Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
TBMM'nin yeni yasama yılı açılışını Silivri Cezaevi'nde karşılayan Seçilmiş Hatay Milletvekilimiz Can Atalay'ın depremzede halkımıza karşı görevini yapması Saray Rejimi tarafından engellenmektedir.
Ortada hiçbir hukuki tartışma kalmamış, Anayasa Mahkemesi üç defa hak ihlalini ifade etmiştir. Meclis yargı darbesiyle iradesinin hiçe sayılmasına karşı direnmeli, Can Atalay'ın kaydı yeniden kütüğe işlenmelidir.
Halkın iradesi, Saray'ın idaresinin üzerindedir!
Sevgili Şişlililer;
Şişli'nin alın teriyle yaşayan emekçileri, yoksulluğa mahkûm edilenleri, eşitlik ve özgürlük isteyen gençleri, hakları yok sayılan kadınları için Cumhuriyet Halk Partisi Şişli İlçe Başkan adaylığımı açıklıyorum.
Birlikte Kazanacağız, Mutlaka Kazanacağız!
Barış Yarkadaş hep böyleydi. 2009 yılında yaptığım haber.
* Yarkadaş sahibi olduğu gazetede yolsuzluktan tutuklanan AKP'li başkanı aklamak için ısmarlama haber yapıyor.
* Hem de 12 bin gazete karşılığı.
https://t.co/rrYR7xCSE4
2024’te CHP’ye geçen Tuzla Belediyesi’nin önceki dönem başkanlığını yapan AKP’li Şadi Yazıcı’nın, vakıf üzerinden 1.2 milyar TL vurgun yaptığı ileri sürülüyor.
İşin garibi mevcut belediye yönetimi bu durum karşısında sessiz.
Detaylar
👇🏻👇🏻👇🏻
https://t.co/NF5GXlzjca
Bir Murat Kurum Distopyası;
#Fikirtepe ’de 30 bin yurttaş yaklaşık 20 yıldır mağdur.
3 mahalle, mahalle değil şantiye durumunda, yurttaşın sağlıklı yaşam koşulları asla yok.
E-5’ten gördüğümüz, yapılar planlanan projenin %40’ı bile değil.
#Kadıköy ‘ün kuzey sınırlarını, #deprem korkusunu fırsat bilip, “kentsel dönüm” bahanesiyle, korkunç bir beton ormanına esir ettiler.
İBB CHP Meclis Üyesi Barış Antik:
"Söğütlüçeşme'de TCDD'ye ait 30 bin m2'lik alanı imara açtılar. Burası Hasanpaşa Mahallesi'nin deprem toplanma alanıydı.
İstanbul'da 16 milyon m2 askeri alan imara açıldı. Bu alan İstanbul'un 8 ilçesinden daha büyük."
Canımız, Berkin’imiz…
Seni asla unutmayacağız, unutturmayacağız.
Koşturduğun sokaklarda, meydanlarda, her yerde ismini haykırmaya devam edeceğiz.
Sevgi ve özlemle.
Günümüzde siyasal ve toplumsal yaşamı iki çizgi bölüyor. Otoriterlik ya da özgürlük. Arada bir yer ve yol yok. Gezi’nin 12 yıl öncesinden bize söylediği, özgürlük yolunu yürümektir.
@BirGun_Gazetesi için yazdım...
Gezi yakın siyasi tarihimizin en güçlü politik itirazı ve demokrasiyi seçimden seçime oy kullanmaktan ibaret zannedenlere karşı halkın haklı ve meşru demokrasi mücadelesinin simgesidir.
Gezi Direnişi, Türkiye’nin dört bir yanında halkın farklılıklarıyla bir araya gelerek ortak kamusal çıkarlar doğrultusunda sesini duyurduğu tarihsel bir eşik olmuştur. Kentin doğasına, ortak yaşam alanlarına ve demokratik değerlere yönelen müdahalelere karşı milyonlarca yurttaş, anayasal haklarına dayanarak barışçıl biçimde itiraz etmiş; bu süreçte dayanışma kültürü güçlenmiş, farklı toplumsal kesimlerin ortak talepleri görünür hale gelmiştir.
Gezi, yalnızca bir çevre duyarlılığı değil, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılma iradesinin, yani katılımcı demokrasinin sahaya yansımasıdır. Aynı zamanda, siyasal temsiliyetin yetersiz kaldığı, yönetime meşruiyet temin eden mekanizmaların işlemediği durumda halkın meşru direnme hakkını kullanmasının barışçıl ve toplumsal bir örneğidir.
Gezi Direnişi’nin 12. yılında, bu tarihsel sürecin parçası olan ve halen özgürlüklerinden mahrum bırakılan yurttaşlarımızın durumu, demokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Başta Silivri Cezaevi’nde tutulan meslektaşımız Av. Can Atalay olmak üzere, tüm Gezi mahpuslarının derhal serbest bırakılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Gezi, bugünlere ışık tutan bu toprakların en etkili demokratik halk hareketlerindendir.
12 yıl önce bir avuç insanın bir parka sahip çıkmasıyla başlayan Gezi Direnişi, kısa sürede milyonların ortak vicdanı haline geldi. O günlerde Taksim’de yükselen itiraz, sadece bir parkı değil, müşterek geleceğimizi, özgürlük ve eşitlik arzumuzu savunmanın sembolüydü. Ağaçlara sarılanlar, çadırlarda direnenler, susturulmak istenen bir halkın sesi oldular. O direniş, topyekûn bir baskıya karşı vicdanın ve dayanışmanın gücünü gösterdi.
Gezi, Türkiye tarihinin en geniş katılımlı toplumsal buluşmalarından biri oldu.
Ulusalcılarla Kürt demokratların, laik çevrelerle antikapitalist Müslümanların, sosyalistlerin, feministlerin ve çevrecilerin yan yana durduğu o günler, toplumsal muhalefetin çoğulcu, barışçıl ve eşitlikçi bir çizgide nasıl buluşabileceğini gösterdi. O direniş sadece geçmişe ait değil; “Çapulcuların Çocukları Büyüdü” pankartlarında, meydanlarda duran insan eylemlerinde, günümüzün demokratik taleplerinde yaşamaya devam ediyor.
Geçen yıllar içinde iktidarın baskısı büyüdü, demokrasi hedefinden uzaklaşıldı. Ancak Gezi’nin hayaleti, baskının değil umudun simgesi olarak semalarda dolaşmaya devam ediyor. Gezi’de kaybettiğimiz canlarımızın anıları, bugün hâlâ eşitlik ve özgürlük yolunda yürüyen milyonlara ışık tutuyor.
Gezi’de yitirdiklerimiz eşitlik ve özgürlük mücadelemizde yaşıyorlar.
Gezi, geçmiş değil; geleceğe yürüyenlerin ortak belleğidir.
Ortak belleğimizi, mücadelemizin simgeleşmiş hali yitirdiklerimizi unutmadık, unutturmayacağız.
Şerafettin Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara(Silivri) Cevaevi, 9-A47
Dün TBMM Başkanlığı'na 238 milletvekilinin imzasıyla sunulan dilekçe işleme konmalı, Saray tarafından depremzede Hatay halkının sesini duyurması engellenen Seçilmiş Milletvekili Can Atalay'ın TBMM kütüğüne kaydı derhal yapılmalıdır!
CHP, DEM Parti, İYİ Parti, Yeniyol ve EMEP’in desteğiyle 238 milletvekillinin ortak imzaladığı, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ın TBMM kütüğüne kaydının acilen yapılması yönünde talebimizi içeren dilekçeyi TBMM Başkanlığı’na sunduk.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil'in Genel Kurul konuşması:
Bu 1 Mayıs’ı da “Havalandırma Meydanı”nda kutlamış olduk.
Serçe arkadaşlar günün ilk ışıklarında şarkılarla, türkülerle meydanı ısıtmaya başlamıştı. Ardından karıncalar her zamanki kitlesel kortejleriyle meydanı coşkuyla doldurdular. Sonra halaylarla, horonlarla duvarları, dikenli telleri yıktık geçtik.
Dostlarım, sevdiklerim;
Bu doğum günümde buluşamadık.
Olsun, sımsıcak mesajlarınız ulaştı bana. İyi ki varsınız, hepinize çok teşekkür ederim. Elbette tekrar yan yana geleceğiz, inadına güleceğiz, inadına eğleneceğiz. Bizim inadımızla bu hayat güzelleşecek.
Bu topraklarda mücadele de umut da bitmez!
Sizleri çok seviyorum.
Yaşasın 1 Mayıs