“İstersen başarırsın” diyerek sistemsel yoksulluğu bireyselleştiren herkes, yoksulluğu yoksulun suçu gibi sunarak sermaye sahiplerine fayda sağlayan araçlardır. Kişisel gelişim kisvesi altında kamusal eşitsizliği görünmez kılanlar ahlaksız bir kapitalizmin gönüllü sözcüleridir…
Hayvanları öldürürken, onların bizim kadar acı çekmediğini düşünür, buna inanmak isteriz.
Siyasette düşmanlığın sonu da aynı noktadır. Karşı tarafı acı çekme kapasitesi olmayan, insandan aşağı bir varlık olarak görürsünüz. Çektiklerini iddia ettikleri acılar bir yalandan, abartmadan ibarettir sizin için.
İsrailliler bunu yıllardır Filistinlilere yapıyor. Ölen çocukların bile acılarını ciddiye almayı reddediyorlar.
Bizde ise iktidarın kendisine baş düşman olarak bellediği kim varsa, onlara yapılıyor aynı muamele. Suçsuz yere hapse giren, çocuğundan ayrı düşürülen, hatta bir kaza sonucu ölen insanların bile acısı gerçek bir acı değildir onlar için. Çünkü acı çekebilmek için önce tam anlamıyla bir insan olmanız, yani onlardan olmanız gerekiyor.
Ancak bütün bunlar sizi umutsuzluğa düşürmesin. Kendisinden olmayanı insan yerine koymayan bu zihniyetin sesi çok çıkıyor, ama sayıları oldukça az. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu hala bu tür hareketleri ahlâksızlık olarak gören makul insanlardan oluşuyor.
Millet eylemlerde gaz ve plastik mermi yerken. Her şeyin ortasında kendi ajandası için Beştepe'de gülerek Erdoğan ile poz veren adamın muhalif olarak anılması çok entresan ya. Demek ki herkesin bir muhalif tanımı var bu hayatta
vajinal doğum bile diyemeyen sağlık bakanlığımızın yeni yönetmeliği.benim anlamadığım şey vücut dokunulmazlığım üzerinden bakanlık nasıl tasarrufta bulunabiliyor yani benim bedenim hakkında benim rızamdan başka nasıl hak iddia edebilirler ve hakkımı kullanmamı nasıl engellerler?
Kimi zaman bir gecede 1, kimi zaman bir gecede 34 şehit verdiğimiz oldu, ameliyat masasında saatlerce hayata tutunmaya çalışan askerlerimiz vardı.
Ben hiçbir zaman bir valinin gidip kapıda sabaha kadar beklediğini, siyasi parti liderlerinin telefon yarışına girdiğini, MİT Başkanının hastaneye gittiğini, sanatçıların patır patır paylaşım yaptığını, hastaneden haber yapan gazetecinin göz yaşları içinde kaldığını görmedim, duymadım.
Meclisin çalışmaları durdurduğuna, tüm Türkiye’nin gündeminin bu olduğuna; devleti yönetenlerin, siyasilerin, sanatçıların vs vs kimsenin şehit ve gazi aileleriyle sabahı sabah ettiğine, onlarla dertlendiğine şahit olmadım.
Yine aynı cümleye geliyoruz ve bu cümlenin rezaletinden ne yapsak çıkamıyoruz;
“Türk’ün en garip olduğu yer, kendi vatanıdır.”
2 sene önce Mehmet Şimşek sanki yeni bir parti iktidara gelmiş ve yeni bir cumhurbaşkanı tarafından maliye bakanlığına atanmış gibi “Ekonomide yeniden rasyonel yönetimin tesis edileceği ve bilim dışı yaklaşımların terk edileceğini” açıklayarak kendisinden önceki, AK Parti ekonomi yönetimini açıkça akıl ve bilim dışı olmakla suçlamıştı.
Mehmet Şimşek ilk günden itibaren sabit ve dar gelirlilerin sırtına yüklediği enflasyonu düşürme programı ile fakiri daha da fakirleştirirken döviz rezervlerini artırmak için hem dolar kurunu arttırıp hem yüksek faiz ödeyerek Merkez döviz rezervlerini artırırken borç verenler de dolar bazında %25 faiz getirisi elde ettiler.
19 Mart'ta yapılan siyasi operasyonun yeni aşaması sonrasında 25 günde Merkez Bankası rezervleri 43 milyar dolar eridi. İflas riski sigorta primi CDS 250’den 370'e çıktı.
Düşman ceza hukukunun uygulanmasının sadece Merkez Bankası rezervleri üzerindeki etkisi 43 milyar dolar. Borsanın çöküşü, ekonomik küresel imaj kaybı, üretim düşüşü, sermayenin kaçışını saymıyorum. 15 sene sonra Hazine’nin 3 aylık borçlanmaya çıkmak zorunda kalması tesadüf mü?
Erdoğan dünyanın Trump etkisi sürecinde “Herkesi etkileyecek kasırga geliyor” derken Türkiye’nin bu kasırgadan çıkmasına yardımcı olacak en önemli husus olan “HUKUK DEVLETİ” yelkenini mi açacak, yoksa bu yelkeni kapalı tutmaya devam ederek ülkemizi bu kasırganın insafına terk mi edecek? Göreceğiz.
@zaferpartisi@AliSehirlioglu@muratagirel @timursoykon @aydinsule1@baristerkoglu@barispehlivan@tvOnlar@ipekkozbey@eceuner12@fatihaltayli@ismailsaymaz@cuneytozdemir@OzlemGurses@baharfeyzan@cumhuriyetgzt@gazetesozcu@nefesgazete@KararHaber@nowhaber@halktvcomtr@tele1comtr@szctelevizyonu@KRTCANLI@ankahabera
Emir kuluyum diye kendi vatandaşına eziyet edip Nünberg Mahkemelerinde “Bana verilen emirlere uydum sadece” diyenler aklına gelmiyor da bu geliyor. Artık nereden geliyorsa
Polis memurları bilmezler ama biz avukatız, biliriz. Sınırı aşan ve bir şekilde bir görüntüye takıldıkları tüm müdahaleleri için zamanı geldiğinde yargılanacaklar. O zaman ise, emri veren amirleri kendilerine yardım edemeyecek.
Gördüğümüz, duyduğumuz, denk geldiğimiz ve bildiğimiz dosyalarda bunların sonu hep ceza almakla bitti. Bizim ülkemizde normal insanlar adaletten kaçamazlar. Daha birkaç ay önce bir polis müvekkilim yıllar önce bir eylemde sıktığı plastik mermiden ötürü ceza aldı.
Zaman her şeyi biraz tutar, biraz büyütür.
hiçbir polis yerde yatan birini tekmelemedi diye veya kendi halinde yürüyen birinin kafasına vurmadı diye üstleriyle problem yaşamaz bunları yapan bundan zevk alıyordur isteyerek yapıyordur böyle emir kulluğu olmaz
@bosunatiklama Kendileri verip kendileri alıyor. Oyunda hile yapmak gibi hayatta hile yapıyorlar, bi de başarmış gibi gurur duyuyorlar. Yalan bi hayat yaşadıklarının farkında değiller sanırım.
Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Her tarikat ve her tarikatın her kolu kendi mahkemesini kuracak demektir. Bu TC yasalarının yok sayılması demektir. Bu etnik ve dini bölünmenin açıkça ilan edilmesi demektir.