Hz. Musa aleyhisselam döneminde Samiri adında biri altından bir buzağı yapmıştı. Kendisi bu işlerde oldukça mahirdi. Öyle bir yöntem ve mühendislikle bu heykel üzerinde delikler ve iç mekanizmalar tasarlamıştı ki, rüzgar estiğinde buzağıdan sesler yükseliyordu. Samiri, halka bu sesin ilahi bir ses olduğunu söyleyerek onları kandırmıştı.
İşte bu adam da şu anda aynı şeyi yapıyor; aynı iddiayı Bayezid-i Bestami hazretlerini kullanarak ortaya atıyor. Kim böyle bir iddiada bulunursa, bu açıkça küfürdür. Çünkü Allah azze ve celle, hiçbir kulun, mahlukun veya sonradan yaratılmış bir varlığın içine girmez (hulûl etmez). O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; aksi bir iddia O’nu sınırlandırmak demektir.
Yahudiler, Allah'a olan ahidlerini bozdular.
Peygamberlerine olan ahidlerini bozdular.
Tarih boyunca insanlarla yaptıkları ahidlerini bozdular.
Bu kavim, Kıyamet'e kadar ahidlerini bozacaklar.
Dünya huzur içinde yaşamak istiyorsa; bu mikroptan kurtulması gerekir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:
"Hristiyanların Meryem oğlu İsa'yı övgüde aşırıya kaçtıkları gibi siz de beni aşırı övmeyin. Ben ancak bir kulum. Benim için Allah'ın kulu ve elçisi deyin."
Bu hadis-i şerif en üstün insan olan peygambere dahi ilahi bir konum atfedilemeyeceğini gösteriyor. Mürşide hulûl izafe etmek, onu Hazreti İsa'ya yapılandan daha büyük bir aşırılıkla ilahlaştırmaktır.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, direkt Hazreti İsa'yı örnek getiriyor. Çünkü onlar, hulûl iddiasında bulunuyorlardı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu örneği tüm ümmete kıyamete kadar bir uyarıdır.
"Meşayıha Zaman Geçmez" İddiası
Peygamberlere dahi zaman geçmiş, hepsi ecelleriyle bu dünyadan göçmüş birer kul iken; mürşidleri zamanın ötesinde ve Allah ile bir tutmak açık bir sapıklıktır.
İradenin ve "Ol" (Kun) emrinin tek sahibi yalnızca Allah-u Zülcelal’dir.
"İnşaallah" Ayetine Karşı Çıkan Felsefe
Kur'an-ı Kerim, Alemlerin Efendisi Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme bile "İnşaallah demeden yarın şu işi yapacağım deme" buyururken; "İnşaallah demezse kesin olur" mantığı İslam'a tamamen terstir.
Kulun dilindeki "İnşaallah" anahtarı olmadan hiçbir kapı açılmaz. Bu sinsi fikirler, Mahmud Efendi hazretlerine atılmış büyük birer yalan ve iftiradır.
Hulûl ve Şirk Tehlikesi:
Hadis-i Kutsi'nin Çarpıtılması
"Konuşan dili ben olurum..." Hadis-i Kutsi'sini haşa mürşidin içine Allah girmiş gibi (hulûl) yansıtmak batıldır.
Ehl-i Sünnet alimlerine göre bu hadis; kulun azalarının Allah’ın rızasına muvaffak kılınması, kula tevfik verilmesi demektir, kulun ilahlaşması değil.
Yanındaki Alimler Vebal Altındadır
İmanı yerlerde sürüyen bu düşüncelere "incelik" kılıfı uyduran kişinin yanında bulunan alimler, büyük bir vebal altındadır.
3-5 kuruşluk dünya menfaati için susanlar, ahiretlerini tehlikeye atmaktadır. İzzet sahibi her Müslüman bu batıla karşı durmalıdır!
“Biz tarikatların kökünü kazıyacağız.” diyenlerle beraber hareket eden bazı güruhlar var. Sapkınlıkları ve hırsları sebebiyle en büyük zararı tasavvuf ve tarikatlara veriyorlar.
İşte tam da böyle zamanlarda anlıyorsun ki; “Biz tarikatların kökünü kazıyacağız" diyen İslam düşmanları tarikatlara böyle zarar verecekmiş...
Sözlük anlamıyla hulûl; bir yere inmek, yerleşmek ve bir şeyin içine girmektir. İslami ıstılahta ise ikiye ayrılır:
Cismani (Zati) Hulûl: İlahi zatın bir bedene veya nesneye maddi olarak girdiği inancıdır.
Ruhani (Sıfati) Hulûl: İlahi ruhun veya sıfatların bir insana geçmesi, o insanın ilahi vasıflar kazanması iddiasıdır.
Bunu, "Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın" hadisiyle karıştırmamak gerekir. Kulun kendi gayretiyle nefsini terbiye edip Allah’ın razı olduğu şekilde yaşaması tamamen farklı bir şeydir; hulûl ile hiçbir alakası yoktur.
Bugün bazı sapkın şahıslar, tasavvuf kisvesi altında şeyhlerine ilahi konumlar yükleyerek hulûl inancını mürşidlerine uyarlamaktadırlar. Geçmişte Müslümanlar arasına sokulan bu bidat ve fitne, günümüzde yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır.
Bu fitneye karşı uyanık olmalıyız. Bu kişiler "Biz hulûl kelimesini kullanmıyoruz" diyerek kendilerini savunabilirler. Ancak bir kişinin kullandığı terim değil, yaptığı işin mahiyeti önemlidir. Küfür eylemi içindeki birinin "Niyetim bu değildi" demesi ne kadar geçersizse, hulûlü tarif edip adını koymamak da o kadar geçersizdir.
Yusuf Ziya Gümüşel Hocaefendi'ye yapılan iftiralar ortaya çıktığı halde neden serbest bırakılmıyor?
Sapkın feminist ideolojilerin günahını böyle bir Alim'e ödetmenin vebalini kaldıramazsınız.
#YusufZiyaHocayaAdalet
Kötüler kötülük yaparken iyiler sessiz ve seyirci kalırsa; iyiler iyi olarak kalmaz, iyilerin halkasından çıkar, kötülerle beraber helak olurlar.!
İyilerin sessizliği, kötülerin kötülüğüdür.
Kötülerin arasında iyiler değil, iyilik yapanlar kurtulacak...
#GazzeyiUnutma #BoykotaDevam
İçindeki makam ve dünya hırsı öyle bir körlük, öyle bir sarhoşluk vermiş ki kendi koltuğu uğruna hem kendisinin hem de başkalarının ahiretini mahvediyor.
Mahmud Efendi hazretlerinin ölmediğini söylüyor. Siz o gün kimi defnettiniz o zaman? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bile vefat etmişken, ayette açıkça "Sen de öleceksin, onlar da ölecek" buyrulmuşken, nasıl 'ölmedi' dersin? Üstelik bu zat, sanki o esnada oradaymış gibi bu yetkilerin verildiğine şahitlik ediyor!
Diyor ki: "Efendi Hazretleri bazı ihvanına alenen gözüküyor, onlarla görüşüyor ve bize zahiren talimat veriyor. Biz de ne talimat verirse onu yapıyoruz." Yani yarın bir gün bir pislik yapsa, suçu direkt Mahmud Efendi’ye atacak; şu anda zaten onu yapıyor.
Bir de utanmadan, 'Kalan ömrümde benden yararlanın' Haşa, Allah korusun! Yararlanamazsınız, ancak yaralanırsınız.
Taki Osmani Hocaefendi'ye, esmerliğinden ötürü laf atmıştı. Taki Osmani'nin tırnağının nuru onda yoktur!
Bunlar Bilal-i Habeşi’yi görseler ne diyeceklerdi? Fikri Efendi hazretleri için de aynısını yapıyorlar. İşte böyle helak olmuşlar; bataklığın içinde çırpındıkça batıyorlar!
Muhterem kardeşlerim,
Peşinden gidenlere avanak diyen Ehli Sünnetin yüz karası, uydurma hadislerle milleti kandırmaya çalışan kezzab, insanı şirke götüren elfazları direk ve sarahaten kullanarak ve iddia ederek Ümmeti Gazze gibi büyük cepheden çekip kendi fitnesiyle meşgûl ediyor.
Bu nedenle bu fitnebazın fitnesini söndürürken; en az günde bir paylaşım da olsa Gazze ile ilgili felaketi hatırlatalım lütfen. Böylece bu sinsi düşmanların oyunlarını da bozmuş oluruz. İnşaAllah.
İnsan ruhunun ölümden sonra bir başka bedende dünyaya döndüğünü iddia etmek Allah-u Teala'nın apaçık kitabında belirlediği doğum ölüm ve diriliş sırasına ve yaratılış hikmetine terstir.
Allah-u Teala, ölen bir insanın dünyaya geri dönme arzusunu şöyle haber verir ve bu kapıyı ebediyen kapatır. Kâfirlerin Allah-u Zülcelal’den olan taleplerini anlatıyor. Kâfirler öldükleri zaman Allah azze ve celle’ye yalvaracaklar; dünyaya tekrar geri gönderilmelerini, salih amel işleyip kurtulmak istediklerini söyleyecekler.
Allah-u Zülcelal onların hâlini şöyle haber veriyor:
“Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında der ki: ‘Rabb’im, beni dünyaya geri gönder. Ta ki terk ettiğim dünyada salih bir amel işleyeyim.’ Hayır! Bu sadece onun söylediği boş bir sözdür. Diriltilecekleri güne kadar arkalarında bir berzah, bir engel vardır.”
(Müminun; 99-100)
Allah-u Zülcelal burada kendi sünnetini, adetini ve yolunu anlatıyor. Yani ruh bu dünyadan öbür dünyaya geçtikten sonra artık bu dünyaya geri dönmesine engel vardır. Berzah vardır.
Ayette geçen “berzah” kelimesi, ruhun dünyaya dönüşünü engelleyen ilahî bir perdedir. Eğer ruh bir bedenden diğerine geçebilseydi bu engelin bir anlamı kalmazdı; ortada berzah diye bir şey olmazdı. Demek ki ölen bir kişinin, bir velinin ya da herhangi bir kimsenin ruhu başka bir kalıba girip dünyada iş göremez. Allah-u Zülcelal’in ayetinden bunu anlıyoruz.
Onlar da biliyor ki vefat eden zât, canlıları yönetmiyor. Onlar da bunu çok iyi biliyor.
Ama bir rüya uydururlar, zuhurat görürler, zulumat görürler vs. vs. bu şekilde birbirlerini idare ediyorlar.
Allah hidayet etsin. Allah-u Zülcelal sonumuzu hayır eylesin, bizi istikamet üzere bu yolu hakkıyla yürüyenlerden eylesin. Saadat-ı kiramların kıymetini hakkıyla bilenlerden eylesin.
Ne aşırı ne de hafife alan… Orta yol ki o yolda Fahr-i Kâinat’ın buyurduğu gibi: “Her işin en hayırlısı vasat olanıdır.”
Ne ifrat, ne tefrit… İkisinin arasında bir yol yürümemizi Rabb’im hepimize nasip eylesin ve bu şekilde bizim kurtuluşumuzu ihsan eylesin. Ölçülü bir şekilde, dengeli bir şekilde Allah-u Zülcelal bizi bu yolun sonuna kadar sağa sola savrulmadan yürüyenlerden ve akıbeti hayırlı olanlardan eylesin. (Âmin)
@ErdemOzveren571 Yapı Kredi Banka hesabımı sildirdim kapattım tüm kardeşlerimi sağduyu ya davet ediyorum rızkı veren Allah'tır böyle yaparsak kimse kinsenin önüne geçemez ahirette hesabımız çetin olur
@Israel_katz Kuddüsü alacağız her bütün topraklarını alacağız bizde hırsıza yem yok yalvaracak vaktiniz kalmayacak sıçan gibi deliklerde saklanacak siniz
Ey mü'min güzel kardeşlerim!
Sakın ola ki taassub batağına saplanıp o güzel insanları (velileri) ilahlaştırmayalım. Ama bir kısım katılığa düşüp, "Ölüden bize ne fayda" diyerek de onları inkar da etmeyelim.
Onlar; dünyada Allah ile dost olmuş, öldükten sonra da o dostluğun ışığıyla etrafa feyiz saçan nurlu kandillerdir. Kandil kendi kendine yanmaz. Biri onu yakmalı. Yanış ondadır ama gözünü açıp ışığını gören yolunu bulur.
Onları şefaatçi ve vesile bilmek, muhabbetle anmak ama rububiyeti ve uluhiyeti de sadece Allah'a vermek kurtuluşun yegane anahtarıdır. Tek kurtuluş da budur.
Allah azze ve cellenin sıfatlarını, O'na has olan sıfatları hiçbir kula iliştiremezsin. Bizim yolumuz da budur. Şüpheli, tehlikeli, riskli şeylerin hepsinden uzak olalım. Biz imanımızı ucuz bir halde bulmadık.
İmanımız bizim başımızdır, kellemizdir, ruhumuzdur, her şeyimizdir. Neden böyle bir tehlikeye atalım?
@gregoryfact Bırakın bunlara yüz vermeyi sırf etkileşim alsın diye bu tür şeyleri paylaşıyor kendinize gelin başkasını büyüteceginize kendiniz büyüyün bunlara fırsat vermeyin