#isiasortakdavamız#isiasolasıkast
Adalete Mektup
Ben 6 Şubat'ta İsias hotel enkazında kızını kaybeden bir babayım. Deprem günü sabah ulaştım Adıyaman'a. İsias'ı ararken onlarca enkaz gördüm. "Bu mu? Bu mu?" diye sorarak ilerlerken, görüp görebileceğim en kötü enkazın önünde buldum kendimi. İşte bu dediler İsias. Üzerinde devasa betonarme bir dam (o kaçak katın damı işte bu!) altında kum yığını , hiçbir boşluk, hiçbir aralık yok, tuz buz olmuş her şey, sadece kum. O zaman çıktım işte enkaza ve 6. günün sabahı son kaybımızı da çıkarttığımızda indim enkazdan.
Ne mi gördüm enkazda? Elimle parçalayabildiğim kolonları, kafam kadar dere çakıllarını, nevrülsüz uzantısı olmayan kaynaklanmış demirleri. Üç dört katın en fazla bir metreye sığacak şekilde yığılıp kaldığını gördüm. Zemin halısından anlayabiliyorduk ancak bir kattan diğer kata geçtiğimizi. Hiçbir yaşam boşluğunun kalmadığını, nasıl yattılarsa aynı şekilde kum yığınından çıkarttığımız evlatlarımızı gördüm. Ve ilk defa bir teşhis çadırı da gördüm. İşte orada da melek kızımı son kez gördüm. Ona tek söyleyebildiğim "Sen benim bu hayattaki en kıymetlimsin." Yani anlayacağınız bu vicdansızlar bizleri de gömdü orada toprağa. Her biten günde, daha da yaklaştım ölüme diye sevinir mi insan.
Neyse çok uzatmayacağım. Onlarca depremden ders çıkartmayan, aynı acıları belirli periyotlarla hep yaşayan bir ülkenin insanlarına sıradan geliyordur zaten bunlar. Dönelim enkaza. Arama kurtarma ekipleriyle birlikte, hukukçu, mühendis arkadaşlarımız da geldi yanımıza. O zaman başladı aslında hukuki mücadelemiz. Notlar, fotoğraflar, videolar numuneler... Sonrasında alanında uzman onlarca profesör ile enkazda gözlerimizle gördüklerimizi raporlarla somutlaştırdık. İsias teknik anlamda en iyi çalışılan davadır. Sonuç olarak bir binanın yıkımına neden olabilecek; beton, demir, yanlış proje, projeye uygunsuzluk, fazla yük bindirme, taşıyıcılara müdahale, zemin analizi yapmama, kaçak kat, kaçak asansör... (yani bir binanın yıkımına etkisi olabilecek ne kadar kusur varsa hepsi var bu binada) Bu suçların hepsini bir arada başka hiçbir deprem davasında bu kadar somut bulamazsın. Bu durumda bile olası kast vermeyip, çok yıl ceza almışlar gibi gösterip yatarı bir iki yıl olan başka bir ceza ile mi cezalandıracaksın ?
Bununla da kalmıyor kusurlar. Usulsüzlük ve sahtecilik var (projesi olmadan alınan ruhsat gibi). Yalan beyanlar ve saklanan başka şeyler var. En kötüsü de vicdansızlık, şeytani bir gaddarlık var. Senin otelindeki çocuklar enkazın altında kalacak, oraya gideceksin yardım çığlıklarını duyacaksın ve kılını kıpırdatmayacaksın. Otelin para kasasını sorup arayıp ayrılacaksın. Bu kişilere gerçek anlamda bir ceza kesilmesi için daha ne yapmalarını bekliyorsun.
Gelelim adalet kısmına, ben senden gerçek anlamda bir adalet beklemiyorum ki zaten. Bir baba için kızı ne demektir? Bunu her kız babası bilir. Kızın senin en büyük aşkındır; annenin, eşin esamesi okunmaz onun yanında. Bir sarılması tüm dertlerini unutturur insana. Bir de ona bir şey olursa korkusu, bu düşünmek bile istemeyeceğin hiç yaşamadığın derecede büyük bir korkudur. Ve bu kişiler bile isteye kızımı benden aldılar onu kum yığınına gömdüler. Bu durumda ne midir adalet? Verin bu kişileri bana , kızımı o kum yığınından çıkarttığım bu eller ile gömeyim onları oraya. Onun için ben senden gerçek adaleti zaten talep etmiyorum. Sadece beni vicdanımla muhasebe yapmak zorunda bırakmayın, kızımı bile isteye toprağa gömen bu vicdansızların elini kolunu sallayarak aynı pişkinlikle ortalıkta dolandığını görmesin bu gözlerim diyorum. Ve yalvarıyorum; bu ülkede adaletin olduğunu, suçların yapanların yanına kâr kalmadığını, bile isteye katliam yapanların hâk ettikleri gibi müebbet aldıklarını bize gösterin diyorum.
Kim bilir belki de dedikleri gibi çok uzaklarda değilsindir adalet, en yakın zamanda karşılaşabilmek ümidiyle. Melek Asya'nın babası
10.12.1948 İnsan Hakları Evrensel beyannamesinin birçok ülke tarafından imzalandığı gün olması dolayısıyla arkadaşlarınız yine sizleri andı. Asla unutulmayacaksınız. Yaşam hakkınızı elinizden alanlar hakkettikleri olası kast cezasını alana kadar yılmayacağız.
#isiasortakdavamız
Birgün deprem oluyor unutuluyor birgün hayvanları katlediyorlar unutuluyor, bir gün kadın cinayetleri için herkes ayaklanıyor unutuluyor. Gündem hep kaos.
Depremde yitirdiğimiz canları unutmayın #isias davası yarın görülecek.
Tagımıza destek verin lütfen👇
#isiasortakdavamız
Sen gittin saçlarıma erimiz karlar yağdı,
Mevsimlerin tadı yok baharım sende kaldı,
Ansızın gidiverdin haber bile vermedin…
Bizi sonsuz acılara boğanlar, hesap vereceğiniz gün yaklaşıyor. Misliyle ödeyeceksiniz!
#isiasortakdavamız#isiasolasıkast#sahilözberkman
Bu yaşta gelecek için dilek dileyen ve bu dileklerin gerçek olması için kollarına ipler bağlayan,gelecek için bir çok planı olan çocukların katilisiniz siz..
Siz öyle yatağınızda rahat rahat öleceğiz diye beklemeyin hiçte kolay olamayacak çünkü….
#isiasortakdavamız
Şuan siz🫵 X’de ne var ne yok diye bakınırken evladını, sevdiklerini #deprem de kaybeden insanlar burada ADALET ARIYOR⚠️
Senin evladın şuan yatağında mışıl mışıl uyurken onların yatağı boş.
Sesimize ses ol #deprem suçluları OLASI KAST İLE YARGILANSIN. #isiasortakdavamız
K*tiller bu abinin sağ yanını boş bıraktınız. Kardeşiyle geçireği güzel günleri yarım bıraktınız.Geleceğiyle ilgili planları bozdunuz.Öyle 72 kişi değil binlerce insanı #isias ‘a gömdünüz.Mezar yeri seçmeye uğraşma çünki hiç bir toprak seni kabul etmeyecek #isiasortakdavamız