Sincik Kaymakamımız Sayın Fatih YILDIZ, Sincik Belediye Başkanımız Sayın Mehmet KORKUT ve AK Parti Sincik İlçe Başkanımız Sayın Fikret ÖKSÜZ ile Bakanlığımızda bir araya geldik.
Sincik’imizin ihtiyaçları, hemşehrilerimizin beklentileri ve ilçemizin geleceğine yönelik çalışmalar üzerine verimli istişarelerde bulunduk.
Gönül kapılarının açık olduğu her buluşma; tecrübenin, samimiyetin ve ortak aklın bereketini beraberinde getiriyor.
Ziyaretleriyle bizleri memnun eden tüm misafirlerimize teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Hicri 1448’inci yılın milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyor, yeni yılın tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Yeni hicri yılımız mübarek olsun.
İran krizi boyunca politikalarımıza köstek olmaya çalışanlar:
Siz dış politika gibi tecrübe, bilgi, birikim, omurga gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin.
Gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, birbirinizin kuyusunu kazın.
Sizin en iyi bildiğiniz iş budur…
Bugün açılışını yaptığımız Ankara Havalimanımızın, yapımı tamamlanan pist, apron, taksi yolları ve devlet konukevi binası ile bağlantı yollarının Ankara’mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Ankara Havalimanıyla başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık, havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik.
1933 yılında Gazi Mustafa Kemal’in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askerî havacılığın merkezi olan havalimanımız, yeni çehresi ve imkânları ile yeniden ayağa kalkmış oldu.
Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere 2 etap halinde planladığımız bu projeyi 8 ay gibi çok kısa bir sürede başarıyla tamamladık.
Ankara Havalimanımızı genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmî uçuşlara hazır hale getirdik.
Can Azerbaycan’ın 15 Haziran Millî Kurtuluş Günü’nü en içten dileklerimle tebrik ediyor; bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatları olduğumuz Azerbaycanlı tüm kardeşlerimize Türkiye’nin selam ve muhabbetlerini iletiyorum. 🇹🇷🇦🇿
ABD ve İran arasında varılan mutabakatı, bölgemizde sulh-u sükûnun hâkim kılınması adına önemli bir gelişme olarak görüyor, memnuniyetle karşılıyorum.
Tüm dünyanın uzun süredir ihtiyaç duyduğu bu haberin bölgemizde kalıcı huzur ve güven ortamının tesisine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum.
İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Bu neticenin alınmasında ABD ve İran liderlikleri başta olmak üzere müstesna ara buluculuk gayretleri için Pakistan’a teşekkür ediyorum.
Ayrıca Katar ve Suudi Arabistan’ın diplomatik girişimlere sağladıkları desteği takdirle karşıladığımı ifade etmek istiyorum.
Türkiye olarak bölgemizde barışın, istikrarın ve huzurun tesisine yönelik her türlü çabayı desteklemeye, diplomasi ve uluslararası hukuk temelinde kalıcı çözümlere katkı sunmaya devam edeceğiz.
Değişen Küresel Sistemde Oyun Kurucu Türkiye !
Küresel siyasetin ezberleri bozulurken, yerleşik güç dengeleri kökünden sarsılırken; Türkiye artık uluslararası sistemin dayatmaları karşısında pozisyon alan değil; kendi milli stratejisini dünyaya kabul ettiren oyun kurucu konumundadır.
Geçmişte başkalarının çizdiği sınırların, önümüze koyduğu hazır gündemlerin peşinden sürüklenen o pasif dönemler tamamen geride kalmıştır.
Bugün, Sayın Cumhurbaşkanımızın ufuk açıcı vizyonu ve tavizsiz liderliği sayesinde; Türkiye bölgesel ve küresel denklemlerde ağırlığı hissedilen bir merkeze dönüşmüştür.
Özellikle geliştirilen yerli ve milli sistemlerle savunma sanayiinde yakaladığımız başarı, ordumuzun operasyonel kabiliyetini artırmanın çok ötesine geçmiş, proaktif dış politikamızın en büyük stratejik kalkanı haline gelmiştir.
Bu doğrultuda; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde attığımız her cesur adım, bağımlılık prangalarını birer birer parçalamıştır.
Artık gündemi dışarıda belirlenen ve üzerinde oyun oynanan eski Türkiye yerine dünyanın gündemini belirleyen yeni ve güçlü bir Türkiye var.
Ancak dışarıda ne kadar güçlü olursak olalım, bu gücün sürdürülebilirliği milli bütünlüğümüzün sağlamlığına bağlıdır.
Bu nedenle kararlılıkla yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci, stratejik bir devlet projesidir. Sürecin başarıya ulaşması, içeride birliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirirken, dış politikadaki etki alanımızı ve hareket kabiliyetimizi de önemli ölçüde artıracaktır.
“Türkiye Yüzyılı” vizyonunun temelinde işte bu bütüncül yaklaşım bulunmaktadır. Kendi teknolojisini geliştiren, kendi güvenliğini sağlayan, iç cephesini tahkim etmiş ve kararlarını bağımsız şekilde alabilen bir Türkiye; yalnızca bölgesel barış ve istikrara katkı sunmakla kalmayacak; küresel ölçekte de etkisini artırmaya devam edecektir.
2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planımızın hazırlanmasında emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Planımızın ülkemize, milletimize, sektörlerimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Eylem planımız “Fark Et”, “İstifade Et”, “Üret” ve “Yönet” olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi.
Eylem planımız doğrultusunda Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı’nı başlatacağız.
81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz.
10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.
Sağlık, tarım, savunma ve e-ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız.
2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız.
Kamu yatırım programlarımızdan yapay zekâ projelerine en az %2 pay ayıracağız.
Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkânı sunan yapay zekâ büyüme bölgeleri kuracağız.
Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz.
İstanbul’u yapay zekâ alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız.
Lalahan’da faaliyet gösteren Eyüp Sabri Tuncerer’e ait fabrikayı ziyaret ederek yöneticilerimiz ve emekçi kardeşlerimizle bir araya geldik.
Üretimin nabzını sahada tutan, alın teriyle ülkemizin kalkınmasına katkı sunan çalışanlarımızla hasbihal ederek talep ve görüşlerini dinledik. Türkiye’nin gücü; emeğin, üretimin ve birlik ruhunun omuzlarında yükselmeye devam edecektir.
Misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, tüm çalışanlarımıza kolaylıklar ve bereketli kazançlar diliyorum.
Kızılay, bu milletin yüz akıdır; Kızılay, bu ülkenin övünç kaynağıdır; Kızılay, medeniyetimizin kimlik vesikası, millî ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır.
Bu yıl tamamlanan Süloğlu Barajı isale hattı yenilemesiyle Edirne il merkezine yıllık 8 milyon metreküp içme suyu temin edeceğiz.
Yatırım bedeli 3 milyar 700 milyon lira olan Aşağı İpsala Hamzadere Barajı Sulaması 2’nci Kısım Projesi’nde çalışmalarımız sürüyor.
Üçte ikisini bitirdiğimiz bu projeyi inşallah 2027 yılında hizmete açacağız.
1 milyar 200 milyon lira yatırım bedeline sahip Çömlekköy Barajı Projesi’ni ise 2028 yılında tamamlamayı planlıyoruz.
Yaklaşık 3 milyar 700 milyon liralık bir yatırım olan Çömlekköy Barajı Sulaması Projesi’nin ihalesini yaptık.
Diğer projelerle beraber toplam 6 milyar 400 milyon liralık yatırımların ihalesini tamamlamış olduk.
Şunu Edirneli kardeşlerimizin çok çok iyi bilmesini isterim:
Zengin tarihî mirasıyla, kadim kültürel birikimiyle, bereketli topraklarıyla, farklı kesimlerin huzur içinde yaşadığı hoşgörü iklimiyle, velhasıl her yönüyle göz bebeğimiz olan Edirne’ye aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz.
Millet işi gücü bıraktı, aksiyon filmi izler gibi her gün CHP’yi izliyor.
Siyasi parti değil, sanki dövüş kulübü…
Herkes bir başkasına yumruk atmanın, bir başkasına çelme takmanın peşinde.
Herkes bir ucundan tutmuş, Gazi Mustafa Kemal’in partisini oradan oraya çekiştiriyor.
Hatta bazıları çıkmış, sırf kaybettikleri koltuklarını korumak için topyekûn ayaklanmadan bahsediyor.
Hırsları boylarını aşan bu şahsiyetlere sormak lazım:
Hayırdır? Siz milletvekili misiniz, yoksa militan mısınız?
Ne zamandan beri anarşi, muhalefetin politika aracı haline geldi?
Ne zamandan beri sokakları karıştırmak siyaset oldu, hak arama oldu?
Kimse kusura bakmasın, hangi bahaneyle olursa olsun bu aziz milletin huzuruna kastedilmesine biz müsaade etmeyiz.