Sevgili Narsistler, kimse sizin bencil, küçümseyici, ısrarcı, huzursuz, hiçbir şeyi beğenmeme, katı, despot, kontrolcü, duygusallıktan uzak, sürekli yargılayan, öz değersizliğinizi ve öz sevgisizliğinizi kendinizi çok seviyor görünerek maskeleyen, güvensiz, ilgi bağımlısı, sürekli manipülasyon yapıp karşısındakini darlayan, her zaman kendi istediklerinin olmasını isteyen, hep kendisini haklı görüp kurban bilincinde yaşayan ve telafiyi hep karşı taraftan bekleyen hallerinize hizmet etmek zorunda değil.
Her narsistin sonunu güçlü bir empat yazar. Bu klişe değil, evrendeki alma verme dengesinin tezahürüdür.
Narsist bir kuyudur, sürekli dolmak ister ama dibi deliktir. Empat ise pınardır, akmadan duramaz. Bu ikisinin buluşması tesadüf değil, manyetik bir yasadır. Narsist ışığa değil, ışığı üreten kaynağa acıkır. Empatın enerjisini emer, onun duygusal bedeninden beslenir ve bu beslenme biyokimyasaldır. Empatın kortizolü yükselir, dopamini çalınır, sinir sistemi travma döngüsüne girer. Buna trauma bonding derler.
Ama denge şaşmaz. Empat bir eşiği geçtiğinde bambaşka bir varlığa dönüşür. Psikolojide buna karanlık empat denir. Duyguyu okumaya devam eder ama artık emmez, yansıtır. Narsistin en büyük korkusu budur çünkü narsist yalnızca okunmadığı sürece güçlüdür. Empat uyandığı an ayna olur ve narsist kendi boşluğunu ilk kez net görür. O çöküşe psikanaliz narsistik yaralanma der, halk dili ise hak yerini buldu der.
Sosyolojik olarak narsist bir toplumda empat sayısı artar çünkü sistem kendi panzehirini üretir. Bireysel düzlemde de aynı yasa işler. Bir narsist anne empat bir kız büyütür, o kız büyüyüp sınır koyduğunda annenin inşa ettiği saray çatırdar.
Enayi sanılan empat, aslında terazinin ağır kefesidir. Narsist konuşur, empat susarak yazar finali.
Ülkede doğduğu andan itibaren şunları öğretmek gerekiyor çocuklara
- Görgü, nezaket
- Üslup, düzgün iletişim kurabilme
- Empati yapabilme
- Başka hayatlara saygı duyma
- Doğayı, hayvanları koruma
- Hatasını kabul edebilme, pişkin olmama