Son on yılda ülkede Anadolu insanına yapılan zulümleri,
cinayetleri,
gaspları ve
tecavüzleri,
en dinsiz,
en vatan düşmanı,
en din karşıtı bir rejim dahi yapamazdı.
Bunu sözde "İslamcı" görünen,
gerçekte ise İslam'ı sömürmenin dışında hiçbir ilgisi olmayan kirli bir rejime yaptırdılar.
Mâtürîdî, "Zulmedenlere meyletmeyin" (Hud 113) âyetini tefsir ederken bir itirazı peşinen kapatır:"Âyet müşrikler hakkında inmişse de hem onlar hem de onların dışındaki zalimler hakkındadır. Zalimlere meyleden, onlara itaat eden yahut onlara sevgi besleyen herkesin bu âyetin tehdidine girmesinden korkulur. Zalimin kelime-i şehadet getiriyor olması, âyeti devre dışı bırakmaz.
(Te`vilatu`l-Kur`an)
Devlet bir zamanlar Süleyman Efendinin Kurslarına operasyonu Tayyar Altıkulaç üzerinden yapılmıştı.
Diyanetin bütün camilerinde bunların din dışı bir yapılanma olduğu anlatılmış,
kitaplar,
broşürler basılmıştı.
Şimdi benzeri bir operasyonu "hafız" olan bir bakana yaptırıyorlar.
Ne acı bir durum!
Perinçek'in ipiyle kuyuya inen İslamcı tayfa!
Canınız Cehenneme!
Süleyman Efendi Cemaati operasyonu bize şunu gösterdi:
TR devleti,
makam ve para delisi bir megolomanyağın zaaflarından faydalanarak,
onu yapacaklarına siper ederek,
dinden ve dindarlardan intikam alıyor.
Bu bakan hayatta mıydı ya!!
Aylardır uyuşturucu, fuhuş, karapara, mafya, terör operasyonları oluyor ama bunun sesi hiç çıkmıyordu.
Erdoğan onbinlerce hafız yetiştirmiş bir cemaate çökmeye karar verince, hafız ! bakanını doğrudan NTV canlı yayınına yollamış ki, akkoyunluların ! gazını alsın.
Ömer Köse
Yakup Saygılı
Kazım Aksoy
Yasin Topçu
Nazmi Ardıç
Yurt Atayun
Anadolu Atayun
Ali Fuat Yılmazer
Kadri Cemil Yiğit
Mehmet Akif Üner gibi onlarcası, yüzlercesi
UNUTMADIK.
Süleyman Efendi Hazretlerinin talebelerine yönelik bir operasyona zemin hazırlamak üzere yürütülen kamuoyu oluşturma çalışmalarına, elimden geldiğince karşı çıktım. Bunu ne o cemaate mensubiyetim ne de herhangi bir beklentim vardı diye yaptım; rahmetli babama karşı vefanın ve zalime boyun eğmeyen herkese duyduğum saygının gereği olarak yaptım.
Bugün yapılan operasyonu kınıyorum.
Bir suç iddiası varsa muhatabı bellidir: bağımsız ve tarafsız yargı, masumiyet karinesi, savunma hakkı, lekelenmeme hakkı. Ancak aylarca medya üzerinden hedef gösterilerek, bir dinî topluluğun bütün mensuplarını -öğrencisini, hocasını, yurt görevlisini, hayır sahibini- aynı töhmet altında bırakan bir dil kurularak hazırlanan bir süreç, hukukun değil linçin yöntemidir. Ceza sorumluluğu şahsîdir; kolektif suçluluk ne İslam hukukunda ne modern hukukta yeri olan bir şeydir.
Bu duruşum bir cemaate biat değil, bir ilkeye sadakattir. Bugün onların, dün başkalarının, yarın belki kendi yandaşlarının başına gelecek olan aynı yöntemdir. Nerede ve kime karşı olursa olsun, hedef gösterme, toplu damgalama ve yargısız infaz karşısında susmayı reddediyorum.
Zulüm, kime yapılırsa yapılsın zulümdür. Mazlumun mezhebi, meşrebi, cemaati sorulmaz.
Düşünün!
Bir taraftan elli binden fazla can kaybına sebep olmuş,
köyler yakmış,
askeri,
polisi,
öğretmeni işkence ile öldürmüş ve
bunların emirlerini de açıktan kendisi vermiş bir Öcalan'a karşı süt dökmüş kediye dönerken,
diğer taraftan Anadolu'nun en ücra köylerine kadar Kur'an eğitimi götürmüş bu insanlara karşı vahşi bir canavara dönüşüyorlar.