugünkü 6,5 milyar dolarlık toplam değerin yaklaşık 3,5 - 4 milyar dolarlık kısmı, doğrudan bu "ekstra" katlardan ve yoğunluktan gelmektedir.
Bu parayla
Yaklaşık 1 milyon insan, İstanbul’un beton yoğunluğundan kurtulup Anadolu’da kendi enerjini üreten, toprağıyla bağ kuran bağımsız bir yaşama kavuşturulabilirdi.
6.5 milyar dolara 480 bin adet 36 metreksreden oluşan güneş enerjili tam donanımlı içinde 500 metrekare bahçesi olan hobi evi yapılabilirdi
Üreticinin sesine kulak vermek lazım:
"Büyük marketlerin fiyatların dalgalanmasında büyük etkisi var. Maliyeti 20-30₺'den satılan ürünler şu anda marketlerde 100-150₺'ye satılıyor. Bunun sebebi üreticiler değil, marketler ve aracılardır."
@ticaret
Bir bardak suda fırtına kopuyor
11 bin hobi bahçesi yaklaşık 6 bin dönüm yapıyor
İhtiyaç olmadığı halde Çukurova’nın en verimli bölgesinde yapılan 8 bin dönümlük havaalanından daha küçük
Ve gene ihtiyaç olmadığı halde 72 bin dönümlük İstanbula yapılan yeni havalimanın onda biri
Hobi bahçem yok fakat kendlne yetecek tarım yapan büyük küçük minik herkesi destekliyorum
Asıl yıkım nerede?
Hobi bahçelerini "tarım arazilerini parçalıyor" diyerek hedef alanlar, devasa projelerle on binlerce dönümü kalıcı olarak yok ediyor.
Verilerle gerçek tablo:
Ilısu Barajı: 300.000 dönüm kadim tarım toprağı su altında kaldı.
Ankara-Niğde Otoyolu: 41.000 dönüm 1. sınıf tarım arazisi asfalt altında.
Tüm Hobi Bahçeleri: Türkiye genelinde toplam kapladığı alan yaklaşık 30.000 dönüm.
Küçük bahçeleri "marjinal" diyerek suçlayan anlayış, yüz binlerce dönüm verimli arazinin betonlaşmasına "kamu yararı" diyor.
Toprağı korumak seçici bir duyarlılık olamaz.
#Tarım #ToprakKoruma #HobiBahçesi #Ilısu #AnkaraNiğdeOtoyolu
Türkiye’deki Harita Verilerinin Büyük Bölümünü Sağlayan Yerli Şirket: Başarsoft
Türkiye’de kullanılan birçok navigasyon uygulamasının arkasında yerli bir teknoloji şirketi bulunuyor. Türkiye merkezli harita ve coğrafi bilgi sistemleri şirketi Başarsoft, Türkiye’deki harita verilerinin önemli bir bölümünü üreterek global navigasyon platformlarına sağlıyor.
Şirket, başta Google Maps olmak üzere Yandex.Maps ve iGO Navigation gibi navigasyon uygulamalarına Türkiye’de kullanılan harita verilerini sağlayan firmalar arasında yer alıyor. Başarsoft, 2007 yılında Google ile yapılan anlaşma sonrasında Türkiye haritaları için servis sağlayıcısı olurken, 2013 yılında da Yandex’in Türkiye harita servis sağlayıcısı konumuna geldi.
Şirket tarafından üretilen sayısal haritalar yalnızca mobil uygulamalarda değil; navigasyon cihazları, araç takip sistemleri ve birçok kamu ile özel sektör projesinde de kullanılıyor. Günümüzde milyonlarca akıllı telefon ve navigasyon sisteminde bu verilerden faydalanılıyor.
Türkiye’de geliştirilen harita altyapıları; adres, yol, kapı numarası ve milyonlarca noktayı kapsayan veri tabanlarıyla sürekli güncellenerek navigasyon uygulamalarının daha doğru ve hızlı çalışmasına katkı sağlıyor.
Yerli teknoloji şirketlerinin bu alandaki çalışmaları, Türkiye’de harita ve navigasyon teknolojilerinin gelişmesi açısından önemli bir rol oynuyor.
@togg #togg
Vatandaşlarımızın, şirketlerimizin ve kamu kurumlarımızın “yerli navigasyon uygulaması” kullanımını yaygınlaştıracak önemli bir adım atıyoruz. 👇🏻
🧭 Harita ve Navigasyon Uygulaması Geliştirme Çağrımız kapsamında ilk projenin imzalarını atarak Milli Teknoloji tarihimize önemli bir not düştük.
🤝Başarsoft, BVB ve Togg yerli navigasyon uygulaması geliştirmek üzere güçlerini birleştiriyor.
🔸Projeyle oluşturulacak altyapı, vatandaşlarımızı günlük hayatta daha güvenli, daha hızlı ve daha akıllı bir navigasyon deneyimiyle buluşturacak. Konum tabanlı teknolojilerde rekabet gücümüzü önemli ölçüde artıracak.
🔸Mobiliteden lojistiğe, akıllı şehir uygulamalarından e-ticarete, turizmden afet ve acil durum yönetimine pek çok sektörün dijital dönüşümünü ve bu dikeylerde yeni girişimlerin ortaya çıkmasını destekleyecek.
🔸Ülkemize yeni yetkinlikler kazandıracak, yabancı navigasyon uygulamalarına başarılı bir alternatif sunarak dışa bağımlılığı azaltacak ve dijital egemenliğimizi tahkim edecek.
Şimdi iyi okuyun;
Alkollü araba kullanma cezası 25.000 TL
APP plaka cezası 140.000 TL!
Yani sen alkollü araba kullanıp, insan öldürme riski olan bir durumda 25.000 ceza öderken, arabanın plakasının harfleri kalın diye 140.000 ceza ödeyeceksin!
Allahaşkına bilen biri açıklasın
⚠️ OKUL MÜDÜRÜ İHBARDA BULUNDU: "ÇOCUKLARA ÇOCUK DAVRANIŞLARI GÖSTERMEMELERİ İÇİN UYUŞTURUCU VERİYORUZ!"
Eski bir okul müdürü, kameralar önünde, söylenmesi gereken şeyi yüksek sesle dile getirdi.
"Okullar, çocuk gibi davrandıkları gerekçesiyle 6,4 milyon çocuğu uyuşturucuya maruz bırakıyor."
"6,4 milyon çocuk DEHB ilacı kullanıyor. %83'ü erkek çocuk."
Sistemin nasıl işlediğini şöyle anlatıyor:
• Erkek çocuklarda doğal bir enerji ve merak vardır.
• 30 çocuğun bulunduğu sınıflar bunları yönetemez.
• Öğretmenler DEHB ile ilgili yönlendirmeleri başlatır.
• Ebeveynlere şöyle deniyor: "İlaç olmadan öğrenemez."
• Çocuk, itaat etmesi için uyuşturucu verilerek etkisiz hale getiriliyor.
"Okullar insan gelişimine olanak sağlayamadığı için, normal çocukluk davranışlarını kimyasal maddelerle kısıtlıyoruz."
"Teşhis oranları eyaletler arasında %300 oranında farklılık gösteriyor; bu da bunun biyolojiyle ilgili olmadığını, öznel bir kontrol olduğunu kanıtlıyor."
"Ve şimdi tüm Amerikalı çocukların %11'ine DEHB teşhisi konuluyor."
"Altı saat boyunca hareketsiz oturamayan 7 yaşında bir çocuk hasta değildir."
"Onu hareketsiz oturmaya zorlayan sistem hastalıklı."
Ben bu konuyu defalarca yazdım. Ne oldu biliyor musunuz? Hem doktorlar hem de sakin çocuk isteyen okullar ve anne babalar tarafından linçlendim.
Bu yürekli okul müdürünü kutluyorum.
Bu çocuk istismarı mı… yoksa her zamanki gibi “eğitim” mi?
Gates, RFK Jr.' ın The Real Anthony Fauci kitabından alıntı yapıyor:
"Fauci' yle beni milyonlarca çocuğu öldürdük, aşılarla milyarlar kazandık, trajediden nemalandık" diye suçluyor" dedikten sonra seyirciye
"Siz yargılayın bizi, haklı mıyız değil miyiz?" diyor.
✅Gates haklı değil, çünkü suskunluğu suçluluğun itirafı gibi. RFK Jr.'ın iddiaları abartılı mı? Belki, ama belgelerle destekli – Gates dava açsa, Hoca'nın eşeği gibi devrilirdi.
Gates'in klasik PR hamlesi: Halkı "katılımcı" gösterip, asıl soruşturmadan sıyrılmak istiyor!
Neden Haklı Değil (ve RFK Jr. Neden Kazanmış Gibi Duruyor):
▶ Dava Açmama Meselesi: Eğer iddialar "yalansa", neden mahkemeye gitmiyorlar?
Gates'in avukat ordusu (Microsoft günlerinden kalma) bir iftira davası açsa, "keşif süreci" (discovery) devreye girer – yani Gates Vakfı'nın Afrika'daki aşı denemeleri, GAVI Alliance üzerinden ilaç şirketlerine aktardığı milyarlar, Fauci' nin NIAID belgeleri masaya dökülür. Ama açmıyorlar, çünkü RFK Jr.'ın kitabı (ve Children's Health Defense vakfı) yıllardır somut verilerle dolu:
2010'larda Hindistan'da HPV aşı denemelerinde kız çocuklarında felç ve ölümler (Gates Vakfı destekli).
Afrika'da menenjit aşılarında (MenAfriVac) beklenmedik yan etkiler ve rapor edilmeyen ölümler.
Gates'in Pfizer/Moderna'yla hisse bağlantıları – pandemi sırasında aşı satışlarından Vakıf'a dolaylı milyarlar akmış.
▶ Kamuoyu Jürisi Tuzağı: Gates "Siz karar verin" diyor, ama X'te (bu tweet'in altında) tam bir isyan var: 388 cevaptan çoğu "Dava aç o zaman!", "Keşif seni bitirir", "RFK Jr. haklı, suçlusunuz" diye veryansın ediyor. Halk jürisi zaten kararını vermiş, Gates aleyhine.
RFK Jr. yıllardır bunu söylüyor: Aşı programı "kâr odaklı", yoksul ülkeler "deney alanı" yapılmış. Gates'in "çocukları kurtarıyoruz" maskesi altında, etik ihlaller yığınla.
Bize "Bilime her zaman güvenin!" dediler. itiraz etmeye kalkanı anında susturdular. Dün öyleydi, bugün de öyle.
✅ Hamile annelerin istediği mükemmel tat!”
✅ DDT reklâmı: “Benim üstüme sinek konmuyor – DDT sayesinde!”
✅“Her tablette ¼ grain eroin hidroklorür içeren sıkıştırılmış tabletler… Sadece doktor reçetesiyle, iki-üç saatte bir alınır.”
✅“Bu sihirli mineral ASBESTOS çiftlik binalarınızı korusun!”
Bu görseller bilim ve tıp tarihinin en utanç verici sayfalarından bazılarıdır. O dönemde bu maddelerin zararları ya bilinmiyordu ya da kasten gizleniyordu.
🟣Doktorların sigara tavsiye etmesi → tütün şirketlerinin 1950’lere kadar yaptırdığı sahte araştırmalar yüzünden
🟣DDT’nin bebek üstüne püskürtülmesi → 1962’de Rachel Carson’ın “Sessiz Bahar” kitabı çıkana kadar “tamamen zararsız” diye pazarlandı
🟣Eroin’in öksürük şurubu olarak satılması → afyon türevi olduğu biliniyordu ama bağımlılık yapıcı etkisi hafife alınıyordu
🟣Asbestin “sihirli mineral” diye reklam edilmesi → 1930’lardan beri kanser yaptığı biliniyordu ama şirketler 1980’lere kadar gizledi
“Bilim” dediğimiz şey asla dogmatik bir otorite değildir. Bilim, sürekli kendini düzelten, yanılabilen, çıkar grupları tarafından manipüle edilebilen bir süreçtir.
Dün “bilim” sigara içmeyi, DDT’yi, talidomidi, asbesti, trans yağları, suni tatlandırıcıları savunuyordu.
Bugün de bazı şeyler (bunların neler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz!) “bilimsel uzlaşı” diye dayatılıyor ama 20-30 yıl sonra bunlara aynı utançla bakıyor olabiliriz.
Kısacası: Güvenmek değil, sorgulamak lazım.
“Bilim” kelimesini bir din gibi kullanmak, tarihin tekerrür etmesinin en hızlı yoludur.